Sencerin anlatımı Gözlerimi açtığımda salonun ortasında, kolilerin arasında buldum kendimi. İstanbul’un o hiç susmayan uğultusu, açık kalan camdan içeri sızıyordu. Esra yan odada, yorgunluktan bitap düşmüş bir halde derin bir uykudaydı. Onu izlerken içimdeki o vahşi aslanın evcil bir kediye dönüştüğünü hissettim. Bu kadın, hayatımın en büyük fırtınasında bana liman olmuştu. Saat dörde geliyordu. Yerimden kalktım, mutfağa geçip kendime buz gibi bir su doldurdum. Boğazımdaki o hastane kokusu, o ölümcül tekinsizlik hissi hâlâ tam geçmemişti. Esra’nın "annemi patlatma" hobisinden bahsederkenki o çocuksu ama dikbaşlı hali geldi aklıma; gülümsedim. Müjgan Hanım gibi bir buz kraliçesinin içinden böyle kor ateşten bir yürek nasıl çıkmıştı, hayret ediyordum. Ceketimi alıp sessizce balkona çık

