Sekizinci Bölüm

1071 Words
Bulunduğumuz siyah yüksek arazi aracı büyük bir çiftlik evinin önünde durduğunda derin bir nefes alarak kapının koluna uzanarak araçtan indim. Karşımdaki devasa demir parmaklıklara bakarken içimin ürpermesene engel olamıyordum. Sanki burada kötü şeyler olacakmış gibi geliyordu. Elimi kavrayan iri elin sıkı tutuşu ile kendime geldiğimde onun yönlendirmesiyle beraber yürümeye başladım. Büyük bahçeye girmemizle etraftaki küçük kalabalığın bizi bütün dikkatleriyle mercek altına almaları aynı anda olmuştu. Ben alışkın değildim böyle meraklı gözlere istem dışı Ateş'in elini biraz daha sıktığımda anlamış gibi onunda elimi kavrayışı güçlenmişti. " Ah Ateş'im evladım benim." karşıdan tombul bir kadın kollarını açarak ateşe doğru hızlı adımlarla gelmeye başladığında Ateş elimi bırakarak yaşlı kadını kollarına aldı. Yüzümdeki gülümsemeyle farkında olmadan onlara bakarken yaşlı kadının gözleri beni buldu. Gözlerimizin buluşmasıyla kadının ağzı şaşkınlıkla açıldığında anlamlandıramayan bakışları Ateş'i buldu. Sonrasında gözlerinin an be an dolduğuna şahitlik ederken bana yaklaşarak önümde durdu. Elleriyle ellerimi kavrayıp beni güçlüce kollarına çektiğinde ağlayarak konuştu " Metin bey demişti(Ateş'in dedesi) Asuman'a benzediğini söylemişti ama bu kadarını beklemiyordum güzel kızım" Anlamsız bakışlarım Ateş'i bulduğunda kızaran gözleriyle arkasına dönerek elini cebine soktuğunu gördüm. Yaşlı kadın beni kollarından çıkardığında anlayışla elimi sıkarak konuştu. " Benim adım Neriman kocanın babaannesiyim. Asuman dediğimde Ateş'in rahmetli annesi." içimde bir yerlerin sızladığını hissederken bakışlarım tekrar Ateş'i buldu. O esnada onun bir kızla dip dibe olduğunu görmemle önce kaşlarım çatılmış arkasından ise adımlarım bulundukları yere doğru ilerlemeye başlamıştı. Yanlarına gittiğimde Ateş hemen elindeki sigarasını atarak boynuma kolunu dolamış bu sayede den kızın fesat bakışları bana dönmüştü. Bu kız eğer yanılmıyorsam Metin beyin Ateş'i evlendirmek istediği kızdı. Kız yarım ağız gülümseyerek bana döndüğünde elini uzatarak konuştu. " Merhaba ben Selvi. " uzattığı eline kısa bir bakış atıp tekrar bakışlarım yüzünü bulduğunda bunu sırf konuşamadığım için yaptığını anlamayacak kadar salak değildim. Uzattığı eline yavaşça elimi uzatarak hafifçe sıktım. Elini bıraktıktan sonrada ellerimi kaldırarak hareket ettirdim. " Ben de ipek, Ateş'in karısıyım. " Ellerime iğrenerek baktıktan sonra alaycı bir tonda konuşarak uzaklaştı. " Canım ben dilsiz dili bilmiyorum bay bay" Şaşkınca giden kızın arkasından bakarken hiç bir duygu hissetmemiştim, çünkü ben akışkandım böyle insanlara Ateş iki elimi de tutarak avcunun içine aldığında kısık çıkan sesiyle konuştu. " Bakma sen ona, kuyruk acısından ne dediğini bilmiyor." Ellerimi ellerinin arasından çekerek havalandırdığında yavaşça hareket ettirdim. " Sorun değil ben alışkınım bunlara çevrem böyle insanlarla dolu. Tanıdığım her üç insandan ikisi bana bunu söylüyor zaten takılma sen. " Gözlerinin an ve an karardığında şahit olurken yavaşça ondan uzaklaşarak bana seslenen Neriman hanımın yanına doğru gitmeye başladım. Yediğimiz akşam yemeğinin ardından çaylarımızı içerken karşımdaki yaşlı çiftin özlemle Ateş ile sohbet çabasında olduklarını görüyordum. Neriman hanım çay koymak için ayaklandığında bir süre uzaklaşan kadının arkasından bakmıştım. Daha onu tam anlamıyla tanımasam dahi sevgi dolu bir kadın olduğunu görebiliyordum. İç çekerek ayağa kalktığımda Ateşe dönerek ellerimi oynattım. " Biraz bahçede dolaşabilir miyim buralar çok güzel? " Anlayışla başını salladığında küçük adımlarla fazla uzaklaşmadan çakıllı yollarda yürümeye başladım. Aradan çok geçmeden arkamda hissettiğim başka adım sesleriyle arkama döndüğümde ateşin elleri cebinde beni takip ettiğini gördüm. Onu fark ettiğimi anlayınca adımlarını hızlandırmış ve bana yetişmişti. Hiç konuşmadan sessizce yürürken temiz havayı bolca içime çekiyordum. " Dönelim mi artık? Erken kalkılır burada sabahları. " Başımla onu onaylayıp geriye dönecekken duyduğum güçlü köpek havlama sesleriyle elim ayağım bir birine dolanmış o hızla ağlayarak Ateş'e sarılmıştım. Güçlü kollarıyla beni sardığında telaşlı sesi kulağıma doldu. "İpek sakin ol bağlı onlar bir şey yapamazlar sana. " Sessiz göz yaşlarım gömleğine damlarlarken beni zorlukla kendinden ayırıp yüzüme bakmaya başlamıştı. Zorlukla nefes aldığımı görünce öncelik olarak yavaşça yere oturmamı sağlamış ardından ise dizine uzanmamı. " Sakin ol nefes al. Bak ben buradayım kimsenin hiç bir şeyin sana zarar vermesine izin vermem anladın mı beni?" yavaş yavaş düzene giren nefesim sayesinde düzenli olarak nefes almaya başlamış arkasından ise dudaklarıma dayadığı hava tüpünden tek nefes çekmiştim ciğerlerime. Bir süre öylece durduktan sonra kollarını bacaklarımın altından geçirmiş ve benimle birlikte ayağa kalkmıştı. Çiftlik evinin önündeki küçük kalabalık şaşkınlıkla bana bakarken hissettiğim utanç duygusuyla başımı Ateş'in göğsüne gömerek gözlerimi kapatmıştım. " Hihhhh Ateş ne oldu oğlum." " Babaanne yok bir şey. Köpeklerden korktu biraz, astımı tuttu iyi şimdi." " Tamam oğlum senin eski odanı hazırladım ikiniz için geçinde dinlensin kız." Ateş başını sallayarak eve girdiğinde gözüme çarpan tek şey ise Ateş'e hayranlıkla bana ise hasetle bakan bir adet Selvi'ydi. Sırtımın yumuşak battaniyeye değmesiyle bacaklarımı kendime çekerek oturur pozisyona geldiğimde odaya kısaca göz gezdirdim. Oda fazlaca küçüktü. Bir yatak iki komodin ve küçük bir kıyafet dolabı vardı. Ama yatacak başka bir koltuk yoktu. Ateş'te ne düşündüğümü anlamış gibi bana döndüğünde elini ensesine atarak mırıldandı. " Sen yatakta yat bende yerde falan yatarım, uykuyla aram pek yok zaten." Usulca başımı salladığımda dolaba yerleşen kıyafetlerimden pembe pijamalarımı alarak banyoya girdim. On dakikanın ardından ihtiyaçlarımı giderip odaya girdiğimde yerde ince bir battaniyenin üzerinde rahatsızca yatan Ateş'i gördüm. Bakışlarım bu seferde yatağı bulduğunda ayak ucuna eğilerek bacağına iki kere dokundum. Gözleri hemen açıldığında hafifçe doğruldu. " Şey rahatsız olmazsan eğer yatakta yat. Burası çok rahatsız." Yerden doğrulduğumda yatağa geçerek yatağın bir ucuna yattım. Bir süre beklesem de odada hiç bir hareketlenme yoktu, işte şuan hissettiğim duygu ise çok başkaydı. İncinmişlik. Benimle yatmak yerine buz gibi yerde yatacak kadar nefret ediyordu benden. Dolan gözlerimi bir kaç kere kırpıştırarak yumduğumda yatağın diğer yanının çöktüğünü hissettim. Yüzümde aptal bir gülümseme belirdiğinde çaktırmadan göz yaşlarımı silerek tekrar gözlerim kapandı. Çok geçmeden uykuma kaldığım yerden devam etmeye başladığımda kabuslar beni etkisi altına almaya başlamıştı. ATEŞTEN Yeni yeni uykuya dalmak üzereyken arkamdan gelen inleme tarzı sesle hızla arkama döndüğümde kan ter içinde kalmış İpek'i buldu bakışlarım. Yattığım yerden hızla doğrulduğumda yüzünü avcumun içine alarak hafifçe sarsmaya başladım. Benim tutuşumla deli gibi çırpınmaya başladığında onu tutan ellerimi kavrayarak tırnaklarını etime geçirmeye başladı. "İpek aç yavrum gözünü." omuzlarından sarssam da bir işe yaramıyordu. " İpekkkkkk" "Rüya görüyorsun aç gözünü." dediğimi algılayamayacak kadar kötü bir vaziyetteyken elimi kaldırarak olabildiğince yavaş ama bir o kadarda etkili bir şekilde yanağına vurarak sıçrayarak uyanmasını sağladım yaşla dolu gözleri anlamsızca beni bulduğunda bir elini de kızaran yanağına koymuştu. " Sakin ol rüyaydı hepsi" sık nefesleri biraz olsun dinmeye başladığında yatağa uzanarak onu göğsüme çektim. " Hadi uyu. Ben uyumayacağım rahat ol tamam mı? Kimse sana zarar veremez." Hafifçe başını salladığında çekinerek elini karnımın üzerine koydu. Bir süre sonra odayı düzenli nefesleri doldurduğunda burnuma gelen kendine tenine ait kadınsı kokusuyla gözlerimi kapattığımın farkında dahi değildim. Burnumu saçlarına dayayıp içime dolu nefesler çektiğimde bütün derdim gitmişti sanki. Gittikçe içime kanıma işliyordu, ama ona benim hayatımda kalıcı bir yer yoktu, yada o çoktan yolunu bulmuştu. !!!BÖLÜM SONU!!!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD