Gönül de biraz önce bulduğu yastıkla bir tür dövüş hareketleri yapmaya başladı, “Görüyor musunuz? Kraliçelerin dövüş tarzı böyle olmalı!” diye bağırarak etrafındakileri geriye doğru savurdu. Aslında içinde bir acı vardı ve vurup kırmak istiyordu. Bir yandan da gururu buna izin vermiyordu. Az önce yaptığı itirafı çoktan unutmuştu.
Lale, onun arkasında durup “Kraliçeler aslında dövüşmez ki erkekler onun için düello yapar. Ben senin için düello yaparım. ” diyerek o da dövüş hareketleri yapmaya başladı.
Ayhan, gözlüklerini düzelterek, “Bu gece her şey olabilir, artık tahmin edemiyorum ama bir şeyin olacağı kesin, sabah deli gibi bir baş ağrısı yaşayacaksınız.” dedi ama kimse ona kulak asmadı.
O sırada Göktuğ yine Lale' ye dalmıştı. Onun beceriksiz dövüş hareketlerinden etkilenmeye devam ediyordu. Kendine kızdı. Şöyle bir öğrenci gelse sen kim dövüşmek kim diye kovardı ama Lale yapınca etkileyici oluyordu işte..
Kızlar, geceye iyice kapıldılar ve sarhoşlukları sınır tanımadı. Eğlencenin boyutları giderek daha komik hale geliyordu. En azından onlar için. Erkekler arada gülse de genelde yandık biz modundaydılar.
Ece, birden yere oturup kendi etrafında dönmeye başladı. “Dönünce dünyanın etrafında da bir tur atmış oluyorum!” diyerek gülümsedi. O kadar hızlı döndü ki, gözleri bulanıklaşmıştı ve bir süre sonra yere düşüp kahkahalarla güldü. “Benim içim döndü, ama dışım hala burada!” diye bağırarak, sanki bir dünya keşfi yapıyormuş gibi ciddi bir şekilde etrafındaki herkese seslendi. Hemen ardından, ayağa kalkarak "Sizce ben bir dansçı da olabilir miyim?" diyerek müzik eşliğinde sanki profesyonel bir dansçıyı taklit ediyormuş gibi her türlü abuk sabuk hareketi yapmaya başladı. O kadar garip bir dans ediyordu ki, herkes onlara bakıyordu. Ayhan ve Göktuğ ise bakanlara ters bakışlar göndermeyi ihmal etmiyordu. Ayhan Göktuğ' a yaklaştı.
" Bir olay çıkarsa kızları alıp çık buradan, bu saçmalık için yakma lisansını. Bir Burak ile hallederiz. " dedi. Göktuğ ne yapacağını bilmez halde öylece baktı. Lale' nin ondaki yeri belliydi. Peki diğer kızlar? Onlarda çocukluğuydu Göktuğ' un. Hatta yaşadığı tek çocukluk dönemi onlarla olmuştu. Nasıl öylece bırakıp gidebilirdi ki?
Gönül, bir yastık savaşı başlattı. Lale de hemen ona katıldı. Yastıkları hızla birbirlerine fırlatırkenAyhan, “Biraz daha dikkatli olun, yoksa yastıkla kafanızı kırarsınız!” diye bağırarak, bir kenara çekilmek zorunda kaldı. Ancak, herkes o kadar eğleniyordu ki, bu sözlere kimse kulak asmadı. Yastıkların ağır ve sert olması umurlarında değildi. Şu an pek acı hissetmiyorlardı ama bunun bir de sabahı olacaktı.
Lale, yastık savaşı sırasında bir anda yere oturdu, elini başının altına koydu ve “Bence hayat, sadece yastık savaşından ibaret. '” dedi.
Ece, Gönül' ün savurduğu yastıkla yere düştü. Gönül ve Lale, Ece’yi kaldırmaya çalıştılar, ama Ece o kadar yapışmıştı ki bir türlü kalkmak istemedi. “Ben artık burada yaşamaya karar verdim! Bu gece, bu zemin benim evim!” diyerek kalmaya karar verdi.
Ayhan, onlara bakarak “Gerçekten bu geceyi bir şekilde sonlandırmam gerekecek…” diyerek tekrar gözlüğünü düzeltti. Fakat gözlüğü birden kayboldu ve aramaya başladığında, “Kızlar, gözlüğümü verin.” dedi. Ece hemen başını kaldırıp “Ben suçluyu gördüm! O da benim gibi yerçekiminin bir kurbanı!” dedi ve birden yerde sürünerek gözlüğün yanına gitmeye çalıştı. Ayhan eğilip gözlüğü aldı. Ece gözlüğe bakarak; " Gözlük uçuyor. " dedi.
Ayhan artık geceyi sonlandırmayı teklif etti. Ama kızlar oralı olmadı. Sonra bir anda Lale, ellerini havaya kaldırıp “Arkadaşlar, bakın! Ben bir simülasyonum! Ama buradaki ben! Gerçek Lale değil, hayal Lale! O yüzden ne istersem yapabilirim.”
Ve son olarak, Lale, Burak' ın zorla oturttuğu yerden kalkıp “Beni kimse durduramaz! Şimdi dans etmeye başlıyorum, çünkü içimde bir rüzgar var!” diyerek , aniden dans etmeye başladı.
Ayhan; " Kızlar artık gidiyoruz. " dedi çünkü artık geriye kalanlar sadece onları izlemek isteyen ve gülen erkeklerdi.
" Burak sen Gönül' ü götür evine bırak. "
" Evet beni Burak bıraksın. Yoksa sen beni yolda öldürürsün. Sonuçta benden nefret ediyorsun. Ama iyi haber. Beni kimsenin götürmesine gerek yok. Ben daha burada kalacağım. Sarhoş değilim ben. "
Ece parmağıyla kafasını kaşıdı.
" Evet. Sarhoş değilim ben noktasına geldiysek demek ki sarhoşuz. O zaman dağılma vakti gelmiş demektir. Burak sen beni eve götür. Çünkü en komik sensin. Yolda güleriz. Ayhan Abi yol boyunca abilik yapar çekemem şimdi. Göktuğ' un başına biri iş açarsa bile ben olmayayım. " dedi. Ece içlerinde içkiye en dayanıklı olandı. Ciddi bir anda diğerlerine oranla kendini toparlamayı başarmıştı. Onlar gidince Ayhan ve Göktuğ önce birbirlerine sonra da sarılıp dans eden iki kıza baktı. Göktuğ Gönül' ün yanına gitti. Onu çekmeye çalıştı ama Gönül inatla; " Ben gelmiyorum. Bırak beni. Beni kaçırıyorlar diye bağırırım yoksa. Ben dans edeceğim. Sarhoş değilim. Gece yeni başlıyor. "
Ayhan Gönül' ün yanına gitti.
" Sen sarhoş değilsin ama Lale sarhoş. O yüzden onun gitmesi lazım. Şimdi hep birlikte bu mekandan çıkalım, Lale' yi gönderelim sonra biz seninle başka mekana gideceğiz. " dedi ikna etmek için. Elbette herkes biliyordu mekana birlikte geldiklerini ama Gönül beni kaçırıyorlar gibi bir şey derse erkekler bunu fırsat bilecekti ve kesin bir şekilde olay çıkacaktı.
" Yalan söylüyorsun. "
" Hayır söz veriyorum. Buradan seninle başka bir yere gideceğiz. Sen benim sözümü tutmadığımı gördün mü hiç?"
" Tamam gidelim o zaman. "
Neyse ki Gönül çıkışa gidince Lale' de onun peşinden gitti. Ayhan Göktuğ' u onların yanına gönderip hesabı ödedi. O da dışarı çıktığında Göktuğ' a;
" Sen Lale' yi eve bırakır mısın? Ben Gönül' e verdiğim sözü tutayım. " dedi.
" Abi gerçekten daha içmesine izin verecek misin?"
" Hayır. Başka yere gideceğiz diye söz verdim. Açık hava iyi gelir. Açılır biraz. Yalnız sende Lale' yi biraz dolaştır öyle götür eve. İlk kez içiyor. Ailesi şok olmasın. "
Göktuğ biraz tereddüt etti. Sarhoş Lale ile başbaşa zaman geçirmek pek iyi bir fikir gibi gelmiyordu.
" Göktuğ işin varsa da kusura bakma. Sözümü bozamam ikisini bir arada da tutamam. Gördük içeride birbirlerini gazlıyorlar."
" Sıkıntı yok abi bu saatte ne işi? Sadece ben motorla gelmiştim zaten içmem diye az olsa da içtim sonuçta. O yüzden tereddüt ettim. "
" Sen kendindesin de Lale motorda duracak halde değil o yüzden sen bir taksi çağır. Var mı paran?"
Göktuğ gülümsedi. Ayhan her zaman abilik yapmıştı zaten. Aslında Göktuğ fena kazanmıyordu herkes bunun farkındaydı ama işte Ayhan yine de düşünmüştü.
" Var abi. Sağ ol. " dedi. Ayhan Gönül' ü kolundan tuttu. Yürümeye başladılar ama Lale motor lafını duymuştu.
" Motora mı bineceğiz?"
" Elbette hayır. "
" Lütfen..." dedi Lale uzatarak.
" Ayakta duramıyorsun motorda nasıl durmayı düşünüyorsun?"
" Dururum ben. "
" Taksi ile gidiyoruz. "
" Reddedildi. Motorla götürmezsen burada otururum. "
" Lale gerçekten burada oturursan seni alıp taksiye bindirmenin benim için zor olacağını mı düşünüyorsun?"
" Olmaz değil mi? Hayvan gibi kasın var senin. "
" Kaslarımı rahat bırak. "
Lale Göktuğ' a iyice yaklaştı. Gözlerini gözlerine dikti. Ellerini kollarına koyup hafifçe sıktı.
" Bırakmazsam ne olacak?"
Göktuğ sessizce mırıldandı.
" Sanırım öleceğim. "
Göktuğ’ un sesi o kadar kısıktı ki, Lale ilk başta yanlış duyduğunu sandı. Ama gözlerindeki dalgalanmayı fark edince, aslında duyduklarının doğru olduğunu anladı. Bir anlık bir sessizlik oldu aralarında. Lale, elleri hala Göktuğ’ un kollarında, onun gözlerine bakmaya devam etti.
“Ne dedin sen?” diye sordu hafif bir gülümsemeyle.
Göktuğ başını hafifçe eğdi, Lale 'nin gözlerinin içine baktı. Bu kadar yakınken, nefesi Lale ’nin yüzüne değiyordu. Bir anlık duraksamanın ardından tekrar fısıldadı.
“Sanırım öleceğim.” dedim.
Lale ’nin gülümsemesi genişledi. Bunu beklemiyordu. Göktuğ’ un her zaman sert, mantıklı ve mesafeli duruşunun altında böylesine beklenmedik bir söz duymak… Bu, Lale’ ye fazla eğlenceli gelmişti.
“Öleceksin, ha?” dedi gözlerini kısarak. “Bana dokunulmaz biri gibi davranıyorsun ama dokunduğumda böyle mi oluyorsun?”
Göktuğ kaşlarını çattı ama Lale, onun gözlerindeki o hafif şaşkınlık ve yutkunma anını kaçırmadı. Gerçekten öyle hissediyor gibiydi. Sanki Lale ’nin bu kadar yakın olması onun tüm soğukkanlılığını yerle bir ediyordu.
“Lale, oyun oynama.” dedi Göktuğ, sesi biraz daha tok çıkmıştı ama hala içinde bir titreme vardı.
Lale başını hafifçe yana eğdi, ellerini Göktuğ ’un kollarında gezdirirken gözlerini ondan ayırmadı.
“Oynamıyorum.” dedi yavaşça. “Sadece motorla gitmek istiyorum. Hala hayatta kalabileceğini düşünüyorsan, götür beni.”
Göktuğ dişlerini sıktı. Lale ’nin inatçılığını biliyordu ama bu sefer işin içine başka bir şey de karışmıştı. Lale, artık eskisi gibi değildi. Üzerindeki o kırılganlık biraz azalmış, yerine başına buyruk bir meydan okuma gelmişti.
Derin bir nefes aldı. Sonra Lale’ nin ellerini nazik ama kararlı bir hareketle kollarından çekti ve gözlerini gözlerine dikti.
“Tamam.” dedi kısa bir süre sonra. “Ama düşersen, sorumluluk almam. Seni orada bırakırım. ”
Lale gülümsedi. “Düşmem.”
Göktuğ, hala kararından emin değilmiş gibi bir an duraksadı ama sonra başını iki yana sallayıp motoruna doğru yürümeye başladı. Lale ise arkasından zafer kazanmış gibi bir gülümsemeyle baktı. Göktuğ Lale' ye bu kadar zayıflık gösterdiği için kendine kızıyordu.
Lale, motorun arkasına otururken içinde bir huzursuzluk vardı ama bunun motorun arkasında olmaktan kaynaklanmadığını biliyordu. Göktuğ’ un sırtına tutunurken farkında olmadan daha sıkı kavradı. Göktuğ, hafifçe başını çevirdi.
“Düşmekten mi korkuyorsun?”
Lale, başını iki yana salladı ama Göktuğ onun cevabını beklemeden gaza bastı. Rüzgar yüzüne çarparken gözlerini kapadı, düşüncelerinin akışına kapıldı.
Görkem… Çocukluk aşkı. Öyle sanıyordu en azından. Küçüklüğünden beri onunla evlenmek istemişti. . Görkem, Lale ’nin çocukluk hayallerindeki prens gibi duruyordu ama yanında olduğunda kalbi yerinden çıkacak gibi atmıyordu. Belki de atıyordu ama bu heyecan değil, bir çeşit gerginlikti.
Göktuğ ise…
Motorun her viraj alışında, Lale onun sağlam duruşunu hissediyordu. Sanki ne olursa olsun onu bırakmazmış gibi. Onun yanındayken gerilmiyordu, aksine rahatlıyordu. Göktuğ onunla her zaman sert konuşurdu ama bir şekilde içinde sakladığı bir şeyler vardı. Bunu seziyordu.
O an bir şey fark etti. Görkem ’in yanında hep kendini ispat etmeye çalışıyordu. Hep iyi görünmeliydi. Hep doğru hareket etmeliydi. Ama Göktuğ’ un yanında böyle bir çabası yoktu. O ne olursa olsun Göktuğ aynıydı.
Rüzgar kulaklarında uğuldayarak akarken Göktuğ'un sesi onu kendine getirdi.
“Sıkı tutun.”
Lale, istemsizce kollarını biraz daha sıktı. Bir süre sonra Göktuğ' un omzuna dokundu.
" Dur. "
Göktuğ zor duyduğu sesle durdu.
" İyi misin?" diye sordu.
" Değilim. Göktuğ ben böyle eve gidemem. " dedi.
" Az kaldı zaten dayan biraz. "
" Gidemem Göktuğ. " diye yineledi Lale. Kendini kötü hissetme sebebi başkaydı ama anlatamazdı şu an. O anlarda Görkem mekandan içeri girdi. Göremeyince Lale' yi aradı. Lale telefonunu çıkarıp Görkem' in adını gördü. Göktuğ' da gördü. Lale telefonu çantasına geri attı.
" Götür beni Göktuğ. " dedi.