Bölüm 3

1356 Words
Düşüncelerim beni sürekli dışarıda olan olaylara sürüklesede bundan kurtulmam gerektiğini biliyordum. Çünkü içeri girdiğimizde Meriç yanıma oturup şarkı söylediği kısmı unutmam için üstü kapalı bir tehtid cümlesi oluşturmuştu. 'Ne yapıyorsun burda' arkamdan gelen sesle yerimde sıçrasam da gözlerimi hemen onun kahve rengi gözleriyle buluşturmuştum. 'Ben sıkılmıştım da evi gezmek istedim' Meriç başını salladığında oda da bululan koltuklardan birine kendini atmıştı. Bende odayı incelemeye başladığımda oda da bateri, piyano ve gitarlar vardı. Müzik odası gibi duruyordu. Gözlerim piyanoya takılırken küçükken heveslenipte çalamadığım zamanlar aklıma gelmişti. Gitar çalmayı bit şekilde öğrenmiştim ama en çok sevdiğim piyano çalmayı bir türlü öğrenememiştim. Sırf piyano öğrenme hevesim için kaldığım yurttaki görevlilerden dayak yediğim günler aklıma geldiğinde gözlerimi kapattım. Yine bir şeylerden gözlerimi kapatarak kaçıyordum işte. 'İyi misin' Meriç'in sorusu ile başımı sallayıp onu onayladığımda elimle piyanoyu gösterip 'Çalmayı biliyor musun diye sormuştum' başını aşağı yukarı salladığında gülümsedim. 'Bana da öğretirmisin' sorduğum soru ne kadar mantıklıydı bilmiyorum ama piyano çalmayı istiyordum. Onun bana belki öğreteceğini düşünüp sormuştum. O ise yüzünde ki piç gülüşle bana baktığında başını salladı. 'Bir şartım var yalnız' gözlerimi kısıp bana bakan gözlerine baktığımda kaşlarımı çattım. 'Bana istediğin şeyi zorla yaptırıyorsun zaten' kaşları çatılıp bana bakarken üzerime gelmeye başladı. Beni yine kendi ile duvarın arasına sıkıştırdığında başını kulağıma yaklaştırmıştı. Sıcak dudakları kulağımın üzerinde dururken 'Benim zorla yaptırdığım şey senin ruhuna dokunmazdı. Ama şimdi isteyeceğim şey. Sana piyano çalmayı öğrettikten sonra benle birlikte bir şarkı söylüyceksin. Kendin isteyerek' her konuştuğunda kulağıma çarpan dudaklarını uzaklaştırıp derin bir nefes almamı sağlarken işaret parmağını sol göğsümün üzerine koydu. 'Ruhunla, o içinde ki kız çocuğuyla benimle birlikte bu şarkıyı söylüyceksin' dediğinde gözlerimi kocaman açıp ona baktım. Bu adam içimimi okuyordu. 'Ne' bütün duygularımı anlatabildiğim tek kelimeydi belkide. Bana bakıp uzaklaştığında tekrar o sert ifadesine bürünmüştü. Anlatmak istediği ama sustuğu bir şeyler var gibiydi. Ve ben Meriç'i çözmekte gerçekten zorlanmaya başlamıştım. 'Hazırlan dışarı çıkıcaz' başımı sallayıp onu onayladığımda odadan çıkmıştım. Benim için olan odaya girdiğimde kısa bir duş alıp çıkmıştım. Üzerime siyah dar paça pantolon ve beyaz bol bir bluz giydim. Sonbahar ayında olduğumuz için siyah kolej ceketinide giydim. Aşağı indiğimde Meriç'in de üstünü giymiş olduğunu görmüştüm. Üzerine siyah dar paça kot giymiş ve onun üzerine koyu renk kot gömlek giymişti. Kendisinden beklenmeyecek şekilde gömleğin düğmelerinin hepsi kapalıydı. Ve benim gibi oda üzerine siyah kolej ceketi giymişti. Ve dağınık saçlarına şekil vermişti. Cidden çok yakışıklı gözüküyordu. Onun yanına geldiğimde elimi tutmuştu. Ne yaptığını anlamaya çalışsamda duygularını belli etmiyordu. Ona karşı çıksam yine bir şekilde bana kendi isteğini yaptırmakta ustaydı. Beni peşinden sürükleyip bir arabanın önünde durduğumuzda elimi bırakıp kendi tarafına geçmişti. Kapımı açmıycağını zaten düşünmüştüm. Ondan böyle bir şey beklemek bile büyük bir şeydi. Arabanın ön kapısını açıp içeri geçtiğimde Meriç'te kendi tarafına geçmişti. 'Kemerini tak Lina' başımla onu onaylayıp kemere uzandığımda kemeri bir türlü çekememiştim. Bu kadar lüxs bir arabanın kemeri nasıl takılabilmişti acaba. 'Meriç bu buraya takılmış.' dudaklarımı büzüp Meriç'e döndüğümde gözleri benle buluşup dudaklarıma takılı kalmıştı. Yüzünde bir gülümseme oluşurken eğilip kemere uzanmıştı. Hemen önümde duran bedenin erkeksi kokusu burnuma dolduğunda derin bir nefes çekmiştim. Çok güzel kokuyodu. Meriç kemeri çekip taktığında bana bir bakış atıp 'Beceriksiz' demişti. Gözlerimi devirme isteği ile dolup taştığımda Meriç'in değişen ruh haline güvenemediğim için bu isteğime son vermiştim. Bir mağazanın önünde durduğumuzda arabadan indim. Meriç yanıma gelip elimi tutuğunda içimde bişeyler hareket etmeye başlamıştı bile. Bizim hemen arkamızda duran korumalarda bizimle ilerlemeye başlamıştı bile. Bir kaçı etrafı kolaçan ediyorlardı. 'Normalde evde biri çalışıyor. Ama bir süre izinli. Bu sürede yemeklerimizi kendimiz yapmamız gerekiyor. Bunun için önce alışveriş' bana baktığında başımı salladım. Bir alışveriş arabası aldığımızda Meriç hala elimi bırakmamıştı. 'Liste yaptın mı peki' sorduğum soru çok anormalmiş gibi yüzüme baktığında 'Ne liste yapmakla uğraşıcam ki al şurdan işe yarayacak şeyler' Meriç'e sen inanılmazsın bakışı atıp reyonlar arasında dolaşmaya başlamıştım. Bir kaç hazır çorba ve makarna aldıktan sonra sebze bölümüne geçmiştik. Meriç sebzeleri seçerken bende diğer eksik şeyleri doldurmuştum arabaya. İşim bittiğinde Meriç'in yanına geldiğimde adamın uzattığı poşeti alıp arabaya koydu ve tekrar elimi tuttu. Abur cubur reyonun önünde durduğumuzda Meriç her çeşit cipsiyi doldurup arabaya koymuştu. Çikolata reyonuna geldiğimizde bana bakmadan en sevdiğim çikolataları arabaya doldurmuştu. Sanırım kendisi içinde bitter çikolatardan aldığında kasaya gelmiştik. Meriç aldığımız şeylerin fiyatının ödediğinde çıkmıştık. Poşetleri korumlara taşıtırken bizde arabaya geçmiştik. Kısa süren bir yolculuktan sonra eve gelmiştik. Korumalar aldıklarımızı mutfağa taşırken bende rahat bişeyler giymek için odaya çıktım. Giysi odasından siyah eşorfman altı giyip üzerime salaş siyah bir tişört giymiştim. Saçlarımı topuz yapıp aşağı indiğimde Meriç'e baktım. Oda üstünü değiştirmiş ve televizyon izliyordu. Bende mutfağa geçtiğimde poşetteki yiyecekleri yerleştirmeye başladım. Bazılarının yerlerini bulmak için baya zorlanmıştım ama sonunda başarmıştım. Saatte baktığımda akşam olduğunu gördüm. Ve yemek yapmak için malzemeleri çıkarttım. Poğaça yapmak için hazırladığım hamuru çıkarttım. Hamurdan küçük bir parça aldığımda elime yapışmaması içinde elimi hafif yağlamıştım. Peynirli, kıymalı ve patatesle poğaçalarımı tepsiye dizdiğimde fırına yerleştirdim. Poğaçanın yanında bişey yemek isterse diye Meriç'e sormak için arkamı döndüğümde onun dış kapıya yaslanmış beni izlediğini görmüştüm. 'Bu kadar yetenekli olduğunu bilmiyordum.' Meriç dalga geçer gibi söylediğinde kaşlarımı çattım. Yurtta kaldığımda karnımı doyurmak için öğrendiğim yemeklerden birisiydi sadece poğaça yapmak. Meriç bana bakıp gülümsediğinde şaşkınlıkla ona baktım. Elinde ki telefondan bişey yaptığında kısa bir süre sonra flaş patlamıştı. Bu şekilde Meriç'in benim fotoğrafımı çektiğini anlamıştım. 'Yaa Meriç' deyip arkamı döndüğümde belime dolanan kollarla bedenim kasılmıştı sanki. Bu adam bana bu kadar yakın olmamalıydı. 'Güzelim ama çok tatlı çıktın' bana yaptığı iltifata gülümsedim. Onun ağızından böyle sözler duymak güzeldi. Tek elini belimden çekip telefondan resmimi açtığında gülümsedim. Topuzum dağılmış ve aralarından saçlarım çıkmıştı. Ve burnumun üstünde un vardı. Kaşlarımı çatmış Meriç'e bakarken daha çok sinirli değilde tatlı çıkmıştım cidden. Meriç tekrar kameraya girdiğinde ön kamerayı açtı. 'Burnumda ki unu siliyim bari' dediğimde Meriç gülümsedi. Kendisi burnumda ki unu silip tekrar telefondan fotoğrafımızı çektiğinde ben gülümsüyordum. Meriç ise bana bakıyordu. Fotoğraf cidden güzel çıkmıştı. Bu gülümseme sebep olurken Meriç telefonu bırakıp bana biraz daha sıkı sarıldı. 'Ne yaptın güzelim' onun bu yakın davranmaları ne kadar hoşuma gitsede biraz sonra dengesiz Meriç'in tekrar geleceğini biliyordum. 'Neli sevdigini bilmediğim için kıymalı, peynirli ve patetesli poğaça yaptım' dediğimde başını salladı. 'İstediğin başka bir yemek var mı' sorduğum soru karşısında başını iki yana sallayıp benden kollarını çektiğinde kendimi boşluğa düşmüş gibi hissetmiştim sanki. Fırından gelen sesle poğaçaları çıkardığımda bir tabağa koyup masaya koymuştum. Yanlarına portakallı meyve suyu koyduğumda bende oturmuştum. Ben bir tane poğaçayı yerken Meriç 4 tane poğaça yemişti. Cidden çok hızlı ve çok çabuk yiyordu. Poğaçam bittiğinde meyve suyunu içmeye başladım. Meriç bu sırada kaşlarını çatmış bana bakıyordu. Ona döndüğümde 'Bir tane poğaça ile doyduğunu söyleme bana' 'Evet doydum Meriç' dediğimde kaşlarını çattıp. Elime kıymalı bir poğaça tutuşturdu. 'Bu da biticek' 'Ama Meriç yiyemem ki ben' dediğimde elimdeki poğaçayı alıp eliyle bölüp ağızıma tıkıştırdı. Yan tarafımda duran meyve suyundan içirirken diğer bir lokmayıda yedirmişti. 'Hayır anlamıyorum zaten ufak tefek bir şeysin. Yemek yememek ne kaşları hala çatık bana bakarken. Diğer lokmayıda ağızıma tutuşturmuştu. Son lokmayıda yedirdiğinde gerçekten çok yemiştim. Meriç bana poğaçaya bana yedirmenin verdiği huzurla bir poğaça daha yediğinde ona baktım. 'Piyano çalmayı bana ne zaman öğreticeksin' sorduğum soru karşısında kaşlarını çattığında 'yarın' demişti. Başımı sallayıp ortalığı topladığımda Meriç içeri geçmişti. Diğer boş koltuğa oturduğumda Meriç kaşlarını çatıp bana baktı. 'Yanıma gel' omuzlarımı silkip ona baktığımda oturduğum yerden kalkmadım. Bu Meriç'in sinirlenmesine neden olmuştu ama onu umursamadım. Taki kolumdan tutulup zorla yanına çekilmeme kadar. Meriç beni yanına çekip üstüme eğildiğinde sırtım kanepeyle buluşmuştu. Meriç boynuma yöneldiğinde ellerimle onu engellemek istedim ama ellerimi tutup başımın üstünde sabitlemişti. Boynuma yönelip ısırdığında çığlık atmıştım. Canımı yakmıştı. Isırdığı yeri öpüp emdiğinde kısa bir öpücük kondurup geri çekilmişti. Boynumun acısından gözlerimden yaş dökülürken o gülümseyip yüzüme baktı. Yurt görevlisinin üzerime gelip beni taciz etmeye çalıştığı o gün gözlerimin önünde tekrar canlandığında kendimi hemen geri çekmiştim. Bu kadar acı fazla değilmiydi cidden. Canım bu kadar acımak zorunda mıydı? 'Benim izlerimi taşıman hoşuma gitti.' işte yine dengesiz Meriç gelmişti. Hayal kırıklığı taşıyan gözlerimi Meriç'e çevirdiğimde gülümseyen yüzü sert ifadesine bürünmüştü. Gözlerinde sadece bir an acının geçtiğini gördüğümde bu fikri hemen redettim. Meriç bu sefer sözleri ile canımı yakmamış fiziksel temas uygulamıştı. Bu canımı daha çok yakarken yanından kalkıp odaya çıkmıştım. Gözlerimi kapattıp düşüncelerimden kaçmaya çalıştım. Her zaman yaptığım gibi yine karanlığa sığınmaya çalıştım. Karanlığa eşlik eden sessiz iç çekişlerim ve ben yine başbaşaydık.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD