Altıncı Bölüm

1024 Words
Şaşkınca karşıma bakmayı keserek bakışlarım ateşi bulduğunda oda merakla bana bakıyordu. Ellerimi kaldırarak cevap verdiğimde şaşıran taraf bu sefer Şehri olmuştu. " Ateş benim kocam canım" Ateş memnuniyetle ayağa kalktığında Şehri'nin yanına oturarak onunla sohbet etmeye başladım. Kıkırdamalarımız küçük hastahane odasında yankılanırken ara ara bakışlarım Ateş'e döndüğünde camın önünde durmuş büyük bir dikkatle dışarıyı seyrediyordu. İçimi çekerek tekrar Şehri 'ye döndüğümde uzattığı bebeğinin saçlarını örmeye başladım. Omzumda uyuya kalan küçüğümü dikkatlice yatağa uzandırdığımda gözlerimi bir saniye bile ondan ayırmadan yanından kalkarak üzerini örttüm. Ateş'in kısık çıkan sesini işittiğimde buğulanan gözlerimi ona çevirmeden başımı salladım "Hazırsan çıkalım artık." Küçük hastahane odasından çıkıp bekleyen asansöre bindiğimizde bakışlarım hala yerdeydi. Eğer ona bakarsam gözlerimin dolduğunu hemen anlardı. Birden hareket eden asansörün durmasıyla panikle başımı kaldırdığımda asansörün metal tutunma yerine tutundum. Telaşlı bakışlarım ile Ateş'e döndüğümde elini asansörün hareket düğmesinden çekerek bedenini bedenime yaklaştırdı. Nefesimi tutmuş ne yapacağına bakarken bedenini bedenime yaslayarak iri parmaklarıyla çenemi kaldırdı. Yüzlerimiz arasında çok yakın bir mesafe varken kısık çıkan mırıltısını işittim. " Neden doldurdun o gözlerini, gülmek bu kadar çok yakışırken , neden hep hüzün var o gözlerinde? " Biten sözlerinin ardından derince yutkunduğumda iri parmakları yanağımdan başlayarak şakağıma kadar yavaşça kaymaya başladı. Aramızdaki mesafe kalbimin şiddetle çarpmasına sebep olurken elini usulca sol göğsümün üzerine koyarak hafifçe bastırdı. Bir süre gözlerini kapatarak durduğunda burnundan aldığı sert nefesle elini çekerek asansörü tekrardan çalıştırdı. Şaşkınca olduğum yerde dururken omzumdaki çantamı biraz daha sıkarak saçlarımın yüzümü kapatmasına izin verdim. Duran asansörden inmek için hamle yaptığımda elimi eline kenetleyerek büyük adımlarıyla adeta yeri dövercesine sertçe yürümeye başladı. Uzun zamandır hareket halindeki araba dağ başındaki bir mekanda durduğunda şaşkınca etrafıma bakmaya başladım. Ufak tahta küçük bir lokantaya benzeyen yere bakarken Ateş'in erkeksi sesini işittim. " Acıktık. Hadi in bakalım." Başımı sallayarak arabadan indiğimde ürkek adımlarla yanına yaklaşarak onunla beraber yürümeye başladım. Elini sırtımda hissettiğimde tahta kapıyı küçük bir baskıyla açtı. Karşılaştığım görüntü yüzümdeki küçük bir gülümseme meydana geldi. Sobaya yakın bir masaya oturduğumuzda bakışlarım küçük balıkçının içerisinde dolanıyordu. Tahta duvarları balıkçı ağlarıyla süslenmiş çok güzel bir yer oluşturmuştu. Yaşlı bir adam Ateş'i gördüğünde gülümseyerek bize doğru gelmiş ve Ateş'e sıkıca sarılıp sırtına iki kere sertçe vurmuştu. " Vay benim Ateş parçası oğlum gelmiş." Şaşkınca karşımda kucaklaşan ikiliye bakarken yaşlı adam beni fark ederek sorgu dolu bakışları Ateş'e döndü. Ateş elini ensesine atarak hafifçe sıvazladığında gür sesiyle konuştu. " Karım. İpek ARSLANLI" Yaşlı adam memnunca gülümseyerek bana bakarken eline uzanmak istediğimde beni kendisine çekerek sıkıca sarılmıştı. Ateş birden öksürmeye başladığında ne olduğunu anlayamazken yaşlı adam gülerek beni serbest bıraktığında gülümseyerek konuşup uzaklaştı. " Gençler oturun siz ben hazırlıyorum masanızı hemen. " Ateş başını sallayarak giden amcanın arkasından bakmayı keserek bana sandalyeyi gösterdiğinde keyifle yerime oturup çalan plağı dinlemeye başladım. Geçen kısa sürenin arkasından önümüzdeki tahta masanı üzeri bir sürü meze ve çok güzel balık çeşitleriyle dolmuştu. Gözlerim parlayarak yiyeceklere bakarken genç bir delikanlının büyük bir rakı şişesini ve iki kadehi de masaya bırakmasıyla bakışlarım Ateş'i buldu. Bakışları büyük bir dikkatle yüzümde gezerken gelen şişeye uzanarak açıp iki bardağı da doldurmaya başladı. Önüme uzattığı bardakla başımı kaldırarak ona baktığımda tedirgince başımı iki yana salladım. " İç ben yanındayım, bir şey olmaz. " rahatlatan sesini duyduğumda çekingen bir tavırlarda olsa bardağa uzanarak suyla karışık olan rakıdan küçük bir yudum aldım. Genzimi yakan acı yayla yüzümü buruşturmadan edemedim. Gözlerim gözlerine değdiğinde keyifle beni izliyordu. Sessizce yemeğimizi yerken bardağın dibinde kalan son yudumumda içmiştim. Ateş bardağımı tekrar doldurmak için uzandığında arkasındaki adamların arsız bakışlarına takılmış ve bir türlü kurtulamamıştım o bakışlardan. Elimi enseme atarak hafifçe sıvazladığımda yavaş yavaş uyuştuğumu hissediyordum. " Doydun mu? bir tane daha isteyelim eğer doymadıysan." Başımı sallayarak ellerimi hareket ettirdiğimde hafifçe gülümseyerek konuştum. " Teşekkür ederim ama patlamak üzereyim." Başını hafifçe salladığında kaçıncı olduğunu sayamadığım bardağını bir kez daha dudaklarına yaklaştırdı. " Lan Cemal gördün mü lan almış adam dilsiz karıyı önüne. Böyle hatun benim olacak yer misin? Yemez misin? Yataktan çıkarmam vallahi" Kulağıma gelen iğrenç laflarla yüzümü buruşturarak başımı gayri ihtiyarı Ateş'e çevirdiğim de bakışları ok gibi arkasına dönmüştü. Hıza oturduğu sandalyeyi geriye iterek yere düşmesini sağladığında az önce konuşan iki adamın yanına giderek yakalarına yapışmıştı. Hızla yerimden fırlayıp Ateş'en müdahale etmek istediğimde omuzlarımdan tutan yaşlı ellerle bakışlarım arkamı buldu. Deminki amca beni tutarken hafifçe mırıldandı. " Bırak hakketti şerefsizler. " ne yapacağımı bilemezken ne tutuşundan kurtulabiliyor nede Ateş'e gitmek için bir hamle yapabiliyordum. Ateş elinden süzülen kanla yere yığılan adamların üzerinden doğrulduğunda hızla yanıma gelerek kolumdan tuttuğu gibi sürüklemeye başladı. Tutuşunun sertliğinden kurtulmaya çalışırken arkamdan yaşlı adamın sesi geldi. " Ateş oğlum pişman olacağın bir şey yapma." " Merak etme Hamit baba" sert sesini duyduğumda hala daha kolumu tutuşundan kurtarmaya çalışıyordum. Birden durarak bedenlerimizin çarpışmasını sağladığında burnum sertçe göğsüne çarptı. İçtiğim alkolün yavaş yavaş etkisi altına girerken başımın dönerek midemin kasıldığını hissettim. " Bana bak canını yakmak istemiyorum zorlama beni." El mecbur elimi tutan elinin çekiştirmesiyle arkasından ona yetişmeye çalışırken sonunda arabaya varabilmiştik. Kapıyı açarak beni arabaya bindirdiğinde elinden süzülen kanı silkerek aracın önünden kendi yerine geçerek oturdu. Bakışlarımız bir saniye bile birbirimize değmezken iyice dönen başımı cama yaslayarak gözlerimi açık tutmaya çalışıyordum. Araba evin önünde durduğunda açılan kapıdan bedenimi yavaşça çıkartıp düşmemek için arabaya tutunmaya çalışırken bu hamlemin başarısız olmasıyla kolumun nazikçe tutulması aynı anda oldu. Az önce kapımı açan koruma kolumu tutmuş düşmeme engel oluyorken arkamdan gelen hırlamaya benzer sesle bakışlarımı o yöne çevirdim. Ateş hızla yanıma dolaşarak beni kucağına aldığında çileden çıkmış sesi kulağıma doldu. " Anladım siz bu gün benim sabrımı sınıyorsunuz. " Yüzümde oluşan anlamsız koca gülümsemeyle ben bile şaşırırken kollarımı boynuna dolayarak kucağına biraz daha yerleştim. Sert adımları merdivenleri döve döve yukarıya çıkarken çatı katına gelmemizle kapıyı açarak benimle beraber içeriye girdi. Yatağın üzerine bırakılan bedenimle rahat bir pozisyon alıp uyku haline geçtiğinde sert sesini duydum. " Üzerini değişmen lazım hadi kalk." Dudaklarımı büzerek yastığa biraz daha sokulduğumda sert bir nefes aldığını işittim. Adımları biraz uzaklaşmış arkasından ise tekrar yakınlaşmıştı. Karnımın üzerinde hissettiğim iri eller pantolonumun düğmesini açmaya başladığında kalçalarımın kenarından tutup sıyırmaya başladı. Aldığı sert solukları gittikçe artarken çıkardığı kazağımın ardından kafamdan geçirdiği soğuk kumaşla irkildim. Uykuyla uyanıklık arasında gidip gelirken alnıma değen dudaklarla sessiz fısıltıyı iç çekerek karşıladım. " Senin asla yok olmana izin vermeyeceğim küçük kız. Kimsenin canını yakmasına izin vermeyeceğim. Ben seni de kaybetmeyeceğim." !!!BÖLÜM SONU!!!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD