+21 İÇERİR
Öyle bir uykuya dalmıştı ki genç kız sanki yıllardır uyumuyordu. Üzerindeki örtünün altında çıplak teni ipekler içine sarılmış bebek gibiydi. Bir ara yatağın hareket ettiğini hissetti ama bunun yanılsama olduğunu düşündü. Kâbus olmadan rahatsız edilip gözlerini aralamadan sabah etmişti. Camdan içeri sızan ışığın yüzüne çarpması ile kaşlarını çattı. Hala uyumak istiyordu. Üstelik çok sıcak ve değişik hissediyordu. Bedeninin örtüye oldukça sıkı dolandığını düşündü. Gözlerini istemese de biraz araladığında hala çıplaktı. Örtü beline kadar inmiş göğüsleri sabahın o çok hafif serinliğinde uyarılmıştı.
Gerinmek istediğinde hareket alanı kısıtlıydı. Ensesine vuran sıcak soluklarla karnına sarılmış kalın kolların varlığını aynı anda hissetti. Yutkunamazken hafifçe başını çevirip arkasında ona yapışmış bedene bakmaya çalıştı. Kadir ise gece üzerini çıkarmış sadece iç çamaşırı ile kızın yanına girmiş ona sıkıca sarılıp gözlerini kapamıştı. Sadece bir kadeh rakı içmişti. Kızın izlerle dolu sırtını göz bebeklerinden silemiyordu. Garip bir şekilde ona şefkat göstermek istemişti. Lakin tam da şimdi kolları arasında kıpırdanan ve bilmeden kalçasını sabah ereksiyonuna sürten kız iradesini zorluyordu.
Kollarını sıkılaştırıp “Rahat dur” dediğinde kaskatı kesilen beden ile nefesini yine kızın tenine verdi.
Elmina kaçmak istedi. Bu nedenle de “Ben kalkayım ağam kahvaltı hazır edeyim” deyip yine kımıldandı ama dişlerini sıkan adam “Rahat dur Elmina.” Diyerek yeniden uyardı. Genç kız sıcaklamıştı. Teni ısınıyordu. Üstelik o kımıldadıkça kalçalarına değen sertlik tam olarak neydi bilmiyordu. Bilmemezliğe vurmak daha iyiydi.
Bir kez daha şansını denedi. Çıplaktı. Adamın da çıplak olduğunu tenine temas eden tenden anlamıştı.
“Acıkmışsındır ağam.”
Kadir sonunda bir hamle de kızı kendine çevirip üzerine çıktığında ona tepeden bakıp kaşlarını çattı.
“Açım Elmina doyuracak mısın?”
“Hı?”
O kadar şoka girmişti ki adamın dediklerini anlayamıyordu. Kadir bacakları arasında yerini alıp ince bacakların beline sarılmasını sağladığında taze kadınlığa kendini bastırdı. Burunları değecek kadar yakınlaştığında nefesi ateş gibiydi.
“Açım diyorum. Beni doyuracak mısın?”
Tek kelime edemeyen kız öylece bakıyordu. Odada hava mı ağırlaşmıştı yoksa zaman mı yavaşlamıştı bilmiyordu. Gece ona dokunmayan adam şimdi üzerindeydi. Kendi kadınlığında onu hissediyordu ve bu nefesini kesiyordu. Kalçasına baskı yapan sertlik adamın aletiydi. Titredi. “Ağam” demişti ki eğilip konuşan dudaklarına kendi dudaklarını dokunduran Kadir “Sus” diye fısıldadı. Mağara adamı zincirlerini kırmıştı. İçindeki savaş başlamış kim kazanacak belli değildi.
İşin garip yanı bedeni bu temasa karşılık garip bir tepki vermişti Elmina’nın. Korkuyor ve titriyordu evet bundan hem fikirdi ama aynı zaman da ısınıyordu da. Teni içten içe yanıyordu. Dudaklarındaki etli dudaklar tembelce hareket ettikçe hem ne yapacağını bilmiyordu hem de iç çamaşırları ardından da olsa kadınlığına baskı yapan aletle oranın karıncalandığını hissediyordu. Ilık bir his belki de kan topluluğu tam da kadınlığın içine onu kumaşlar ötesinden baskılayan şeyin altına hücum ediyordu.
O öpüşmeyi, bir erkekle sevişmeyi zevk almayı bilmezdi. Kendine bile dokunmamıştı hiç çünkü ona göre ayıptı. Kocası yapmalıydı ne yapacaksa. Hoş üzerindeki adam da onun kocasıydı ama işler farklıydı. Dudaklarındaki etki arttıkça kasıklarındaki o karıncalanma ve uyuşma da artıyordu. Gözlerini açık tutamıyordu ama bir yandan da açık olmasını kendine öğütlüyordu. Hafif incecik bir soluğun dudakları arasına girdiği an “Ağam” dedi yine ama sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Kadir ikisi arasına elini sokarken alt dudağını iki dudağı arasına aldı ve emdi.
Yeniden dudaklarından ayrıldığında içinden çok fazla küfrediyordu. Planları arasında bu küçük canlıya sahip olmak yoktu. Bekleyecekti. Alışması için zaman tanıyacaktı ama ne zaman ki bedenine sarılıp uyumuş işte o zaman sıcaklığını, yuvarlak kalçalarını, kokusunu, kolları arasındaki duruşunun hem masumluğunu hem de cezbedici azdırıcılığını, saf ve tertemiz oluşunu ama onun için hayvani bir dürtü oluşturan ilki olma isteğini bastıramamıştı. Altındaki karısı onun için güneşin tutulduğunda etrafına yaydığı tuhaf ışık gibiydi. Mina dağındaki çiçeğin güzelliğindeydi. Yaraları ile koruması gereken bir melekti.
“Sus Elmina. Sus ki her şey sakin geçsin. Yoksa şu tazecik yarığın benim aklımı alacak ben senin kuş kadar canını. Kendini bana bırak küçüğüm.”
Kendi büyük parmakları kızın külotunun içine kaydığında bedeninin nasıl da gerildiğini hissedebiliyordu. Öpmeyi kesmeden parmak uçları önce kadınlığın iki dudağını ardından da arasındaki o küçük noktayı okşamaya başladı. Bunu yaptıkça beline sardığı bacakların titrediğini elektrik vermiş gibi hareket ettiğini fark etti. Bu iyiydi.
Elmina ise resmen ateşlerin içine düşmüştü. Kadınlığının üzerindeki o parmaklar öyle şeyler yapıyordu ki hem korkuyor hem de onu öpen dudakların arasından garip bir inilti bırakıyordu. Hissediyordu. Sanki çişi gelmiş ama yapamıyormuş gibiydi. Terlemişti. Teni adamın altında suya düşmüş gibi kayganlaşıyordu.
Başını geri çeken Kadir’e titrek gözlerle bakan Elmina resmen soluk soluğa kalmıştı. Adamın parmakları onu okşadıkça daha önce bilmediği şimdi de adını koyamadığı şeyler hissediyor bedeni buna açlık gösteriyordu.
Kadir'se kızın bacakları arasında öyle şeyler yapıyordu ki kirpikleri titreyerek gözlerini kapatan kız boğukça inledi. Onun her inleyişi Kadir’in içindeki mağara adamını kazandırıyordu. Savaş çok daha şiddetleniyor adam bu yaşında ergenler gibi kasık ağrısı çekiyordu. Bu defaki istikameti kızın gerdanı boynu oldu. Yumuşak kavruk teni öptükçe parmakları daha da hızlanıyordu. Dişleri ile ince eti ısırırken diliyle ısırdığı yerleri ıslatıyor dudakları acısını alıyordu.
Elmina öyle bir kıvama geldi ki tutunmak istedi. Elleri öylece iki yanında dururken ne ara adamın pazılarına çıkmıştı bilmiyordu. Ona tutunurken onu delirten dudaklar artık gerdanda değil dik ve küçük tepelerdeydi. Ağzının içindeki tomurcuğu diliyle okşayan adamın boğazından kopup gelen hırıltılı inleme başını yastığa yaslayan kızın da acıyla karışık aldığı zevkten inlemesine neden oldu.
Dakikalarca onu okşayan Kadir onun da gerilen bedeni ve parmaklarının altındaki kasla boşalacağını anladı. Yeniden dudaklarına kapanırken parmağı en hassas noktaya baskı yaptı. Elmina delirdiğini düşündü. Bu yaşadığı normal olamazdı. Sanki, sanki içindeki bir şeyler dışarı akıyordu. Göz kapaklarının altında küçük baloncuklar patlıyordu ve bunlar renkliydi. Son titremeleri ve gerilmelerine kadar Kadir onu okşamaya devam etti.
Hatun ile cinselliği sadece kendini rahatlatma modunda olurdu. Onunla bu kadar kendini kaybettiğini ve altındaki kadını düşündüğünü hatırlamıyordu. Oysa daha bir günlük bile olmayan yeni karısı ile resmen içine girmeden boşalabilirdi. Bunu hissetmek taze kana kavuşmak gibiydi.
Biraz yorgun ama çokça şaşkın biçimde gözlerini aralayan genç kız altına kaçırdığını düşündü. Bunun utancı ile “Ağam affet ben, ben istemeden oldu” dese de Kadir parmaklarını kızın kadınlığından çekip çıkardı ve burnuna yaklaştırıp kokladı. Hoşuna gitmiş olacak ki onu beceren parmaklarını ağzına götürüp yaladığında Elmina küçük dilini yutacak konuma geldi.
Parmaklarını emip ağzından çıkaran adam kızın neyi yanlış anladığını fark ettiğinde eğildi ve alnını öptü.
“Küçüğüm, sen kötü bir şey yapmadın. Aksine bu akıttığın şey beni çıldırtacak kadar güzel ve sıcak. Şimdi seni parmaklarım değil ben sahipleneceğim.”
Elmina daha ne olduğunu anlayamadan üzerlerindeki örtü kenara atıldı. Islaklık hissi veren çamaşırı Kadir’in elinin altında yanlarından yırtılırken “Hii” dese de adamı durduramadı. Kumaş bedeninden uzaklaştığında şimdi tamamen anadan üryandı. Onu ayak uzundan saçlarına kadar izleyen adam ise yutkundu. Yataktan inip ayakları yere bastığında kendi çamaşırını da bedeninden sıyırıp attı.
Genç kız adamı çıplak gördüğü an dondu. Gözleri yüzünden göğsüne oradan karnına oradan da dimdik duran erkekliğe indi. Olacaktı. Az sonra o gördüğü dik organ içine girecek bekaretini bozacaktı. Hacer kadının hamamda açık açık anlattığı yere şimdi gelmişlerdi. Yutkunan genç kız nefesini zorlukla araladığı dudakları arasından verirken yatağa uzanan adam yan şekilde karısına döndü. Onu da kendine çevirdiğinde iç çekti. Büyümüş gözleri, titreşen kirpikleri ve aralık dudakları resmen saflıkla bezeli tutkuyu anlatıyordu.
Onun elini tutup kendi organına uzattığında “Korkma. Onu hisset. Sen benim karımsın Elmina. Utanma benden.” deyip küçük öpücükler kondururken tutmasını sağladı. Onu okşaması için elini yönlendirirken kendi aklını kaçırması an meselesiydi.
Küçük avucun içindeki iri erkeklik her dokunuşunda daha da kalınlaşıyor gibiydi. Kaç dakika buna sabredebildi adam bilmiyordu ama kendini karısının üzerine attığında artık boğazından tırmanıp dudaklarından kaçan hırıltılı inlemeyi saklamıyordu.
Aralarına elini sokup erkekliğini tuttuğunda kadınlığın dudakları arasına sürtmeye yerleştirmeye başladı. Bedenine gerilen kıza bakarken “Kasma kendini güzelim. Serbest bırak ki canın yanmasın.” diye de uyarı veriyordu.
Elmina. Daha on yaşında ana babasız kalan garip. On iki sene anne yarısından ve eniştesinden eziyet gören masum. Yirmi ikisinde bir ağaya kuma olan bahtsız kadın. Aklına Ünzile şarkısı geldi. Kaçsa, saklansa, istemiyorum dese de bir süre sonra bu yaşanacaktı. Kadir ağa ona iyi bile davranıyordu. Başkası olsa şimdiye onu becermiş üstüne bir de çarşafı ilan etmişti ailesine ama o gece dokunmamış sabah ile dokunurken bile onu alıştırarak yapmaya özen göstermişti.
Az önce gördüğü o erkeklik şimdi kadınlığının girişindeydi. Gözlerini kapamadı. Yeşilleri koyu kahvelere öylece bakarken eğilip onu öpen adam yavaşça az önce boşaldığı için kayganlaşan kadınlığında ilerledi. Erkekliğinin başı içine girdiği an nefesini tutan kız alt dudağını ısırdı. Kadir “Elmina, güzelim kasma kendini çok sıkı ve Darsın içine tamamen girmem için rahatlaman lazım.” diye kulağına fısıldarken hafifçe onay verir gibi başını sallayan kız dudaklarını araladı ve bir soluk aldı içine. O solukla birlikte erkekliğin büyük bir kısmı da tek hamle de giriverdi. Yutkundu. Gözlerini o an kapadığında şakağına süzülen birer damla çocuk Elmina’ya vedaydı.
Saniyeler sürdü. Kadir yavaş davrandı. Onun da zevk alması için her şeyi yaptı. Genç kız zevk aldı. Hiç bilmese de ne hissettiğini çok farklı duygularla ona sahip olan kocasına karşılık verdi. Acemice öpücüklerini eşitledi. Ona bastırılan erkekliği kalçasını kaldırarak karşıladı. Yeniden o bilmediği hissi yaşarken Kadir kendini öyle bir sıktı ki önceliği yine altındaki kadına bıraktı.
Kasılmaya başlayan kız gözlerini sımsıkı kaparken vuruşlarını sertleştiren adam da oluk oluk kızın içine aktı. O artık gerçekten de karısıydı. Boşalmanın etkisi ile yumuşayan organ usulca içinden çıktığında yanına uzanan adam soluk soluğa kalmıştı. Öylece yatan kız ise ne yapacağını bilemedi. Çoktan ona anlatılanları unutmuştu.
Kadir üzerlerinden attığı örtüyü yeniden örttü ve onu kendine çekip göğsüne sığınmasına izin verdi. Siyah saçları yastığına koluna dağılırken başının tepesine bir öpücük kondurdu. Olmuştu. Otuz beşinde koca Kadir Ağa daha yirmi ikisinde bir tazeye sahip olmuş onu karısı yapmıştı. Belki kendi seçmemişti Elmina’yı ama kendi isteği ile onunla olmuştu.
Büyük konakta ise sessizlik hakimdi. Kahvaltı masasında çayını içen Rıza Ağa karısına baktı.
“Kadir’leri rahatsız etmeyin.”
Meryem Hanım “Tamam ağam” derken Hatun bakışlarını kaçırıyordu. Kendi elleri ile kocasının koynuna kadın sokmuştu. Sevmiş olsa şu an cehennemi yaşardı ama sadece yerini sağlamda tutma çabası vardı.
Bu nedenle Rıza ağaya dönüp “Baba, kuma oğlan doğurduğunda çocuk bana verilecek değil mi? Kararında bir değişiklik yok.” deyip cevap bekledi.
Kaşları çatılan adam kadına bakıp “Dur gele bir gelin hanım. Önce karnı bir dolsun müjdeyi alalım sonrasına bakacağız.” dediğinde içine kuşku düşen Hatun kucağındaki elini sıktı.
***
Öğleye doğru uyanan genç kadın hala sığındığı göğüsteydi. Daha sabahın ilk ışıkları yaşadıkları zihnine dolarken bunu bir rüya olmadığını kanıtlayan tek şey bedenindeki ağrı ve kasıklarındaki sızıydı. Kadir hala uyuyordu. Usulca kalktığında altında olan beyaz çarşafın üzerindeki damlalar artık bir kadın olduğunun ispatıydı. Çıplak halde yatağın ayak ucuna vardığında hemen sabahlığı yerden aldı ve üzerine giydi. Kendini tuhaf hissediyordu.
Beklemedi. Çantasından kendine eşyalar alıp doğruldu. Odadaki banyoya girdiğinde kapıyı kapadı. Geceliği bedeninden sıyırıp kirli sepetine attığında hemen kabine girdi. Suyu açtığında ılımasını birkaç saniye bekleyip ardından akan suyun altına girdi. Kasıkları acıyordu. Bedeninin üzerinden kamyon geçmiş gibiydi. Hoş böyle hissetmesi normaldi. Kadir ağa bir doksan boyunda heybetli bir adamdı. Kendinin de en fazla bir altmış üç ve kırk yedi kilo olduğunu düşünürse adam onun iki katı gibiydi.
Tenini yıkadıkça aklına sabahki olanlar geldi. Gözlerini kapadığında göz yaşları suya karıştı. Kadınlığını yıkarken hafif kanaması olduğunu fark etti. Anlaşılan birkaç gün ağadan kurtulmuş olacaktı. Tüm işlerini halledip giyindiğinde odaya geri döndü. Çantayı karıştırınca gece için olanlardan bir paket bulunca sevindi. Hemen onu da taktığında tamamdı.
Tam banyodan çıkmış saçlarını havluya sarmıştı ki “Elmina” diye seslenen adamla bakışlarını kaçırdı.
“Buyur ağam.”
“Erken uyanmışsın.”
“Şey, öğlen oldu acıkmışsındır diye kalktım. Kahvaltı hazır edecektim.”
Kadir kalkıp iç çamaşırını giydiğinde bakışları bir anlığına yatağa kaydı. Oradaki leke dönüp kıza bakmasına yetti. Yanına kadar gidip saçlarındaki havluyu aldığında uzun siyah tutamlar nemli halde omuzlarına sırtına döküldü. Saçların tamamını sırtına atarken eğildi ve boyunu öptü. Oradaki hafif morarma ile tebessüm etti. Sanki eşini işaretlemiş kurt gibi hissediyordu. Geri çekilip yeşillere baktığında çenesini tutup dudağına küçük bir öpücük bıraktı.
“Günaydın Elmina. Bir daha benden önce kalkma. Kahvaltıyı da sana zahmet terasa hazırla da şöyle Midran manzarası ile içelim çayımızı.”
Başını sallayan kız uysaldı. Sonuçta olan olmuş o sınır geçilmişti. Kadir duşa girdiğinde ilk iş yatağın çarşafını değişen kız çarşafı dürdü ve istediklerinde vermek için hazır etti. Ne kadar aşağılayıcı bir durum olsa da adetleri biliyordu. Bu durumu saklasa namusuna kadar laf edilirdi. Mutfağa indiğinde ise omuzlarındaki ağırlık artmıştı. O artık resmen Hatun Alptekin’in kuması Elmina’ydı.