BERFİN Herkes avluya dizilmiş şekilde bekliyordu. Güneş neredeyse batmak üzereydi. Huzursuz olan tek kişi Hikmet Ağa'ydı. Durmadan dişlerini dudaklarına bastırıyor ve sakalının görünür şekilde hareket etmesine neden oluyordu. Hiçbir çalışan ortalıkta görünmüyordu. Serhat ise sadece bir saat önce buradan ayrılmıştı. Onunla yaptığım tartışma aklıma geldikçe kendimi diken üstünde hissediyordum. Miran’ın yanında temiz kıyafetlerle durmamı istemişti Rezan Hanım. Nasıl bir izlenim bırakmak istediğinden emin değildim ama uzun süre sonra gelecek oğluna iyi görünmek istiyordu belli ki. Baran Dilevan'ın burada ne kadar kalacağı ise büyük bir meçhuldü. Belki de temelli olarak geliyordu. "Sonunda Boran'ım geliyor! Oğlum geliyor!" dedi bağırarak Rezan Hanım. Henüz açılmamış avlu kapısında dört göz

