ASLAN... “Gömülen her şey unutulmaz. Yalnızca sessizliğe yemin ettirilir. Bazılarımız ölülerine mezar taşları dikmez. Çünkü mezar taşı bir şeyin sonu demektir. Ben... hâlâ Hülya’ya ‘sözüm var’ diyenlerdenim.” Gömüldüğünü sandığımız nice şey, gecenin bir saatinde boğazımıza düğümlenir. Unuttuğum dediğim her hatıra, gecenin sessizliğinde yeniden can bulur. Karanlık, duvar gibi inmişti Antep’in üzerine. Gecenin sessizliği, insanın içine işleyen cinsten... Soğuk değil, ama keskin. Ay, parlamaktan çok sanki gökyüzüne sinmişti. Ve Nilüfer... Parmak uçlarında yürüyen bir hayalet gibiydi yanımda. Gözleri tetikte, nefesi kesik, adımları ürkek. Her gölgede irkiliyor, her kuş sesinde içine kapanıyordu. Ama belli etmemeye çalışıyordu, güçlü görünmeye... Bildiğim kadarıyla bu, ona küçük yaşta öğret

