Gönül rapor almak için hastaneye gideceği sırada aradı onu Ayhan. Onu böyle görsün istemiyordu. Ama Ayhan ısrar etmişti görmek için. Hastane yakınında bir kafede buluştular. Gönül onu reddetmiş adama kötü görünmek istemediği için bir kızdan makyaj malzemesi aldı. Haline acıyan kız ona yardım etti. Kapattı elinden geldiğince izleri. Oturdu bir masaya. Ayhan nefes nefese geldi. Gönül bilmiyordu. 17 yaşında Ayhan' a aşkını itiraf ettiğinde Ayhan kendinden nasıl nefret etti bilmiyordu. Eve gidip; " Hayvan herif. Saklayamadın hislerini. Diğer kızlara davrandığın gibi davranamadın Gönül' e. Onu da kardeşin gibi göremedin. Kızın kafasını sen karıştırdın. O daha çok küçük. O bir prenses sense mahalle kabadayısısın. Sen aklını karıştırmasan bakar mı o kız sana?" diye kendini azarladığını bilmiyordu. Ayhan Gönül' ün aşkını itiraf ettiği o gün defalarca aynaya bakmıştı ve her zaman aynı sonucu çıkardı. Gönül' ün yanına yakışması mümkün değildi. Her şey bu hale sırf o hislerine hakim olamadı diye gelmişti. Gönül daha 17 yaşında bir kızdı. Farklı bir ilgi hissedince kafası karışması normaldi. Yüzündeki yara izinde gezdirdi parmağını. Çirkin görünüyordu ama onun belki de kendinde sevdiği tek şeydi o yara izi. Ece ve Gönül' e sataşan kişilerle kavga ederken olmuştu. Gönül nasıl korkup ağlamıştı rahatsız ettiklerinde? Ne kadar hassas bir kızdı. Ayhan gibi kavgacı adamla işi olmazdı. O an Ayhan' ın hislerini anladığı andı. Gönül' ü ağlar görünce dört kişinin arasına dalmıştı. Yarayı da öyle almıştı. Ama Gönül' ün gözyaşları kadar yakmamıştı o yara canını. Oysa Ece de oradaydı. O da kardeşiydi. Onu da korumuştu. Neden Gönül' ün gözyaşları kalbini ateşe veriyor gibi oluyordu? O gün anladı ama olmazdı. Abi diyordu kızlar ona. Kendine hakim olmak için, ona da diğer kızlardan farklı davranmamak için uğraşıp durdu. Ama Gönül aşkını itiraf edince başarılı olmadığını düşündü. Gönül reddedilme acısını yaşarken aslında Ayhan' ın onu sevdiğini, hatta o da sevmiyorken bile sevdiğini bilmiyordu. Hiçbir zaman da öğrenemedi.
Ayhan Gönül' ün karşısına oturdu.
" Bak biz hep birlikte büyüdük Gönül. Bilirsin ben sır saklamayı bilen biriyim.
Biri sana zorla bir şey mi yaptı? İsmet' le gerçekten bu gizlemek için mi evlendin? "
Gönül donup kaldı. Sevdiği adam İsmet' in lafına inanmıştı. İsmet Ayhan' ı sevdiğini öğrendiği için ilk iş olarak gidip Gönül' e iftira atmıştı. Sözde Gönül bakire çıkmamıştı. İsmet bunu sorduğunda başka birini sevdiğini, onunla birlikte olduğunu söylemişti. O evlenmediği için İsmet' le evlenmişti. İsmet bunları söyleyince sinirlenip ona vurdum demişti. Eğer Ayhan Gönül' ü görürse şiddete uğradığını da görecekti. Böylece yaptığına kılıf bulmuştu aklınca. Ayhan' ın çok canı yandı. İsmet' e arka arkaya yumruklar savururken;
" Sen ne hakla vurursun ona? Eğer öyle bir şey varsa bile adam gibi konuşur ve boşanmak istediğini söylerdin. Ne demek şiddet uygulamak. " diye bağırmış ve ağzı yüzü kan içinde bir halde bırakıp Gönül’ ü aramıştı. Gönül bunu da bilmiyordu. Ayhan sevdiği kızın böyle bir şey yaptığını duyunca yaşadığı hayal kırıklığı nedeniyle ne kadar acı çekiyor bilmiyordu. Canının acısından düşünmediğini, şokta olduğunu bilmiyordu.
" Bunlar seni ilgilendirmez. " dedi ve ayağa kalktı.
Ayhan İsmet' e inanmıştı. Gönül o an sustu. Bir daha bu konuda hiç konuşmayacaktı. Avukata sadece boşanmak istediğini söyledi. Diğer davaları hiç açmadı. Rapor almadı. Sevdiği adam ona değil o şerefsize inanmayı seçtikten sonra onun için gerçeğin ne olduğunun bir önemi kalmamıştı. Şimdiki aklı olsa asla böyle davranmazdı. O raporu Ayhan' ın yüzüne çarpar ve İsmet' i hapiste süründürürdü ama o an daha 18 yaşındaydı ve kırılmış kalbiyle sessizliğe gömüldü. Evliliğini neden iki günde bitirme kararı aldığını kimseye söylemedi. Hakkında bir çok dedikodu yapıldı ama önemsemedi. Canan, Ece ve Lale yanında olmuştu. Ayhan hariç erkek takımı da hiçbir şey olmamış gibi davranmayı seçmişti. Elbette kaybettiği arkadaşları da oldu, ailesi bu durumdan büyük üzüntü duydu ama Gönül bir şekilde hayatına devam etmeyi başardı.
İkisi de susmayı seçmiş iki aşıktı onlar. Konuşsalar aşk olurdu, sustular nefret oldu.
...
Lale, erkenden hazırlıklara başlamıştı. Kendine bakarken bir yandan da zihninde Görkem' in gelmeme kararını sorguluyordu. Ama bunu göstermeye niyeti yoktu. Bugün, kendi gücünü, zarafetini ve kararlılığını gösterecekti. Görkem gelmedi diye bu özel günü mahvetmeyecekti. Aksine, ona pişmanlık yaşatacak bir şekilde geçirecekti bu günü.
Özenle makyajını yaparken, her hareketi dikkatli ve ölçülüydü. Yüzündeki ifadeyi değiştirmemek için kendine odaklandı. İçindeki siniri bir şekilde bastırmaya çalıştı, ama elbisesine karar verdiği an, içindeki öfkenin kıvılcımları biraz daha büyüdü. Görkem 'in gelmemesi, ona duyduğu sinirin şiddetini artırmıştı. Yine de, günün ilerleyen saatlerinde onun kendini nasıl fark edeceğini düşünerek, derin bir nefes aldı. Elbette birileri paylaşacaktı ve sosyal medyada görecekti.
Elbisesi gerçekten cesur ve iddialıydı. Göz alıcı kırmızı, vücudu saran bir elbise, sırtı derin bir dekolteyle açılmıştı. Üzerinde dantel işlemeleri ince bir zarafet katıyor, ancak her adımıyla göz alıcı bir duruş sergiliyordu. Kısa ama şık, zarif ama bir o kadar cesur bir kesimle tasarlanmıştı. Elbiseyle uyumlu altın rengi topuklu ayakkabıları, adımlarını daha da vurguluyor, her bir hareketiyle hem baş döndürücü hem de özgüvenli bir hava yaratıyordu. Saçlarını büyükçe dalgalar halinde açarak, omuzlarına dökmüş, şık bir topuz yapmayı düşünmüştü ama o an içinde ne kadar öfke varsa, o kadar da cesaret vardı. Gözlerindeki kararlılık, kendine duyduğu güvenin yansımasıydı. Kendi içindeki boşluğu, o mükemmel elbise ile örtmeye karar vermişti. Biraz daha sertleşmişti, ama bunu kendine olan güven olarak görüyordu. Hangi ortamda olursa olsun, o anda yalnızca kendini düşünmeliydi.
Görkem' in yokluğu, onun için bir zafer haline dönüşecekti. Bugün, sadece kendi mutluluğunu kutlayacaktı ve kimse buna engel olamayacaktı. Kızlar hep birlikte gittiler mekana. Göktuğ hariç erkekler zaten oradaydı. Bir eğlence mekanıydı. Göktuğ gelirken Lale bir an Görkem geliyor zannetti ama Göktuğ' du işte. Göktuğ çok düşünmüştü bu geceye katılıp katılmamayı ama sonunda çocukluk arkadaşlarıyla zaman geçirmek istemişti. Ya da kendini böyle ikna etmişti.
" Herkes geldiğine göre kim ne içiyor?" diye sordu Ayhan.
Ayhan ve Burak votkadan yana kullandı tercihini. Abisi orada olduğu için Haluk bira istedi. Sarhoş olursa Ayhan canına okurdu. Göktuğ meyve suyu istedi.
" Sert adam meyve suyu mu içiyor?" dedi Lale. Gerçekten şaşırmıştı. Onun düşüncesine göre Göktuğ rakı şişesini kulağına falan damlatıyordu.
" Sporcuyum ya ben. Genelde pek alkol almıyorum. " dedi Göktuğ.
" Ama sen boksörsün. "
" Yani?" diye sordu Göktuğ. Burak lafa atladı.
" Bu cüsseye alkol ne yapsın demeye çalışıyor herhalde. Oğlum sen adam falan mı yedin? Bak gizlice yiyorsan bana da haber ver. "
Canan; " Ay vahşi vahşi konuşmayın. " dedikten sonra " Bana da bira. " dedi.
Ece ve Gönül tekila istedi. Ayhan tekilayı duyunca bozuldu ama bir şey demedi. Lale de tekila istedi ama Ayhan;
" Daha önce hiç içmedin. Tekila sana ağır gelir. " dedi.
Sadece bir saat... Bir saat sonunda kızların hepsi sarhoş bir halde pistte dans ediyordu. Canan içkiye dayanıksızdı zaten. Gönül Ayhan' ı gördükçe üst üste içmişti. Ece onunla yarış yaparken sarhoş olmuştu. Lale zaten onlardan tekila çaldığı için çoktan kafayı bulmuştu.
" Oturun artık kızlar. Bakın millet cins cins bakmaya başladı. Başımızı belaya sokacaksınız. " dedi Ayhan. Canan sanki komut verilmiş gibi oturdu. Bu halde bile olay çıksın istemiyordu.
" Sen otur dersen ben oturmam. İnadına ayaktayım. O zaman dans. " dedi Gönül.
" Ben dersem oturur o değil mi balım? " dedi Ece. Birbirlerine iltifat ede ede birlikte oturdular. Ayakta sadece Lale kalmıştı. Ece onu da çekti. "
"Bir şey olmaz boksörümüz var bizim. Biri rahat ederse döver onları. " dedi Lale.
" Bana hiç güvenmeyin." diye yanıtladı Göktuğ.
" Niye bedava yumruk yok mu? "
Burak araya girdi.
" Kızım manyak mısın adamın yumruğu silah sayılıyor lisansından olur. "
Ece sarhoş bir şekilde elini uzattı Göktuğ' a;
"Silahını tutabilir miyim?" dedi. Bir anda masada herkes sus pus oldu. Ece o anda farkına vardı dediğinin.
" Sizin içiniz fesat yahu bir de bana fesat diyorsunuz. Yumruğunu diyorum. Ay siz dediniz ya silah. Erkek milleti değil mi işte. Silah diyince bile aklınıza şey geliyor. Gerçi ne zaman aklınıza gelmiyor o da başka bir konu. "
" Evet. Gecenin sonuna geldik demek ki. Muhabbet ayarını kaçırmaya başladı. " dedi Ayhan ama Lale' nin hiç niyeti yoktu. Ayağa kalktı.
" Hayır gece yeni başlıyor. " dedi ve Göktuğ' un elini tutup çekiştirmeye başladı. Göktuğ elini tutan ekine baktı. Küçücük kızın bu küçük eli nasıl ona rakiplerinden bile güçlü geliyordu. Usulca tutarak bile onu kaldırmayı başarmıştı. Sanki Lale elini tutarak onu sorgusuz sualsiz dünyanın sonuna götürebilirdi. Sonra onun ikizinin sözlüsü olduğunu hatırladı. Ayhan' ın önündeki votka şişesini aldı ve kafasına dikti.
" Adam kızlar ayık kafayla çekilmez dedi kafaya dikti. " dedi Burak.
Lale Göktuğ' u piste çekti.
" Görkem gelmediğine göre benimle sen dans edeceksin. Uzaktan farkınız anlaşılmaz. "
"Sen yakından da anlamıyorsun ki."
" Uğraşma benimle. Hadi dans. "
"Hayır. "
" Boksörler dans etmez mi?"
" Sen niye sürekli boksörler şöyle böyle diyorsun. Ne gibi bir fantezin var bu konuda bilmiyorum ama boksörlerde insan. "
"Sen küçükken de insan değildin ki."
Göktuğ' un yüzü düştü. Lale gerçekten çocukken de onu insan olarak görmezdi. Her kötü şeyi ondan biliyordu. Bir keresinde bir çocuğun bisikletini tamir etmeye çalışırken Lale Görkem ile oyun oynuyordu. Hemen yanına gelip;
" Bıraksana çocuğun bisikletini. Ne zararı var sana?" diyerek itmişti. Göktuğ bugüne geri döndü.
"Çok sağ ol ya. " dedi zoraki bir gülümseme ile. Lale şu an Göktuğ' u üzmek istemiyordu.
"Öyle demek istemedim yani kötü bir şey demek istemedim. Yani ben galiba artık sizi karıştırmıyorum. "
" Aferin sana büyük başarı. "
" Dalga geçme ya gerçekten karıştırmıyorum. Çünkü sen hayvan gibi bir şey olmuşsun. Yani iyi anlamda. Yani boksörümüz gururumuzsun ya sen. Böyle hayvan gibi kas yapmışsın. "
" Lale sen hiç iltifat etmek için zorlamasan mı? "
.