26.Bölüm

1928 Words
‘’ Burası boş mu? ‘’ Richard’ın sorduğu sorunun ardından ona cevap vermeme bile fırsat vermeden kendini yatağıma bırakması ile homurdandım. Yahu, madem yine bildiğini yapacaksın neden sorup beni sinirlendiriyorsun? Sandalyemden kalkıp yatağıma ilerledim ve sinir ile Richard’a baktım. Sağ kolunu kafasının altına koymuş yüzünde huzurlu bir ifade ile yatağımda boylu boyunca uzanıyordu. ‘’ Senin odan yok mu? Oraya gitsene. ‘’ dedim kollarımı göğsümde birleştirip yatağa sağ dizim ile vururken. Sol gözünü açıp beni baştan aşağı süzmüş ve ardından hızla yerinde doğrulup beni belimden kavrayarak yatağa çekmişti. ‘’ Maalesef Destiny, bu gece bana katlanmak zorunda kalacaksın. Kâbus gördüm ve tek başına uyumak istemiyorum. ‘’ Richard’ın dediklerini kollarından kurtulmaya çalıştığım için duymamazlıktan gelerek sinir ile soludum. ‘’ Seni öldürürüm. ‘’ Dişlerimin arasından tıslayarak konuştuğumda Richard kendini geriye bırakmış ve kollarını biraz bile olsun gevşetmediği için ben de üstüne düşmüştüm. Ellerimi göğsüne dayayıp kendimi ondan uzaklaştırmaya çalıştığımda Richard bacakları ile bacaklarımı kıskaca aldı ve sol kolunu belimden çekmeden sağ elini saçlarıma çıkardı. Kafamı sertçe göğsüne bastırdığında aramızda kalan ellerimi çekmek zorunda kaldım. ‘’ Bu kelimeyi senden çok duydum ama bana kıyamıyorsun, bunun farkındayım. Kıpırdanma ve uyu şimdi. ‘’ Sinir ile derin bir nefes aldım ve ardından dişlerimi Richard’ın göğsünde geçirdim. Çığlık atıp üstünden beni ittiğinde yatağımdan yere sertçe düştüm. Kahretsin. Bunu bedelini ona çok fena ödetecektim. ‘’ Deli misin sen be? Şurada kâbus gördüm, yalnız kalamıyorum diye beni anlayabilecek ve benim için çok değerli olan dostuma geliyorum ama o ne yapıyor? Beni dişliyor! Benden bu kadar nefret ettiğini düşünmemiştim gerçekten. Her neyse. Gidiyorum. ‘’ Richard’ın yatağımdan doğrulmak için harekete geçtiğini fark ederek yerden hızla doğruldum ve kafasından onu yatağa geri bastırdım. Tamam, biri ile uyuma düşüncesi benim oldukça rahatsız ediciydi ama Richard’ın dedikleri ile itiraf etmeliyim ki çok azıcık bir vicdan azabı duymuştum. Her ne kadar atışsak da benim için çok değerliydi. ‘’ Kay kenara ama sakın sarılayım falan deme. Yoksa – ‘’ ‘’ Ayy, tamam tamam. Sorun değil. Sarılmam. Tehdit etmene de gerek yok, put gibi yatacağım şuracıkta. ‘’ Richard lafımı yarıda kesip sırıtarak yatağımda kayarken ve kendini duvar ile iyice bütünleştirirken gözlerimi devirdim. Bakışlarımı üzerinde gezdirdim ve ardından gardırobuma yöneldim. Duş bile almıştı ama ben hala idmandan geldiğim gibiydim. ‘’ Duş alıp geliyorum. ‘’ Dolabımdan kıyafet çıkarırken dediklerim ile Richard isyan edercesine homurdanmıştı. ‘’ Gerek yok Destiny, uyuyalım şimdi. Kalkınca duş alırsın. ‘’ Richard’ın dedikleri ile kucağımda kıyafetlerim ile ona döndüm tek kaşımı alay ile kaldırıp. ‘’ Terliyim. ‘’ ‘’ Sorun değil benim için. Çok uykum var, hadi. ‘’ Richard dediklerinin ardından küçük dilini görebileceğim şekilde esnediğinde gözlerimi devirdim. ‘’ Olmaz, rahat edemem ben. Beş dakika sonra buradayım, o zaman uyursun. ‘’ Kapıdan çıkarken dediklerim ile tek hecelik bir kahkaha atmıştı. ‘’ O kadar kadın ile birlikte oldum, birinin bile beş dakika içinde duş alabildiğini görmedim. Sayıyorum bak. Bir! İki! Üç! ... ‘’ Richard saya dursun hızla banyoya girdim ve temiz kıyafetlerimi rafa koyup suyun altına kıyafetlerim ile birlikte girdim. Saçlarımı hızla şampuanlayıp yıkadıktan sonra üstümdeki ıslak kıyafetleri çıkarıp vücudumu da yıkadım. Ardından durulanıp duşa kabinden çıktım ve kurulanmadan üstümü giyindim. Islak kıyafetleri makineye atıp çalıştırdım ve saçlarımı havluya sarıp dişlerimi fırçaladım. Elimde tarak ile banyodan çıkıp odaya döndüğümde Richard tavana diktiği gözlerini şaşkınlık ile bana çevirmişti. ‘’ Vay canına! Gerçekten de beş dakikada yıkandın ha? Gidiş geliş süresi ile birlikte on dakikayı buluyor ama yine de bir rekor. ‘’ Richard’ın dedikleri ile sırıttım ve tarağımı ona fırlattım. Tarağı havada basit bir manevra ile kaparken yattığı yerden doğruldu ve bana gülümseyerek baktı. ‘’ Bu bir teklif mi? ‘’ Sorduğu soru ile kaşlarımı çattım. Saçlarımdaki ıslaklığı havlu ile alırken ona baktım. ‘’ Ne teklifi? ‘’ diye sordum. Ne teklifinden bahsediyordu bu? İyi değildi bu çocuk, söylemeliyim. RV’ye söyleyeyim de ilaç, iksir falan hazırlasın Richard’a. ‘’ Saçını taramam için atmadın mı tarağı? ‘’ Sorduğu soru ile kaşlarım havalanırken Richard’ın hayal gücünü alkışlamak istedim. Gerçekten. Aklına nereden geliyordu bunlar? ‘’ Saçmalama, canını yakmak için atmıştım. Her neyse, tarağımı geri ver. ‘’ Yatağa yaklaşıp elimi ona doğru uzattım. Bir elime, bir elinde tuttuğu tarağa ardından da bana baktı. Somurtarak tarağımı uzattığında onu neyin üzdüğünü merak ederek yatağın kenarına oturdum. Kendini yatağa geri bırakırken saçımdaki havluyu çektim ve kucağıma serdim. ‘’ Kâbusunda ne gördün de seni bu kadar alıngan yaptı? ‘’ Saçımı tararken sorduğum soru ile bakışlarını bana çevirdi ve ardından yatakta bana doğru yan döndü. Gözleri bendeyken konuşmaya başladığında dediklerini dinledim bir çıkarım yapabilmek için. ‘’ Bilmiyorum Destiny. Senin ile ilgiliydi ama. Hatırlayabildiğim çok az şey var ama bana hissettirdiklerini hatırlıyordum. Bir tür kafes gibi bir şeyin içinde hapis olmuştun. Anne ve babanın adını haykırıp RV’den yardım istediğini hatırlıyorum. Zaten tüm hatırlayabildiklerim de bunlar. Bunun dışında seni o halde, çırpınırken görmek… Bilmiyorum, çok korktum sanırım. Bilirsin, pek sık rüya görmem ama gördüklerim de genellik ile saçma sapan olurdu. Bu seferki sanki geleceği haber veren bir şeymiş gibi geldi bana. ‘’ Richard’ın dediklerinden sonra susup gözlerimin içine bakması ile derin bir nefes aldım ve omuz silktim. ‘’ Ömrüm boyunca kâbuslar gördüm Richard. Gelecek ya da geçmiş hakkında sayısı bini geçmiş bir sürü kâbus. Onlardan öğrendiğim tek bir şey var. O da en sonunda uyandığım. Uyandığımda yaptığım tek bir şey var. Unutmak. Kafa yormamak. Elimizde sadece sahip olduğumuz şu an var. Gücümüz ne geçmişi değiştirmeye yeter ne de geleceği görmeye. Bizler insanların dünyasında doğaüstü canlılar olarak sayılsak da bizim de bir kapasitemiz var. Bana bak. Siyah ejderha olmam sayesinde bu kadar güçlüyüm sadece. Sen ise sadece dört element, kontrol edebiliyorsun. Bu kadar. Elimizden ancak bu kadarı gelebiliyor. Belki, belki RV istisna ama o da bir tuhaf zaten. Neyse, konumuz bu değil. Demek istediğim sadece şu ana sahibiz ve geçmiş hakkında pişmanlık duyup gelecek hakkında endişelenmemeliyiz. Gördüğün gibi. İyiyim ve yanındayım şu an. Eğer bunu, arenada sana yumuşak davranmam için uyduruyorsan avucunu yalarsın. Hem sen daha beni bir kez bile yenemedin, unutma bunu. Bir elim arkada bağlı olsa bile seni yenerim. ‘’ Saçımı taramayı bitirip tarağı komodinin üstüne koydum ve sırıtarak Richard’a döndüm dediklerimin onun üzerindeki etkisini görmek için. Gülümsüyordu. ‘’ Öyle mi dersin? Yarın arenada görüşürüz. ‘’ ‘’ Görüşürüz. Kaybedersen bana yemek ısmarlarsın. ‘’ Saçlarımı örerken dediklerim ile kahkaha atmıştı. ‘’ İddiaya giriyorsan daha değerli şeyler üzerine girebilirsin farkındasın değil mi? Mesela, seni yenersem Ejderkatilini istiyorum. ‘’ Dediği ile kaşlarım havalanırken ona alay ile baktım. ‘’ Bu biraz seni aşmaz mı? ‘’ Sorduğum soru ile omuz silkti ve sırıtmaya devam ederek eli ile beni gösterdi. ‘’ Sıra sende, yeme dışında başka bir şey isteyebilirsin Ejderkatili’ne karşılık. ‘’ Gözlerimi dedikleri ile kıstım ve sinir ile soludum. Ondan isteyebileceğim yemek dışında ne olabilirdi ki? Beynimi değerli bir şey bulma amacı ile zorlarken aklıma gelen fikir ile sırıttım. ‘’ Yüzündeki sırıtışı hiç beğenmedim. Büyük ihtimal ile hoşuma gitmeyecek ama dinliyorum. ‘’ Richard’ın dedikleri ile kucağıma serdiğim havluyu çalışma masama fırlattım ve ellerimi birbirine sürterken konuştum. ‘’ Ejderkatili’ni hiçbir şeye değişmem ama şu Kırmızı Topraklar’da olan malikânen var ya. Onu içindeki her şey ile birlikte istiyorum. ‘’ *** Arenada Richard’ı güzelce benzettikten sonra şu an karşımda somurtarak oturmasını yüzümde kocaman bir sırıtma ile izliyordum. Kollarını göğsünde birleştirip kafasını yanındaki Ronald’a çevirdiğinde yüzümdeki sırıtma mümkünmüş gibi daha da büyümüştü.  RV topluluğuna ait kalemizin toplantı odasında otururken hançerimi parmaklarım arasında döndürmeye devam ederek gözlerimi kocaman odada gezdirdim. Becca ve Hades dip dibe fısıldaşırken acaba yine kimin dedikodusunu yapıyorlar diye merak etmekten kendimi alıkoyamadım. Bakışlarımı Norman ve Pack’e çevirdim. Pack artık tamamen iyileşmişti ve prens artık nasıl bir büyü yaptıysa resmen ölümün pençesinden çekip almıştı onu. Demir onun için kriptonit gibiydi. Bu tabiri RV’den öğrenmiştim. Şu sinema saçmalığı yüzünden birkaç gecemi mahvetmişti. Sinemaya gitmek istemediğimi kesin bir dil ile belirttiğimde eve kocaman bir televizyon almış ve işkencesine devam etmişti. Pack ona olan bakışlarımı hissederek bana gözlerini çevirdiğinde aklıma benim için Deli Kızıl tabirini kullandığı gelmişti birden. Yüzümdeki sırıtma silinirken gözlerimi kıstım ve dudaklarımı oynatarak ‘ Seni öldüreceğim. ‘ dedim. Gözleri irileşirken yüzüme şeytani bir sırıtma yayıldı aklımda beliren işkence sahneleri ile. Norman’ı kolu ile dürtmesi gözümden kaçmazken yüzümdeki sırıtma daha da korkutucu bir hal aldı. Norman, Pack’in dürtmesi ve başı ile beni işaret etmesi ile bakışları bana dönerken boşta olan elim ile el salladım. İkisinin de gözleri üzerimdeyken diğer elimdeki hançeri havaya atıp tuttum bakışlarımı onlardan ayırmadan. RV’nin toplantı odasına girmesi ile herkesin bakışları ona dönerken sandalyemde geriye yaslandım hançerimi kılıfına geri koyup. Bakalım, bu toplantının konusu neydi de RV tüm komutanları toplamıştı? Yine birileri bir şeyler karıştırıyordu kesin. Çünkü RV biraz aceleci davranıyordu. Hızla ona ayrılmış olan masanın diğer ucunda, tam karşımda olan koltuğa oturup masaya doğru eğildi. ‘’ Hal hatır sormaya gerek yok, hepiniz gayet iyi gözüküyorsunuz. O yüzden direkt konuya gireceğim. Destiny. ‘’ RV benim adımı söyleyip durduğunda hiç istifimi bozmadan ona baktım. Endişeli gözüküyordu. Konu benimi ile mi ilgiliydi? Hepimizi bir araya topladığında göre, büyük ihtimalle değildi ama her ne ise ilk benden başlamak ister gibiydi. ‘’ Uzak Diyarlar’a gitmen gerekiyor. ‘’ Dediği ile sandalyemde doğrulup şaşkınca ona baktım. Bu da nereden çıkmıştı şimdi? ‘’ Neden? ‘’ Sorduğum soruyu bekliyormuş gibi konuşmaya başladığında kollarımı göğsümde birleştirdim. ‘’ Bazı cadılar ve ejderhaların Kırmızı Topraklar’a karşı işbirliği yapmak için görüşmeler düzenlediğini öğrendim orada ne olur ne olmaz diye istihbarat sağlasın diye bıraktığın şu tuhaf çocuktan. ‘’ Dediği ile kaşlarımı çatıp ‘ tuhaf çocuk ‘ diye bahsettiği kişinin aslında çok güçlü bir cüce olduğunu ona söylemek için dudaklarımı aralamıştım ama onun yerine başka bir soru yönelttim. ‘’ Neden ben peki? Emrini sorgulamıyorum. Yanlış anlama ama bir ejderhanın orada olması sence de fazla dikkat çekmez mi? ‘’ Sorduğum soru ile bunu bekliyormuş gibi gülümsedi ve koltuğunda geri yaslandı. Kafasını yana eğip konuşmaya başladığında sinir ile sağ bacağımı sallamaya başladım. ‘’ Aslında tam olarak dikkat çekmeyecek olan kişi sensin. Savaşta prensi kurtarmak için geride kaldığın için kimse seni görmedi. Büyük ihtimalle yeni rejime karşı olan bağnaz safkanların işi olduğu için direkt saraya girmen gerekiyor. ‘’ Tam ağzımı açıp ejderha olduğum gerçeği ile itiraz edecektim ki susmamı söyleyen bir bakış attığında somurttum. ‘’ Ejderha kimliğini baskılayacak ve hissedilmeyecek hale getirecek basit bir büyü yapabilirim. Bunun dışında ateşe hükmedebilen alt sınıf bir cadı gibi gösterebilirim seni. ‘’ Dişlerimi sıkıp gözlerinin içine bir süre daha baktım ve ardından yenilgi ile omuzlarımı çökerttim. RV zekiydi. Bu önemli bir görevdi. Buradaki benim dışımdaki komutanlar bizzat savaşa katıldığı için kimlikleri biliniyordu ama ben… Ben tam anlamı ile bu görev için biçilmiş kaftanım. Sıkıntı ile derin bir nefes aldım ve RV’nin diğer görevlendirmeleri yapmasını somurtarak dinlemeye devam ettim. ‘’ Bu kadar çabuk kabul edeceğini düşünmemiştim ama neyse, gelelim sizlere. Bazı ufak sorunlar ile ilgilenmeniz gerekecek. Norman ve Lindsey, sorun çıkaran birkaç trol var. Bu yüzden onları kontrol altına almanız için şafak ile birlikte Devler Diyarı’na gideceksiniz. Hades, Pack ve Becca. Yer altı mağaralarında bir süre kalmanız gerekiyor. Orada yaşayan yaratıkların sadakat yemini ettiğini biliyoruz ama bazı isyan söylentileri dolaşıyor. Bu söylentiyi yok edin. Ronald dünyada yasaklı bölgelerde avlanan yaratıklar varmış. Richard ile birlikte halletmeniz gerekecek. Ben de Destiny’e lazım olacak büyüleri halledince size katılacağım. Sorusu olan var mı? ‘’ Kimseden ses çıkmayınca gözlerimi komutan üzerinde dolaştırdım. RV bilerek ilk benden başlamıştı görevlendirmeye sanırım. Bir tek benim sorun çıkaracağımı biliyor olmalıydı. Sıkıntı ile derin bir alıp burnumdan siyah dumanların çıkmasına sebep olurken kollarımı göğsümden çözdüm ve sandalyemden kalktım. ‘’ Hadi RV, şu görevi ne kadar çabuk bitirirsem o kadar iyi olur benim için. ‘’ ***          
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD