22.Bölüm

1702 Words
Bindim arabaya, koyulduk havaalanına doğru. Yol boyu ikimizinde dilinde bi sessizlik.. Diyarbakır çıkış tabelasını gördüğü gibi böldü suskunluğunu Hale.. “Nereye sürüklüyorsun beni yine..” dedi bir serzeniş gibi.. Bense gözümü camdan ayırmadım hiç.. arabaya bindiğimizden beri hiç dönüp bakmadım yüzüne.. Bakmak istemediğimden değil, Rahatsız olmasın, kalbine şüphe düşmesin diyeydi tüm çabam.. “Güvende olabileceğin bi yere..” dedim, Kısa ve net.. Alaylı ince bir gülme sesi değdi kulaklarıma.. “Senin yanın mı güvende olacağım yer Agir Perwan..” dedi.. Her lafında bir ima, Her gülüşünde bir anlam vardı, biliyorum.. Bunu kendine kalkan yapmış bi kadındı Hale.. Güçlü görünmek, dimdik durmak için dilini kendine siper yapmış bi kadın.. “Belki..” dedim sadece, yine bakışlarım camda.. Ama benim bu sessizliğim delirtiyordu onu her geçen saniye.. “Belki..” diye tekrarladı beni.. Sonra birden yapıştı koluma.. “Belki ne..! Nereye götürüyorsun beni dedim..” diye yükseltti sesini.. Bir an şoförle göz göze geldik dikiz aynasından.. Ama gözü gözüme değdiği an çevirdi bakışlarını yola. O bile şaşkındı, karşımda böylesine bağıran birine gösterdiğim sabıra.. “İstanbul’a gidiyoruz..! Oldu mu? Rahatladın mı Hale xanım..” dediğim anda gözleri yerinden çıkacak kadar açılmıştı.. Onu kaçırdığımı falan düşündü muhtemelen.. “Ne İstanbul’u..! İstemiyorum, indirin beni hemen..” diye bağırıp kapıyı açmaya çalıştı.. Ama mümkün olmadı tabi.. Onun inadını, bu asiliğini bildiğimden tembihlemiştim şoförü camlar kapılar kilitli kalacak diye.. “Sana istiyor musun diye sorduğumu hatırlamıyorum Hale xanım..! İyileşene, kendini toparlayana kadar orada kalacaksın.. tabii birde o it yaptığının bedelini ödeyene kadar..” dedim. Sesim sertleşmişti istemeden, Nihat’ı anınca.. Derin bi nefes aldı Hale, onunda içine bi ateş düşmüştü o itin adı anılınca.. Yada bebeğinin acısı oturmuştu yüreğine tekrar.. Bilmiyorum.. “Ben ondan korkmuyorum.. Ve bana istemediğim hiçbişey yaptıramazsın Agir ağa.. Aç kapıları..!” dedi sinirle.. Çevirdim başımı, baktım gözlerinin içine.. Alev ateş mübarek.. “Peki..” dedim kaşlarım çatık, sesim keskin.. “Durdur arabayı Yasin..” dememle, şoförde şaşırmıştı. Hemen arabayı sağa çekip, durdurdu.. “Aç kapıları, hanımefendi inecek..” dedim, bakışlarım hala Halenin gözlerinde.. Oda şaşırmıştı, ama bozuntuya da vermemeye çalışıyordu bir yandan.. Kapıların kilitleri açılınca hemen indi araçtan.. Geçti yol kenarına, gözlerini çekmedi gözlerimden.. “Devam et..” dememle hareket etti araba, arkamdan şaşkınca baktığını izliyorum bi yandan.. Beklemiyordu benden böyle bi tepki.. Saniye geçmeden geri geri geldik , durduk tam yanında.. Gözbebekleri güldü bir an.. Zafer kazanmışçasına.. “Hanımefendinin eşyalarını ver.. Malı çok kıymetlidir..” dediğim anca o gülüş yerine sinire bırakmıştı.. Yasin arabadan ineceği sırada, Hale geçip oturdu geri yanıma.. Göz göze geldik yine dikiz aynasından şoförle.. Devam et der gibi kırptım gözlerimi bir kez ve devam ettik yola.. Hırsla alıp verdiği soluğu geldikçe, içimde bir kahkaha tufanı.. Tuttum kendimi güçlükle.. Biliyordum gidemeyecekti, gidecek yeri yoktu çünkü.. Ama benimle inatlaşmak için yapıyordu herseyi.. Onun çaresizliğinden faydalanmak değil niyetim Allah şahit.. Ama görsün istedim.. Benim ona zarar vermeyeceğimi bilsin, anlasın artık istedim.. “Bilerek yaptın..!” dedi birden.. Neyi ima ettiğini anlamıştım, kıvrıldı dudaklarım yukarıya.. “Evet bilerek yaptım..” dedim çevirdim gözlerimi, gözlerine.. “Bu arabaya tekrar bineceğini biliyordum Hale xanım.. Tıpkı senin, benim seni bırakıp gitmeyeceğimi bildiğin gibi..” dedim. Yutkundu, eğdi başını.. Göz göze gelmekten çekiniyordu benimle.. “Neden..” dedi sadece.. “Ne, neden?” dedim bende.. Kaldırdı başını, baktı gözlerime.. Yüzünde ne öfke vardı, ne nefret.. “Neden gitmiyorsun Agir ağa ? Babam bile beni kabul etmemisken sen neden hep benimlesin..” dedi sakince.. İlk kez sesi bu denli sakin çıkmıştı.. Baktım yüzüne.. “Kalbimi dinliyorum..” dedim bakışlarımı yüzünden çekmeden.. Görmek istedim o anki yüz ifadesini.. Şaşırdı, anlamadı önce.. “Kalbini mi?” dedi şaşkınca.. Salladım başımı, tuttum elini.. Koydum sol yanımın üzerine.. “Kalp.. 4 odacıktan oluşur, kan pompalar ve..” dedim. Sustum.. “Ve..?” dedi merakla, çekmedi elini göğsümden. “Ve.. sever Hale xanım..” dememle şaşkınlığı artmıştı. Anında yüzüde kızardı tabii.. Hemen elini çekti, cevap vermeden çevirdi başını diğer tarafa.. Bir süre sessizlik oldu arabada.. Beklemediği bu itiraf karşısında şaşkındı Hale.. Bende dilimin benden bağımsız hareket etmesinin mahcubiyetini yaşıyordum içimde.. Belki erkendi.. Belki zamansız bir itiraf.. Ama çözülmüştü bir kere kalbimin dili.. Havaalanına geldiğimizde, uçak çoktan hazırlanmıştı.. Camdan dışarı bakınca bi korku kapladı yüzünü Halenin. Belli ki ilk kez binecek.. “Koca uçak, bi bizim için mi kalkacak?” dedi şaşkınca. Onun bu çocuksu masumluğu içimdeki karanlığa ışıktı sanki.. “Evet.. korkuyor musun?” dediğimde diklestirdi başını.. “Yoo ne korkucam.. Yaktığı benzine mazota yazık, ondan sordum..” diyip çevirdi başını camdan dışarıya.. Kesik bi kahkaha attım verdiği cevaba.. “Belli oluyor korkmadığın..” diyip işaret ettim koltuğun kollarını sıkı sıkı tutan ellerini.. Önce ellerine baktı, sonra yüzüme.. Çatıldı yine kaşları.. “Korku değil o.. Heyecan.. tabi sen nereden bileceksin ruhsuz mendebur..” diyip göğsünde birleştirdi kollarını.. Benimde çatıldı kaşlarım, Ama yalancı bi öfke.. “Ruhsuz.. mendebur.. maşallah Hale xanım, ağzınızdan bal damlıyor..” dedim sesimde sahte bi sinirle.. “Damarıma basma o zaman Agir ağa.. dilimin kemiği yoktur benim..” dedi çevirdi başını camdan dışarıya.. Tam o anda havalanmaya başladı uçak, tabi Halenin dakikalardır saklamaya çalıştığı korkusu da çıktı gün yüzüne.. Elime bi yapışması vardı, koparacak sandım bir an.. Tabi gözleride sımsıkı kapalı.. Hafifçe gülümsedim, hiç tepki vermeden.. Bir kaç dakika sonra; “Elimi biraz daha sıkarsan ömür boyu yanımda kalmak zorunda kalacaksın..” dedim sesim alaylı.. Araladı gözlerini, baktı yüzüme tuhaf tuhaf.. “Ne..?” dedi anlamsız bir sesle.. “Elim diyorum.. biraz daha sıkarsan kangren olucam. Elsiz kolsuz kalırsam mecbur, elim ayağım gözüm sen olacaksın..” diyince çattı kaşlarını.. Hemen çekti elini elimden.. “Pardon.. heyecan yaptım..” dedi. Sessiz bir gülüş kapladı dudaklarımı, çaktırmadan baktım.. Oda gülüyordu alttan alttan.. Bir insana gülmek bu kadar mı yakışır, hele o gülerken yanağında beliren gamzesi.. İnsan bi çukurda var olmak ister mi hiç? Ben istedim tamda bu an.. Onun o gamze çukurunda var olmak, can bulmak.. Ve orada can vermek.. Sevda mıydı adı bilmiyorum ama bu benim en güzel imtihanım onu biliyorum.. ~~~~~ Bir kaç saat sonra varmıştık İstanbul’a.. Bizi bekleyen aracı aldım, yanımda Hale.. Hava hafif hafif kararmaya başlıyordu artık, Halenin gözleri boğazda.. “Çok güzel.. ama ürkütücü..” diye mırıldandı sessizce.. “Güzeldir İstanbul.. ama yorar insanı..” dedim. Zihnimde yıllar önce buraya geldiğim ilk gün canlandı bir an.. Dudaklarımda mahsun bir tebessüm.. Baktı yüzüme Hale.. “Çok gelir gider misin buraya..?” dedi.. Gözüm yolda, hafifçe baktım denizin dingin suyuna.. “Ben burada yaşıyorum Hale xanım.. Amed’e döneli bir kaç ay oldu sadece..” dediğimde şaşırdı.. normaldi şaşırması, benimle ilgili bildiği hiçbişey yoktu.. Katil olduğumu sanması dışında.. “Nasıl? Baban , aşiretin nasıl müsade etti topraklarından gitmene.. Nerede görülmüş bi ağanın toprağını bırakıp başka memlekete gittiği..” dedi. Haklıydı.. Normal şartlarda kabul edilmezdi bu. Ama biz normal değildik işte.. Ne babam, ne ben.. nede soyumdan olan her hangi biri.. Yutkundum sessizce.. Ardından derin bi soluk.. “Bazen kendi toprağında kendini sığdıracak bir karış yer bulamazsın.. işte o zaman gitmek gerekir Hale xanım..” dedim.. yüzüne bakmadım hiç.. Görmesin istedim gözlerimin ardında gizlediğim kayıpları.. Gözyaşım akmasın diye sıktım dişlerimi var gücümle.. “Çok değişik adamsın Agir ağa..” dedi gözleriyle yüzümü tararken.. Belli ki hala beni çözmeye çalışıyor zihni.. “Hangi taraftasın anlamak mümkün değil..” dediğinde bende çevirdim bakışlarımı.. “Hangi taraf?” dedim anlamsızca baktım yüzüne.. “Bir yanın katran karası.. bir tarafın ışık yansıması.. yolun karanlık mı, yoksa aydınlık tarafta mısın çözemiyorum..” dedi.. Sesinde hesap yoktu.. Anlamaya çalışıyordu benim yolumu.. Hafifçe kıvrıldı dudaklarım iki yana.. “Bilemezsin.. kimse bilemez.. sana o gece de dedim Hale xanım..” diyip elimi vites kolundan çekip koydum kalbinin üzerine.. “Sana cevabı burası verecek..” Sustu.. cevap vermedi ama çekmedi de karalarını gözlerimden.. ilk kez nefreti hissetmedim yüreğinde. Her bakışı biraz daha umut tohumu ekiyor yüreğime.. Belki yanacağım.. Belki değil kesin yakacak bu sevda beni.. Ama razıyım.. Ondan gelen herseyi rızkım bilirim.. “Acıktın mı? Bişeyler yiyip geçelim eve..” diyip dağıtmak istedim ortamın havasını. İki yana salladı başını Hale. “Acıkmadım.. uyumak istiyorum sadece.” dedi, çevirdi yüzünü İstanbul’a. Israr etmedim bende.. Devam ettim yoluma.. Bir saat sonra malikanenin kapısında geldiğimizde, adamlar hemen açtılar kapıları. Hale ise şaşkınca izliyor, ormanın derinliklerine inşa ettiğim sığınağımı.. Evin önüne geldiğimizde biraz daha arttı şaşkınlığı.. Dört bir yanı zırhla kuşatılmış karanlık bir duvar.. Ardında ne var kapı açılmadan kimse bilemez. Ve o kapı ancak ben istersem açılır, birde Cemil.. Arabadan inip, açtım Halenin kapısını. Etrafına bakına bakına indi araçtan.. Birazda ürktü belli.. Bahçe kapısı, yüzümü algıladığı gibi açıldı sonuna kadar. Dışının aksine içinde yemyeşil bir bahçe.. Kıvrıldı dudakları Halenin.. Baktı yüzüme bişey demeden.. “Ne oldu ? Niye baktın öyle?” dediğimde önce etrafı taradı gözleri, sonra buldu beni.. “Ben seni çözdüm Agir ağa..” dedi sadece.. çatıldı kaşlarım anlamsızca.. Sahiden çözmüş müydü beni acaba? “Allah Allah.. Söyle bakalım bende bileyim madem..” dediğimde omuz silkti çocuk gibi.. “Söylemem.. bende kalsın oda..” dedi gülerek.. Salladım basımı iki yana, gülümsedim hafifçe.. “Kalsın bakalım.. Sende kalsın..” diyip kaldırdım basımı.. Baktım camdan tebessümle bizi izleyen Peri anneye.. Elimi göğsüme koydum, selam verdim başımla. Halede kaldırdı başını, baktı tuhaf tuhaf camdaki kadına.. “Annen mi?” dediği anda bi boşluk çöktü içime.. Yutkundum, tekrar çevirdim bakışlarımı Peri anneye.. “Yok..” dedim.. “Ama annem sayılır.. çok emeği vardır üzerimde, hakkını ödeyemem..”. Büzdü dudaklarını.. Anlamamıştı muhtemelen.. Bir insanın üzerinde annesinden başka kimin emeği bunca çok olur diye düşünmüştür kesin. Haklıydı da.. “Bakıcın felan o zaman..” dediğinde döndü yönüm Hale’ye.. “Bakıcı..?” dedim, ellerim cebimde, dudaklarımda alayvari bi gülüş.. “Ne gülüyorsun.. Ağa oğlusun , illa bakıcın dadın felan vardır..” dediğinde daha fazla tutamadım kendimi.. Bastım kahkahayı.. “He.. Dadı birde..” dedim gülmeye devam ederek.. “Sen sahiden beni pamuklara sarılı büyüdüm falan sanıyorsun.. Kraliyet ailesinden olduğumuda düşünüyor musun Hale xanım.?” dedim. Hala gülüyorum ama.. Sinirlendi belli.. Ne zaman sinirlense elini beline atıyor çünkü.. Bugünü onun zehir zemberek sözleri ile bitirmek isteyeceğim en son şey bile değildi.. Sustum, kestim hemen gülmeyi.. Yüzümde ciddi bir ifade, gözlerimde minnet.. Tekrar döndüm Peri anneye.. “10 yaşımdan beri tanırım Peri anneyi.. Yurtta hep eli üzerimdeydi sağolsun.. O yüzden hakkını ne yapsam ödeyemem..” dedim.. Şaşırmıştı Hale.. “Yurttan mı?” derken sesine yansımıştı şaşkınlığı.. Baktım yüzüne.. Dudaklarımda buruk bi gülüş, yüzümde yaşanamamış kırık bi çocukluk.. Cevap vermedim, ama eminim anlamıştı Hale.. İlk kez Cemil’den sonra biri anlamıştı suskunluğumun dilini..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD