TEHLİKE

1244 Words
Dediklerimi duydu mu bilmiyordum ama bir anda ağzımdan çıkmıştı. Kafamı kaldırıp ona baktığımda uyuduğunu fark ettim. Ama duymuşta olabilirdi. Duyduysa bile Umarım sabaha hatırlamazdı. Hatırlamasının kimseye bir faydası olmazdı. Biz olmazdık. Olamazdık. Yağmur sonunda şiddetini azaltmıştı. Asrın oldukça derin uyuyordu. Uyumayı denedim. Ama olmuyordu. Gergindim. Ne hissedersem hissedeyim bazen oluyordu bu. Ediz le birlikteyken de oluyordu. Asrın ın fark etmeyeceğinden emin olunca yataktan kalktım. Telefonu sehpanın üzerindeydi. İnstagrama girip Ediz i buldum. Normalde hesabı kilitliydi ama açmıştı. Sosyal medya hesabı kullanmadığım için bir şekilde bakacağımı tahmin etmiş olmalıydı. Ve aradığım fotoğrafı bulmuştum. Edirne den fotoğraf paylaşmıştı. İyiyim demeye ve beni buna ikna etmeye çalışıyor gibi gülümsemişti. O gerçekten iyi biriydi. Benim hak ettiğimden çok daha fazla. .... Çıktım ve telefonu sehpanın üzerine geri koydum. Kafamı koltuğa yaslayıp Asrın ı izlemeye başladım. 'Ezgi.' Sesi uykusunda bile ağlar gibi çıkıyordu. Bir kaç kez daha tekrarladı. Yanına gittim. Acısı bu halde bile yüzünden okunabiliyordu. Kabus gördüğü belliydi. Dönüp durmaya başladı. Saçlarını okşadım. Alnı alev alev yanıyordu. Seslendim ama uyanmadı. Odada bulduğum bir bez parçasını ıslatıp alnına koydum. Hala ezgi yi sayıklıyordu ve ateşi böyle yükselmeye devam ederse havale geçirecekti. Sabaha kadar alnına ıslak bez koydum. Ateşi biraz düşmüştü. Ne yazık ki sirke yoktu. Sobanın yanında kıyafetim kurumuş sayılırdı. . Giyindim. Sonunda derin ve kabussuz bir uykuya daldı. Güneş doğunca kapının önüne çıktım. Hava çok güzeldi. Dün geceki yağmur ardında mis gibi bir koku bırakmıştı. Lokantaya doğru yürüdüm. Usulca içeri girdim. .... Rıza abi çoktan uyanmış hatta mis gibi çay yapmıştı. Zaten bunun için gelmiştim. Asrın ın sıcak bir şeylere ihtiyacı vardı. İki büyük bardak çay ile Rıza abinin bize hazırladığı kahvaltıyı aldım. Rıza abi çok iyi biriydi. Defalarca rahat edip etmediğimizi sormuştu. Odaya döndüm. Asrın ı uyandırdım. Son derece bitkin görünüyordu. Çayı içti ama fazla bir şey yemedi. Asrın giyindikten sonra odayı topladım. Rıza abinin yanına geçtik. Asrın ın o halini görünce ilaç verdi ve kalmamız için ısrar etti. Bende asrın ın bu halde motor kullanmasını istemiyordum ama kalmaya niyeti yoktu. Ve istemediği bir şeyi yapmamak konusunda en az benim kadar inatçıydı. Henüz dün gece ile ilgili bir konu açılmamıştı aramızda. ..... Motorlara atladık. Önce benim evime gittik. Asrın motorundan inmemişti. Yanına gittim. 'Gelmiyor musun' 'Dün gece yeterince başına bela oldum.' 'Geceyi net hatırlıyor musun' 'O kadar sarhoş değildim.' Şimdi yandım diye düşünüyordum. Demek ki onu sevdiğimi duymuştu. Ne diyecektim ne yapacaktım. 'Şey ben.' 'Evet. Sen. Bu kez beni taşımak zorunda kalmadın. Ama iyi kahrımı çektin teşekkür ederim. Odaya geçip yatıncaya kadar ki her şey çok net. Yaptığım bütün rezillikleri hatırlıyorum yani. Tekrar teşekkür ederim ve çok özür dilerim.' 'Önemli değil Asrın. Ayrıca rezil falan olmadın. Yaşadığın her şey çok insaniydi. ' .... Ne söylediğimi duymamasına sevinmiştim. Tam bir şey söyleyeceği sırada öksürük krizi başladı. ' Gelsene içeri. Hala tam iyileşmedin. ' ' Merak etme eve gideceğim. ' ' Tabi senin ev sıcaktır. Doktorlar çorbalar ayağına gelir. Haklısın. Git bir an önce.' 'Alınganlık yapmıyorsun değil mi. Hayır normal kızlar gibi trip atarsan çok şaşırırım. Sadece dün telefonu sessize almıştım. Annem defalarca aramış merak etmiş olmalı. Şimdi sesimden hasta olduğumu da anlar daha da telaşlanır. O yüzden en iyisi gideyim kendi görsün. Ama bana çorba yapmak istiyorsan sonra yine gelirim ' .... ' Tabi benimde başka işim yoktu. Ayrıca ikide bir binme şu motora hastayken iyi gelmez. ' 'Emredersiniz Alya hanım. Şimdi Müsaadenizle. ' ' Hadi git bakalım. ' Asrın gitti. Bende evime girdim. Yine yalnız kalmıştım. Yine düşüncelerimle başbaşa. Asrın ın annesinin nasıl biri olduğu kafamda büyük bir soru işaretiydi. Ama iç güdülerim ondan hoşlanmıyordu. Belki de haksızlık ediyordum. Sadece bir Sarpoğlu olduğu için böyle hissediyordum. Ama en beter hissim Asrın a hissettiklerimdi. Biz asla olamazdık. Yalana sırlara tepkisini görmüştüm. Onun hayatında yeni bir Ezgi olamazdım. Asrın a baktığım sürece dayısının bana yaşattığı yaptığı o iğrenç şeyleri unutamazdım. Levent Sarpoğlu ndan intikamımızı alacaktım. Sonra silip atacaktım onu hiç olmamış hiç yaşamamış gibi. Elif hiç ölmemiş Ezgi hiç intihar etmemiş ikisi de benim bilmediğim bir yerde mutlu yaşıyorlar gibi. Asrın ı hayatıma sokamazdım. Kendi acılarımı perçinleyemez onun yaşayacağı acıları paylaşamazdım. Uyudum. Uyumak yapılacak en güzel şeydi. .... 2 gün sonra... Asrın ın telefonu iki gündür kapalıydı. Başka çarem kalmamıştı. Onu merak ediyordum. Levent le karşılaşmamayı umut ederek motoruma atlayıp evlerine gittim. Kapıda güvenliğe Asrın ı görmek istediğimi söyleyince beklememi söyledi. Kulübeye girip telefon etti. Asrın ın gelmesini umut ediyordum. Ama bir kadın geldi. Bana baktı. Öyle bir baktı ki öfkeli gibi şaşkın gibi. Bir an beni tanıdığını düşündüm ama bu imkansızdı. Daha önce hiç karşılaşmamıştık. Levent te kalkıp beni gösterip yaptıklarını anlatmış olamazdı. Sanırım beni beğenmemişti. Böyle bakmasının nedeni bu olmalıydı. Kendini toparladı. Bana doğru yürüdü. Zarif olmaya çalışarak gülümsedi. 'Hoş geldiniz' 'Hoş buldum. Asrın evde mi acaba.' 'Evde ama biraz rahatsız. Bu arada ben Canan. Canan Sarpoğlu' .... Elini uzattı. Sanırım önce benim kendimi tanıtmam gerekiyordu. Böyle şeyleri pek bilmezdim. Daha önce ne dediğimi düşündüm. İyi bir hırsız iyi bir hafızaya sahip olmalıydı. 'Özür dilerim. Kendimi tanıtmayı unuttum.. İsmim ayla. Ayla Saner.' 'Memnun oldum Ayla. Sana Asrın ın yanına kadar eşlik edeyim. ' ' asıl ben memnun oldum. Teşekkür ederim.' Birlikte müştemilata doğru yürümeye başladık. O kapıyı açınca ben dışarda bekledim. Kapının önünden Asrın a seslendi. 'Asrın arkadaşın ziyarete gelmiş. Müsait misin' 'evet.' Asrın da çok kibar sayılmazdı. İçeri girdik. Canan Hanım Asrın ın ateşine baktı. 'Daha iyi görünüyorsun. Ben sizi yalnız bırakayım.' Bana doğru döndü. 'Akşam yemeğinde bize eşlik ederseniz çok seviniriz. Levent ile daha önce tanıştınız sanırım.' Tüylerim onun ismini duyunca diken diken olmuştu. ... 'Biraz işim vardı. Başka bir zaman olsa.' 'İşleriniz acil mi. Buraya kadar geldiniz. Zaten yemek birazdan hazır olur. Hem sizi daha yakından tanımak isteriz hemde Asrın ı ziyaret etmeye gelen bir arkadaşını bu şekilde göndermek istemeyiz.' 'Şey ben.' Canan hanım Asrın a döndü. ' İtiraz kabul etmiyorum. Asrın birazdan arkadaşını al ve gelin. İşlerinizi bir yarım saat erteleyebilirsiniz diye umut ediyorum. ' Cümlenin sonunu bana bakarak ve gülümseyerek söylemişti. Yapacak bir şey yoktu. İyice gerilmiştim ve bu gerginliğim şüphe çeksin istemiyordum. Gülümsedim ve ' Şeref duyarım. ' ' O şeref bize ait. Görüşmek üzere. ' Odadan çıktı. Derin bir nefes alıp Asrın ın yanına gittim. ... 'Harbiden muhallebi çocuğu çıktın sende. Hala yatıyor musun' 'İyiyim aslında ama anneme anlatmak zor. Ulaşamayınca merak ettin değil mi? Gerçi sana ders olmuştur.' 'Sen konu mu değiştiriyorsun. Annen telefonunu aldı değil mi. Ve sen şimdi muhallebi çocuğu olduğunu kapatmaya çalışıyorsun.' 'Hadi kapının önüne çıkta giyineyim. Çok bilmiş seni.' ' yardıma ihtiyacın var mı' 'Boxer var üzerimde. Emin misin yardım etmeye.' Muzipçe güldü. Odadan çıktım. ..... Canan sinirle eve girdi. Levent koltukta elinde laptop oturuyordu. 'Sen bir de kendine zeki diyorsun.' 'Ne oldu Canan.' 'Asrın ın arkadaşı ile tanıştığını söylemiştin değil mi' 'Evet. Güzel kız. Sende mi tanıştın yoksa. Kaynanalık mı yapacaksın.' 'Tanıştım. O kız kim bir düşün bakalım. Bir yerden tanıdık geliyor mu' 'Ne bileyim ben araştırmadım. Araştırmamı istemezsin diye düşündüm.' 'O kız Alya. Alya Keskin. Ve Asrın ı kullanıp burnumuzun dibine kadar gelmiş.' 'Ciddi olamazsın.' 'Ne yazık ki çok ciddiyim Levent. Kız birazdan buraya gelecek. Onu yemeğe davet ettim. Sakın bir şey belli etme. Özellikle onu tanıdığını.' 'Ya asrın a bir şey anlattıysa ya da anlatırsa.' 'Anlatmış olsaydı Asrın çoktan Ezgi olayı ile bağlantı kurup senin boğazına çökmüş olurdu. Belli ki hiçbir şeyden haberi yok. Olmamalı da.' 'Peki ne yapacağız.' 'Yapılacak tek bir şey var. O kız ailemizin adı için büyük bir tehlike. Onu ortadan kaldıracağız. Ama bu kez benim yöntemlerimle.' 'Yeni bir cinayet daha mı.' 'Başka çaremiz mi var. Ve sen bundan sonra her hareketine dikkat edeceksin. Başımıza açtığın işler artık yetti.'
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD