Gençliğinin ateşiyle yandığı, ama ihanetin zehriyle söndüğü o kadın. Ve Azad bir anda kendini geçmişin derinliklerinde buldu. O günün öfkesine, o odanın kırık masalarına, ihanetin keskin acısına geri döndü Azad kapıyı çekip gittiğinden beri odanın içi boşalmış gibiydi. Sessizlik, kulaklarında yankılanan bir uğultuya dönüşmüştü. Gelinliğin ağır eteği hâlâ yatağın ucunda seriliydi, ama Sevda kendini daha çok yapayalnız bir çocuk gibi hissediyordu. Yastığın ucuna oturdu. Ellerini dizlerine kenetledi, gözleri boşluğa daldı. İçindeki kırgınlık, boğazında düğümlenmiş bir hıçkırık gibi giderek büyüyordu. Ne kadar bastırsa da gözyaşları yanaklarından süzüldü. Tekrar, tekrar düşünüyor farkında olmadan hep aynı soruları kendine sorarken buluyordu. “Bu muydu?” diye fısıldadı kendi kendine. "B

