HAFİZE
Kayınvalidem
“Nereden biliyorsun çocuğun senden olduğunu” demesi beni şok etti. beni asıl şok eden Mustafa’nın cevabı oldu. Mustafa
“Anne ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu. Ne dediğinin farkında mısın. Baştan beri Hafize’yi sevmiyordun. Bunun farkındayım ama buna bir son ver. Bu söylediklerini ne ben duydum nede sen söyledin.” dediğinde kayınvalidem
“Bak oğlum hala görmüyorsun. Kaç yıldır olmayan çocuk bir anda oluyor. Sen bunu göremeyebilirsin ama ben görüyorum oğlum. onca yıl sonra hamile kalması sana da garip gelmiyor mu?” diye sordu. Mustafa
“Gelmiyor. Gelmiyor anne çünkü sorun bendeydi. Bunu yıllardır çözmeye çalışıyordum ve geçen sene ufak bir operasyon geçirdim. Tamam mı. Şimdi ikna oldun mu” diye cevaplaması beni şok etti. Bana söylememişti. Hiç haberim olmamıştı. Ancak kayınvalidem
“Beni kandıramazsın Mustafa. Sen o kadını korumak için annene yalan söylüyorsun.” diye karşı çıktı. Mustafa
“İster inan ister inanma anne gerçek bu. Yarın doktorumu arar seni bilgilendirmesi için rapor isterim.” diyerek yukarıya çıktığını duydum. Bu sefer kaçmadım. Kapıda Mustafa’yı bekledim. Duyduklarıma onun cevap vermesi gerekiyordu. Beni görünce şaşırdı ve yanıma gelerek
“Yüzündeki ifadeden anladığım kadarıyla annemle konuştuklarımızı duydun” dedi.
“Bir açıklama yapman gerektiğine inanıyorum” dedim
“Biliyorum hayatım. Sana söylemeliydim. Ama çok korktum. Beni bırakmandan çok korktum. Gel içeri geçelim her şeyi anlatacağım” dedi ve kapıyı kapatarak salona geçtik. Koltuğa birlikte oturup ellerimi tutarak
“Yıllardır bebeğimiz olsun istediğini biliyorum. Çoğu zaman annemlerin sana söyledikleri şeylerden ne kadar etkilendiğini görüyordum. Hep kadınlarda problem olduğunu sanırlar. Erkeklerde öyle ama ben hissediyordum. Hiçbir zaman sende sorun olduğunu düşünmedim. O yüzden önce ben muayene olmak istedim. Sen doktora gidelim dediğin ilk zaman ben zaten gitmiştim. Bana Varikosel tanısı konuldu.” dedi ve durdu önüne bakıyordu.
“Varikosel?” diye sorum. Bu konuda hiçbir bilgim yoktu. Mustafa
“Sperm sayısını ve kalitesini düşüren testislerdeki damar genişlemesi. Yani bende bilmiyordum. Doktor bu şekilde açıklama yapmıştı. İlk zamanlar ilaç tedavisi oldum. Ama işe yaramadı. O zamanlar ameliyat gibi bir seçenek yoktu. Sonradan gelişti. Tabi bu gelişme yıllar aldı. Sana bu yüzden Allah bilir diyordum. Sana söylemek istedim ama seni kaybetme korkusu bana engel oldu. O kadar çok çocuk istiyordun ki beni bırakmandan çok korktum” dedi.
“Bana söyleseydin birlikte bir yolunu bulurduk. Seni terk etmezdim. Asla terk etmem. Ameliyat ne zaman oldun söyleseydin keşke sana bakardım” dedim.
“Yaklaşık 8-9 ay önce ameliyat oldum. Yani küçük bir operasyon. Hani İstanbul’a 1-2 günlüğüne iş için gitmiştim. O zaman geçirdim operasyonu. Ertesi gün taburcu oldum zaten.” dedi. O gece uzun uzun konuştuk. bana korkularından bahsetti. Beni kaybetme korkusundan. Ben onu zaten bırakmazdım bırakmadım da.
Bir gün komşumun gelini ben pazardan dönerken koluma girip beni kenara çekti.
“Bak beni yanlış anlamanı istemiyorum ama senin kayınvaliden gerçekten çok tehlikeli bir kadın. Sizin üst katta oturmanızı özellikle istemiş. Kocan eve gelirken ilk önce onlar görsünler diye. Geçen gün benim kayınvalideme söylerken duydum. ‘Ben Mustafa’ya verdim fitili bir kaç güne boşanırlar. Boşuna mı üst katta oturmalarına müsaade ettim.’ dedi. Dikkat et kendine olur mu. Kocanla aranı iyi tut. Sen iyi bir kadınsın” dedi ve gitti. Ben şok olmuş bir şekilde arkasından bakakaldım. Bunu yıllar içinde anlamıştım ama kötü düşündüğüm için kendime kızmıştım. Bu konular ile ilgili Mustafa ile hiç konuşmadım. Ona bana yapılan hiçbir şeyi anlatmadım ama o bir şekilde anlıyordu. Belkide ailesini tanıdığı için yapılanları anlıyordu bilemiyorum.
Aylar sonra bir gece vakti sancılarım tuttu. Baban hemen beni hastaneye yetiştirdi ve bir iki saat sonra sen dünyaya geldin. Dünyalar bizim oldu. O kadar güzel bir bebek ömrümde görmedim. Sarı saçların yeşil gözlerin. Oyuncak bebek gibiydin. Sabah Kayınvalide ve kızları hastaneye geldiler. Seni kucağına aldı.
“Kız mı oldu? Allah bağışlasın” dedi. İmalı bir şekilde. Mustafa bir an olsun yanımdan ayrılmadı. Annesine
“Ne oldu anne ben zaten kızım olsun istiyordum” dedi.
“Tabi oğlum ama soyumuzun devamı için oğlan olsaydı diye dedim sadece. Yoksa kız olmuş oğlan olmuş farketmez. Neyse ikincisi oğlan olur” dedi. Küçük görümcem
“Adını ne koyacaksınız” diye sorunca yine kayınvalide
“Annemin adını koyalım Mahbube olsun” dedi. Ben Mustafa’ya Mustafa bana bakıyordu. Bunca zaman sesini zor duyduğumuz kayınpederim ilk defa doğru bir şey söyledi
“Ne alakası var senin ananın ismiyle. Öyle bir şey koyacaklarsa Hafize’nin annesinin ismi daha uygun olur. Öncelik onun hakkı” dedi. Ben tekrar şok oldum. Annemin adı. Olur muydu ki diye düşünürken Mustafa
“Ne dersin hayatım. Hem annesin ismi soyumuz ile ilgili” dedi. annesine işaret ederek. Annemin İsmi Neslişah’tı.
“Bilemedim. Annemin ismiyle kızıma seslenmek düşündürdü beni.” dediğimde Mustafa
“O zaman NESLİHAN olsun” dedi.
“Hem annenin ismiyle aynı anlamda. Ayrıca annemin soy soy diye sözlerinden de kurtulmuş oluruz” dedi annesine ters ters bakarak. Bu hoşuma gitmişti. Kayınpederim
“Verin bakalım şu güzel kızı da ismini kulağına okuyayım. Ne olur ne olmaz bunlar size zorla Mahbube ismini koydururlar” dedi gülerek. Kayınvalidem gerçekten bozulmuştu. Mustafa annesinin halini görünce babasına kaş göz işareti yaptı. Babası seni kucağına alırken
“Bu kadar çok annenin ismini koymak istiyordun. Kendi kızlarından birine koysaydın. Hiçbirinde kimse sana karışmadı. Ben bile karışmadım. Başka kızları oluncada kendi ismini koydurmaya kalkarsı sen. Hem bak büyük kızının iki kızı oldu onlara neden karışmıyorsun. Neyin tribini atıyorsun. İlla bu çocukların mutluluklarını kursaklarında bırakıyorsun.” dedi. İlk defa kayınpederimden bu kadar uzun cümle duymuştum. Sanırım hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk. Herkes şaşkın şaşkın kayınpedere bakıyordu. kayınvalidem
“Ay ben ne yapıyormuşum. Hem benim bugün aklıma geldi. Kendi kızlarımda aklıma gelseydi koyardım.” dedi. Kayınpeder alaycı bir şekilde
“Keşke aklına gelseymiş. Züleyha’ya yakışır dı Mahbube ismi. Hem ben biliyorum neler olduğunu merak etme sen. Farkındayım yani. Bir susunda çocuğun ezanını okuyayım” diyerek senin kulağına ismini okudu. Mustafa’da bende çok rahatlamıştık. Hastaneden taburcu olup eve gelmiştik. Mustafa’nın aldığı izin birkaç gündü. Gün içerisinde işe gidiyor akşam eve geldiğinde o seninle ilgilenirken ben yemek yapıyordum. Ailesinden kimse bana yardımcı olamak için yukarı çıkmıyordu. Bir kaç hafta böyle geçti. Ben sana alışmaya sen hayata alışmaya çalışıyordun. Birlikte düzen oturttuk seninle. Hani derler ya “bebek gece uyursa annesini uyumazsa babasını sever” diye sen öyle huysuzluk yapan bir bebek değildin. Geceleri sadece 1 veya 2 defa uyanır sütünü emer tekrar uyurdun. Bir aylık olduğunda Dilek ve Meryem bizi ziyarete geldiler. Tabi onların geldiğini gören yukarıya bana yardıma bir gün bile gelmeyen kayınvalide ve görümceler hemen geldiler. Ev birden kalabalık olmaya başladı. Çoluk çocuk evin içinde koşturuyor görümcelerim bağırarak konuşuyor büyük görümcem çocukları azarlıyor. Tımarhane gibi bir ortam oluştu ilk defa evin içinde. sanırım sen kalabalıktan ve kaostan etkilenmiş olacaksın ki huysuzlandın.
“Ben içeride emzireyim”diyerek seni alıp yatak odasına geçtim ama sen emmeyi red edip ağlamayı sürdürdün. Dilek ve Meryem yanımıza gelerek Meryem seni kucağına aldı.
“Ver bacım bakayım şu kızı ben bir okuyayım.” diyerek sana dualar okuyarak uyuttu. Ben
“İlk defa böyle yaptı bende anlamadım” dediğimde
“Gayet doğal canım benim. İçerideki kem gözlerden etkilendi yavrucak” dedi kısık sesle. Biz içeriye geçtiğimizde büyük görümcem Dilek ve Meryem'e hitaben
“Sizin çocuğunuz var mı” diye sordu üstten bakarcasına. Meryem
“Benim iki oğlum var. Ellerinizden öperler.” dedi. Dilek
“benim henüz yok. Yakında inşallah” dediğinde kayınvalidem
“Aman kızım geç kalmayın. Bak Hafize geç doğurdu ne kadar zorlanıyor. Evin işini bile doğru dürüst yapamıyor artık. Eee yaş ilerleyince yetişmek zor. Elinizi çabuk tutun” diyerek yine bana laf soktu. Dilek önce bana baktı yüzümün halini görünce hafifçe gülümsedi sesini yumuşatmadan ama saygılı bir şekilde
“Her şeyin bir vakti var, değil mi? Kimi erken anne olur, kimi geç. Ama önemli olan ne zaman olduğu değil, o çocuğa nasıl bir anne olunduğu. Hem insanın hayatı sadece ev işleriyle ölçülmez.” dedi. Kısa bir duraksadı, o yeşil mi mavi mi olduğu belli olmayan sert baktığında insanı korkutan gözlerini kayınvalideye çevirdi
“Ben arkadaşımın ev işine yetişmekten çok, doğru zamanda ve hakkını vererek yaptığını düşünüyorum. Ayrıca evi mis gibi. “ dedi. Meryem Dilek’ten cesaret alarak
“Ayrıca biz arkadaşımızın evinin temizliğine değil hoş sohbetine geldik.” dedi ters bir şekilde.
“Bir şey demedim kızım Hafize zorlanıyor yazık” dedi. Meryem
“40 mevlüdü ne zaman” diyerek kayınvalidemin yüzüne bakarak sordu. Ben yapmak istiyordum ama kimseden destek görmediğim için ses etmiyordum. Büyük görümcem
“Hafize istemez diye yapmayı düşünmüyoruz” dedi. Meryem bana bakınca böyle birşey olmadığını anlayarak bana hitaben
“Olur mu öyle şey. Kızımızın 40 mevlüdü olmalı. Ne gerekiyorsa yaparız Hafize. hem konu komşuya küçük düşmek istemezsin değil mi. Ama dersen ki Bursa’da yapalım. Biz hemen ayarlarız.” diye imalı imalı konuşunca Kayınvalide
“Tabi tabi doğru söylüyorsun kızım. Hafize sen de düşün yapalım mevlüdü.” dedi. Kimseden ses çıkmayınca
“ Hadi kızlar bizde kalkalım akşama yemek yapalım. Mustafa’da aç gelir” diyerek kalkıp gittiler. Meryem ve Dilek biraz daha kaldılar. Birlikte yemek yaptık. Sen uyandığında birimiz seninle ilgilenirken diğerimiz yemek yapıyor bir diğerimiz evi süpürüyordu.
“Yapmayın kızlar” desem de
“Aman ne olacak kızım ya elimize mi yapışacak. Bak yapışmadı. Hem biz senin için rahat etsin diye yapıyoruz. Seni kınamak gibi bir durum yok. Ayrıca senin dedikodunu Bursa’ya gidince yapıcaz” dediler gülerek. Çok güzel bir gündü. İlk defa ailemden olmasa da bana ailemmiş gibi hissettirmişlerdi. Senin 40 mevlüdünde de beni yalnız bırakmadılar. Çok güzel olmuştu mevlüdün. Meryem sana beyaz çok güzel bir elbise dikmişti. Dilek elbiseye uygun şapka almıştı. Prensesler gibi olmuştun. Bir iki ay sonra seninle yine evde yalnız olduğumuz bir gün kayınvalide geldi. Bana
“Kızı ver bakalım bir kaç gün bende kalsın”