Amine’nin Anlatımı Kapının ardındaki o boğuk feryatlar, bir zamanlar dünyamı titreten o kükremeler... Şimdi sadece uzak bir fırtınanın uğultusu gibi geliyordu kulağıma. Yatağın kenarına ilişmiş, ellerimi dizlerimde kenetlemiş, dışarıdaki kıyameti dinliyordum. Müjgan Hanım’ın keskin çıkışı, Sencer’in bir kalkan gibi önümde duruşu ve Esra’nın o şifalı ama neşter kadar keskin sesi... Bedirhan Bey "Helalim" diyordu. Otuz yıl boyunca bu kelimeyi bir lütuf gibi başıma tac etmiş ama altındaki dikeni hiç görmemiştim. Oysa helal olan; saçının teline zarar gelmesinden sakınmak değil miydi? O konakta üzerime basılıp geçilirken, o "yılan" ruhumu zehirlerken Bedirhan Bey neredeydi? Kapı kolunun hafifçe zorlandığını hissettim. Kalbim bir an eski alışkanlığıyla ağzımda çarptı ama sonra Esra’nın se

