Bölüm 8

1231 Words
Küçük bir fısıltı ile uyandığımda gözlerimi açıp yüzünü bana yaklaştırmış Uras ile karşılaştım. 'Hala uyan artık' gülümseyip yanaklarından öpüp kalktığımda beraber uyuduğumuz için Meriç'in hala uyuduğunu gördüm. Kumral saçları dağılmış uyurken bile sert yüz hatlarından ifade vermemişti. 'Meriç amcamı uyandıralım mı? ' Uras'a dönüp baktığımda başımı iki yana salladım. Kucağıma alıp banyoya götürdüğümde yüzünü yıkadım. Aden'in çantasına koyduğu diş fırçası ile dişlerini fırçaladığında bende onu izlemeye başladım. Bana bakıp gülümsediğinde tekrar kucağıma alıp kokusunu içime çektim. Bir günde Uras'a o kadar bağlanmıştım ki. Abimi hayatıma almıştım. Ve ameliyat olmayı kabul etmiştim. Aşağı indiğimizde mutfak tezgahına Uras'ı oturttum. 'Günaydın Lina Hanım' 'Günaydın Sevda Hanım. Rica etsem Uras'ın sütünü hazırlar mısınız? ' Sevda Hanım Uras'ın sütünü hazırlarken bende Meriç için bir kere yaptığım da sevdiği poğaçalardan yapacaktım. Dolaptan unu çıkartıp bir tane kap aldığımda gereken malzemelerin hepsini koyup hamuru hazırlamıştım. 'Hala napıyorsun' 'Meriç Amcan ve senin için poğaça yapacağım bitanem' o anda içeri giren Meriç bize gülümseyerek baktığında Uras'ın yanına tezgaha yaslanmıştı. Hamurdan bir parça alıp elime yapışmaması için elimi biraz yağladıktan sonra yuvarlak şekline getirdim. Kıymayı içine koyup şekil verdiğimde tepsiye yerleştirdim. 'Hayır yaparken bir şey de yapmıyorsun. Bu poğaçalar nasıl bu kadar lezettli oluyor' Meriç'e baktığımda kaşlarını çatmış tepsiye dizdiğim poğaçaya bakıyordu. 'Hmm bilemem o kadarını' gülümseyip tekrar önüme döndüğümde tekrar poğaçalara şekil verip tepsiye yerleştirmeye başladım. 'Uras koş bir yukarı çıkıp telefonumu getirir misin aslanım. Kahvaltıya babanları da çağıralım' Meriç Uras'ı kucağına alıp aşağı indiğinde 'Bitanem koşmadan çık yukarı düşersin' 'Tamam hala' Uras mutfaktan çıktığında bende tekrar bir hamur parçası alıp kıymayı koyduktan sonra şekil verip tepsiye koydum. Belime sarılan ellerle vücudum gerilirken Meriç başını boyun girintime koyup derin bir nefes çekti. Bedenim bu hareketiyle daha çok kasılırken beni kendine çevirip alınlarımızı birleştirdi. Gözlerini kapattığında derin bir nefes aldım. Aksi takdirde nefessizlikten ölebilirdim. Bu adam bana her sarıldığında nefesim kesilecek gibi oluyordum. 'Lina seni kaybedemem. Şu beynindeki tümör yüzünden ellerimden kayıp gitmene göz yumamam.' Meriç'in ne yaptığı ve ya ne düşündüğü konusunda bir fikrim yoktu. Bana neden bir iyi bir kötü davrandığını bilmiyordum. Belimde ki kollarını çekip arkamı döndüğümde Meriç'te tekrar tezgaha yaslanıp beni izlemeye başladığında yüzüm kızarmaya başlamıştı bile. Bu adam bana ne yaptığının farkında bile değildi. 'Meriç Amca' içeri giren Uras Meriç'e telefonunu uzatıp bana döndüğünde bacaklarıma sarıldı. 'Hala daha bitmedi mi? ' Az kaldı bitanem. Birazdan biter' kapta ki az kalan hamuru da bitirdiğimde fırını çalıştırıp tepsiyi fırına koydum. Ellerimi yıkayıp Uras'ı kucağıma aldığımda odaya çıkmıştık. Meriç ise abimleri arayıp kahvaltıya gelmelerini söylemişti. Uras çantasından kıyafetlerini çıkarttıp yatağın üstüne koyduğuna bana baktı. 'Hala arkanı dönsene' yanaklarını sıkıp arkamı döndüğümde bir süre sonra Uras önüme dönmem için tekrar seslenmişti. Koyu bir kot ve kısa kollu bir tişört giymişti. Gülümseyip yanda duran hırkasınıda üstüne giydirdiğimde hardal sarısı botlarınıda giymişti. 'Çok yakışıklı oldun bitanem.' yanağımı öpüp çantasının ön gözünden gözlük çıkarttığında takmıştı. Hırkasının şapkasını örtüp kot ceketini giydiğinde ‘Şimdi nasıl oldum' 'Aşırı derece yakışıklı oldun bitanem.' Uras gülümseyip odadan çıktığında bende siyah pantolon ve siyah bir tişört ve giydim. Ayakkabı olarak siyah botları giyip dolaptan beyaz deri montu alıp odadan çıktığımda Karşı odadan çıkan Meriç'e takılı kalmıştım. Giydiği kot pantalon ve beyaz gömlek ile aşırı derece yakışıklı ve karizmatik olmuştu. Gözlerimi ondan alamazken o da beni baştan aşağı süzdü. Gözleri bacaklarımda takılı kalırken yanıma gelip elimden tuttu. Birleşen ellerimize bakarken o beni hiç umursamamıştı bile. Birlikte aşağı indiğimizde elini bırakıp mutfağa yöneldim. Fırında ki poğaçalara bakarken olduğunu görüp hemen aldım. Biraz daha oyalansam poğaçaları yakacaktım. Poğaçaları tepsiden alıp bir tabağa koyduğumda Sevda Hanım tarafından içerde hazırlanan sofraya götürülmüştü. İçeri gireceğim zaman çalan zille kapıyı açtığımda karşımda siyahlara bürünmüş ve güneş gözlüğü takmış bir abim vardı. 'Uras'ın kime çektiği belli oldu.' Abim göz kırpıp bağlı saçlarımı karıştırdığında kaşlarımı çatıp ona baktım. 'Tabii bana çekilecek minik. Babası benim sonuçta' içerden gelen Meriç benim o halimi gördüğünde küçük bir kahkaha atıp saçımda ki tokayı çekmişti. Abim ve Aden içeri girdiğinde Meriç kapıyı kapatıp bana döndü. Arkama geçip saçlarımı topladığında saçımdan aldığı tokayı tekrar saçlarıma bağlamıştı. 'Saçlarının açık halini ne kadar çok sevsemde böyle de sana yakışıyor' başka bir şey demeyip içeri geçtiğinde şaşırmış bir ben bırakmıştı arkasında. Allah aşkına Meriç'in kafasına bir şey mi düşmüştü. Saksı falan düştüyse hani ondan bir etkisi olabilirdi. Ama Meriç'in kafasına saksı da düşse davranışının bu kadar değişiceğine inanmıyordum. İçeri geçtiğim de Uras babasının kucağında dün yaptıklarımızı anlatırken Aden onları gülümseyerek izliyordu. Bende karşılarına oturduğumda Meriç'e baktım. Bakışlarımız buluşurken Meriç oturduğu yerden kalkıp abimlere döndü. 'Hadi sofraya geçelim. Lina'nın yaptığı poğaçalardan yemek için sabırsızlanıyorum' abim gülümseyip ayağa kalktığında hep birlikte sofraya geçmiştik. Hepsi yaptığım poğaçalardan tabaklarına koyarken Meriç hemen yemeye başlamıştı bile. Onun bu haline gülümseyip önüme dönüp yemeğimi yemeye başladım. 'Kahvaltıdan sonra dışarı çıkalım diyoruz' Aden Meriç'e baktığında benim de bakışlarım Meriç'e dönmüştü. 'Olur aslında ama öncelikle yapmam gereken bir iş var' abim kaşlarınj çatıp Meriç'e baktığında Meriç bakışları ile Uras'ı gösterdi. Bir süre sonra Uras'ın karnı doyup içeri geçtiğinde Meriç bana bakıp abime döndü. 'Lina ameliyat olmayı kabul etti. Önce onun için Amerika'da ki en iyi hastaneleri öğrenmem gerek. İlk işim de uçak bileti alıp en kısa zamanda tedaviye başlamasını sağlamak olucak' abim yüzünde ki buruk gülümseme ile bana bakıp yanımda ki boş sandalyeye oturduğunda kolları ile küçük bedenimi kendine hapsetmişti. Onun kolları arasında göz yaşlarımı serbest bıraktığımda abim saçlarımı öpüp koklamıştı. 'Anne halam yine mi gidicek' Uras dolan gözleri ile bana baktığında yanıma gelip kucağıma oturmuştu. 'Niye ağlıyorsunuz hala. Yine mi gidiceksin. Bana söz vermiştin. ' Uras'a sıkıca sarıldığımda minik kollarını boynuma dolamıştı. 'Gitmiycem bitanem. Sende benim yanımda olucaksın bu sefer. Hep beraber olucaz. ' Uras gülümseyip abime döndüğünde kollarını kucağına alması için uzatmıştı. Hep birlikte dışarı çıktığımızda Uras'ın isteği üzerine buz pateni sürmeye gidicektik. Abimler kendi arabasıyla giderken ben Meriç'in arabasına binmiştim. Emliyet kemerimi takıp Meriç'e döndüğümde 'Meriç ben buz pateni sürmesini bilmiyorum' Meriç bu halime gülümseyip kısa bir süreliğine de olsa bana baktığında 'Öğretirim güzelim' gülümseyip bende önümde döndüm. Uzun bir yolculuktan sonra şehir merkezine ulaştığımızda buz pateni salonu gelmiştik. İçeri girdiğimizde hazırlanıp Meriç'in yanına gittim. Ellerimden tutup sürmeme yardım ederken sürekli dengemi kaybetsemde Meriç bir şekilde yeniden öğretmeye çalışıyordu. Yavaş yavaş kendim sürmeye başladığımda abimlerle birlikte sürmeye çalışmıştım. Uras yorulduğunu söyleyip bir kenara oturduğunda Aden ve ben yarış yapan abim ve Meriç'i izliyorduk. 'Ne kadar büyümüş görünselerde ikisinin de içinde yaşayamadıkları bir çocukluğu var.' gözlerim abimle Meriç'i bulurken ilk defa bu kadar çok güldüklerini görmüştüm. Yüzümde gülümseme oluştuğunda Aden'e döndüm. 'Sen abimle nasıl tanıştın' yüzünde buruk bir gülümseme oluştuğunda hepimizin yaralarla dolu olduğunu anlamıştım. 'Öz babam beni borcu karşılığında abine satmıştı' dediğinde gözlerimi açıp Aden'e bakmıştım. Gözünden bir damla yaş akarken 'Abin benim hayatımı değiştirdi Lina. Bana dokunmak yerine evinde bir iş ayarlamıştı. Hem kalıcak yerim olmuştu hem de çalışıcak bir işim.' gözünden akan yaşlar hızlandığında sıkıca sarıldım ona. 'Aden neyin var' abimin endişeli sesi ile Aden'den ayrıldığım da abim her halinden sevdiği belli olan kadınını kollarının arasına çekti. 'Ağlama be güzelim.' abim şefkatle Aden'in saçlarını okşarken belime dolanan kollarla ordan uzaklaştırılmıştım. 'Biraz yalnız kalmaları gerek güzelim' 'Meriç ben bu kadar üzülüceğini bilemedim. Ben sadece... ' gözümden ne zaman aktığını bilmediğim yaş Meriç tarafından silindiğinde beni kendine çekip sarıldı. Alnıma bir buse kondurduğunda 'Üzme kendini' başımla onu onayladığımda yanımıza gelen abimlerle Aden'e sarılmıştım. 'Özürdilerim ben bu kadar üzülüceğini bilmiyordum' 'Sorun değil Lina. Sadece aklıma geldiğinde böyle oluyorum' ondan ayrılıp abime baktığımda gülümseyip saçlarımı karıştırdı. 'Abii' sinirli çıkan sesimle abim kahkaha attığında bende gülmeye başlamıştım. Ne kadar yeni tanımış olsam da onları hayatımın bir kısmında onlarl birlikte büyümüşüm gibiydi. Bölüm nasıldı millet.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD