3

2191 Words
Gözlerim kocaman karşımdaki adama nefes almadan şaşkınca bakıyordum. Sorduğu soruya mı yansam bu kadar yakınımda olmasına mı yoksa parfümünün bu kadar güzel kokmasına mı bilemedim. Gözlerimi art arda birçok kez kırpıştırdım. Yüzü çok yakındı. O ise cevap bekler gibi değildi. Bir şeyleri anlamaya çalışıyor gibi bir hali vardı daha çok. Gergin bir nefes alıp gözlerini sıkıca yumdu. Sonra bana bakıp manasızca gülmeye başladı. Burnum kırıştı ne yapmaya çalışıyordu? Gerçekten onu anlayamıyordum. "Yürü hadi eve gir artık. Daha senin yaşın böyle şeyler için küçük." Kaşlarımı öyle bir çattım ki onun kaşları havaya kalktı. Şuan sinirden köpürmüş vaziyetteydim. "Sen kendine bak bunak." Burnumu dikleştirip eve doğru döndüm. Arkamdan Kayahan Abi'nin kahkahasını duyabiliyordum. Kapıya vurup bekledim. Arkamdaki varlığını hala hissediyordum. Annem bir dakika sonra kapıyı açtı. "Ben de seni arayacaktım Biricik. Geç. Aaaa Kayahan sen mi bıraktın Biricik'i?" Israrla Kayahan Abi'ye bakmıyordum. "Evet Demet Teyze. Nasılsın?" "İyiyim iyi. Sen nasılsın? Geç içeri bir soluklan istersen." İllaki yapacaksın şu kibarlığı değil mi? "Ben de iyiyim ama geçmeyim içeri saat geç oldu başka bir zaman artık Demet Teyze." "Aynen anne. Hem Kayahan Abi sabah işe falan gidecek tutmayalım biz." Annem koluma çaktırmadan bir çimdik attı. Benim dudaklarımdan acı dolu bir çığlık firar etti. Kayahan Abi de şaşkınca bize bakıyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışır gibi bir hali vardı. Ama kolumun acısından bunu umursayacak durumda değildim. "Neyse size iyi geceler o zaman." "Sana da evladım." Bana öldürücü bakışlarını atıp içeri geçti, ben de arkasından onu takip ettim. "Kolumu çürüttün ya." "Sen ne terbiyesiz bir şey oldun kız. Baban yaptı ama seni hep böyle." "Hop Demet Sultan orada duracaksın. Benim babam pamuk gibi adam. Yalan da söylemedim yarın dükkana gitmeyecek mi bu adam?" Bana ezici ve delici bakışlarını atmaya devam ederek yanıtladı sorumu. "Kızım sen küçükken çok akıllı bir şeydin. Sonradan böyle oldu. Hayır anlamdım neden? Bir yere falan düşüp kafana hasar da gelmedi ama." Yüzüne boş boş bakmaya devam ettim. Bence yanlış bir şey söylememiştim. "Hadi git odana uyu. Allahım şu kıza azıcık akıl." Son cümlesini arkası dönük elleri havada söylemişti. Çok fazla üzerinde durmadan odama gittim. Annemin bu sözlerine alınmıyordum. Çünkü dediklerine aynen ben de katılıyordum. Çok şikayet etse de seviyordum terliğine yandığımı. Kendimi yatağa attığımda bir müddet tavanla bakıştım. Bir anda aklıma Kayahan Abi geldi. Beni sinir etmeyi çok güzel başarıyordu. Küçük olduğumu söylüyordu ama kendisi de abartılacak kadar büyük değildi. Yirmi dört yaşındaydı sadece. Kızların biricik aşkı Kayahan Abi, mahallenin her işine koşan Kayahan Abi, küçük çocukların kendilerine örnek aldığı Kayahan Abi, benim kahramanım Kayahan Abi... İç geçirdim. O mükemmel bir insandı. Mahallenin bütün kızları etrafında pervaneydi ama dönüp de birine bile yan gözle bakmıyordu. İki sene önce Melike diye bir kız arkadaşı vardı. Bütün mahallede nişanlanacaklarına kadar yayılmıştı. Ama bir anda ayrıldılar. Dağhan, Kayahan Abi'nin bir açıklama yapmadan sadece ayrılmak istediğini söyledi. Melike o kadar güzeldi ki yoldan geçerken ben bile ağzım açık ona bakıyordum. Kayahan Abi'nin onu neden bıraktığını bir türlü anlayamıyordum. Uykum gelmeye başlamıştı. Bu kadar düşünmek beynime hiç iyi gelmiyordu. Gözlerim otomatik olarak kendiliğinden kapandı ve uykuya çok güzel bir giriş yaptım böylece. 《》《》《》《》《》《》《》《》《》《》 "Ya anne nereden çıkardım şu vişne reçelini? Sabah sabah beni şunun için kaldırıyorsun. Bu sefer Orlando ile tam el ele tutuşuyorduk." "Baban çok seviyor Biricik. Hem geçen sene kavanozları alıp kaşık kaşık bitiren bendim sanki." Annem sabah beni zor bela kaldırmış vişne reçeli yapacağım diye tutturmuştu. Şimdi de evin önünde oturmuş kovalardaki vişnelerin çekirdeklerini ayıklıyorduk. "Ee senin bu tercihleri ne zaman yapıyoruz?" "Bu hafta içinde yapmalıyız." Bu sırada elimdeki vişne suratıma fışkırdı. Elimle silmeye çalışırken suratımı iyice kırmızıya boyamıştım. Annem bir taraftan bir şeyler söylüyordu ama ona bir türlü odaklanamıyordum. "Anladın mı kızım? Biricik sen beni dinliyor musun annem?" Anneme başımı çevirdiğimde gözleri kocaman oldu. "Suratını şu hale getirmeyi nasıl becerebildin acaba?" Takmadan işimi yapmaya devam ettim. Şimdi silmek için içeri girmem gerekecek ellerimi yıkayıp yüzümü temizlemem gerekecek. Bunları yapmayı bırak, düşünürken bile üşendim. "Kolay gelsin hanımlar. Nasıl- Tövbe bismillah hortlaklara dönmüşsün kız sen." "Sana da merhaba Gencer Abi." Sesimi kalınlaştırıp konuştum. "Demet Teyze Allah sana sabır versin." Annem bana 'senin böyle olacağını bilseydim...' bakışlarını attı bu kez. "Amin oğlum amin. Nereye dükkana mı?" "Evet. Kaya'nın yanına uğrayıp dükkana geçeceğim." O sırada Mert içeriden çıkıp bağırdı. "Anne şu kumandayı nereye koydunuz?" Gencer Abi'yi görünce kaşları çatıldı. "Ooo naber Mert başkan?" "Neyse anne ben bulurum kumandayı." Tavırlı tavırlı bakarak içeri girdi. Gencer Abi 'nin anlamadığı her halinden belliydi. "Emir'le kavga etmişler. Emir Mert'in oyun arkadaşıyla oynamış." Gencer Abi bu kez kahkalarla gülmeye başladı. "Kimin kardeşi be. Kız meselelerinde uyanık olacaksın." "Seni de gördük Dozer Gencer." O kadar sessiz söyledim ki anlaşılmadığı kimsenin beni takmadığından belliydi. O gün aklıma gelince aklımdan def etmek ister gibi kafamı iki yana salladım. Duymamam gereken bir şeydi. Duymamış gibi yapmak her ne kadar sinirime gitse de böyle olmak zorundaydı. Eğer iki dakika bile geç gitseydim bu ağırlığı taşımayacaktım. Söylenen şeyler zor şeylerdi. Kendime gelmek adına gözlerimi sıkıca yumup açtım. "Ee Gencer sizin işler nasıl?" "Nasıl olsun be Demet Teyze'm geçinip gidiyoruz. Babam emekli olunca hepten kaldı dükkan bana. İdare ediyorum ama." Annem yine sinsi bakışlarını attı. Bu bakışı atanın arkasından çok iyi şeyler gelmiyordu açıkçası. Annemdi her şey beklenirdi. "Evlilik falan yok mu yavrum. Yaşın da geldi." Hah attı doksandan yine. Ne yapacaksın anne? Hayır adam söylese şu tarihte evleneceğim diye ne işine yarayacak? "Yok ya ne evlenmesi. Demet Teyze ben geç kaldım bayağı gideyim artık." Annem arkadan elindeki bıçağı havaya kaldırmış hâlâ bağırmaya devam ediyordu. "Aman biz de sizin için diyoruz yarın öbür gün kız kalmayacak göreceksin. Devir kötü." Anneme ters ters bakıp derin bir nefes aldım. "Hayır da yani anne ne yapacaksın adamın evliliğini?" "Aman sus sen konuşma ne anlarsın?" "İşine gelmeyince 'sus sen' zaten. Gidiyorum ben kendin yap reçelini." Arkamı dönüp suratımdaki hain gülümseme ile içeri adımladım. Annem arkadan bağırıyordu. "Biricik kız nereye? Allah seni ne yapmasın kime diyorum yarın el kapısında ne yapacaksın acaba?" Bu kadar bile sabretmem başarıydı anne. Kızın her yönden müthiş bir insan. Eve gidince üzerimi değiştirip elimi yüzümü yıkadım. Ben mi vişneyi ayıklamışım vişne mi beni anlayamadım? Ayakkabılarımı alıp eve geri döndüm. Annem hâlâ söylenmeye devam ediyordu. Mutfağın balkonundan atlayıp Baharlara doğru yol aldım. Bir yandan da dua ediyordum "Allah'ım ne olur dedikodu çetesiyle falan karşılaşmayayım. Köpeklere bile razıyım. Allah'ım düşündüm de köpekler de olmasın." diye. Üst sokakta Mukadder Teyzelerin evinin önünü görünce gözlerim hayretle açıldı. O nasıl bir toplanmadır ya Rab? Avrupa Birliği bile bu derece kalabalık degildir sanırım. Biraz daha bakınca orada çok tanıdık bir sima gördüm. Dağhan oturmuş Mukadder Teyze ve dedikodu çetesine hararetli hararetli bir şeyler anlatıyordu. Elinde de çekirdek bir yandan çitliyor bir yandan konuşuyordu. Çok da şaşırtıcı bir durum değildi açıkçası mahallede herkes onun Mukadder Teyze'den sonra gelen en iyi dedikoducu olduğunu bilirdi. Konuştuklarını duymak adına beni göremeyecekleri bir evin yan duvarından gizlice onları dinlemeye başladım. Sesleri odaklanınca duyabiliyordum. "Muko geçen Fatma'nın ortanca kızını yabancı bir arabadan inerken gördüm. Ondan önce de bizim okulda bir dedikodusunu yaptılar görmek lazım." Ulan sen o kıza çıkma teklifi ettin be. Kızın çıksa çıksa senin gibi bir insanımsı amipten çıkma teklifi aldı diye dedikodusu çıkar. "Biliyorum. Hatta benden duymayın Fatma'nın büyük oğlana alkolik diyorlar. Allah muhafaza." Diğerleri senkronize olmuş biçimde başlarını sallayıp ellerini bir yerlere vuruyorlardı. Onlara biraz daha bakınca burada bir dakika daha bile kalamayacağımı anladım. Geriye doğru bir adım atmıştım ki etrafta kocaman bir ses yayıldı. Gözlerimi sıkıca yumup bu anın bir hayal olmasını diledim. Arkadaki boş kovanın düşmemiş olmasını şuan bütün çetenin bana dikkatle bakmamasını diledim. "Hay kova ben senin..." deyip gerisini içimden en ağır biçimde devam ettirdim. Dışımdan söylemiyordum, ayıp denen bir şey var. "Aaa Biricik kız ne yapıyorsun?" Ya Mukadder Teyze sanki bilmiyorsun dememek için zor tuttum kendimi. "İyiyim Mukadder Teyze aynı işte yuvarlanıp gidiyoruz. Sen ne yapıyorsun?" "Aman be kızım ne olsun. İşleri bitirdim iki lafın belini kırıyoruz." İki lafın belini kırıyorsun ha. Ulan şurada on dakikada ettiğiniz lafın haddi hesabı yok. "Gel Biricik oturalım seninle de laflarız." Yutkundum derince olmazdı, hayırdı. Suçun zanlısı olan bir diğer şahısa baktığımda başını diğer tarafa çevirmiş elleriyle oynuyordu. "Yok Mukadder Teyze ben Dağhan'ı alıp gideyim. Başka bir zaman 'iki lafın belini kırarız'. Dağhan başını kaldırıp bana baktı. Sen göreceksin mesajlarımı almış olacak ki gözlerindeki yalvarmalarla bakıyordu. "İyi bakalım yavrum annene selam söyle." "Söylerim söylerim. Hadi Dağhan kalksana." Yutkunduğunu gördüm. Sonra yavaşça ayağa kalktı. "Neyse Muko'cuğum ben sana gelirim konuşuruz yine." "Tamam tamam." Dağhan önde ben arkada ilerliyorduk. Mukadder Teyzelerin evini geçince bunun bacağına bir tekme savurdum. "Ahhh kızım ne yapıyorsun ya?" "Sus hak ettin sen onu. Oh canıma değsin. Adın çıktı dedikoducu diye millete konuşuyorsun. Fatma'nın ortanca kızının hiç de adı çıkmadı okulda uydurma." Bana hayretle baktı. Sonra uysalca gözlerini yumdu. "Sen öyle zannet biricikim." "Of şöyle deme diye elli kere söyleyeceğim. Neyse hadi bizimkileri alalım Gediz'e gidelim." "Tamam önce bizim dükkana uğrayalım abimden para almam gerek." Kayahan Abi'yi üç gün üst üste görmek tuhafıma gitmişti. Aklıma gelmesini istemediğim şeylerin olmasından korkuyordum. "İyi tamam hadi." Yaklaşık on dakika sonra dükkanın önüne gelmiştik. Beni bir sıcak basmıştı. Ne alakaysa? Dağhan önden içeri girdi ben de ayakkabımın bağcığını bağlamak için dükkanın önündeki tabureye oturdum. Bağlarken bir ses geldi. "Ne yapacaksın şimdi kardeşim?" Gencer Abi'nin sesiydi bu. Dükkanın yan tarafından geliyordu ses. "Ne yapacağımı ben de bilmiyorum. İnkar etmeye çalışıyorum olmuyor. İçimde birikti kocaman oldu. Ben-" Kayahan Abi'nin lafını kesen Dağhan'ın bağırması pardon hönkürmesi oldu. "Abiiiiiii nerdesin?" Kayahan Abi çıktı yüzü solgun görünüyordu. Beni taburede görünce ağzı açık bir vaziyette gözleri şaşırmış gibi kocaman olmuş şekilde bakıyordu. "Siz ne zaman geldiniz?" Ben öyle bakınca 'Yüzümde bir şey mi var acaba?' diye düşünmedim değil. "Biraz önce geldik de senin yüzün niye kireç gibi oldu?" Benim yüzümdeki stabil ifadeyi görünce bir iç çekti. "Yok bir şey siz niye gelmiştiniz?" "Ha para alacaktım." Kayahan Abi tek kaşını kaldırıp dikkatle kardeşine baktı. "Dün babamdan gözümün önünde yüz lira aldın." Dağhan bir kızardı. "Ya o başka bir şeye sen bana ver hele." Kayahan Abi ezici ve delici bakışlarını Dağhan'a gönderip dükkana girdi. Dağhan da arkasından gitti. Varlığını unuttuğum Gencer Abi gelip karşıdaki tabureye oturdu. "Daha yeni geldiniz değil mi kız?" Eliyle hafifçe koluma vurup saçma bir kahkaha attı. Ona fareyle sarılan timsah görmüş gibi baktım. "Gencer Abi hâlâ geç değil. Bir doktora gidelim istersen." Başta ne dediğimi anlamdı. Kısaca 'Deli misin?' diyordum. Ne dediğimi anlamış olacak ki kızgınca bakmaya başladı bana. Ben de bizim w******p grubuna girip mesaj attım. Ben: Millet toplanın Gediz'e. Tarkan: Sonunda evde oturmaktan kıçım kanepeye yapıştı. Yine Tarkan'lığını gösterdi şaşırtmıyordu. Bahar: Biz de geliyoruz. Cenk Ali'nin ufak bir işi varmış geç kalabiliriz. Nazlı: Ben gelemiyorum yavrum. Evi temizliyoruz. Yağızcan: Ben de biraz gecikebilirim. Ama geleceğim. Yağız ile dünki konuyu konuşmak istiyordum. Aramıza soğukluk girsin istemiyordum. Ben: Tamam gelin de gelin işte. O sırada Dağhan ve Kayahan Abi dükkandan çıktı. Dağhan benim yanıma gelirken Kayahan Abi dükkanı kapatıyordu. "Gördüm mesajları. Abimler de bizimle geliyor." Güpegündüz dükkanı kapatıp gelmesi şaşırtmıştı doğrusu. "Kardeşim sen nereye gidiyorsun?" Kayahan Abi Gencer Abi'ye dönüp cevap verdi. "Bugün gelecek olan üç müşteri görüşmeyi iptal etti. Ben de Arif'in yanına uğrayacağım." "Ben gidiyorum o zaman hadi görüşürüz gençler." Gencer Abi gittikten sonra yürümeye başladık. Üçümüz saçma bir sessizlikle yürüyorduk, Dağhan telefonun çalmasıyla bizi geride bırakıp önden yürümeye başladı. "Ee nasılsın?" "İyiyim sen nasılsın?" Tavırlı söylemiştim dünki söylediklerini unutmamıştım. "Trip mi bu?" Sanki hoşuna gitmiş gibi söylemişti. Ses tonu böyle çıkmıştı en azından. "Yoo neden trip atayım ki sana Kayahan Abi?" Bu kez bozguna uğramış gibiydi. "Tabi canım abilere trip atılmaz." Yol boyunca bir daha hiç konuşmadık. O bir şey söylemedi ben de konuşmak için çabalamadım. Onunla konuşurken geriliyordum. Gergin ortamlar bana göre değildi. Gediz'e geldiğimizde Tarkan bizim masada oturmuş gazoz içiyordu. "Oh ya şu Dağhan'ı göreceğime bu kadar sevineceğimi düşünmezdim. Sıkıntıdan patladım." Dağhan dudağını büzüp Tarkan'a sokuldu. "Neden öyle diyorsun aşkım? Dün akşam öyle demiyordun." Yüzüm tiksintiyle buruştu. İgrençti. "Ne diyorsun lan aşkım falan?" Dağhan başını dikleştirip pis pis güldü. "Ne anladıysan o." Kayahan Abi de ikisinin bu iğrenç sohbetinden tiksinmiş olacak ki susturdu onları. "Düzgün konuşun lan." Arif Abi bu sırada bizim yanımıza geldi. "Ooo kimleri görüyorum Kaya hoşgeldin kardeşim." "Hoşbulduk görüşemiyoruz ne zamandır nasılsın?" Arif Abi Gediz'e şöyle bir göz atıp konuştu. "Ne olsun? İdare ediyorum." Yoruluyordu belliydi. Ama yorulunca kafasındaki düşünceleri atabiliyordu. Bir keresinde öyle söylemişti. Gediz Arif Abi'ye aşkını hatırlatıyordu. Gençti, daha yirmi yedisindeydi ikinci evliliği için geç sayılmazdı ama ikinci bir evliliğe kesinlikle karşı çıkmıştı. Kapıdan gelen Baharlarla masada sessizlik hakim oldu. Bahar benim yanıma Cenk Ali Kayahan Abi'nin yanındaki sandalyeye oturdu. "Nasılsınız?" Cenk Ali yüzündeki enerji ifadeyle sormuştu. Onu böyle görmek tuhaftı ne elinde bir kitap vardı ne de benzeri bir şey. "İyiyiz de Cengo sen pek bir mutlu görünüyorsun ne oldu?" Ellerini masanın üzerinde birleştirip iştahla konuştu. "Benim kobay farelerim çiftleşti." Hepimiz karşımızda deli görmüş gibi ona baktık. "Ne bakıyorsunuz öyle? Altı aydır bu günü bekliyorum." "Yemeyip içmeyip farelere bakıyor biz de anlamıyoruz ki. Annem geçen tutturdu atacağım diye. Ağlayacaktı neredeyse." Cenk Ali Bahar'a sinirle baktı. "Oğlum senin ne garip fantezilerin var lan." Cenk Ali cevap verme zahmetinde bile bulunmadı. Masada goygoy sohbetleri yapılırken gözüm kapıdaydı. Yağız hâlâ gelmemişti. Önümdeki gazozu içerken Bahar'dan bir ses yükseldi. "Oha." Bahar kapıya gözleri kocaman kocaman bakıyordu. Kapıya baktığımda ağzımdaki gazoz genzime kaçtı. Yağız bir kızın elinden tutmuş buraya getiriyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD