Yedinci Bölüm

1026 Words
Başıma giren keskin ağrıyla gözlerimi aralamaya çalıştığımda bir kaç sefer başarısız olsam da en sonunda başarmıştım. Sersem bakışlarım odanın içerisinde dolanmaya başladığında yatağın hemen yanındaki koltukta boylu boyunca uzanmış Ateş'i gördüm. Yattığım yerden hızla doğrulduğumda üzerimdeki hayli açık geceliği fark etmemle hızla çarşafı bedenime sararak dün gece neler olduğunu hatırlamaya çalıştım. Yan taraftan gelen hareketlenme sesiyle ürkek bakışlarım o yöne döndüğünde Ateş'in bana baktığını fark ettim. Bakışları kızaran yanaklarımda dolaşırken elini ensesine atarak oturduğu yerden doğruldu. " Sen uyuya kalınca rahat etmek istersin diye ben değiştirmiştim üstünü. Hazırlanıp çıkarım şimdi ben odadan, sende hazırlanıp in." Banyoya girdiğinde bende hızlıca yataktan doğrularak koşar adım giyinme odasına girerek üzerime rasgele bir sabahlık alarak çıplaklığımı örttüm. Sabahlığın kuşağını sımsıkı kapatıp kendim için kıyafet seçmeye çalışırken arkamda hissettiğim hareketlilikle bakışlarım oraya döndü. Ateş belinde havlusuyla karşımda dururken küçük baş havlusuyla da saçlarını kuruluyordu. Çıplak göğsünden süzülen su damlalarını gördüğümde derince yutkunmama mani olamadım. Bakışları tuhaf bir şekilde yüzümde gezerken daha fazla bu gerilime dayanamayarak seçtiğim elbiseyi alarak giyinme odasından çıktım. Başımın üzerinden akan ılık su beni rahatlatırken aynı zamanda da dün akşamki hatıralar bir bir zihnime düşüyordu. Üzerimi değiştirdiğini hatırladığım kısımlar ise tam bir rezillikti. Hızla suyun altında başımı iki yana sallayarak kendime geldiğimde bir kez daha durulanıp çeşmeyi kapatarak havluya uzandım. Üzerime giydiğim siyah uzun kollu dizlerinin bir karış üzerindeki gündelik elbiseyle merdivenlerden inerken evdeki derin sessizliğe hayret etmiştim. Küçük adımlarla girdiğim mutfakta etrafın derli toplu ve sessiz olduğunu görmemle istemsiz olarak kaşlarım havalandı. Evdeki çalışanların hiçbirisi yoktu. Belki de izin günleriydi mutfağın ortasında öylece dikilmeyi keserek dolapları karıştırmaya başladığımda işime yarayacak şeyleri bularak hızlıca kahvaltı hazırlamaya başladım. Kızaran patatesleri havlu kağıt serdiğim tabağa aldığımda memnuniyetle gülümsedim. Elime aldığım patatesleri ve domates, salatalık tabağıyla beraber mutfaktan çıkarak salona doğru ilerlemeye başladığımda bahçe kapısından içeriye giren Ateş ile gözlerimiz buluştu. Bakışları ilk önce tüm bedenimde gezindi sonrasında ise elimdeki tabaklara bakmaya başladı. Onu umursamamaya çalışarak elimdekileri büyük masanın üzerine koyarak az önce getirdiğim kahvaltılıkların olduğu tepsiyi boşaltmaya başladım. Arkamdan gelen adım seslerinin ardında kolumda hissettiğim hafif dokunuşla ona döndüğümde kaşları kavislenmiş şekilde bana bakıyordu. " Neden sen yapıyorsun? Personel hazırlamamış mı?" Bir adım uzaklaşarak ellerimi hareket ettirmeye başladığımda bu sefer kaşları dahada çatılmaya başlamıştı. " Bilmiyorum ki!!! Ben kimseyi göremeyince hazırlamak istedim. " " Ne demek kimse yok lan? Senin işin mi bu? " bağırarak konuştuğunda irkilerek bir adım daha geriye gittim. Sert adımlarla az önceki bahçe kapısına yürüyüp dışarı çıktığında güçlü çıkan sesini işittim . " Mehmet! " Dolan gözlerime engel olamazken masaya dizdiğim kahvaltılıkları geri tepsiye dizerek mutfağa taşımaya başladım. Hazırladığım her şeyi toparlayıp mutfağı eskisi gibi bıraktığımda hızlı adımlarla merdivenleri tırmanarak yeni odaya girdim. Kendimi yatağa atarak yorganın altına girdiğimde daha fazla tutamadığım yaşlarım yanağımdan usul usul akmaya başlamıştı. Yaptığım kendini bilmezlik yüzünden kızmıştı bana , haklıydı onun evini ona sormadan karıştırmıştım. Odanın kapısı çalınmadan sertçe açıldığında odaya yayılan erkeksi kokusu dan onun geldiğini anlamıştım. Yatağın yanının çökmesiyle kolumda hissettiğim ufak baskı aynı anda olmuş, ve bedenim o ufak baskıyla ona doğru dönmüştü. Baş parmağı usulca yanağımda gezdiğinde kısık sesini işittim. " Neden kapattın gene kendini bu odaya?" Şefkatli sesi içimde bir yerlere dokunurken içinde düştüğüm karmaşa iyice başımı döndürüyordu. Cevap vermeden tekrar geriye dönmek istediğimde kolumdaki tutuşu sertleşmiş tekrar sırtımın yatakla buluşmasını sağlamıştı. " Sana soru sordum, cevap ver bana. Neden çıktın gene buraya, neden toparladın masayı?" Göz yaşlarım istemsiz olarak damla damla akarken gözlerini kısarak bana baktı. Sonra birden beni kollarının arasına alarak göğsüne çektiğinde göz yaşlarım aniden durmuş şaşkınca beni sımsıkı saran kollar arasında kalakalmıştım. " Ağlama ne olur, bakma bana öyle. Dayanamıyorum İpek yıllar sonra aynı bakışlardaki aynı çaresizliğe dayanamıyorum. " Ne demek istediğini anlayamazken kollarım refleks olarak beline dolanmış beni dahada sıkı sarmasına izin vermiştim. Elleri şefkatle sırtımdaki uzun saçlarımda dolaşırken içime akan ılık duygulara mani olamıyordum. Beni kollarının arasından çıkartarak yüzümü avuçlarının arasına alarak baş parmaklarıyla göz yaşlarımı sildi. " Anlat şimdi bana ne oldu? beni anlayabilmesi için biraz geriye kaydığımda ellerimi kaldırarak hareket ettirdim. " Ben özür dilerim sana sormadan mutfağı karıştırdım ama bir daha yapmam. Kızma ne olur." Şaşkınca bana bakarken bir kez daha yüzümü elleri arasına alarak konuştu. " Sana kızmadım ben! Ben personele sinirlendim sözleşmeleri bitince başka bir yerle anlaşmışlar. Ben böyleyim işler benim dışımda gelişince kendime hakim olamıyorum. Sana kızmadım." Baş parmakları yanaklarını bir kez daha sildiğinde alnıma düşen saçlarımı geriye atarak yüzüme değişik değişik bakmaya başladığında kalbimin şiddetle çarptığını hissediyordum. Birden bakışları sertleştiğinde ellerini tenimden çekerek yataktan doğruldu. " Üzerine bir şeyler al dışarda edelim madem kahvaltıyı" arkasını dönüp odadan çıkacakken hızla yataktan doğrulduğumda yanına yaklaşarak kapıdan çıkmadan durdurdum onu. Bedeni kasılarak arkaya döndüğünde ellerimi kolundan ayırarak gülümseyerek ona bakmaya başladım. " Eğer beklersen ben beş dakikada hazırlarım masayı" ellerimin hareketleri kesildiğinde ellerimi arkamda birleştirip cevabını beklemeye başladım. Gözlerini kısarak bana baktıktan sonra önümden çekilerek bir nevi beni onayladığında ellerimi çırparak aşağıya doğru koşar adım ilerlemeye başladım. Az önce hazırladıklarımı hızlı şekilde masaya dizmeye başladığımda çayın altınızda yakarak eksiklerine masaya götürmeye devam ettim. Sessiz geçen kahvaltının ardından hazırladığım masayı toparlayıp bulaşıkları makinaya dizdim . Tekrar salona döndüğümde Ateş elindeki tabletiyle kaşları çatık şekilde bir şeyler yapıyordu. Oturduğu koltuğun diğer bir ucuna oturarak açık televizyona bakmaya başladığımda spor kanalını görmemle ilgim bu seferde sehpanın üzerindeki dergilere kaymıştı. "Akşam üzeri hazır ol dedem bir kaç günlüğüne bizi köye çiftliğe çağırdı." Bakışlarım yüzünü bulduğunda elimdeki dergiyi bırakarak ayaklandım. Yukarıya gitmek için salonun çıkışına doğru ilerlerken sert sesini işittim. " Mümkünse hazırladığın çantaya böyle sikik elbiseler koyma" başım hızla arkaya döndüğünde bakışları açıkta kalan bacaklarımdaydı. Kaşlarımı çatarak ellerimi oynattığımda gözlerinde beliren siyah ışıkları tam buradan dahi görebiliyordum. " Nesi var elbisemin? " ayağa kalkarak bana doğru gelmeye başladığında adımları tam önümde durdu. " Sorun da orada zaten bu elbise eksik, kumaş yetmemiş." " Bence gayet güzel ben çok beğendim." Ellerimi hareket ettirdiğimde yüzümde ise bilmiş bir ifade vardı. " Ben beğenmedim ama. " Kendinden emin bir şekilde uyarı dolu bir üslupla konuştuğunda aklıma gelen sözleriyle gözlerimin yanmaya başladığını hissediyordum. Daha fazla dikilmeyi keserek son kez ellerimi oynatıp arkamı dönerek merdivenlerden çıkmaya başladım. "Bu elbiseyi ben beğendim ve ben giydim. Eğer sen beğenmediysen ilerde karın olacak kadına yani benim gibi ucube olmayan birine giydirmezsin o zaman . Malum ben ucubeyim o yüzden ne giydiğim veya giyeceğim seni ilgilendirmez." !!!BÖLÜM SONU!!!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD