Lale'nin sözleri, Göktuğ’un içindeki duyguları bir anda karıştırdı. Bir yandan Lale’nin kendisini “hayvan gibi” tanımlaması, içindeki öfkeyi biraz daha ateşlemişti, ancak diğer yandan onun bu şekilde, açıkça ve korkusuzca konuşması, ona karşı hislerini karmaşıklaştırıyordu. O eski Lale’ nin çok uzağındaydılar şimdi, ama bu gece, başka bir boyutta bir gerilim hissediyordu. Lale’ nin bir şeyleri anlatırkenki keskinliği, ona farklı bir bakış açısı kazandırıyordu. Ama her açıdan Lale' den etkileniyordu. Dediği her şeye rağmen.
" Yoo ben çok güzel iltifat ediyorum. Hayvan gibi iltifat ki. Ben hayvanları seviyorum. "
Göktuğ donup kaldı. Elbette ne anlattığını anlıyordu ama seviyorum kelimesine kitlenip kalmıştı.
Lale, gözlerinde küçük bir zafer parıltısıyla gülümsedi ve Göktuğ ’a bakarak, "Baksana, nasıl da dilin tutuldu. " dedi. Göktuğ, bu sözlerin altında biraz şaka, biraz da alaycı bir ton buldu, ama cevap vermek yerine derin bir nefes aldı. Lale’ nin yanında, ne kadar kaybolduğunun farkına vardı. Her kelime, her bakış, onu daha da fazla içine çekiyordu.
O an, Lale ’nin yavaşça Göktuğ ’a doğru yaklaşmasıyla dünya biraz daha durdu. Adımları, her hareketi, Göktuğ’ un kalbinde farklı bir yankı uyandırıyordu. Lale, ona yaklaştıkça, her şeyi geride bırakıp sadece ona odaklandı. Göktuğ, dansın ritmini hissetmeye başlamıştı. Lale’ nin vücudu ona dokunurken, her bir hareketi, bir başka anlam taşıyordu. Göktuğ istemese de, Lale’ nin enerjisi onu etkiliyordu. Sanki bir tür kuvvet alanı vardı aralarında; ne kadar çekilmek istese de, bir şekilde kendisini Lale’ ye daha da yakın hissediyordu. Aslında Göktuğ dans etmek yerine öylece duruyordu ama sanki ruhu dans ediyordu. Kalbi ise çoktan horona başlamıştı.
Lale, Göktuğ ’un kollarını nazikçe tutarak onu kendine çekti. Göktuğ önce biraz çekingen davrandı, ama Lale 'nin içindeki cesaret ve özgürlük onu etkiledi. Lale 'nin vücut dilindeki güven, Göktuğ 'un içinde bir tür kararsızlık yaratıyordu. Zihni karışmışken, Lale 'nin hareketleri, göğsüne vuran her nefes gibi keskin bir şekilde etkiliyordu. Göktuğ istemeden Lale 'nin etrafında dönerken, bir an için her şeyin ortasında sadece ikisi var gibiydi. Lale 'nin elleri, Göktuğ ’un omuzlarında, ona her adımda daha fazla yaklaşırken, Göktuğ ’un kalbi hızla atıyordu. Lale ’nin dansı, bir tür büyü gibiydi ve Göktuğ buna kayıtsız kalmakta zorlanıyordu.
Lale, bir yandan Göktuğ’ un gözlerine bakarak dansını hızlandırdı. Her hareketiyle Göktuğ ’a daha da yakınlaştı, adımlarını ona göre atarak etrafında döndü. Göktuğ, bir süre kendi vücudunu serbest bırakmakta zorlandı, ancak Lale’ nin ısrarcı tavırlarıyla biraz daha rahatladı. Göktuğ ’un vücudu, Lale ’nin yönlendirmeleriyle uyum içinde hareket etmeye başladı. Göktuğ, Lale 'nin zarif ama bir o kadar da cesur hareketlerinden etkilenerek kendisini dansa bıraktı. Göktuğ bir an için, tüm dünyayı unutarak sadece bu anın tadını çıkarıyordu.
Bir yandan Lale ’nin bedeni, Göktuğ’ un her hareketini takip ediyor, adımlarını bir adım öne taşıyordu. Göktuğ bir an gözlerini kapatarak hislerini izledi; Lale ’nin dokunuşları ona hem huzur hem de bir tür gerilim veriyordu. Lale, Göktuğ’ u yine de zorlamıyordu ama o kadar doğal bir şekilde ona temas ediyordu ki, Göktuğ kendisini kaybetmeye başladığını fark etti. Yavaşça geri adım atmaya, geri çekilmeye çalıştı, ama Lale bu mesafeyi hemen kapattı. Lale’ nin vücudu ona dokunurken, sanki her şey başka bir evrene geçiş gibiydi. Onun etrafında dönerken, Göktuğ bir an, dünyadan tamamen kopmuş gibiydi. Lale hareketlerinin seksi bir hal aldığının ve neredeyse bütün bedeninin Göktuğ' a temas ettiğinin farkında bile değildi oysa.
Lale, Göktuğ’ un gözlerine bakarak hafifçe gülümsedi ve "Baksana, hala bana direniyorsun ." dedi. Göktuğ, bir an sessiz kaldı, ama sonunda kendisini durduramadı. Lale ’nin ona karşı olan tavrı, bir sınır tanımıyordu; bu özgüven, ona bile ulaşmıştı. Göktuğ, bir süre daha dans ettikten sonra, bir an için uzaklaştı. Masaya yöneldi, biraz daha yalnız kalmak istedi. Bu gece, duygusal olarak çok fazla şey yaşanmıştı ve kendisini bir süre dinlemeye ihtiyacı vardı. Lale sarhoştu ve ne yaptığının farkında bile değildi. Belki de onu Görkem olarak hayal ediyordu.
Göktuğ, masanın etrafındaki kalabalığı gözlerken, Lale' nin çekiciliğinin hala zihninde yankılandığını hissediyordu. Bütün geceyi bir şekilde bu karışıklıkla geçireceği belli olmuştu. Göktuğ, yavaşça otururken, kendisine biraz daha zaman tanımak istedi. Ancak bir yandan da Lale ’nin o seksi tavırları, kalbinde hala yankı buluyordu. Yavaşça masanın kenarına yaslandı, biraz içki içerek sakinleşmeye çalıştı, ama Lale ’nin dansındaki gücün izleri hala ona dokunuyordu.
Ayhan, Canan ’ın dans ederken aniden yere düşmesini gördü ve hemen yanına gidip elini uzatarak, “Canan! Ne yapıyorsun? Düşmemek için ayakları yere basmalı, hatırlıyor musun?” dedi. Canan, yerden kalkarken kafasını salladı ve “Benim değil, yerin hatası bu!” diyerek kendini savundu.
Gönül, o sırada kulübün köşesindeki yastıklara göz attı ve aniden elini havaya kaldırarak, “Bana çok yakışacak, beni balerin yapacak bir alan buldum!” dedi. Birkaç saniye sonra yere oturdu ve kollarını açarak “Ben dans ediyorum! Evet, şu anda dünya çapında bir balerinim!” diyerek garip hareketler yaptı. Ama o kadar ciddiydi ki, herkes gerçekten onun balerin olduğunu düşünmeye başladı. Kızlar alkışlamaya başladı çünkü ona inanmışlardı.
Ece, masanın etrafındaki boş bardaklardan birini alıp, “Bunu bir mikrofona çeviriyorum, dikkat! Geceyi ben yönetiyorum!” diyerek şarkı söylemeye başladı. Ama o kadar kötü söylediki, kulüpteki duyan herkes kulaklarını kapatmaya başladı. Sadece Burak, “Ece, belki de bir kariyer değişikliği yapmalısın... Gerçekten... Radyoculuk falan?” diyerek gülmeye başladı.
Lale, bir süre sonra onlara katıldı, ama o kadar sarhoştu ki, sanki her hareketi bir gösteriydi. “Bana bakın, bakın!” dedi ve yere doğru diz çökerek birdenbire, “Beni bir dansçı sanıyorsunuz ama ben aslında dünyanın en büyük... dövüşçüsüyüm! Boksörüm ben. Göktuğ' u bile dövebilecek bir boksör. ” diyerek pistte dövüş hareketleri yapmaya başladı. Oldukça başarısız ve saçma hareketler yapıyordu ama Göktuğ' un onu ringte hayal etmesine engel değildi bu durum.
Ayhan, tüm bu olanlara göz attığında dayanamadı ve “Hayır, hayır, hayır! Bütün geceyi berbat etmeye başladınız! Eve dönüyoruz. ” dedi ama Canan hemen ona atıldı: “Berbat etme? Şu anki halimiz mükemmel! Herkes bu gece bizi konuşacak!” Ve sonra birden yere yığıldı, elini havaya kaldırıp “İşte burada gerçek eğlence!” dedi.
Ece bir anda elindeki bardağı yere fırlatarak, “Bunu ya da başka bir şeyi kırmadan geceyi bitiremeyiz!” dedi. "Madem sarhoş olduk hakkını vereceğiz." Ama bu sırada başka bardağın daha yere düşüp kırılmasına sebep olmuştu, ve tam o an Lale bir el hareketiyle, “Nazar çıktı nazar.” diyerek deli gibi kahkaha attı.
Gönül birdenbire “Bana yeni bir isim verin!” diye bağırarak etrafındaki herkese dönüp, “Ben artık... Kraliçe Gönül' üm ya da gönüllerin kraliçesi. ” dedi ve köşe masadaki otantik divanın üzerine çıkıp öylece durdu. Ayhan hemen yanına koşarak “Kraliçe Gönül, bir taht için fazlasıyla alçaksın!” dedi ama Gönül ona hayal kırıklığı ile baktı..
“Senin gözünde her zaman alçağım. ” diyerek gözlerini kıstı. Ayhan onu kolundan tutunca canı acımıştı. Fiziksel bir sertlik yoktu ama yanıyordu işte canı. Ayhan' ın gözlerinin içine baktı.
" Gerçi seni sevdiğime göre alçağım zaten. "
Ayhan bunu beklemiyordu. Nefret ettiğinden emindi. Öylece donup kaldı.
Lale birden hızla döndü ve “Kimse şüphelenmesin ama ben aslında bir casusum!” dedi, sesini alçaltarak. “Beni izlemeyin, çok gizliyim.” dedi ama ne kadar gizli olduğunu söylediğinde, kendini gösterdi. Hızla yere yuvarlandı ve “Casusluk böyle yapılır, ama bunu kimse görmemeli! Bunlar sır. ” diyerek kahkahalar attı. Yerde yuvarlanırken elbisesi açılacak diye Göktuğ hemen üzerindeki gömleği Lale' nin üzerine attı ve onu sararak kaldırdı.
" Karşı tarafın ajanları burada. Onlar görmemeli bu hareketleri. " dedi. Lale’ nin oyunlarında ona ayak uydurmaya alışıktı. Lale onu onaylayınca oturmaya ikna etti.
Ayhan, Canan’ ın sürekli düşen ve bir türlü dengede duramayan halini görünce sonunda dayanamadı. “Canan, seninle bu geceyi geçirmek, köpeğimle yürüyüşe çıkmaktan daha zor!” dedi, ama bir yandan gülümseyerek. Canan, o kadar sarhoştu ki, her şey ona çok normal geliyordu. “Ayhan Abi! Ben bir prensesim, prenses! Sadece yere biraz daha yakın olmak istiyorum, o kadar!” diyerek Haluk’ a sarıldı. Haluk da Canan ’ı omuzlarından tutarak, “Hadi bakalım, seni götüreceğim, yeter artık bu kadar düşme! Kafayı yaracaksın sonunda. ” diyerek onu taşımaya başladı.
Ayhan, gözlüğünü takıp ciddi bir şekilde etrafa bakarak, “Bu geceyi sonlandırmanın tek yolu Canan 'ı Haluk’ a emanet etmek. Haluk evine kadar bırakıyorsun. Eve girdiğinden emin ol. ” dedi.
“Tamam abi. ” dedi ve Canan ’ı çekerek, ona da gülümseyip “Hadi gidelim prensesim” dedi.
Diğer kızlar hala yerlerinde çılgınca eğleniyorlardı. Ece, dans ederken, bir anda yere yatıp başını yukarıya kaldırdı..
“Bakın, yere düşen Ece! ” diyerek kahkahalarla güldü. Lale onu kaldırmak için uğraşırken yere düştü. Ece güldü.
" Yuh. Hayvan gibi düştün. "
“Hayır, ben yavaşça yere düşen bir yaprak gibiyim bir kere. Nazik ve süzülerek düştüm. ” diyerek birden kalktı ve diz çöküp yere yaprak gibi düşüşü göstermeye çalıştı.
Gönül ise, bir yastığı alıp onu kafasına koydu.
“Hadi bakalım! Kraliçe Gönül’ ün taç giyme törenine geldik. ” diyerek, kafasında kocaman sert bir yastıkla yürümeye başladı. Burak ona gülümsedi, “Daha çok kafana tuğla koymuşsun gibi görünüyor. ” Gönül ise hiç umursamadan “Kraliçelerin her zaman farklı giyinmesi gerekir!” diyerek gururla etrafında döndü.
Lale, o sırada iyice sarhoş olmuştu.
“Baksana! Herkes kendi başına eğleniyor, ama ben çok derin bir düşünceye daldım.” dedi. Ayhan şaşkın bir şekilde, “Hangi düşüncelere daldın, Lale? Kafanda tam olarak neler oluyor?” diye sordu. Lale, gözleri bir anda büyüyerek, “Ben, insanın düşüncelerinin de dans edebileceğini düşündüm. Yani, düşüncelerim dans ediyor. Bende izliyorum. ” diyerek garip bir şekilde dans etmeye başladı. Ayhan, "Lale, düşüncelerin dans etmiyor. Sen dans ediyorsun. " dedi, ama Lale o kadar ciddi görünüyordu ki, daha fazla bir şey diyemedi. Sonunda Ayhan yorgun bir ifadeyle Gönül, Ece ve Lale' yi yanyana oturtmayı başardı.
" Size kahve söylüyorum. Sizde kahveleri içip kendinize geliyorsunuz. Sonra da evlerinize bırakacağız. " dedi.
Kızlar bir anda birbirine bakıp, “Hayır! Biz bu geceyi tarihe yazmalıyız!” diye bağırarak ayağa kalktılar..
Ve o anda, Ayhan umutsuz bir şekilde onlara baktı. “Evet, böyle devam ederseniz bu geceyi polis tutanaklarına yazdıracaksınız. ”
Kızlar bu şekilde kendilerince eğlenirken Göktuğ ’un oraya gittiğini öğrenen Görkem huzursuz olmaya başlamıştı. Arkadaşlarıyla keyifli vakit geçiriyordu ama Göktuğ' un her şeyi berbat etmesinden endişe ediyordu. Ve bunu yapmak için sadece konuşması bile yeterdi. Sonunda daha fazla dayanamadı ve gitmeye karar verdi.