Lale derin bir nefes aldı, ellerini ovuşturdu. Kalbi sanki göğüs kafesinden çıkacak gibi çarpıyordu. Gözlerini kaçırarak konuştu. "Göktuğ, anlamıyorsun." Göktuğ kollarını göğsünde kavuşturdu, gözlerini Lale’ den ayırmadan, sakin bir sesle cevap verdi. "O zaman anlamama yardım et." Lale bir adım geriledi. Başını iki yana salladı. "Ben seninle kalamam. Biz öpüştük, seninle. Bu uygun olmaz. Üstelik ben öpmüşüm seni. Göktuğ, ben… Ben sandığın gibi biri değilim. Öylece herkesle öpüşen biri yani. Ben nasıl oldu bilmiyorum." Sesi giderek daha da tizleşiyordu. Bir yandan ellerini birbirine kenetlemiş, bir yandan odada amaçsızca dolanmaya başlamıştı. İçindeki panik her geçen saniye büyüyordu. "Sen, hayatımda öpüştüğüm ikinci kişisin. Yani çocukken olanı saymazsak." Göktuğ, gözlerini hafifçe

