1.Bölüm

902 Words
Hera ERTEKİN Herkesin sevdiği bir şeyler vardır değil mi? Bu hayatta en basit şeylerden bile zevk almalı insan. Yoksa yaşamanın anlamı kalmaz. Neden insanlar bir şeyin iyi değilde hep kötü veya eksik yönünü sürekli dile getirir? Oysaki kendileri de bilir hiçbir şeyin eksiksiz olmayacağını. İşte ben de bunu yapmayı öğrendim tam olarak. Hayatımda ki olumsuzluklara bakmak yerine olumlu şeyleri görmeye çalışıyorum artık. Bu durum ailemi kaybettikten sonra başladı. Onların ölümünden sonra hayat benim için bitti sanmıştım. Artık yaşayamam,nefes alamam sanmıştım.Ancak hayat zaten bu değil miydi? Bir süre sonra o kalbinde ki alev sadece bir sızı olarak kalmaya mahkumdu. Her hatırladığında soluğunu kesen bir sızı... Daha fazla düşünmemek için kendime geldim. Okuldan az önce çıktığım için yurda doğru yürüyorum. Biran önce yurda varmalıyım aksi takdirde donacağım. Yürürken bastığım kuru yaprakların çıkardığı o ses bana gerçekten huzur veriyor. Rüzgar biraz daha sert estiğinde adımlarımı daha da hızlandırdım. Sonunda yıllardır yaşadığım yurda vardım. Burası yalnız, kırık bir o kadarda acı dolu kalplerin yaşadığı bir yer. Burası kimsesizler yurduydu. Ancak biz burada birbirimize destek çıktık. Birbirimize aile olduk. Birimiz ağladığında hepimiz ağladı diğerimiz güldüğünde hepimiz güldü. Böylece kimsesizliğimizi birbirimizle unuttuk. Yurda girerken güvenlikçi Nurullah abiye selam verdim. Aslında giriş kartlarımız var ancak Nurullah abi beni 11 yıldır tanıdığı için artık kartımı göstermeme gerek kalmıyor. Evet dile kolay 11 yıl... Yalnızlığımla ,acımla, kalp sızımla yaşadığım 11 yıl. Ay yüzlü annemi, kahraman babamı ve birde ufacık daha bebek olan cennet kokulu kardeşimi kaybedeli geçen 11 yıl. 7 yaşında o minik bedenime sığdırdığım acıların tarifi benim için imkansız.Hala o izlerden kalan sızıları taşıyor bedenim. Ailemi , adam demeye bile dilim varmayan amcamın o bitmek bilmeyen hırsları yüzünden kaybettim. Bilirsiniz bazı insanların para ve zenginlik için yapmayacağı şey yoktur. Babam ve amcamın dedemden kalan büyük bir miras için araları bozulmuştu. Miras içinde çok büyük bir arsa da dahildi. Tabii babam bu arsayı satmak istememiş,dedemin hatırası için yaşatmak,korumak istemişti. Ancak amcam satmak istemiş ve bu konuda da ters düşünce kavga çıkarmıştı. Aradan bir iki ay geçtikten sonra da ailemle arabada giderken ters istikametten gelen bir kamyon bize büyük bir hızla çarpmış ve çok feci bir kaza yapmıştık. O kötü günden sonrada ailemi bir hiç uğruna kaybetmiştim. Amcam benden ailemi çaldı. Hiç yaşayamadığım çocukluğumu çaldı. Ailemin sıcaklığını çaldı benden. Daha sonrasında suçu anlaşılmış ve tutuklanmıştı. Ancak bilirsiniz adalet haklının yanında değil zenginin yanındadır. Bir iki ay sonrasında da serbest bırakıldı. Ben de o günden beri burada yaşıyordum. Burada ki insanlar benim acımı paylaşmışlardı. Birazda olsa kalbimde ki kırıklığı sevgiyle onarmışlardı. Yurttan içeriye girerek üst kata kaldığım odaya doğru ilerledim. 17 yaşındakiler en üst katta kalıyor.Her odada 6 kişi var. Yataklarımız tek kişilik ve ayrı ayrı. Oda arkadaşlarımdan olan Leyla,Nurgül ve Beyza anlaşılan benim gibi okuldan yeni çıkmışlardı. Hala üstlerinde okul formaları vardı çünkü. Onlara da bir selam vererek yanlarından geçtim. Dolabımdan uzun kollu kapşonlu mavi bir sweat ve siyah darpaça bir pantolon aldım. Lavaboya girerek üzerimi değiştirdim. Saçlarımıda açık bıraktım ve hemen askılıktan paltomu ve sırt çantamı alarak tekrar dışarı çıktım. Lise sonda okuyorum ve her okul çıkışı ,garson olarak çalıştığım kafeye gidiyorum. Şuan 18 yaşındayım ve en kısa zamanda yurttan çıkmam gerekiyor.Ailemden geriye kalan bir evim var bu yüzden çıkışımı yaptığım zaman orada yaşamaya başlayacağım. Çalıştığım kafeden kazandığım parayla da okuma kitapları veya kişisel olarak istediğim birkaç şeyi alıyorum ancak yurttan ayrılınca başka masraflarda çıkacağı için kalan parayı da biriktiriyorum. Ayrıca boş durmamak benim işime geliyor çünkü her boş kaldığım vakit düşüncelere dalıyorum. Elbette sonuç olarak üzülen yine ben olduğum için çalışmaya karar vermiştim. En azından böylelikle kendimi daha fazla yıpratmıyorum. Çalıştığım kafeye doğru ilerleyip cam kapıyı açarak içeri girdim. Giyinme odalarına yönelerek paltomu ve çantamı bıraktım. Adımın yazılı olduğu siyah önlüğü üzerime geçirerek odadan çıktım. Buranın sahibi olan Yaşar amcaya doğru tebessüm ederek ilerledim. Yaşar amca da tebessüm ederek -"Hoşgeldin kızım, bak hemen şu 4 numaralı masanın siparişlerini alıver." -"Tamamdır Yaşar amca." Yaşar amcanın bahsettiği masaya doğru ilerledim ve istediklerini not alarak buranın bir diğer çalışanı olan Hakan'a ilettim. Siparişleri hazır olunca da masalarına götürdüm. Bütün günüm bu şekilde geçti yine. Benim için elbette fazla yorucu oluyordu ancak pek şikayetim olduğu söylenemez. Çıkma vaktim geldiğinde tam odalara doğru ilerleyecğim sırada Yaşar amcanın sesiyle durdum. -"Kızım biliyorum çok fazla yoruldun ama bizim Melisa akşam mesaisine kalacaktı sanırsam rahatsızlanmış gelemiyormuş. Bir zahmet onun yerine sen kalsan. Akşam mesaisi için ücretini de vereceğim. Yaşar amcanın dedikleriyle gözlerine baktım. Elbette onu kıramazdım. Buraya başvuru için geldiğim zaman hiçbir tecrübem yoktu. Zaten bu yüzden çoğu yerde iş bulamadım. Ancak o beni tecrübesizliğime rağmen kabul etti. Bu yüzden ne kadar yorulursam yorulayım onun bu isteğini geri çeviremezdim. İçten bir tebessüm ederek -"Elbette kalırım Yaşar amca. Zaten önemli bir işim de yoktu." Yalan.Külliyen yalan. Çalışmam gereken bir yığın sınavlarım vardı ama Yaşar amca benim için daha öncelikliydi şuan. -"Sağol kızım. Kime sorsam işi var. Hadi kolay gelsin ozaman sana." -"Sağol Yaşar amca ben hallederim." Diyerek işimin başına döndüm. Biraz daha müşterilerle ilgilendikten sonra temiz hava almak için kafenin arka tarafına doğru ilerledim. Gerçekten başımın içinde halay takımı varmış gibi hissediyorum. Ayaklarımdan bahsetmiyorum bile. Kafenin arka tarafı oldukça karanlık. Köşedeki sokak lambasının cılız ışık zar zor önümü görmeme yardım ediyor. Buraya çok yorulduğum zamanlar kafamı dinlemek için geliyorum. Gerçekten biraz toparlanmama yardımı oluyor. Köşedeki yüksek beton yere oturarak gözlerimi kapatıp temiz havayı içime çektim. Hayır bu sefer düşünmeyecektim. Tüm kötü düşünceleri beynimin en ücra köşesine yolladım. Gözlerimi tekrar açtığımda gördüğüm şey karşısında şok oldum. Yoğun ışık karşısında gözlerimi kısmak zorunda kaldım. Buda neydi şimdi? Ama bu...bu nasıl olur.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD