Tahir'in bana anlattıklarından sonra ne diyeceğimi ne düşüneceğimi unuttum. Bı kaç dakika ikimizde sessiz kaldık. Ve fazla zaman geçmeden o sessizliği bozan ben oldum.
"İnan bana bu söylediklerinden ne diyeceğimi unuttum. Öncelikle küçük çocuk işin başin sağolsun diyeyim. Çok üzüldüm. Ama..."
derken Tahir lafımı bitirme me izin vermeden "Ama benim burda ne işim var? Sen kimsin? Neden hastaneye değil de kendi evine getirdin beni.Bana neden Efsun'u anlattın diyeceksin. Seni doğru anladım değil mı" diyince bende başımı hafifçe "Evet" anlamında salladım. Sonra Tahir anlatmaya başladı:
” 2 gün önce akşam saat 20⁴⁵ kala gergin geçen iş toplantısı den eve dönüyordum. Aynı senin gibi bende keyifsiz ve dalgın dim. Trafik ışıklarında beklerken bir anda karanlık dar ara sokaktan sen cikiverdin. O kadar dalgın o kadar üzgün gözüküyordun ki araba yoluna geldiğinin bile farkında değildin. Kâr yağışı sebebiyle yollar kaygan olduğu için hemen freni basmama rağmen araba anında durmadı ve sana çarpmamak için var gücümle kornaya bastım ama ne sen duydun ne ben arabayı durdura bildim. Sonuç arabayla sana çarptım. Allah'a şükürler olsun ki hafif bir kazaydi. Arabadan inerek yanına koştum hem zaten sen bayılmış sin. Seni hemen hastaneye götürmek için arabaya yatırırken senin çıkıp geldiğin dar karanlık sokaktan arkan sıra bir kaç tipsiz tekin olmayan izbandut gibi adamlar çıkıp geldiler. Senin kaza geçirerek yerde yattığını görünce geldikleri yere geri döndüler. Belki farkında değildin ama onlar senin peşinden seni adım adım takip ediyorlardı. Onun için seni can güvenliğini tehlikeye atmamak için evime getirdim. Kaza sırasında bayilirken sert sivri taş üstüne bayılmış sin. Yani ayaktaki ağrılar araba çarpınca sırttaki ağrılar ise taşa düşerken olmuş. İkisinin dışında korkulacak ciddi bir durum yok. Şimdi eğer sorularına cevap verdiysem benim sorularıma geçelim mı "
— Tahir aslında her şeyi iyi anladım de ama Efsun kısmını anlayamadım? Neden tanımadığın birine bunları söylüyorsun?
Tahir bana üzün diyecek kadar anlamadığım bir bakışla baktı baktı bana bakarken gözleri önce gözlerime ondan sonra dudaklarıma tekrar yine gözlerime bakarak özlem dolu bir bakışla derin bir iç çekerek "Efsun kısmını zamanı geldiğinde anlatırım" dedi.
Sonra ayağa kalkarak kusura bakma sormadım bile acıkmış sındır ben söyleyeyim sana yemek söyleyeyim yemeğini yedikten sonra biraz daha dinlen " diyerek kapıya yöneldi.
— Tahir diye seslenince durdu ve arkasına dönerek bana baktı
— eeee hani senin de soracaklarin vardı ve bide zahmet etme ağrılarım geçti kendimi iyi hissediyorum gösterdiğin ilgin ve yardımın için çok teşekkür ederim . Yolcu yolunda gerek. Artık bana müsade misafirlik te 3 gündür. Ben artık gidiyim diyerek ayağa kalkmaya başlamıştım ki, Tahir açtığı kapıyı tekrar kapatarak yanıma geldi.
— 1 Sen misafir değil hastasın ve tamamen iyileşmeden ayağa kalkmak yok
— 2 Senin arkanda ki o takip eden ve ettirenin kim olduğunu öğrenmeden değil bu evden gitmeyi bu odadan bile çıkmak ta yok
—3 Şimdi yemek gelecek o yemekler yenilecek ilaçlar içilecek ve geriye dinlenmek için o dünyalar güzeli gözler kapanacak. diyerekten odadan çıkmak için yürümeyi başladı.
Ama artık her şeyin bir sınırı usulü var. Benim de zaten dünden razı olan sınırlırim de kanat çırparak bana geldiler ve bende ardı önüne bakmadan başladım konuşmaya. (Pardon konuşmak demeyelim de tartışmaya 🤭).
Çünkü beyefendi bunu haketti. Ne o sanki benim sahibim miş gibi konuşmalar benim üzerimden bana sormadan karar vermeler.
—" Pardon sen biraz önce ne dedin. Tamam teşekkür ederim beni orada bırakmadın evine getirdin tedavi ettirdin sağol varol da eyvallah. Ama bu son dediklerini neye güvenerek yada nerden çıkartarak söylüyorsun. Acaba bunlari düşünürken bana danışmak bana sormak aklına gelmedi mı sonuçta o söylediklerin benimle ilgili. Sen hakla benim yerime benim için kararlar veriyorsun bide 1 2 3diye siraliyorsun. Kimsin be adam. Babam mısın abim mısın kocam mısın. İnmisin Cinmisin. Ben seni tanımıyorum bilmiyorum. Teşekkür ederim ama bu kadar. Merek etme polise gidip senden şikayetçi olmam. Artık musadanle evime gidicem" diyerek yanından geçip kapıdan çıktım.
Sağa sola bakarak çıkışı ararken Tahir aniden bileğim den çekti. Ama artık gerçekten bu çok fazla geldi. Bende tek tük kalan sınır şartlleri tamamen koptu. Çünkü artık yorulmuştum sürekli kolumdan, saçlarımdan çekilmekten.
Arkamı döner dönmez kendimden beklenmedik hâlde var gücümle yüzüne çok güzel yumruk geçirdim. Galiba benden böyle tepki beklemiyordu yada boşluğuna denk geldi. Yüzü sağa doğru eğildi. Bileğimi tutan eliyle attığım yumruk sebebiyle patlayan dudağı deki kanı sildi.
Ben ondan aynı tepkiyi beklerken hiç beklemediğim halde aniden eğilerek beni omuzuna aldi ve çıktığım odaya geri götürme ya başladı. Yürür kende kısık sesle "anasını satiyim hafizen her şeyi unutmuş ama nasıl kendini korumak gerekeni unutmamış" diyerekten homurdandı. Ve hızlı adımlarla odaya girdi. Beni yere bırakınca başım döndüğü için bir an dengemi kaypetmiş gibi oldum. Olup biteni anlamaya çalışırken anıdan 2 3 yaşindeki dünyalar güzeli bi prenses kız
"BABA BABA BABAAAA" diyerek Tahir'in ayağına sarıldı. Tahir bana konuşmayı keserek kızını kucağına aldı. Maşallah çok güzel çok tatlı bir kızı varmış. Çocuk Tahir'in boynuna sıkıca sarılırken beni gördü. Önce o güzel yüzüne deki tatli kaşlarını çattı sonra anıdan babasının kucağından inmeye çalıştı. Tahir kızını bırakır bırakmaz bu seferde koşarak tan benim ayaklarıma sarıldı. Bende eğilip onu kucağıma alınca sımsıkı sarıldı bana.
Sonrada hiç beklemediğim de "ANNE ANNE SEN GELDİN Mİ SONUNDA GELDİN Mİ BENİ BULDUN MU BEN SENİ ÇOK ÖZLEDİM LÜTFEN BİR DAHA GİTME. BIRAKMA BENİ. SÖZ VERİYORUM AKILLI KİZ OLUCAM. NE OLUR GİTME BIRAKMA BENİ. EFSUN HALAM "SEN ÇOK YARAMAZ ÇOCUK OLDUĞUN İÇİN ANNEN SENİ SEVMEDİ ONUN İÇİN SENİ BIRAKIP GİTTİ" DİYOR. ANNECİĞİM LÜTFEN GİTME GİTME" diye ağlamaya başladı.
Kendim anlamadığım halde çocuğun ağlamasına dayanamayıp ona sim sıkı sarıldım. Çocuk ağlarken benim kalbim param parça olarak parçaları canımı yakmaya, kalbimi kanamaya başladı.
Kızının bu hâlini görünce bir az önceki sınırlı Tahir gitmiş yerine çok sevecen bir Baba gelmiş. Kızın boy hizasına gelmek için dizlerin üzerine oturdu ve sarılırken aynı zamanda sakin babacan tavırla konuşmaya başladı.
.
" Masalım, babacığım prensesim ağlama kızım. Sen ağlarsan baba çok üzülür. Hem kim sana söyledi bunları? Söyle babaya hemen cezasını bereber verelim" Biraz durdu ve başını kaldırarak tam gözlerimin içine bakarak konuştu.
" Hem kızım biz seninle konuşmuştuk annen biraz hasta iyileşsin tekrar bizi seni evimizi hatırlamaya başlasın hemen geri gelir. Artık sende uyu annende uyuyup dinlensin" dedi. Ve bana hiç bir şey demeden kucağında kızıyla odadan çıktı gitti.
Bir günde insan kaç kere hayretlenir, duydukları dan dolayı kaç kere şok geçirir? Ben daha kafamda olan biteni anlayamadan yeni şok edici durumlar güncellenerek bana karşı gelmeye başlıyor.
Hepsini geçtim ta Masal neden bana anne dedi ve Tahir' de aynı şekilde gözlerimin içine bakarak neden ANNEN dedi.....