‘’Krala söyleyin RV’nin elçisi Destiny geldi!’’ diye bağırdım sarayın kapısının önünde. Kapının kapıları hızla açılırken bir elimde Ejderkatili bir elimde kanlı çanta ile saraya giriş yaptım. Hizmetkarlar soru sormadan beni kralın bulunduğu yere götürdüklerinde yüzümdeki ifadeyi sabit tutup geniş salonda kralın tahtına doğru yürümeye devam ettim.
‘’Destiny? Burada ne işin var?’’ Kralın tahtından ayağa kalkarak sorduğu soruyla içeride bulananlara arasında gözlerimi gezdirdim. O elektrikli salakların işbirliği içinde oldukları kişiler burada bulunanlardan birileriydi mutlaka.
‘’Size olan bir suikastı ve Kırmızı Topraklar ile daha yeni yeni ısınan diplomatik ilişkilerin bozulmasını önlemek için geldim.’’ Çantanın kan olmuş olan alt tarafından tuttum ve çantayı baş aşağıya çevirdim. Kelleler düşerken bir yandan da salondakilerin yüzlerinde bakışlarımı gezdiriyordum. Gözüme kestirdiğim iki cadı ile gülümsedim ve elimdeki çantayı attım. Ejderkatilini havaya atıp kabzasından mızrak gibi tuttum ve ikiliye doğru fırlattım. Kılıcım ikilinin yüzünün tam arasından geçip duvara saplandığında sırıtarak onlara doğru ilerlemeye başladım.
‘’Ne oldu? Foyanız ortaya çıktığı için etekleriniz tutuştu bakıyorum.’’
‘’Sen ne diyorsun be! Biz krala asla ihanet etmeyiz!’’ Yaşlı olanın öfke ve gözlerinde yakaladığım korkuyla ayaklanmasıyla kahkaha atmaya başladım. Salonda kahkahamın sesi yankılanırken herkesin bana deliymişim gibi baktığını biliyordum. Birden ciddileşip kanlı elim ile boğazına yapıştım ve yaşlı avanağı masanın üstünden kendime doğru çektim.
‘’Bu gördüğünüz kelleler yaşarken çok konuşkandı. Bana ikinizin ismini verdi.’’ Dedim tıslayarak ve ardından yanında duran kişiye çevirdim bakışlarımı. Oldukça korkmuş gözüküyordu.
‘’Konuşun ki yaşamanıza izin vereyim! İtiraf edin!’’ diye kükredim korkmuş olana doğru. Kükrememle titreyip ağlamaya başladı.
‘’Sadece biz değildik. İmanuel, Cassandra ve Russel da vardı.’’ Vay canına! Beni hiç yormamışlardı. Ben işkence falan ederim sanıyordum. Sol elimle Ejderkatili’ni kavradım ve kendime çektim. Sağ elimle boğazını tuttuğum adam korkuyla kılıcıma baktığında sırıtarak onu ittim ve krala dönerek ona doğru yürümeye başladım.
‘’ Sayın Kral, RV’nin elçisi ve sözcüsü olarak size karşı işlenen her suçun bize karşı işlendiğini kabul ettiğimizi buradaki herkes duysun! Bizde ihanetin bedeli acılı bir ölümdür. Bunlardan, sarışının kafasına sanki o futbol topuymuş gibi vurdum, ders çıkarabilirsiniz.’’ Salonda bulunanlarının her birinin gözlerinin içine öfkeyle baktım ve ardından krala dönüp gülümsedim. Bana şok içinde bakıyordu. Önünde referans yaptım. Daha doğrusu yapmaya çalıştım, bu işlerde oldukça acemiydim ya neyse. Ardından doğruldum.
‘’Buradaki suçluların cezasını bu sefer siz verin sayın Kral. Bakışlarımı tekrar salonda gezdirmeye başladım bir yandan konuşurken Bir daha kulağımıza böyle bir şey gelirse devreye bizzat RV girecektir. Ki son geldiğinde olanları hatırlıyorsunuzdur.’’ Dediklerimin ardından bir kenara çekildim ve olacakları izlemeye başladım. Kralın idam mangasını çağırmasını ve suçluların cezasının yanarak can vermek olduğunu söylemesini yüzümde kocaman bir sırıtma ile dinledikten sonra buradaki işimin bittiğini düşünerek oradan ayrıldım. Yaşlı cadı anlaşmamızın üstüne düşen kısmını yapmıştı. Sıra bendeydi.