Ertesi sabah, konak hâlâ sessizliğini koruyordu. Güneş henüz tam olarak yükselmemişti; odaların içi loş ışıklarla doluydu. Elif gözlerini açtığında Baran’ın yanında olmadığını fark etti. Gece boyunca yaşanan yakınlık hâlâ teninde, nefesinde vardı; ama artık geri dönüşü olmayan bir çizgiye geçmişlerdi. Bu düşünce, kalbindeki gerginliği hafifletmişti, yerine dikkatli bir merak bırakmıştı. Elif yataktan kalkıp pencerenin önüne geçti. Bahçede sabah rutini başlamıştı; hizmetliler taş yolları süpürüyor, bazı çiçeklere su veriyordu. Hava hâlâ serindi, rüzgâr hafifçe yaprakları sallıyordu. Elif nefesini derin aldı. Dışarıdaki sessizlik, içindeki karmaşayı bir nebze sakinleştiriyordu. Aşağı indiğinde mutfakta kahve kokusu vardı. Baran tezgâhın yanında duruyordu, elinde bir fincan kahve. Üzerindek

