Evlilik

1331 Words
Alara Gözlerini bir an olsun gözlerinden çekmedim. Duyduklarımı sindirmeye çalışıyordum. Doğru duymuştum değil mi? “Sana teklifim şu. Buradan gidersen baban seni bulur ve o Sarp denen adamla evlenmek zorunda kalırsın. Ben seni onlardan kurtaracağım. Sen de kızımı kurtar. Bana bir bebek ver. Kızım kardeşinin iliğiyle iyileşsin.” Demişti. “ Ne?” Ağzımdan çıkan ilk kelime şaşkınlık olmuştu. Dediklerini idrak etmeye çalışıyordum. “ Bu komik değil. Beni kandırma. Bir de ciddi ciddi seni dinliyorum ya.” Burnumdan soluyordum. “ Şaka yapmıyorum. İki taraflı bir anlaşma. Sen de hayatının kurtulmasını istemiyor musun?” Dibime kadar girip elini çeneme yerleştirdi. “ Gerçek bir evlilik istiyorum Alara. Kızıma anne ol istiyorum. Bu yaştan sonra sahte işlerle uğraşamam.” Gözlerim şokla açıldı. Ciddi miydi? “ Sen gerçekten ciddisin…” Elim istemsizce karnıma gitti. Gördüğünden emin değildim ama anne olma hissi bile içimi sıcaklaştırdı. “ Bana bir cevap vermen gerekiyor. Biz evli değiliz ama kızımın sağlığı için bir an önce evlenmemiz gerekiyor.” İçime bir korku düştü. “ Ben bilmiyorum. Seni tanımıyorum Ezel.” Dudakları yana kıvrıldı. Kullandığım isim onda ne gibi bir etki yaratmıştı bilmiyorum. Elinin tersiyle yanağıma tüy kadar hafif bir şekilde dokundu. “ Bana evet de Alara. Beraber bir hayat kuralım. Kızıma anne ol.” Diğer elini karnıma yerleştirdi. “ Bir çocuğumuz olsun. Aile olalım.” Yutkundum. “ Sevgi olmadan aile olabilir miyiz?” Ondan etkilendiğim bir gerçekti ama onun benden etkilenip etkilenmediğinden emin değildim. “ Sevgi zamanla kazanılır. Bize bir şans ver.” Nefesimi verdim. “ Tamam.” Elini geri çekti. “ Ne tamam?” Salak mıydı bu adam? “ Neye tamam demiş olabilirim Çınar? Sen aptal mısın?” Tüm sinirlerimi zıplatmıştı beyefendi. “ Sen ciddisin. Kızımı kurtaracak mısın?” Aklımdaki sorulara cevap bulmadan tam anlamıyla kendimi ona adayamazdım. “ Sor.” Sesli mi düşünmüştüm? Şaşkınlığımı atamadım. “ Aklında bir sürü soru barındırdığını biliyorum. Aklında ne varsa sor.” Vücudumu dikleştirdim. “ Çocuğumuzu kızından ayıracak mısın? Ona sadece donör olarak mı bakacaksın?” Düşündüm kısa bir an için. “ Devamında ne olacak? Bebeğim kardeşini kurtardı diyelim. Boşanacak mıyız? Velayetini bana verecek misin?” Vücudu kasıldı. “ Sana söyledim Alara! Ben çocuğumdan da annesinden de ayrılmam. Ben gerçek bir evlilik istiyorum. Başak’a anne ol istiyorum.” Kızına anne olabilir miydim bilmiyorum. Başak’ı sevmiştim. Çok tatlı bir kız çocuğuydu. “ Annesine ne oldu?” Çınar ağzını açıp konuşacağı sırada bulunduğumuz odanın kapısı dan diye açıldı. Şaşkınlıkla kapıya baktığımda bizi girişte karşılayan kadını gördüm. “ Anne?” Kadın yanımıza gelip tam ortamızda durdu. “ Oğlum artık bana bir cevap verecek misin?” Merakla Çınara baktım. Elini uzatıp tutmamı istedi. Derin bir nefes alıp uzattığı eli tuttum. “ Tanıştırayım anne. Müstakbel karım Alara Darca.” Annesi şaşkınlıkla yerinde sendeledi. Tansiyonunun düştüğünü anlayıp kolundan yakaladım. Kadın bir elini kalbine koymuştu. “ İyi misiniz? Öyle dan diye söylenir mi Çınar!” Sinirle Çınara baktım. Korkuyla annesine bakıyordu. “ Yardım etsene be adam. Tek başıma kadını ayakta tutamıyorum.” Aklına yeni gelmiş olacak ki annesinin koluna girip koltuğa oturttu. Yanı başında duran kolonyayı açıp eline döktükten sonra koklattı. “ Anne kendine gel iyi misin? Ne oldu şimdi ya?” Tansiyonu vardı anlaşılan. “ İlaçları var mı dil altı falan? Tansiyonu çıktı kadının.”Kolonyayı masaya bırakıp arkasını döndü. “ Akıl mı bıraktın Alara! Var tabii ki de. Gidip getireceğim. Annemin başından ayrılma.” Başımı usulca salladım. Sanki nereye gidebilirmişim gibi… Kapıyı açtığında “ Pınar!” Diye bağırdığını duydum. Daha sonra ortadan kayboldu. Annesine baktım. Hala daha donuk bakışlarla duvara bakıyordu. “ Efendim iyi misiniz lütfen ses verin. Özür dilerim onun adına. Bu şekilde söylememesi gerekiyordu. Lütfen iyi olun.” Sıkıntılı nefes verdim. “ Torununuz yan odada. Seslerden korkacaktır. En azından onun için lütfen toparlanın.” Kadının bakışları beni buldu. “ Anne.” Şaşkınlıka yüzüne baktım. “ Efendim?” Elini uzatıp saçımı kulağımın arkasına itekledi. “ Oğlumun kalbine girdiysen eğer bana anne demeni istiyorum. Evleneceksiniz, torunuma anne olacaksın. Bana anne de kızım.” İçim titredi. Kendimi geriye çektim. Benim annem yoktu. Seneler önce ölmüştü. Babam benden nefret ediyordu. “ Bana zaman verin lütfen. Bir anda anne demek kolay değil.” Bakışlarımı kaçırdım. Kaçabildiğim kadar uzağa kaçmak istedim. Beni görmesin hissettiklerimi anlamasın istedim. “ Anne iyi misin?” Sesin geldiği yöne baktığımda girişte gördüğüm kızı gördüm. Adını hatırlamıyordum. “ İyiyim kızım. Artık iyiyim.” Odaya aniden Çınar girdi. Elindeki ilaçları suyla birlikte annesine uzattı. “ İyiyim yavrularım korkmayın. Sadece biraz tansiyonum çıktı aniden. Artık yaşlıyım. Bana o kadar ani şeyler söylemeyin.” Kadın haklıydı. Suç Çınardaydı resmen. Çınar rahatlamanın verdiği hisle elini kalbine götürüp oh çekti. “ Korkuttun beni eski çınar. Size bir şey olmaz. Tanıştınız mı Alarayla?” Bakışları üzerimde mekik dokudu. “ Tanışıyorduk sen geldin. Bana anne demesini istemiştim bende ondan.” Başımı öne eğdim. Söylemesi kolay değildi ki. “ Anne kızı zorlama. Söylemesi kolay değil öyle. İlla ki söyleyecektir ama biraz zaman gerekiyor. “ içeriye giren kızın sesini duyduğumda ona bakıp gülümsedim. Kendisine baktığımı gördüğü an heyecanla elini bana doğru uzattı. “ Tanışalım hadi. Ben Nil Darca. Sen de abimin müstakbel karısı olacak kişisin değil mi?” Kibar bir şekilde başımı salladım. Uzattığı eli sıkıp bıraktım. “ Bana Alara demen yeterli. Sizin isminiz nedir?” Yaşlı kadına döndüğümde gülümseyerek baktığını gördüm. “ Azize Darca kızım. Bana istediğin gibi hitap edebilirsin.” Gülümsemekle yetindim. Babası haricinde herkesle tanışmıştım. Sanırım bir de erkek kardeşi vardı. Onu hiç görmemiştim. Çınar vakit kaybetmeden evlilik tarihi almıştı. Yaklaşık olarak birkaç gün içerisinde de nikahımız kıyılacaktı. Beni tabii ki de geren bir konu daha vardı. Evlendikten sonra yapacağımız o şeyden ölesiye korkuyordum. Çınara laf arasında aşılama yapıp yapamayacağımızı da sormuştum ama belli bir evlilik tarihinin geçmesi gerektiğini söylemişti. Yani o iş de yatmıştı. Tarihler düğünümüze bir gün kalayı gösterdiğinde evde evleneceğimizi öğrendim. Çınar riske atmak istemiyordu ki haklıydıda. Başak da çok heyecanlıydı. Sürekli ne zaman kardeşim olacak diye sorup duruyordu. Ona iyice alışmıştım. Şu an tek sorun annelikti. Ona kanım kaynıyordu ama annesi olabilir miydim bilmiyorum. Kendimi buna hazır hissetmiyordum işte. Kalacağımız odaya gelinlik ve damatlık asılmıştı. Dün imam nikahımız kıyılmıştı. Mehir olarak ne istersin diye sorduklarında göstermelik olarak yarım altın demiştim. İstemiyordum ama. Azize Hanım ise bu duruma kızıp koca şirketi yazdırmıştı. Ona göre kadın her zaman dik durmalı ve kendisini ezdirmemeliydi. Gözlerim parlayarak bakıyordum ona. Düğüne saatler kala Başak’ın odasının kapısını tıklatarak içeri girdim. Minik bebeğim elinde tuttuğu pastel boyasıyla resim yapıyordu. Yanına yaklaşıp yatağının kenarına oturdum. “ Başak ne çiziyorsun?” Yüzündeki gülümseyle gözlerime baktı. “ Lala abla ne ara geldin?” Sanırım kapıyı tıklattığımı duymamıştı. “ Çok olmadı şimdi geldim. Boşver şimdi sen beni. Cizdiğini göstermek ister misin?” Başını hevesle salladı. “ Bak burada babam, nenem, halam, amcam ve dedem var. Diğer tarafta da sen varsın.” Gösterdiği çizimlere baktığımda gülümsedim. Beni biraz göbekli çizmişti. “ Ben o kadar kilolu muyum ya?” Sırıtarak kahkaha attı. “ Hayır akıllım o kilo değil kardeş. Hani siz babamla bana kardeş yapacaksınız ya onu da çizdim işte.” Boğazıma kaçan tükürüğüm ile kısa çaplı bir boğulma tehlikesi geçirdikten sonra kendime geldim. “ İnşallah bebeğim.” Bakışlarımı kaçırdım. Birden modu düşmüştü Başağın. “ Lala abla?” Ona dönüp yüzüne baktım. “ Efendim güzelim.” Burukça gülümsedi. “ Sana anne diyebilir miyim? Benim annem yok da. Nasıl bir his bilmiyorum. Sen bana abladan çok anne hissi veriyorsun çünkü.” Bir gün tabii ki de diyecekti belki ama bu kadar hızlı daha evlenmeden demesini beklemiyordum. Yüzüme takındığım gülümsememi bozmadan cevap verdim. “ Bana istediğin gibi hitap edebilirsin. Sen eğer annen olmamı istiyorsan ben senin annen olurum Başak. Anlaştık mı kızım?” Bilerek kızım demiştim. Daha beş yaşındaydı ama çok akıllıydı. Gülümseyerek boynuma atladı. Başakın odasından çıktıktan sonra her şey çok hızlı ilerledi. Memur gelip nikahımızı kıydı mesela. Çok monoton bir şekilde evet demiştik. Çınar da ayrı bir durgundu tabii orası ayrı. Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes salonda otururken kapı çaldı. Evin çalışanları izinli oldukları için ayağa kalkıp gelinliğimin ucundan tutarak kapıya doğru yürüdüm ve dikkat ederek açtım. Gördüğüm kişi ile tuttuğum gelinliğim elimden düştü. Ağzım bir karış açılmıştı. Göz bebeklerim titriyordu. Bu olabilir miydi? Ne diye gelmişti gene. En önemlisi beni nasıl bulduğuydu. “ Baba?”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD