2-Berdel olacak

1855 Words
Adar Karaoğlu Duyduklarımdan sonra delirmek üzereydim. O şerefsiz Serhat kardeşimi kaçırmıştı. Toplantı için geldiğim İstanbul’dan hiçbir şeyi umursamadan ayrıldım. Şu an daha önemli bir meselemiz vardı. Kimse benim kız kardeşimi yani namusumu kaçıramazdı. Adam gibi gelir, benden isterdi. Kardeşim isterse zaten verirdim ama maceraya bulaşmayı tercih etmişti. Adar Karaoğlu’na kimse bunu yapamazdı. Babam öldüğünden bu yana Karaoğlu aşiretinin ağasıydım. 30 yaşındaydım. Herkes gücüm, zekâm ve cesaretimden dolayı beni ağa olarak görmek istemişti. Amcam hoşlanmasa da sonradan bana itaat etmek zorunda kalmıştı. Hızla merdivenleri inerken telefonda Ferzan’ın adını gördüm. Telefonu açtım. “Abi…” dediğinde dişlerimi sıktım. “Ferzan! Sen bok ediyorsun lan? Neredesin sen? Yine mi evde değildin? Az önce adamlardan biri aradı. O şerefsiz Serhat, Şilan’ı kaçırmış! Bu nasıl olur?” Sözlerim keskindi. Öfkem o kadar fazlaydı ki her şeyi unutmuştum. “Evet, abi kaçırdı. Sabah bir uyandık, Şilan odasında yok. Mektup bırakmış. Ben Serhat Demiroğlu’na kaçtım, yazmış.” Dişlerimi sıktım. “Lan, şerefsiz! Sen ne sikimdeydin?” Ses gelmedi. Ferzan, gördüğüm en çapkın insanlardan biriydi. Tavlamadığı kız kalmamıştı. Bu yüzden onu hep uyarırdım ama beni pek dinlemezdi. Şimdi de onun salaklığı yüzünden kız kardeşimiz evden kaçmıştı. “Yani abi, evi ben mi koruyorum? Korumalara kızsana.” “Onlara da kızacağım! O şerefsiz bizim kız kardeşimizi yani namusumuzu evden kaçırıyor. Buna nasıl cüret eder? Kimsenin haberi yok. Herkes ayakta uyuyor. O şerefsiz Serhat bunu nasıl yapar? O şerefsizi yerin yedi kat altına gömeceğim! Kimse benim kız kardeşimi kaçıramaz! Bir de benim gitmemi beklemiş! Bedelini herkes ödeyecek!” Telefonu sıkı sıkı tutarken sonunda şirketten çıkmıştım. Öfkemi kontrol edemiyordum. “Ben de ilk uçakla geliyorum. Ben gelene kadar fare deliğine bile bakacaksınız! Gerekirse bütün evleri arayın! Bütün kameralara bakılsın. Bunu bize yapmayacaklardı! Demiroğlu aşireti beni karşısına almayacaktı! Anladın mı, Ferzan?” diye sordum. Ferzan da direkt “Tamam, abi!” dedi. Telefonu kapatıp valeden arabamı istedim. Yeniden adamlarımdan birini aradım. “Alo, yarım saate havaalanında olacağım. Gerekli izinleri alın. Özel jeti hazırlayın! Hemen Mardin’e dönüyoruz!” Arabam gelince direkt binip gaza bastım. “Geliyorum, şerefsiz! Geliyorum!” Lavin Demiroğlu Telefonumun ekranına baktım. Biletim onaylanmıştı. Tam iki saat sonra Mardin’e gidiyordum. Babamın gizlediği ne varsa öğrenecektim. Babamın benden bir şey saklayıp saklamadığını merak ediyordum. Eğer saklıyorsa hayal kırıklığı yaşayabilirdim. Babam her zaman dürüst bir insandı. Bana da her zaman dürüst olmam gerektiğini söylerdi. İkili ilişkilerde güvenin önemli olduğunu söylerdi. Eğer bize yalan söylüyorsa kendimi kötü hissedecektim. Koltuğa yeniden oturdum. Bir saat önce panik atak geçirmiş, bir yabancıya sığınmış, üstüne de babamın bir sırrını yakalamıştım. Tuhaf bir o kadar da merak ve heyecan dolu bir gündü. Oturup bugünü düşünürken kapı açıldı. Babam odaya girdi. Yüzü bembeyazdı. Ruh gibiydi. Hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Yanıma yaklaşıp oturdu. Elini yüzüme koydu. “Kızım, iyi misin?” Gözlerinde hala telaş ve öfke vardı. Bu halini ilk kez görüyordum. “İyiyim, baba. Asıl sen iyi misin?” diye sordum. Bana söylemesini bekliyordum. Ağzını aradım. Babamın yüzü bir saniyeliğine dondu. Telaşlandı. Gözlerini kaçırdı. Bana söylemeyecekti. Sırrı olduğunu bir kere daha anladım. Duyduklarımdan sonra bu tavırları daha büyük hayal kırıklığı yarattı. Korkuyordum. Ya çok büyük bir sırrı varsa ve çok üzülürsem? Sözlerime devam ettim. “Yüzün bembeyaz. Toplantı kötü mü geçti?” “Ben iyiyim, kızım. Toplantı yapacağım kişi gelmedi. Ona ulaşamadık. Aslında şirkete giriş yapmıştı ama bir anda ortadan kayboldu. Zaten çok önemli değil. Ön görüşmeydi. Neyse benim acil bir iş toplantım çıktı. Yurt dışına çıkmam lazım. Özel jeti hazırlattım. Birkaç gün yokum.” Kafamı salladım. “Nereye gidiyorsun?” diye sordum, direkt. Duyduğumu çaktırmamam gerekiyordu. Gidip kendi gözlerimle görmeliydim. “Londra.” Mardin’e gidiyordu ama bana söylemediğine göre kız kaçırılma mevzusu oldukça derindi ama Serhat kimdi? Ya da söylediği Karaoğlu aşireti? Kafam allak bullaktı. Babam telaşla odasının içindeki gizli bölümden valizini çıkarttı. Ben onu izlerken karşımda sanki yabancı biri vardı. O her zaman doğruları söylerdi. Öyle sanıyordum. Bizi oraya yıllarca hiç götürmemişti. Orada ne saklamıştı? Beynimdeki soruların hiçbirini ona yüksek sesle soramadım ama içimde fırtına kopuyordu. Babam alnımı öptü. “Kızım, ben çıkıyorum.” “Tamam, baba. Kendine dikkat et. Ben de bu gece Sevgilerde kalırım. Annem Paris’e gitti. Evde yalnız kalınca tedirgin oluyorum, biliyorsun.” Yeniden beni öpüp “Biliyorum, kızım ama önemli olmasa gitmezdim. Sen Sevgilerde kal. Annen de zaten yarın akşam dönecekti,” dedi. “Sen beni merak etme, baba.” Ben de onun yanağını öptüm. Babam elinde valizle gidince bir süre arkasından izledim. Babamın sakladığı beni çok tedirgin etse de öğrenmek zorundaydım. ** Havaalanına giderken gözlerim yoldaydı. Düşüncelerim ise çok fazlaydı. Sorularıma asla cevap veremiyordum. Hala babam bana nasıl yalan söyler diye düşünüyordum. Düşüncelerime telefonumun zil sesiyle ara vermek zorunda kaldım. Ekranda Sevgi’nin adı yanıp söndü. Açar açmaz sorularına başladı. “Kızım neredesin sen? Asansörde yakışıklı biriyle kaldım yazmışsın! Ne oluyor? Ay anlat yoksa meraktan öleceğim. Çok mu yakışıklıydı? Sana nasıl yardım etti? Yoksa öpüştünüz mü?” Direksiyonu sıkıca tuttum. Aklıma anlık Adar geldi. Onu bir daha göreceğimi zannetmiyordum. Hem nerede görebilirdim ki? Bana yardım eden yakışıklı biri olarak kalacaktı? Hem şu an daha önemli bir meselem vardı. “Sevgi, Mardin’e gidiyorum.” “Neden? Nasıl Mardin’e gidiyorsun? Ne zaman? Yoksa gezmeye mi gidiyorsun? Bana niye söylemedin kızım ya? Ben de gelirdim! Belki oradan aşiret paket bir ağa bulurum, ne belli? Aşk olsun, insan arkadaşına mâni mi olur?” Gözlerimi devirdim. Sevgi ve aşiret paket koca merakı… Derin nefes aldım. “Hani sen bana hep ‘Düşünsene, baban aşiret paket bir ağaymış’ diyordun ya… Ben de sana hep, ‘Saçmalama, ne aşireti?’ diyordum… Sanırım babam bir aşirete mensup. Otomatik ben de bir aşirete mensup oluyorum.” Sevgi bir anda sessizleşti. Büyük bir tepki vereceğini anladım. Aniden sorularına başladı. Hızlı hızlı sordu. “Ne diyorsun sen? Ciddi misin? Baban mı? Aşiret? Hangi aşiret? Ne duydun? Şu an heyecandan elim ayağım titriyor! Benim kankam bir aşirete mensup!” Havaalanına çok az kalmıştı. Sevgi’nin tepkileri abartı da olsa ona duyduklarımı anlattım. “Duyduklarıma inanamazsın, Sevgi. Babam birine ‘Karaoğlu aşiretinin kızını nasıl kaçırır?’ dedi. Bunu kendi kulaklarımla duydum. Yani bir kız kaçırılmış, bir aşiret var. Serhat diye biri kaçırmış. Ve babamın sesindeki panik…” Sözümü kesti. “Dur dur… Baban ne dedi, peki? Sana ne anlattı? Şu an babanla mı gidiyorsun? Yanında mı? Ay detay ver bana!” Keşke anlatsaydı. Bu oyunlara başvurmasaydım. “Hiçbir şey! Yüzü bembeyazdı. Yalan söyledi. ‘Londra’ya gidiyorum’ dedi. Londra’ya değil, Mardin’e gidiyor. Bir şey saklıyor, çok büyük bir şey. Ben de öğreneceğim. Ben de ona belli etmeden bilet aldım.” Yapmak zorundaydım. Öğrenmeliydim. “Kızım, seni asla yalnız göndermem! Ben de geliyorum. Tek başına gidemezsin. Uçak ne zaman? Hemen bana da bilet al.” “Bir buçuk saat sonra. Gelsen çok iyi olur. Yalnız kalmamış olurum. Bu arada yanıma hiçbir şey alamadım. Küçük bir valiz hazırlarsın.” Sevgi’nin kalktığını telefondan anladım. Çekmeceleri açıp kapattı. “Tamam, ben halledeceğim. Sana da eşya alırım. Sen havaalanına git, ben de geliyorum. Orada üstünü değiştirirsin.” Sevgi her zaman yanımda olurdu. Gülümsedim. “Tamam, Sevgi… teşekkür ederim.” “Teşekküre gerek yok. Az sonra oradayım. Işınlanacağım. Bakalım, Aziz amca sizden neler saklıyor? Kardelen teyzenin haberi var mı?” Annemle şu an uğraşamazdım. Şu an Paris Moda Haftası’ndaydı. Zaten söylesem de inanmaz ya da umursamazdı. “Annemin haberi olmasın. Bir de onunla uğraşamam. Zaten panik atak geçirdim. İkincisini de geçirirsem kendime gelemem. Bana güç lazım.” Sevgi hem valiz hazırlıyor hem de benimle konuşuyordu. “O adam mı yardım etti? Onun yanında mı panik atak geçirdin?” “Evet, yardım etti. Nefes almama yardımcı oldu.” “Düşünsene yeniden onunla karşılaşıyorsun.” Göz devirdim. “Sevgi, Allah aşkına daha nerede karşılaşayım? Hem şu an daha önemli meselemiz var. Onu düşünecek halde değilim. Neyse sen hazırlan, ben de sana bilet alayım.” Telefonu kapattım. İçimdeki sıkıntı biraz hafiflemişti. Yalnız değildim ama hala bir yerlerde sıkıntım vardı. “Baba ne olur büyük bir sır olmasın. Ben orada neyle yüzleşeceğim” Korkuyordum. Havaalanına geldiğimde üstüme yeni bir şeyler aldım. Sevgi de bir saat içinde gelmişti. Sağ olsun valiz yapmıştı. Zaten gerekirse Mardin’den de alırdım. Uçağa bindiğimizde inene kadar midem bulanmıştı. Stres ve heyecan… Mardin’e iniş yaptığımızda “Şimdi babanı nasıl bulacağız?” diye sordu, gözleri etrafı tararken. Kesin yakışıklı bir ağa arıyordu. Uçakta da devamlı herkese ağa mısınız diye sormuştu. Sorusuyla kafam iyice gitti. Dudaklarımı dişledim. “İyi de ben sadece ilk kısmı düşündüm. Devamını hiç düşünmedim ki.” Sevgi gözlerini devirdi. “Kızım senin iyice devreler yanmış! Bir taksiye binelim. Direkt ‘Demiroğlu aşireti’ diye soralım. Bence tanıyorlardır. Baban aşiret paket bir ağa…” Omuzlarımı aşağıya indirdim. “Olur, yapalım. Bir şeye kalkıştık. Her tuşa basmamız lazım.” Rastgele bir taksiye bindik. Taksici; orta yaşlı, hafif göbekli bir adamdı. “Nereye gidecektiniz, ablam?” diye sordu. Sevgi bana baktı, ben de derin nefes alıp sordum. “Demiroğlu aşiretini tanıyor musunuz?” Adam arkasını dönüp gözlerini büyüttü. “Tabii tanırım, ablam. Mardin’in en büyük aşiretidir onlar. Onların konağına mı gidiyorsunuz?” Kalbim yerinden çıkacak gibi attı. Ben bir aşiret kızıydım. “Evet.” dedim, kısık bir sesle. Daha ne kadar şaşırabilirdim ki? Kim bilir, daha neler yaşayacaktım? Taksici merakla bize bakıyordu. Buralara uygun durmuyorduk. Haklıydı… Ben aynı anneme benziyordum. Bir soru daha sordum. “Peki, Karaoğlu aşiretini biliyor musunuz?” Adam kafasını salladı. “Onları kim bilmez ablam? Onlar daha da büyük. Başlarında bir ağa var, genç yaşta ağa oldu. Babası ölünce her şey ona kaldı. Çok güçlüdür, herkes çekinir ondan.” Kafamı yavaşça salladım. Serhat kimse onlardan kız kaçırmıştı. Sevgi taksiciye öyle bir şey sordu ki gözlerimi büyüttüm. “Taksici bey amca, bu aşiret paket ağalar yakışıklı mı?” “Sevgi!” diye uyardım. “Ne var ya? Madem geldik, bari doğru ağayı seçelim.” Taksici alık alık bize bakarken ben utancımdan koltuğa gömülmek istedim. Yanıma aldığım arkadaşıma bak sen… Yol boyunca Sevgi, taksiciye saçma sapan sorular sordu, ben ise düşündüm. Taksici, dar sokaklardan geçip büyük bir taş konağın önünde durdu. “İşte burası ablam. Demiroğlu Konağı.” Konak çok büyüktü. Aynı dizilerdeki gibi… Etrafa bakınırken Sevgi ücreti ödeyip indi. “Oha… Passat dolu! Ama baksana bence adamlarının Passat’ı var. Ağanın arabası daha pahalı. Tam aşiret paket bunlar!” O kendi kendine konuşurken ben kapıya yöneldim. Kapı ağzına kadar açıktı ve içeriden sesler geliyordu. Babamın sesini duyunca hızla koştum. Kapının kenarına geçtim. “Oğlum bir hata etti ama bunun bedeli ölüm değildir!” “Bunun bedeli ölümdür. Baba olsaydın da oğlunun başında bekleseydin, Aziz Demiroğlu!” dediğinde nefesim kesildi. Oğlum mu? Benim bir abim mi vardı? Aynı zamanda konuşan kişinin sesi… Çok tanıdıktı. Daha iyi görmek için ilerledim. Sevgi de arkamdan geliyordu. Babamın arkasında genç bir kız ve genç bir erkek vardı. Babamın elinde silah vardı. Şu an kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Olayın şokundan çıkamadım. Ve tam karşısında…Asansörde beni kurtaran adam… Adar… O bir ağaydı. Şoktan şoka giriyordum. “Baba!” diye bağırdım. Artık dayanamamıştım. Herkes bir anda bana döndü. Babamın yüzü bembeyaz oldu. “Lavin, kızım. Senin burada ne işin var?” “Senin… bir oğlun mu var? Yani… benim bir abim mi var?” diye sordum. Herkes fısıltılı bir şekilde konuşurken babamdan cevap bekliyordum. Gözlerim anlık Adar’a kaydı. Kaşları çatık bir şekilde bana bakıyordu. “Baba…” dediğimde Adar’ın arkasında duran dizilerdeki hanımağalara benzeyen kadın konuştu. “Aziz Ağa, madem kızın var. Oğlun ölmesin istiyorsun o zaman berdel olacak!”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD