+18 Öp Beni

2000 Words
Hüma'nın Anlatımından Devam Saçlarımı kurulayıp taradıktan sonra arkaya atıp iç çamaşırımı giyip elbiseyi de üzerime geçirdim. Aynanın karşısına geçtiğimde dudaklarım yuvarlak bir şekil aldı. "Ooo." Ben bu elbiseyle hayatta çıkamazdım. Bu çok... Çok abartıydı. "Kadriye hanım ya... Başıma büyük bela açtın sen." Ofladım. Yapacak bir şey yoktu. Daha fazla kimseyi bekletmek istemedim. Basit bir aile yemeği ya! Of! Alaz'ı etkilememi istediği için şu şekil giyindirmişti. Ama Alaz Leyla'ya kör kütük aşıktı. Ben karşısında çıplak dursam yine etkilenmezdi benden. Kadriye hanım da er geç fark edecekti bunu. Nefesimi bırakıp ayakkabılarımı da giydikten sonra kapıyı açtım. Alaz odanın önünde bir ileri bir geri giderken kapının açılmasıyla beni fark etti. Eli ensesindeyken bakışları ağır ağır gezindi üzerimde. Abartısız çok uzun süre bakınca rahatsız hissedip boğazımı temizledim. "Çok mu abartı olmuş?" Gözleri gözlerimi bulurken elini ensesinden çekti. "Yok. Yengemi görsen parıl parıl bir elbise giymiş. Göz alıyor." deyip başını çevirdi. "Babaannem de tutturdu git karını al diye. Ondan geldim ben. Seni bekliyordum ben." "Hazırım. Gidelim." deyip kapımızı kapattım. Alaz'ın yanına geçtiğimde beraber adımladık. Avluya geçtiğimizde Buket abla cidden göz alıyordu. Elbisesi parıl parıldı. Leyla ise koyu yeşil bir elbise giymişti. Oturduğu için göremiyordum ama Kadriye hanım çok fenaydı. Ona boynundan askılı bir elbise vermişti. Gerçekten Kadriye hanımdan korkulurdu. "Bilseydik biz de daha şık giyinirdik." dedi Gülendam hanım. Kıskanç gözlerini üzerimde gezdirdi. "Gelinlerim parıl parıl parlasınlar istedim." dedi Kadriye hanım. "Sen de şık olmuşsun Gülendam cadısı." dedi. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Ama başaramadım. Alaz'ın arkasına saklanıp gözlerimi sıkıca kapatıp güldüm. "Aaa! Bu nasıl söz Kadriye hanım?" dedi Gülendam. Alnından öperim ya. Şunu dedi ve içimi soğuttu ya Kadriye hanımın alnından öperim. "Ben lafımı sakınmam Gülendam. Senin o haysiyetsiz oğlun benim gül gibi torunumu kaçırdı. Az bile sana." Hâlâ ayakta bekliyorduk. Alaz elini belime yerleştirdiğinde adımladık. Sandalyemi çektiğinde oturdum. Gülendam sessizleştiğinde Murat bey konuştu. "Babanın elini öpsene gelin." "Babam değil o adam." dedim yüzüne bakmadan. "Yemeğimizi yiyelim." dedi Alaz. Konunun uzamasına izin vermediği için mutluydum. Bu yüzden önüme dönüp yemeğime odaklandım. Nasıl mı? Annemin ışıl ışıl bakışları eşliğinde, Gülendam ve Leyla'nın nefret dolu bakışları eşliğinde ve Kadriye hanımın canını sıkan herkese laf sokmaları eşliğinde. Harika bir yemekti doğrusu. Neyse ki bana bir şey dememiş. Aksine beni korumuştu. Leyla da sinirinden midir bilmem hiç konuşmamıştı. Neyse ki... Annem kocamın evleneceğini hâlâ bilmiyordu. Bu nasıl bir cümle ya? Kocamın evleneceği? Kocam evlenecek resmen. Kocam evlenecek. Canım sıkılsa da belli etmedim. Masa toplandıktan sonra Kadriye hanım lafa girdi. "Nurefşan, hoşafları getir. Tatlı yiyelim tatlı konuşalım." "Peki hanımım." Nurefşan aşağı inerken Alaz bıkkınlıkla nefesini bıraktı. "İyi misin?" diye sordum sessizce. "Başım ağrıyor." dedi. "İlaç getireyim mi?" "Yok, kalsın. Geçer birazdan." "Kendi kendine geçmez Alaz. Ben sana ilaç getireyim. Bekle." ayağa kalktım. Elbisemi tutup odamıza geçtim. Çekmeceden ağrı kesiciyi aldığımda kapı açıldı. Leyla içeri girdikten bir kaç saniye sonra peşinden Alaz da geldi. "Leyla nereye?" dedi direkt. Kolunu tuttuğunda Leyla kolunu hızlıca ondan kurtardı. "Bırak ya! Deli olacağım artık! Karınmış! Bıktım bu karından." deyip bana döndü. "Uzak duracaksın." deyip karşımda durdu. "Alaz benim, Alaz'dan uzak duracaksın." "Uzak duruyorum zaten." dedim sessizce. "Leyla çık şu odadan. Hemen. Odana git." "Ben mi odama gireceğim? Alaz ben mi odama gideceğim? Ya seni kıskanıyor olmam normal değil mi?" "Beni kıskanıyor olman normal değil. Hüma'nın üzerine gitmeden normal değil. Aramızda bir şey yok. Bu kıskançlık normal değil Leyla!" aralarındaki mesafeyi kapattı. "Şimdi odana git Leyla. Gece geleceğim, konuşacağız. Ama şimdi kendini daha fazla rezil etme. Çık şu odadan." Leyla cevap vermedi. Alelacele odadan çıktığında Alaz gözlerini kapatıp burun kemerini tuttu. Bıkkınlıkla nefesini bıraktı. Komodinin üzerindeki sürahiden bir bardak su doldurup ilacı ve bardağı ona uzattım. "Al iç. Baş ağrını dindirir." Başını sallayıp ilacı aldı. "Teşekkür ederim." diye mırıldandı. İlacı ağzına atıp suyu içtikten sonra bardağı bıraktı. "Leyla için kusura bakma. Böyle bir şey yapacağını düşünemedim." "Bir şey yapmadı ki. Onu anlıyorum." deyip başımı eğdim. Vücudum titredi gerginlikten. "Gidelim hadi. Beklemesinler." Önden adımlayıp odadan çıkarken Alaz da peşimden geldi. Yerime oturduğumda önümdeki hoşafa baktım. Kokusunu bile sevmiyordum şunun ya. "İçin hadi." dedi Kadriye hanım. "İçsene Hüma." "Ben hoşaf sevmiyorum." dedim. Kaseyi iteledim. "İç onu Hüma." dedi daha sert bir şekilde. "Bu sizin konaktakinden farklıdır. İç." Alaz da kulağıma eğildi. "İç, gerçekten tadı bir başka güzeldir." Başımı salladım. "Sadece tadına bakarım." "Bak, beğeneceksin." dediğinde bir kaşık alıp tadına baktım. Normalde çok şekerli olurdu diye sevmezdim ama bu seferkinin şeker oranı daha bir iyiydi sanki. "Güzelmiş." deyip bir kaşık daha alırken Kadriye hanımla göz göze geldik. "İç, iç. Yarasın." dedi gülümseyerek. Kadriye hanım yine mi gülümsedi? Hayret. Önüme dönüp hoşaftan bir kaşık daha aldım. Alaz ise iştahla içiyordu. "Çok mu seviyorsun?" dedim gülümseyip. İlk defa onu bu denli iştahlı görmüştüm. "Çok severim. Tatlı sevmem ama hoşafı çocukluğumdan beri çok severek yerim." "Güzelmiş tadı. Ama bu kadarı yeterli." deyip kaşığı bıraktım. "Ben yerim." deyip benim kasemi de çekti önüne. "Yemek yemeyip tatlıya yükleniyorsun. Bak şekerin çıkacak." "Çıkmaz." deyip önüne döndü. Ben de önüme dönüp masadaki sohbeti dinlemeye koyuldum. Murat bey ve Halil ağa iş konuşuyordu. Madem aile olduk işleri de ortaklaşa yürütelim demişti Halil ağa. Murat bey de yok mok falan deyip konuyu kapatmaya çalıştı. Gülendam hanım ağzını bile açmıyordu. Annem de ara ara benimle konuşuyordu. Başımı eğip gözlerimi kapattım. Vücudumdaki sıcaklıkla iyice mayıştım. Uykum gelmişti sanırım. Nefeslendim. Gözlerimi hafifçe araladığımda Kadriye hanım konuştu. "Hüma." Başımı kaldırıp ona baktığımda ayağa kalktı. "Gel benimle." dedi. Ayağa kalkıp onu takip ederken elimle yüzüme yel yaptım. Çok sıcaktı. Bir anda hava acayip sıcaklamıştı. Odamın önüne geldiğimizde durduk. "Ne oldu Kadriye hanım?" "Torun istiyorum." dedi direkt. "Ne?" "Duydun beni. Ben torun istiyorum. Şimdi gir odana kocanı bekle. Alaz'ı da yollayacağım." "Annem içeride. Siz ne diyorsunuz ya?" "Geç diyorum, soyun diyorum. Kocanı bekle diyorum." "Ben de size saçmalamayın diyorum. Çocuk falan yok. Unutun bunu." Bastonunu yere vurdu. Hay o bastona! "Gir kız içeri! Lime lime edeceğim seni." "İçeri girsem bile istediğiniz olmayacak." deyip nefeslendim. Bir an gözlerim karardı. Yutkunup nefesimi bıraktım. "Uykum var benim. İyi geceler." Kapıyı açıp içeri girerken başım döndü. Yatağa oturup nefesimi bıraktım. Ellerimi yanaklarıma götürüp ofladım. "Yanıyorum ben ya." Bildiğin yanıyorum. Buz gibi su ile duş alsam geçer mi acaba? Belki iyi gelirdi. Ayağa kalktığımda kapı açıldı. Alaz sertçe kapıyı kapatırken ceketini çıkardı bir hışımla. "Deli edecek bu kadın beni ya!" deyip ceketini yere fırlattı. Hızla odada volta atarken ona döndüm. "Ne oldu?" "Tutturdu çocuk yapın diye! Sanki ben çocuk yapmak istiyorum!" "Leyla'nın hamile olmadığını söylesen..." "Söyleyemem. Konaktan atarlar." dedi. Ellerini saçından geçirdi. "Beynim kazan gibi." dediğinde yatağa oturdum. Ayakkabılarımı çıkarırken sızlandım. Yanaklarım yanıyordu. "O zaman çek cezanı Alaz ağa. Beni rahatsız etme." "Cezam sensin zaten Hüma!" Ayağa kalktım. "Ben mi cezayım? Allah belanı versin be! Senin babaannen çocuk istiyor! Git ona söyle." "Nasıl gidip söyleyeyim bunu? Hasta olacağım ya sinirimden. Çocuk istiyor kadın Hüma." "Olmaz, yapamayız. Ben yapamam." "Ben tek başıma mı yapacağım bu çocuğu Hüma?" nefesini bıraktı. "Zaten sinirlerim tepemde." eliyle yüzüne yel yaptı. "Hüma şu işi bitirelim. Sadece bir kereliğine." "Sen ne istediğinin farkında mısın?" "Hay sikeyim!" elini saçlarından geçirdi. "Ben Leyla'nın yanına gidiyorum." Adımladığında önüne geçtim. "Tamam dur! Gitme." hızlıca nefes alıp verdim. "Annem dışarıda. Gitme." "Ne yapacağız?" Başımı eğdim. "İstediğin olsun." dedim. Saçlarımı arkaya attım. "Sadece şey işte..." diye mırıldandım. Gözlerimi sıkıca kapattım. "Soyunup yatağa geç. Sadece döllerimi bırakıp bitireceğim." Yatağa yaklaştım. Şu an ne yaptığımı, ne yapacağımı bilmiyordum ve hiçbir şeyin de farkında değildim. Ama içimde büyüyen bir yangın vardı. Yanıp tutuşuyordum ve içten içe istiyordum bunu. "Soyunmuş." dedim sinirle. Elbisenin iplerini çözerken gözlerimi Alaz'dan ayıramadım. "Sadece bir kez." dedim. "Meraklın değilim Hüma." gömleğinin bir düğmesini açtı. "Senin için kendimi yormayacağım bile." "Aptal! Sen de benim umrumda değilsin. Seninle yatmak için heveslenen yok!" ipleri açamamıştım. Ellerim titriyordu. Yapamamıştım ama yine de göğüslerim hafiften meydana çıkmıştı. Alaz'ın bakışları oraya kaydığında nefesimi tutup durdum. Hareket edememişken üzerime geldi. Kollarını belime doladığı gibi başını göğüslerime götürüp öpmeye başladığında gerginlikle titredim. Ellerimi ensesine götürüp yutkundum. "Alaz..." elbisemin iplerini koparırcasına açtı. Elbisenin askıları üzerimden düşerken dudakları göğüslerimi talan etmeye devam etti. Hıçkırdım. Elbise üzerimden tamamen düştüğünde bacaklarımı çıkardım içinden yatağa doğru ittirdi. Yatağa oturduğum gibi üzerime çullandı. "Alaz..." kollarımı boynuna doladım. Göğüs ucumu ısırıp emerken inledim. Biz ne yapıyorduk şu anda? Biz ne yapıyoruz Alaz? Yatağa uzattı. Başını kaldırıp boyun girintime yerleşti. Dilini çıkarıp boydan boya yaladığında tüylerim ürperdi. "Ahh!" Boynumu ısırdı. "Alaz!" bir daha ısırdı. "Alaz, ahh!" ısırdığı yerleri emerken eli hızlıca külodumdan içeri girdi. Kadınlığımı bulduğunda gözlerimi kocaman açtım. "A... Alaz." kadınlığımı parmakları arasında kıstırdığında nefesim kesildi. "Alaz, dur." dedim hızlıca. Dişlerini sürterek göğüslerime uzandı tekrar. "Alaz yanıyorum. Alaz çok kötüyüm." dedim. Elimi yanaklarına götürdüm. Başını göğüslerimden uzaklaştırdım. Yüzüme bakarken mahvolmuş gibi görünüyordu. Saçları şimdiden dağılmıştı. "Öp beni." dedim arsızca. "Öp." Başını olumsuzca salladı. "Öpmem seni Hüma. Seni hiçbir zaman öpmem." başını eğdi. Göğsüme öpücüklerini bıraktı. İstediğim bu değildi. Ben bunu istemiyordum. Öyle bir öpsün ki yangınım dinsin istedim ama yapmadı. Kadınlığımı okşamaya devam etti. "Neden öpmüyorsun?" "Seni öpemem." dedi doğrulup. "Sana haksızlık ederim işte o zaman." bakışlarını gözlerimden ayırmadı. "Şimdi etmiyor musun?" dedim nefes nefese. "Şimdi haksızlık etmiyor musun bana?" Bakışlarını aşağı indirdi. Dudaklarıma bakındı. Dudaklarını ıslattı. "Ediyor muyum?" "Etme." bana haksızlık etme Alaz. "Bir işe giriştik, beni pişman etme." "Hüma şu an tek istediğim sensin." "Benim de." diye mırıldandım. "Maalesef şu an seni istiyorum Alaz." deyip gülümsedim. Dudakları yukarı doğru kıvrıldı. "Maalesef mi?" Başımı salladım. "Sadece bir kere, yapalım şu işi. Lütfen." diye mırıldandım zorla. "Hemen." dedi. Eğildi. Külodumu hızla indirip başını vajinama yasladığında acıyla inledim. "Alaz! Ahh! Alaz yavaş..." Dişlerini vajinama geçirdi. Saçlarına geçirdim ellerimi. Hızlıca çektim. Daha çok kendine bastırdı beni. "Ahh..." deyip inledim. Kesik kesik nefes alırken dili başımı döndürecek cinsten hareketlerle boydan boya kadınlığımı yalarken kıvrandım. Bacaklarımı kapatmaya çalıştıkça bacağımı sıkıca tutup tekrar araladı. "Alaz!" Umarım sesim dışarı gitmiyordur diye düşünüp dudaklarımı birbirine bastırdım. Beni duyuyor muydu bilmiyordum ama şu an acıdan kıvranıyordum. "Alaz..." dedim nefes nefese. Islanmıştım ve kana kana orayı emiyordu. Çıkardığı sesler çok tuhaftı ve bundan acayip hoşuma gidiyordu. Geri çekildi. Dudaklarının kenarı ıslaklığım yüzünden ıslanmıştı. Derin bir nefes alıp ayağa kalktı. Önce pantolonunun düğmesini ve fermuarını açtı. Sonra hızlıca üzerinden indirdiğinde boxerı ile kaldı. Penisinin kocaman oluşu beni ürkütürken onu da indirdi. Dimdik olmuştu ve kocamandı. "Dayanamıyorum." dedi. Gömleğini indirmeden doğrudan bacaklarımı araladı ve öyle hızlı girdi ki içime bağıracaktım. Eliyle ağzımı kapattığında çığlıklarımı bastırdı ama canım öyle çok acımıştı ki ağlamaya başladım. Hıçkırıklarım yüzünden içimde ilerlemeyi bırakmıştı. Elini ağzımdan çekerken gözlerini aşağıdan ayırmamıştı. Şaşkındı. "Hüma?" Hıçkırdım. Göz yaşlarımı durduramıyordum. "Hüma sen bakire misin gerçekten?" Nefes alış verişlerimi kontrol altına almaya çalıştım. "Kaç kere daha evet diyeceğim." diye mırıldandım. Üzerime eğildi. Dudaklarını yanaklarıma yerleştirdi. Öpmedi. Öylece durdu. "Özür dilerim Hüma. Canını yakmak istemedim." bir elini yanağıma yerleştirip gözyaşlarımı sildi. "Özür dilerim." Nefes alıp verdim. "İyiyim." dedim hızlıca. "İyiyim ben." Hıçkırdım. "Devam et." "Etmem." dedi. İçimden yavaşça çıktı. "Canın yanıyor." deyip elini kadınlığıma götürüp okşamaya başladı. "Alaz çok kötüyüm. İçimde büyük bir yangın var. Buna ihtiyacım var." Nefesini bıraktı. İçimde bir yerlerde kıvılcımlar patlıyordu ve yalnızca Alaz'ı istiyordum şu an. Neden istediğimi bile bilmiyordum. Sadece onu istiyordum. Çok istiyordum. "Alaz devam et." "Emin misin?" "Eminim." gözlerinin içine baktım. "Lütfen." "Durmam Hüma. Bir daha durmam. Duramam. Yangını başlatan sensin. Şu dakikadan sonra durmam." "Durma." diye mırıldandığımda başını eğdi. Penisini tutup yavaşça içime girdi. Alışana kadar bekledi. İçimde yavaş yavaş gezinmeye başladığında kollarımı boynuna doladım. Boynumu öpmeye başlarken biraz daha hızlandı. İçimde hızlandıkça deli gibi titredim. Titredikçe ateşim harlandı. İniltilerim arttı ve kafayı yiyecek düzeye geldim. Alaz daha çok hızlandı. Öyle çok hızlandı ki durmadan boşalıyordum. "Alaz." omzumu ısırdı. Öptü, emdi. Öyle çok emdi ki kızaracaklarını düşündüm. Zor tuttum kendimi. "Alaz, daha hızlı." diye mırıldandım. Hızlandı. Sıcaklığı içime yayıldığında başını kaldırıp yüzüme baktı. "Mahvettin beni. Hüma, mahvettin beni. Sadece bir tane bana yetmeyecek." "Yine mi?" Başını salladı. "Yine. Seni istiyorum Hüma." "Devam o zaman. Devam et." diye mırıldandım. Tekrar yumuldu göğüslerime. İki eliyle göğüslerimi okşayıp sıkarken bir yandan da öpüp durdu. İçimden hiç çıkmadan ikinci tura devam ederken başımı arkaya atıp gözlerimi kapattım. Her vuruşta dağıldım ama toparlanmak da istemedim. Bu gece mahvolacaktık. Hakkıyla mahvolalım istedim. Sabah uyandığımda pişman olacaktım. Anlık bir dürtüyle seviştiğimiz için pişman olacaktım. Ama bu gece hiçbir şey düşünmeyip sadece ateşimi alması için ondan yardım dilenecektim. Bu gece pişmanlığımı düşünmeyecektim. ~ ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD