Keyifli Okumalar:)
Nazlı uyku sersemliği ile kafası oturduğu yerde gidip gelirken Bahar ağlayacak kıvama gelmişti. Nazlı nasıl olur da bu haldeyken bile rahat bir şekilde uyuklayabilirdi?
Denizin neden burada olduğuna gelirsek de kavga esnasında arkadaşlarını ayırmak isterken kendisini birden kavganın içinde bulmuştu.
Kavga evin içinde başlamış devamı evin bahçesinde ve sonu ise karakolda bitmişti.
''Pekala Bayanlar. Kavgayı kim başlattı? ''
Bahar kafasını karşısındaki polis memurunun arkasındaki masaya çevirdiğinde dövdükleri kızın diğer masada ifade verdiğini gördü. Bahar ve Deniz ses çıkarmazken Nazlı'nın hala uyuyor olması insanı şaşırtıyordu.
Polis memuru Nazlı'ya baktıktan sonra aniden masaya vurdu. Nazlı tam uykuya dalacağı sırada aniden yerinden sıçrarken karşısında sinirle ona bakan polis memurunu gördü. Nerede olduğunu kavramak için bir kaç saniye etrafına bakınmıştı.
''Hazır uyanmışken soruma siz cevap verin. Kavgayı kim başlattı?"
Nazlı hatırlamaya çalışır gibi yaptığında ''Ben değildim.'' diyerek gözlerini polise dikmişti.
''Arkanızda gördüğünüz bayan başlattı. Ben değil.''
Nazlı kendisinden emin bir şekilde arkasına yaslanırken Bahar homurdanmaktan onlara doğru gelen kişiyi fark edemiyordu. Tek istediği bir an önce eve gidip sıcak yatağıyla buluşmaktı.
''Evet. Suçladığınız bayan da kesinlikle birazdan sizi suçlayacak. Kim kazanacak bir bakalım.''
Polis memuru ağzını geve geve bir şeyler anlatırken Nazlı etrafına bakınırken gördüğü kişiyle bir anda afallamış ve kesinlikle ayılmıştı.
''Bahar!" diye seslendiğinde Bahar yerinden sıçramıştı.
Bakışlarını Nazlı'ya çevirdiğinde konuşmaya fazla tembel olduğu için sadece 'Ne var?' bakışı atmıştı.
Nazlı kafasıyla onları izleyen kişiyi gösterdiğinde Bahar bakışlarını ayakta duran takım elbiseli adama çevirmiş ve gergince olduğu yerde Nazlı'ya fısıldamıştı.
''Bu adam, sabah Muhtar'ın evinin önünde inen ve bizi izleyen adam değil mi ya? Bizi mi takip ediyor bu?!'' Bahar gözlerini adamdan çevirip onu görmemiş gibi yaparken eli ayağına dolanmıştı.
Nazlı korkuyla Bahar'a bakarken, Deniz her şeyden bir haber aralarında ne konuştuklarını merak ediyordu.
''Hazır karakoldayken onu şikayet etsek mi? ''
Bahar gözlerini devirdi. ''İfade verirken, başkasını mı ihbar edeceğiz? Dalga mı geçiyorsun ya?"
Adam onlara 'Yakaladım' bakışı atarken hızla yanlarına geldi. Nazlı ve Bahar yanlarına gelen adama kaşları çatık bir şekilde izlerken adam sadece onlara göz kırpmıştı.
''Kolay gelsin Memur Bey. Sanırım kızlarımız başınıza bela olmuş.'' dedi sempatik bir şekilde.
Bahar şaşırarak diğerlerine bakarken Nazlı'nın ağzından kocaman bir 'Hah!' sesi çıktı. Adam Nazlı'ya hiç hoş olmayan bir şekilde bakış atınca Nazlı sinirli bir şekilde Bahar'a döndü.
''Ne yapacağız?! Bizi buradan çıkarmayı planlıyor olsa gerek lakin çıktıktan sonra bizi deşmeyeceği ne malum? Polise söylemeyelim mi? Ölüp kalalım mı sokaklarda?''
Nazlı bunu fısıldayarak söylese bile Deniz duymuştu ve adama dikkatli bir şekilde bakmıştı. Adam da ne dediklerini duymuş olmalıydı ki onlara bakarak sırıtmıştı. Aslında adam sırıttığında çok tatlı olan birisiydi fakat korkudan hiçbirşeyin farkına varamayan bu kızlar ne yapacaklarını düşünmekle meşgüllerdi.
''Tamam kızlar. Çıkabilirsiniz. Fakat sizi tekrar burada görürsem nezarete atacağım.''
Adam, polis ile her ne konuştuysa kızları nezarete düşmelerinden kurtarmıştı. Kızlar nezarete girmekten kurtulmuş olsa da başlarına çok daha büyük bir bela almış gibi görünüyorlardı.
Adam, polise bir şey söylemeyi unutmuş gibi tekrar konuşmak için arkasını dönerken Bahar bunu fırsat bilerek hemen kızlara uzandı.
''Dışarı çıkar çıkmaz koşuyoruz tamam mı? Yollarımız ayrılsa bile güvenli bir yer bulana kadar kaçacağız. Bu adamın bize ne yapacağı belli olmaz.''
Deniz ve Nazlı kafalarıyla onaylarken adam, polis ile konuşmasını bitirmiş kızların dışarıya çıkmasını bekliyordu.
''Hadi kızlar." adam tekrar seslendiğinde kızlar yavaş adımlarla dışarıya doğru yürümeye başladılar.
Üçü de aynı anda kapıdan çıktıktan sonra Bahar'ın komutasını bekleyerek etrafa baktılar. Adam arkalarından geliyordu. Bir an önce kaçmaları lazımdı.
''ŞİMDİ!'' Bahar bağırdıktan sonra üçü de farklı yollara ayrılarak koşmaya başladıklarında arkalarındaki adamın küfrettiğini duydular.
Bahar kalabalıktan uzaklaşarak ıssız bir sokağa girmişti. Hayatının en kötü gününü geçiriyordu ve bu günün bir an önce bitmesi için içinden dua ediyordu. 'Hayır yani, alt tarafı sarhoşken bir hata yapmışlardı. Ne gerek vardı böyle gizemli, korkunç yollara.' diye düşünmeden edemedi genç kız.
Bahar ıssız sokakta koşmaya devam ederken en sonunda ayağındaki ayakkabının gittikçe koşmasını engellediğini fark etti. Hemen bir duvarın köşesine sindi ve ayakkabılarını eline aldı. Tam tekrar koşmaya başlayacaktı ki kolundan tutan elle yerinden sıçradı.
''Sakin ol!''
"Bırak beni yoksa çığlık atarım!"
Bahar derin bir nefes alırken peşlerinde olan adamın, onu tutan kişi olmadığını fark etti.
''İyi misin?'' Adam sorduğunda ayağını işaret etmişti.
Bahar kafasıyla gergin bir şekilde onayladıktan sonra arkasında hissettiği adım sesleriyle oraya döndü. Kendisine doğru birisinin geldiğini görmüştü. Fakat suratı karanlıktan dolayı belli olmuyordu.
Bu sırada ağzına kapatılan bez ile korkuyla gözleri iyice açılırken en son gördüğü şey ona gülümseyen kocaman yakışıklı bir surattı.
→→→→
Nazlı koşmaktan nefes nefese kalırken arkasına bakmaya korkuyordu çünkü hala arkasından gelen adım seslerini duyabiliyordu. Ne yapacağını şaşırırken gördüğü sokağa sapmadan önce çok kalabalık bir sokak olmasını diledi ama sokaktan tek bir canlı türü geçmiyordu. Bitki bile yoktu. Sırf çöp!
'Olamaz!' diye geçirdi içinden. Biraz daha ilerledikten sonra karşısına iki sokak daha çıktı. Hiç düşünmeden sağa saptığında kendisine küfretti. ''Hay benim şansıma! Çıkmaz sokak!''
Mecburen durmak zorunda kalan Nazlı adım seslerinin yavaş yavaş yaklaştığını duydu. Yapacak bir şey yoktu. Elinde ne varsa kullanacaktı. Nazlı biraz nefes aldıktan sonra ayağında koşmaktan kırılmak üzere olan ayakkabısını eline aldı ve adamın gelmesini bekledi. En azından topukluyla saldırabilirdi öyle değil mi?
En sonunda sokağın başında gözüken adam derin bir nefes alarak Nazlı'ya yaklaşmaya başladı.
''Yakalandın.'' demişti adam gülümseyerek. Belli ki o da koşmaktan yorulmuştu.
''Farkındayım.'' Nazlı her ne kadar korkmadığını göstermeye çalışsa da gerçekten korkuyordu. Sonuçta ne olursa olsun erkekler kadınlardan fiziken daha güçlüydü.
''Benden ne istiyorsun?'' Nazlı, ona doğru yaklaşan adamın adımlarına uyarak geri geri giderken sormuştu.
Adam, sokağın ortasında, gerçekten insanları etkileyecek bir şekilde kahkaha atmıştı. Fakat son söylediği sözler Nazlı'yı çileden çıkarmayı engelleyememişti.
''Seni.''
► ► ► ► ►
'Hadi ama benim ne suçum var?' diye içinden sitem etmişti Deniz.
Bahar'ın sözünü dinlemediği için bin pişmanlık yaşarken bulduğu boş sokakta bir banka oturdu ve soluklandı. Artık adam gelse de kaçamayacak vaziyetteydi.
Aniden yanına oturan kişiyle yerinden sıçrayan Deniz, yanına oturan kişiyi tanımıyordu. Bu onları karakoldan çıkaran kişi değildi.
''Sen kimsin?''
Adam derin bir nefes aldı.
''Asıl sen kimsin? Sizin yüzünüzden dinlenemiyorum bile.''
Deniz birden şaşırdı. Ne biçim adamdı bu böyle? Kendisini kovalamasına rağmen kendisini böyle nasıl azarlayabilirdi?
''Pardon?"
Adam bakışlarını Deniz'e çevirdiğinde yorgunlukla söylenmeye başladı.
''Bak. Benimle gel ki olay kapansın tamam mı? Bende böylece evime gidebilirim."
Deniz bu adamın neyden bahsettiğine dair hiçbir fikri yoktu. 'Deli midir nedir?' diye geçirdi içinden.
''Seninle falan gelmiyorum.'' dedi Deniz adama bakmadan. Bakışlarını adam dışında her yere yöneltiyordu.
''Yani zor kullan mı demek istiyorsun?'' Adam sırıtmıştı.
"Pekala! ''