Vadinin öteki ucunda, Charles’ın dev süvarileri sessiz ama ölümcül bir hızla ilerlemeye başladı. Atların nal sesleri toprağı öylesine titretiyordu ki, her adım bir yıkım habercisi gibiydi. Çelik zırhların güneşle parlayan yüzeyleri göz kamaştırıyor, her bir süvari devasa bir gölge gibi vadide ilerliyordu. Süvarilerin önünde yürüyen devasa askerler, ellerindeki ağır kılıç ve baltalarla köylülerin üzerine adeta bir korku dalgası gönderiyordu; her adımda toprağa saplanan silahlar ve metal zırhların şakırtısı vadide uğursuz bir melodi oluşturuyordu. James, kayalıkların arasından ön safları dikkatle kontrol ediyordu. Her köylünün duruşunu, elindeki silahı, yüzündeki korkuyu ve kararlılığı gözlemledi. Bu anın ağırlığı omuzlarına çökmüştü; her nefesinde hem korkuyu hem de özgürlük arzusunu hisse

