Bölüm 7

1298 Words
Sabah güneşinin yüzüme vurması ile güne gözlerimi açtığımda başımda ki ağrı ile tekrar kapatmıştım. Odamın kapısı açılıp Meriç'in sesini duyduğumda gözlerimi açıp yatakta oturur hale geldim. 'Günaydın' 'Günaydın Meriç' suratında ki sert ifade dururken dün akşam söylediklerini hatırmaladığını düşünüyordum. Benim için hatırlamaması daha iyiydi çünkü bir anlık Meriç'in sözlerine kapılıp ameliyat olmayı kabul etmiştim. Başımı iki yana sallayıp Düşüncelerimin arasından sıyrıldığımda Meriç'e baktım. 'Miraç ve Aden gelecek bugün. Hazırlan aşağı in' Meriç tek bir söz dahi etmeden odadan çıktığında napacağımı bilmiyordum. Aşağı inmezsem Meriç kolumdan tutup zorla indirirdi. Üzerimi giyinip aşağı indiğimde Meriç sofraya oturmuş gazetesini okuyordu. Bende benim için olan yere oturduğumda Meriç gazetesini yana bırakıp bana baktı. 'Afiyet olsun' kendi tabağına koyduğu bir şeyleri yemeye başladığında ona bakmayı kesip 'Afiyet olsun' dedim. Tabağıma koyduğum yemeklerden sonra sofra toplanmış ve salona geçmiştik. Evin çalışanı izinden dönmüştü ve bu sabah kahvaltıyı o hazırlamışa benziyordu. Çok fazla zaman geçmeden zil çaldığında ismini yeni öğrendiğim Sevda Hanım kapıyı açmaya gitmişti. Bir süre sonra içeri Miraç ve Aden Bolatlı girdiğinde arkalarından gelen bir çocuğun koşarak bana sarılması ile büyük bir şok yaşamıştım. 'Hala' küçücük kolları boynuma sarılı olan erkek çocuğunun o küçük kalbi kırılmasın diye kollarımı beline sardığımda Miraç Bolatlı'ya baktım. Ne söylemek istediğimi anlamış gibi bana gülümsediğinde ağzını oynatarak 'Uras' demişti. 'Uras' ağzımdan çıkan isimle kollarını boynumdan çekip kucağımda oturur pozisyona geldiğinde Miraç Bolatlı'ya benzeyen kahverengi gözlerini bana çevirdi. 'Bir daha gitmiyeceksin demi hala' gözlerimi ondan kaçırıp Miraç Bolatlı'ya çevirdiğimde küçük bir çocuk gibi dudaklarını büzüp bana baktı. 'Gitmeyeceğim bitanem' gülümseyip kollarını tekrar boynuma doladığında Aden Bolatlı gülümseyip bize baktı. 'Halasına aşık bir çocuk olarak büyüdü. ' Uras kollarını hala boynumdan çekmezken annesinin sesi ile ona döndü. 'Uras annecim bizi biraz yalnız bırakır mısın? ' Uras dudaklarını büzüp bana baktığında 'Halam yine gidecek mi? ' 'Hayır gitmeyeceğim Uras. Şimdi babanla biraz konuşmamız gerek. Ondan sonra yine senin yanına geleceğim tamam mı?' Uras başını sallayıp sessiz bir şekilde bizi dinleyen Meriç'e döndü. 'Meriç Amca bilgisayarınla oynayabilir miyim?' Meriç yüzünde nadiren oluşan gülümsemelerden birini Uras'a sunduğunda 'Bende beni ne zaman hatırlıyacaksın diye soracaktım. Uras. Hadi git oyna' Uras yukarı çıktığında bakışlarım yeniden Miraç Bolatlı'yı buldu. 'Lina öncellikle geçmişi anlatıp da seni bu pisliğin içine çekemem. Sadece yıllardır seni izlediğimi ve yanında olmaya çalıştığımı bil' yüzümde alaycı bir gülümseme oluşurken Meriç'in sesi ile sustum. 'Senin neler yaşadığını bilmiyorduk Lina. Bizde aynı zorlukları yaşadık. Bunların hepsini küçüklükten belli sahip değiliz. Büyük zorluklarla buraya ulaştık' Meriç’e baktığımda sert yüz hatları belirginleşmiş bana bakıyordu. 'Meriç bunlar umrumda değil.' Miraç Bolatlı'ya döndüğümde 'Neden yetimhaneye bırakıldım' Miraç Bolatlı'nın sert yüz hatlarında acınası bir ifade oluştuğunda duyucağım şeylerden o kadar çok korkuyordum ki. 'Bırakıldık' dediğinde Aden Bolatlı Miraç Bolatlı'nın elini tutmuştu. 'Annemiz ve babamız katledildi Lina. Bana seni de alıp evden uzaklaşmamı istediklerinde dediklerini yapmıştım. Eve geri döndüğümde ikisinide.... ' salonda derin bir sessizlik oluşurken başımda ki ağrı ile gözlerimi kapattım. 'Ben daha 7 yaşımdayken sen 2 yaşındaydın. İki aylık bırakılman konusunda yalan söylendi çünkü ailemizi katleden kişiler bizi de arıyordu. Ben seni bırakmadım Lina. Her ay dayak yiyeceğimizi bile bile senin uzaktan da olsa görmek umuduyla yetimhaneye geldik biz' Öğrendiklerim ağırdı. Gerçekler ağırdı. Taşıyamacağım bir yük omuzlarıma binmişti ve ben gün geçtikçe onun altında eziliyordum. Miraç Bolatlı oturduğu yerden kalkıp önümde dizlerinin üstünde durdu. 'Lina seni hiçbir zaman yalnız bırakmak istemedim. Ama yapmak zorunda bırakıldım. Senden uzak durmak zorunda kaldım' gözlerinden bir kaç damla aktığında gözlerinde ki yaşı sildim. 'Özür dilerim. Karşına daha önce çıkmalıydım ama olmadı' elimi dudağının üstüne kapattığımda konuşmamasını istedim bir süre. Şuan abim karşımda duruyordu ama benim ona ne sarılıcak cesaretim vardı ne de ona abi diyecek gücüm. Başım dönmeye ve bulanık görmeye başladığımda hastalığın belirtileri yine gün yüzüne çıkmıştı. 'Seni yalnız bırakalım. Ama düşün Lina lütfen. Kendini benden uzak tutma' ayağa kalkıp onu durdurmak istiyordum ama başımın dönmesi ve bulanık görmem buna engel oluyordu. Adım seslerini duyuyordum ama ayağa kalkacak gücüm bile yoktu. Yavaş yavaş bulanıklık kaybolurken merdivenlerin başında Uras'ı bekleyen Miraç Bolatlı'ya seslendim. Hastaydım ve kaybedecek bir şeyim yoktu. Yıllar sonra o özlemini kurduğum aileden biri vardı. 'Sana sarılabilirmiyim.... Abi' bakışları bana döndüğünde gözlerinde ki mutluluk binlerce öteden bile gözükebilecek gibiydi. O cevap vermeden kollarımı boynuna doladığımda hıçkırarak ağlamaya başlamıştım. Omzumda hissetiğim yaşlıklarla Miraç Bolatlı'nın yani abimin ağladığını da anlamak zor değildi. 'Baba halam yine mi gidiyor. Ama bana gitmeyeceğim demişti' Uras'ın sesi ile kollarımı çektiğimde 'abim' bu kelimeye alışmak benim için zor olsada onun bana mutlulukla bakan gözlerinden bakışlarımı çekip Uras'a döndüm. 'Gitmeyecek zaten oğlum. Ben halanı çok özlemişim' Uras gülümseyip kollarını açtığında bende vakit kaybetmeden kollarının arasına girdim. 'Hala bir daha bizi hiç bırakma tamam mı. Ben çok üzülüyorum. Babamda üzülüyor.' 'Tamam bitanem' Uras kıkırdadığında bende gülümsedim. 'Ben senin bitanenmiyim hala' yine küçük bir kıkırtı firar ettiğinde bende başımı salladım. 'Evet sen halasının bitanesisin' Abim ve Aden Uras gitmek istemediği için geri oturduklarında Uras kucağımdan hiç inmemiş ve sürekli sohbet etmiştik. 'Oğlum gidelim mi artık' Uras dudaklarını büzdüğünde yanaklarını sıkıp öpücük kondurdum. 'Abi sizin için sorun olmazsa Uras bugün benimle kalsa.' yüzünde oluşan gülümseme silinmezken başını salladı. Bende aklıma gelen şeyle Meriç'e döndüğümde 'Meriç senin içinde sorun olmaz değil mi? Nasıl olsa senin evin biraz emri vakii yapmış oluyorum ama' Meriç kaşlarını çatıp bana baktığında 'Hayır olmaz Lina. Uras'ın burda kalması seni mutlu edecekse kalsın' gülümseyip Uras'a baktığımda Aden bize döndü. 'Bir çanta hazırlayıp pijamalarını falan koyarım ve korumalardan gönderirim' başımla onu onayladığım da ayağa kalktık. Gitmeden önce abim beni kendisine çekip sarıldığında bende kollarımı boynuna dolamıştım. 'Seni seviyorum miniğim' dudaklarından dökülen sözler ile gözlerim dolduğunda yıllarca bilmediğim abi özlemini şu bir kaç saat içinde bulmuştum bile. 'Seni seviyorum abi' güçlü kollarını bedenimde çektiğinde yanaklarına öpücük kondurdum. Kıkırdayıp geri çekildiğimde ise oda gür bir kahkaha attı. 'Yengen kıza bilir yalnız' onun bu sözlerine benimde gülümsemem büyüdüğünde Aden'e döndüm. 'Sanırım yengemin buna alışması gerek abicim' Aden gülümseyip bana baktığında el ele tutuşup gitmişlerdi. Uras, ben ve Meriç içeri geçtiğimizde Meriç işinin olduğunu söyleyip yukarı çıkmıştı. Odamda Uras ile sohbet etmeye devam ettiğimizde bana kendi evlerinde olan benim resimlerinden bahsediyordu. Odamın kapısı tıklatıldığında içeri giren Sevda Hanım'a gülümsedim. 'Lina Hanım Uras Bey'in çantasını getirmiştim' gülümseyip Sevda Hanım'a baktığımda dışarı çıkmıştı. 'Hadi bakalım Uras. Pijamalarını giydirelim' 'Ben giyerim hala. Kocaman oldum ben artık' bir kahkaha attığımda Uras kaşlarını çatıp bana baktı. Bu hareketi yaptığında babasına ne kadar benzediğinin haberi var mıydı acaba. Başımda ki ağrı yine yerini aldığında. Yine etraf bulanıklaşmıştı. Bir kenardan tutunduğumda Uras'ı korkutmak istemediğim için. 'Uras bana Meriç Amca'nı çağırır mısın? Ve Meriç Amcanı çağırdıktan sonra beni lütfen aşağıda bekle olur mu? ' 'Tamam hala' kapının açılıp kapanma sesi ile tutunduğum yeri bıraktığımda yere düşmüştüm. Duvara yaslanıp geçmesini beklerken Meriç'in gelmesini bekliyordum. 'Lina' ellerimden tutulup sert bir gövdeye çekildiğimde ağlamaya başlamıştım. 'Canım yanıyor' Meriç'in kolları bedenimi daha çok sararken elleri saçımda gezinmeye başlamıştı. Uzun bir süre böyle kaldığımızda kendime gelmiştim. Meriç beni kendine çevirdiğinde belimden tutup sarılmıştı. 'İnat etme Lina. Tedavi olman gerekiyor. Benim için, Uras ve abin için. ' 'Tamam Meriç.' Meriç'in kolları bedenimi daha çok sardığında bende kollarımı boynuna dolamıştım. Kokusu burnuma dolduğunda derin bir nefes çektim. Kendi kokusu ve parfümüyle harmanlanmış koku ona has olmalıydı. 'Uras'ı unuttum Meriç. Korkmuştur o' Meriç'in kollarının arasından çıkıp koşarak aşağı indiğimde uras'ı bir koltukta bacaklarını kendine çekmiş ve kollarıyla kendine sarmış bir şekilde ağladığını görünce hemen yanına gittim. 'Uras bitanem neden ağlıyorsun' burnunu çekip kollarını uzattığında hiç düşünmeden küçük bedenini kollarımın arasına aldım. 'Yine gideceksin sandım' 'Sana demiştim Uras gitmeyeceğim diye' kolları biraz daha sıklaştığında 'Hala uyuyalım mı' Uras'ı kucağımda taşıyarak yukarı çıkıcağımda merdivenlerin başında duran Meriç Uras'ı kucağına almıştı. 'Aslan halanı buldun beni unuttun' Uras kıkırdayıp Meriç'e baktığında bende gülümsedim. 'Meriç Amca sende bizimle uyusuna bugün' Uras'ın sorduğu soru ile gülümsemem solarken Meriç'e baktım. Bana bakıp gülümsediğinde Uras'a döndü. 'Olur aslanım.' Meriç tek eliyle Uras'ı taşırken diğer eliylede benim elimi tutmuştu. Odama girdiğimde Uras yatağa uzanmıştı. Ben bir kenarına yatarken Meriç'de diğer kenara yatmıştı. Güzel bir uykunun kollarına kendimi bırakmıştım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD