bc

ELMİNA - MİDRAN GELİNİ +21

book_age18+
415
FOLLOW
2.2K
READ
dark
forbidden
contract marriage
family
HE
system
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
curse
mafia
gangster
heir/heiress
drama
tragedy
serious
kicking
mystery
scary
city
mythology
small town
cheating
disappearance
enimies to lovers
rejected
secrets
war
love at the first sight
friends with benefits
surrender
like
intro-logo
Blurb

Midran…

Törenin kaderle, suskunluğun itaatle ölçüldüğü bir ilçe.

Midran’ın en büyük aşiretine sahip olan ağa, soyunu sürdüremediği için ikinci bir gelin almak zorunda kalır. Köyden seçilen bu genç kız, bir eşten çok bir umut olarak konağa getirilir.

Adı Elminadır.

Elmina, gelin geldiği konakta bir adamın karısı, başka bir kadının gölgesi olur.

Kısır olduğu için kenara itilen ilk kadın ise bu evde hâlâ söz sahibidir.

Elmina, sevilmekle nefret edilmek arasında, itaatle direniş arasında sıkışıp kalır.

Bu bir aşk hikâyesi değildir.

Bu, bir kadının kuma olarak hayatta kalma mücadelesidir.

Sessiz bakışlar, bastırılan arzular, gecenin içinde fısıldanan kaderler…

Midran’da gelin olmak, bazen yaşamaktan çok dayanmaktır.

chap-preview
Free preview
ELMİNA-1
Bazı anlar bazı kişiler için ölüme eş değerdir. Küçük köy evinde bir odada kaderin yolu belirlendi. Diğer odada köşeye sinmiş bir can kaderinin ağırlığı altında can çekişircesine ezildi. Kötüydü olacağı konum ama kimse onu dinlemiyordu. Kimse ona ne istediğini sormuyordu. Istemiyorum demelerini takmıyorlardı. Onun kaderi başka bir kadının gölgesi olmaktı. Sırf soy yürütmek için rahminin kullanılmasıydı. Var olmamak ama orada olunduğunu bilmekti. Elmina, gözlerinden akan yaşlarını silme zahmetine bile girmiyordu. Teyzesi içeri girdiğinde ona yalvaran gözlerle baktı. “Hazırlan Elmina. Yarın seni almaya gelecekler.” Resmen dizleri üzerinde sürünen kız teyzesinin eteğine yapıştı. Ayaklarına kapandı. “Yapma teyze, kurban olayım yapma. Kıyma bana. Verme beni Allah hakkı için. Yapamam. Karısı olan bir adama ikinci kadın olamam. Hem, hem annem beni sana emanet etmedi mi? Bu emanete ihanet değil mi?” Omuzları sarsılarak ağlarken teyzesi onu kolundan tutup kaldırdı. Yüzüne tokadı yapıştırdığı an “Sen haddini aştın iyice. Yıllardır sana ben bakıyorum. Köylük yerde adın çıkacağına çulsuzun birine varıp açlıktan nefesin kokacağına ağa konağına gidiyorsun. Bir de erkek evlat verdin mi işte o zaman Kadir Ağa seni hanım eder. Biz de faydalanırız. Onca sene ettiğim masrafı çektiğim çileyi ödemeyeceğini sandın herhalde.” dediğinde yanağından çok içi yana Elmina daha çok ağlamaya başladı. Kapı yeniden açıldığında içeri eniştesi girdi. Kaşları çatılmış aldığı nefesler burnundan ateş gibi çıkıyordu. “Ne diyor bu?” “Kuma gitmezmiş. Öyle diyor.” “Bak ya. Ona mı sormuşuz da itiraz ediyor. Alptekin’ler başlık parasını çoktan verdi. Süt hakkı diye de bir ev tapusu yolladılar. Yarın da gelip alacaklar. Bu iş bitti. Boşa laf edip de kimse benim canımı sıkmasın.” Satmışlardı. Elmina resmen satılmıştı. Güneş batıp yeniden doğduğunda doğduğu büyüdüğü bu köyden gidecek herkesin parmakla gösterdiği bir konağa adım atacaktı. Bu adım onun için cehenneme girmek gibiydi. Odadan çıktıklarında yer döşeğinin köşesine bacaklarını karnına çekerek oturdu. Ağlamak, çaresizlik, yaşayacakları, sırtına vurulacak yafta ve en kötüsü de bir kadının ahını almak. Hatun. Kadir Alptekin’in karısı. Birkaç haftadır bu ismi duyuyordu. Kulak misafiri olduğuna göre birkaç yıldır çocuk sahibi olmak için çok uğraşmışlar ama sonunda kısır olduğu netleşince bu uğraştan vazgeçmişler. Şimdi ise Hatun kendi rızası ile kocasına kadın bakıyordu. Onu da seçen Hatun’du. Koyunları otlatan Elmina yola birkaç kuzu kaçınca onları kurtarmak adına peşlerine gitmiş gelen arabanın altından yavruları zor almıştı. Kadir Ağa ile merkeze giden Hatun ise bey kızlarından ziyade kimsesiz köylü ve genç bir kızı kocasına almayı tercih etmişti. Kimsesiz olursa ezmesi de çocuk doğunca elinden alması da kolay olurdu. Arkası sağlam olursa başına bela olurdu gelecek kuma. O günden sonra kaynanası ile köye gelmiş Elmina’yı yeniden görmüş çevreye de sorup soruşturunca istedikleri gibi biri olduğuna karar vermişlerdi. Kimsesizdi Elmina. Teyzesi ve enişte ile yaşıyordu. Ana babası yıllar evvel ölmüştü. Teyze Selma ve enişte Tahsin paragöz insanlardı. Bu nedenle genç kız köyde az durumu iyi olan ailelere işe gider koyunlarını güder tarlada ekinlerine yardım ederdi. Kazandığı para ise ona asla ulaşmazdı. Elmina gece sabaha kadar öylece oturdu. Küçük camından ayı izledi. Kaderine lanet etti. Üzerine yapışacak kuma lakabı ile kemikleri ezildi. Nefesi her defasında kursağında kaldı. Üstelik güneş doğduğunda sanki bitmesi imkânsız bir lanette başlamış oldu. Odaya giren teyzesi kızın hala oturduğunu ve gözlerinin şiş kızarmış yüzünün çökmüş halini görünce kaşlarını çattı. “Sen, sen ne lanet bir şeysin ya. Konağa gideceğini biliyorsun bu ne hal.” “Ne olur yollama beni teyze yalvarırım. Daha çok çalışırım size daha çok para getiririm.” Teyzesi ona acımadı. Yanağına yediği tokatla yatağa düşerken ağlamadı. Sanki göz yaşları kurumuştu. Kolundan tutuldu. Küçük lavaboya sokulup yüzü yıkandı. Sonra üzerine Hatun’un getirdiği siyah kumaş üzerine papatyalar olan elbise giydirildi. Başına siyah şalı takıldığında kömür karası saçları yüzüne hafiften düşüyordu. Yeşil gözleri öylesine kızarmış ve acıyordu ki evden çıkarıldığında güneşin ışığı göz bebeklerini yakmıştı. Büyük arazili araç onu bekliyordu. Kadir Ağa kendi gelmemiş kahyasını yollamıştı. Arka koltuğa oturan kızın üzerine kapı kapanırken son kez eve baktı. Evin önünde duran teyzesine ve eniştesine ise “Hakkım helal değil size Allah sorsun bana ettiğinizin hesabını” dediğinde tek kaşı kalkan kahya omuzunun üzerinden geri baktı. Ellilerine yaklaşan adam bir an kızı süzdü. Su gibiydi Elmina. Güzeldi ama yüz güzelliği yetmezdi. Baht güzelliği lazımdı. Bir an üzüldü. Bu kız kuma değil hanım ağa olmayı hak edecek kadar saf ve temizdi ama kader onu kötü bir hayata savurmuştu. Araç çalışıp yola çıktıklarında telefonu çalan kâhya açıp “Buyur ağam” dedi. Ses dışarı verildiğinden adamın dediğini işitiliyordu. “Merkeze inin. Üstüne başına ne gerekliyse her şey fazla fazla alınsın. Hacer kadın da meydan da seni bekliyor olacak. Sonra da konağa geçin.” “Tamam ağam.” Telefon kapandı. Elmina nefesini tutmuş arabaya yayılan o bariton sesin ağırlığı ile koltuğa daha da çöküyordu. İçindeki eski iç çamaşırlarından ve üzerindeki elbiseden başka bir şeyi yoktu. Ayağında bile eski kenarı sökülmüş terlik ve altı dikilmiş çorapları vardı. Meydana indilerinde büyük duvarın yanında bekleyen Hacer kadını arabaya alan adam önce büyük bir giyim mağazasına sürdü. İndiklerinde Elmina şaşkınca etrafına bakıyordu. Köyden çıkması bir elin parmak sayısını geçmezdi. Öyle yabancıydı ki her şeye aldığı nefesi verirken korkuyordu. Mağazaya girdiklerinde Hacer kadın kızın koluna girdi. “Kızım benim adım Hacer. Kadir Ağam bana senin her ihtiyacını almam için yolladı. Hadi şunlara bakalım.” Başını sallayan kız “Ben de Elmina Hacer teyze. Çok bir şeye gerek yok ama. İki kat giysi yeter.” Dese de kadın ona gülümsedi. Kızı ilk gördüğü an duru güzelliğine hayran kalmıştı. Kızarmış yeşillerine şişmiş gözlerine solgun tenine rağmen ay parçası gibiydi. Yanağındaki kızarıklık ile kaşları hafif çatılsa da işleri çoktu ve sorgu işini sonraya saklayacaktı. Orada çalışan kız sayesinde kıza çeşit çeşit elbise aldılar. İç giyim tarafından bir sürü iç çamaşırı gecelik ve pijama takımı alındı. Ayakkabı terlik çorap derken kâhyanın eli çanta doluydu. Öğlen gibi arabanın yanında durduklarına güneşin yakıcı etkisi ile terleyen kız kurumuş dudaklarını yaladı. Susamıştı. Karnı açtı ama kimseye bir şey diyemiyordu. Hacer alnındaki teri sildiğinde guruldayan karnı ile “Kâhya ben acıktım.” Dedi. O an gözleri kıza kayan adam gözlerini büyüttü. İyice hali vakti azalmış kızla elini alnına vurdu. “Ah be kızım niye açım demedin ki. Kaç saattir de dolanıyoruz. Kahvaltı yapmadı demişti enişten. Hadi hemen bir şeyler yiyelim.” Lokantalardan birine girdiklerinde birer çorba söylediler. Elmina önce masadaki sudan kana kana içti. Ardından zor da olsa çorbasını içti. et yemekleri de söylendi ama pek yiyemedi. Sonunda her şey bitip Alptekin konağına geldiklerinde koca koca duvarlar kıza kaçışı olmadığını haykırıyordu. Arabadan inip iki kapalı büyük kapıdan girdiklerinde onu karşılayan Hatun ve kaynanası Meryem Alptekin’di. Ardındaki kapı kapandığı an Elmina için hayat burada bitiyor azap başlıyordu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

KÜÇÜK AĞA [HALEF +21][KUMA]

read
18.2K
bc

Kahpenin Kızı +18

read
6.1K
bc

CEHENNEM MAZGALI+18

read
8.5K
bc

YIRTICI EVLİLİK |+18|

read
173.2K
bc

Ayrılan YOLLAR +21

read
187.2K
bc

Sahte Karım

read
386.6K
bc

Köle

read
73.1K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook