İstanbul

1555 Words

Esranın anlatımı ​Sencer’in elindeki telefonun titrediğini hissettiğimde, içimden bir parça koptu. Az önceki o dik duruşu, bir kule gibi devrilişine şahitlik ettim. Gözlerindeki o kehribar parıltı sönmüş, yerini dipsiz bir kuyuya bırakmıştı. Bir doktor olarak yüzlerce ölümcül vaka görmüştüm ama sevdiğim adamın yüzündeki o saf çaresizlik, tüm profesyonelliğimi bir anda yerle bir etti. ​"Sencer? Konuşsana!" dedim, koluna yapışarak. Sesi sanki kilometrelerce derinlikten geliyordu. "Annem..." dedi. "Nefesi kesilmiş." ​Annem ve Arda başımızda dikilmiş, sanki bir tiyatro oyunu izliyorlarmış gibi o kibirli hallerini sürdürüyorlardı. Annemin "Misafirler var, gidemezsin!" diye bağırması kulağımda sadece anlamsız bir gürültüydü. O an anladım ki; lila elbisem, yüksek ökçelerim ve o "mantık kadını"

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD