NİLÜFER... Sırtımı duvara yasladım. Duvardan gelen soğuk, içimdeki ateşi söndürmeye yetmedi. Öylesine öfkeliydim ki... Beni bu evliliğe mecbur ettikleri için. Bu öfke bağırmakla geçecek cinsten değildi. Sessizdi. İçten içe kemiren, insanın aklını keskinleştiren türdendi. Kalbimde korkudan çok aşağılanmışlık vardı. Seçme hakkımın elimden alınmasına, kaderimin pazarlık konusu yapılmasına duyduğum bir öfke. En çok da bunu yapanların bana “aile” demesine. Oysa 4 yıl önce buradan giderken dönmemeye yemin etmiştim. O gün bavulumu kapattığımda sadece bu konaktan değil, bu zihniyetten de çıktığımı sanmıştım. İstanbul’da nefes almayı öğrenmiş, kendi ayaklarımın üstünde durmanın ne demek olduğunu anlamıştım. Şimdi ise o yılların bana kazandırdığı her şey, bir kalemde siliniyordu. Nare Hanım'ın oğ

