SON DAKİKADA GELEN GOL!!!!

2017 Words
SINAV GÜNÜ İlacını aldın mı? Takılarını çıkarmayı unutma ! Su şişesinin üzerindeki kağıdı çıkar ! Kimliğini unutma ! Giriş belgen yanında mı ? Hadi kızım ! Mustafa bırakacak seni, kapıda bekliyor. 10 saniye içinde ne çok direktif vermiş soru sormuştu. -Evet annem, hepsini aldım tüm dediklerin tamam. Karşısına geçtim ve bana bakarak dualarını okudu en son hafif tükürükle üfledi yüzüme ve etrafıma. Demek ki tükürüklü daha etkili oluyor :) Bazen düşünüyorum da geçen 4 hafta beni görünmez zincir ile eve bağlayan bu kadın ile şu an benim için endişelenen annem aynı kişi miydi. Acaba uzaylılar annemi kaçırdılar, sonra geri mi getirdiler. " yok devenin bale papucu " - Kız Mine seni acaba beşikte ablaların veya abin hızlı mı salladılar. Acaba havaya atıp ta tutmayı mi unuttuk? Tabi ben iç sesimle durum değerlendirmesi yaparken yine yakalanmıştım. Neyse ki hemen çıkmam gerekiyordu. Hızlıca öptüm ve sporlarımı giyip çıktım evden. Aşağıda beni bekleyen Mustafa ile sınava gireceğim okula doğru yola çıktık. O da annem gibi gerekli listeyi sordu tek tek. Acaba tek mi gitseydim ? diye gözlerimi devirdim. - Hiç gözlerini devirme turuncu, bak bu son şansın. Yoksa seninle nişanlanmak zorunda kalacağım ikimizin de başını yakacaksın. Kulağımı çekip kafasına tıklattım - Tövbe de, senin dillerin ne der. Hem senin neden hâlâ bir sevdüceğin yohtur ağam. De hele gardaşına -Sen ilacını iç bakayım, stres basmaya başlamış seni. Yine saçmalama butonuna basmışsın. Okula yaklaştığımı farkettim ve hemen yuttum bir yudum su ile. Sınav zamanı en son isteyeceğim şey atak geçirmek olurdu. Başarı diledi ve bende okula doğru hızlı adımlarla ilerledim. Yazılan katı ve sınıfı bulduktan sonra benim için ayrılan sırama hemen geçtim. Gözetmen gerekli açıklamaları yaptı, bildiğimiz kuralları sayarken bu zaman neden bu kadar yavaş ilerliyordu. " BAŞLAYABİLİRSİNİZ " .... BİR KAC SAAT SONRA.... ..... Ve son kontrolleri yaptım, saate baktım, daha 45 dakika vardı. Kendimden emindim, bir çok bölüme yetecek kadar net yapmıştım. Zaten istediğim bölüm olmayacağı için sadece sayısal soruları cevapladım. Birazda Türkçe, gerisine bakma gereğinde bile bulunmadım. Sorular mı kolaydı yoksa ben mi zekiydim ? Tabi ki de benim mükemmel zekam ... Kağıdı ve kitapçığı görevliye verdikten sonra, merdivenleri hızlıca indim. Bahçeye doğru ıslık çalarak ilerliyordum. Gülen bir çift göz ve sırıtarak gelen bir Mine... Ay bu ben yaptım egosu yürüyüşüme de ayrı hastayım. Napim canım, sülalem asilzade.. Mustafa " nasıl geçti " dediğinde yüzüme o an buruk bir gülümseme yerleşti. Çünkü sistem degişseydi İnşaat mühendisi olmamam içten bile değildi. Bende o yüzden çok net yapmamıştım, hatta bazı soruların cevaplarını bilerek işaretlemedim. Çünkü yeterli neti görürsem çok üzülecektim . -Çok iyi dedim ve arabaya doğru ilerledim. Arabaya bindik ikimizde - Hadi bakalım bugün izin günün. Nereye gitmek istersin. Ama önce sizinkileri ara merak etmesinler. Ben zaten sizinkilerden dün izin almıştım. Bu da sana abi kıyağı. deyip göz kırptı. - O zaman beni Ayvacık a götür . Göle karşı demli bir çay içmek istiyorum. Sene de bir kaç kez gelirdik buraya. Ya çok mutlu ya da çok üzgünsek. İlk çocukken ailelerimizle birlikte geldik. İnsan bir kasabaya aşık olur mu, ben oldum.O zamandan beri burası benim için çok özel. Mustafa da bunu bildiği için çoktan aracı o yönde sürmeye başlamıştı bile. Baraj gölü kenarındaki çay bahçesine oturduğumuz da tostumu ve çayımı hemen söyledi. Kahvaltı yapmamıştım, annem zaten, arayıp tembihlemiş. Sandalyede oturup ayaklarımı korkuluklara uzattım. Derin bir nefes alıp verdikten sonra gözlerimi kapatıp doğayı dinlemek istedim. Ama o bet ses ile gözümün birini açtığımda Mustafa çoktan ayaklanmış Hakan adisinin karşısına geçmişti bile " Senin burda ne işin var " diye üzerine yürüdü. -Demek ki söylenenler doğruymuş, sen beni kullandın kıskandırmak için . Bu adamla nişanlanıyormuşsun ? Oturduğum yerden Mustafa'nın kolunu tuttum ona oturması için gözlerine baktığımda hiç itiraz etmeden yerine oturdu ne yapacağımı anlar gibi. Bense eski keyif modumu tekrar alıp gözlerimi kapattım - Gördün mü, bir de bana dünyanın hakaretini ettin. Ahlak dersi verdin kendince. - Hakan git gölge yapıyorsun, sivri sinekler bile senden daha ahenkli vızıldıyor. istifimi milim bozmamıştım.Daha da sinirlenmiş olmalı ki - "Herkesi inandirabilirsin ama ben senin nasıl bir orospu olduğunu herkese göstericem " Dediği anda sandalyenin üzerine çıkıp kafa attım yüzüne . Gelen ses galiba burnunun kırılma sesi olabilir -Sen kim köpek oluyorsun da benim namusuma laf ediyorsun. Şerefsiz adı, senin yüzünden hayatım mahvoldu. diye . Elini burnuna götürdü kanamayı görünce üstüme yürüyecekti ki Mustafa girdi araya. - Sakın o eli havaya kaldırayım deme. Bak Mine için tuttum kendimi, ama bundan sonrası bir Allah kulu alamaz seni elimden. Hakan'ın yanındaki arkadaşına bakıp, al bunu götür anlamında kafasını salladı. Bense yine eski keyifli oturma pozisyonumu daha genişletmiştim. Aslında ben hap yerine gereksiz Hakan a kafa atsam daha iyi gelir. Şimdi yeni toplanmış Adana pamuğu gibi yumuşacığım. Bunu Levent cim ile konuşmalıyız. Aklımdan geçenler ile Mustafa ya baktığımda bana mal mal gülüyordu. - Ne oldu kaslı hamsi, boncuk mu buldun neye sırıtıyon ? - Ne güzel kafa attın, hele o kırık sesi offf ben dövsem bu kadar zevk almazdım. İkimizde gelen çayları kahkahalar eşliğinde içtik . Hem ruhum hem karnım doymuştu. Artık kalkma zamanımız gelmiş eve doğru yola çıkmıştık. Radyo yu açtığında açılan şarkıya bağıra bağıra eşlik ettim . "DAĞLARI DELDİM TEK BAŞIMA, YOLLARI ASTIM BİR TEK BEN , ERLERİ YENDİM KIZ BAŞIMA, SENDE YIKILMAM" Özlem Tekin benim için özel beste yapmıştı. Yol boyu şarkı dinledik, söyledik, ağladım, güldüm.... ve eve gelmiştik hava kararmadan. Eve geldiğimde herkes masada akşam yemeği için toplanmıştı. Babam artık 8 de evde oluyordu en geç. Herkesin gözü üzerimde bişeyler söylememi bekliyorlardı. Kimseyi merak altında bırakmadan " Gereken puanı alacak kadar yaptım. Çünkü mühendisliği alacak net yapsaydım ki o kadar emindim fazlasını bile yaptığımdan, bunu hazmedemezdim. ama bu günü hiç unutmayın çünkü ben bugün sizin için sildim hayallerimi. " hızlıca banyo ya girdim ve gözyaşlarımı artık kimseye göstermeyecektim buna ailem de dahil. Emre abimin odasına girdim, belki sağlıklı olsaydı herkesten korurdu beni. Beni savunur, herkesi ikna ederdi. Ona anlattım her şeyi , sınavı soruların kolay olduğunu, hepsini yapabilecekken neden yarısını yaptığımı ve sonrasını. Biliyordum ne kadar uyusa da o beni duyuyordu. öptüm onu kocaman , bana da o şifa oluyordu. ....... TERCİH SONUÇLARI AÇIKLANDI Gelen mesajla hemen bilgisayarı açtım. Annem , Sıla ve karnı burnunda Sevgi ablam. Hepimiz ekrana bakıyorduk ama ben sonucu biliyordum. 1.TERCİH : MALATYA İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ MYO İŞLETME BÖLÜMÜ herkes şok içindeydi. Ama ben tek tercih yapmıştım. Madem bana şartlar sunulmuştu bende onların istediklerini yerine getirdim. Ne kadar az soru çözsem de yanlışsız güzel bir net ortaya koymuştum. Ablamlar sarıldı, tebrik ettiler. Sevgi hormonların da etkisiyle ağlamaya başladı. - Bana kayısı gönder tamam mı diye hıçkırıyordu . Annem ise pek sevinmedi gibi sanki. "Aferin sana" dedi sadece. Acaba gideceğim için mi üzüldü. Derya ablama haberi vermek için telefona uzandığım anda o beni arıyordu. Ben daha bişey demeden - Sen şimdi büyüdün de üniversitesi mi okuyacaksın, hem de benim yanımda. Hem de aynı bölümden mi mezun olacağız. Ben senin kıvırcık saçlarını her gün düzleştirecek miyim şimdi? Yok ya bizde gerçekten tek aklı başında Sıla, tek normal davranan o oldu. Biri kayısı ister diğerinin derdi saç düzleştirmek. Ben iyi çıktım bunların içinden. Sonra telefona annemi istedi ve birşeyler konuştular, tabi bizden uzakta. Acaba bunlar bir oluşumun mu içindeler. Neden hep bizden gizli konuşuyorlar, zaten dinlesekte yine bişey anlamıyoruz ya. Kendi aralarında dil bile geliştirdiler. İki evet ,bir hayır, bir kaç ta bakarız kelimesi ile anlaştılar. Ben o ara fırsattan istifade hemen bakkala babama koştum. Aşkım ilk benden duymalıydı onların sevinmeleri ile sevinecektim bende. - Açıklandı, dedim ve MALATYA İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ MYO İŞLETME BÖLÜMÜ dedim tek nefeste. Boynuma sarıldı, şakağımdan öptü. Biliyorum hayalin bu değildi ama en iyisi bizim için böyle olacak. Sana söz bundan sonra her istediğini yapacağım, bir daha sana kimse şart koşmayacak. Sanki içimi okumuştu ve beni teselli ediyordu . Daha fazla üzülmesin diye - Hayır baba zorla değil, sonuçta bu bölümde benim alternatiflerim arasındaydı. Hem biliyorsun sisteme takılıyordum, çok zordu zaten . İkimizde birbirimize bakıp tekrar sarıldık. Bende dükkan hasreti ile tutuşmuş olacaktım ki hemen etrafı düzenlemeye başladım. Temizlik düzen derken akşam olmaya başlamıştı. Baktım bizim manav dükkanı topluyor. -şşşttt kaslı hamsi , hadi yırttın nişan 2 sene sonra yüzüme alık alık bakarken yeni anladı olayı. jeton trink sesi çıkardığında tebrik için kollarını açmıştı ki - höst lan, ahtapot. kapat dokungaçlarını benden başka hiç bir erkek sarılamaz kızıma deyip beni kendine çekti sarıldı.Mustafa ya inat daha da sıkı sardı beni öptü saçlarımdan. Garibim kankam ise baş selamı ile tebrik ederim deyip çekildi akvaryumuna. Son kepengi de indirdikten sonra evin yolunu tuttuk . Kollarının arasında yürüyorduk ama sanki bu sefer daha farklı sarıyordu beni, kaybetmek korkusu ile doluydu. Eve geldik sofra bu akşam daha özenliydi. Hakan eniştem de gelmiş kocaman bir masa olmuştu. Yemeğe geçmeden Emre nın yanına gittiğimde daha uyumamıştı. Annem ilaçlarını yeni verdiğini söylediğinde hemen yanına koşmustum. Abimmmm diye kokulu öptüm. Ona da söyledim gülümsedi ve iki damla yaş aktı mavilerinden. - "O ne be , ağlamak nerden çıktı " diye sitem ettim ." Hemen gülüyoruz ve uyuyoruz. Deli mi ne sende babam gibi koruyucu çıktın, ben bu kadar erkek baskısına gelemem " üzerini düzelttim ve yavaşça kapıyı kapattım. Birazdan uyumuş olurdu zaten . Sandalyeme yöneldiğimde herkes bana bakıyordu. Ne var dercesine bende onlara bakarken annem önüme otobüs bileti bıraktı -Yarın gece Malatya otobüsündesin.Derya ablan yeterince bunaldı kız, gelsin görsün buraları 10 gün sonra beraber döneriz dedi . Yemekten sonra hazırlıklarını yap. İlk uzak yolculuğum hem de tek başıma. Ve annem buna hiç itiraz etmedi... Yarın Cuma değil, kıyamet kopmaz ama ya alametlerinden biriyse. " az daha abart ismet paşa" çorba kaşıkları ağzında kalmış herkes bana bakıyordu. Bir ben var benden içerü... diyemedim ya ............. Herkes otogarda sanki asker uğurluyorlar. Ağlamak yok Mine, kendine söz verdin unutma , ağlamak yok!!! -Ama hadi artık, evde annem burda siz. Telefonum sürekli açık, hem Derya beni sabah alacak. Siz şimdiden böyle yaparsanız ben yolda tek başıma ne yaparım. Evet işte doğru cümle buydu. Kendimi acındır , çaresiz kedi yavrusu stratejisi hep işe yarar. Herkese tek tek sarıldım, ama Mustafa ile tokalaşmak zorundaydım. Babamın hala ona alerjisi geçmedi. Sanki yıllardır bizi birbirimize emanet eden o değilmiş gibi. Neyse ben yokken aralarında anlaşırlar sanırım. Otobüse bindim ve otogardan uzaklaştık, gecenin karanlığında bir bilinmeze sürükleniyordum. İçimde bilinmez bir çok duygu barındırıyordum; heyecan, sevinç, üzüntü, telaş... bunlar değil ama hepsi gibi. 7 Saat sonra...... Muavinin anonsu ile herkeste bir kıpırdanma oldu. O an anladım kocaman MAŞTİ yazısını görünce, gelmiştim. Telefonumu elime alıp ablama haber vermeliydim. Otobüs beklenmedik arıza verince 1 saat rötar yapmıştık. Hemen aramak için açtığımda -CANIM BENİM ACİL İSE GİTMEM GEREKTİ. SENİ BİR ARKADAŞIM KARŞILAYACAK, İNDİĞİNDE BENİ ARA. Oysa bugün için izin almıştı, yine tek kaldın Mine. Umarım iyi bir kızdır, yoksa dışarıda akşama kadar bu sıcakta buharlaşırsın. valizimi elime aldım hemen aradım -Abla ben indim şimdi, kız kim ismi ne ? nasıl tanıyacağım? birden bişeye çarptım. Açık alanda kolonun ne işi var diye düşünüyordum ki, " YOK KALASMIŞ" -Pardon , anlamadım. "sıcak burda nöron erimesi yapıyor herhalde " diye mırıldandım ve - Diyorum ki koca alanda neden kal. pardon kolon gibi duruyorsunuz ? - Misafirimi karşılamak için Sanki gerçekten soru sormuşum gibi cevap veriyor. Bir de uzun yüzünü görmem için kafamı yukarı kaldırmam gerekiyor 1.85 net. Ama neden simsiyah giymiş ki , bir de gözlük o da siyah. Esmer ten siyah saç. Biraz daha siyah dersem kusucam. " Bu sıcakta yaz ayında neden siyah bir anlatsana " Elindeki telefondan bakışlarını kaldırıp yüzüme bakıyordu ne diyorsun der gibi. yine mi yaaa, yine mi ... ben ne dicem şimdi bu adama, ben ve iç sesim aramızda konuşuyorduk mu. ? - Derya senin kardeşin ufak tefek turuncu saçlı ve çok konuşan birimiydi? Ne Derya mi dedi o, yok canım şaka, espri di mi, benimle maytap geçiyorlar kesin. Boş boş ona bakarken gözlüklerini çıkardı ve tepeden bakmaya başladı. O nasıl bir göz rengi, kahve kadar koyu değil ela zaten değil. Tipi gibi gözü de değişik. - Tamam senin işin bitene kadar bana emanet. Şehir merkezinde oluruz. Valizimi elimden alıp yürümeye başladı, bende arkasından - hey siyah zorba, kimsin sen? bakalım da ben senin dediğin kişi miyim? -ismin Mine değil mi? -Evet ama ben bir kız ile buluşacaktım. Ya bi dur da. Ablamı arayacağım. - Ablam, burda siyah bişey var. Senin arkadaşın olduğunu söylüyor. İsmini mi sormadım yüzüne bakıyordum ki ismini söylesin. Derin nefes alıp - EFE DAĞDEREN ...............
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD