2.Bölüm

1283 Words
"Yusuf aslında çok yalnız biliyor musun Aylin?" Sinem sahte bir acıma ifadesiyle arkadaşına bakarken, bahçenin diğer köşesinde oturan Yusuf kara kara düşünüyordu. Sinem'in bir anı bir anına uymazdı, yaptıracağı şeyleri önceden kestirmek mümkün değildi. Aylin, yanında oturan Sinem'e dönerken, göz ucuyla Yusuf'a bakmaktan alı koyamadı kendini. Etraflarında ki erkek öğrencilere nazaran, Yusuf'un reddedilemez bir yakışıklılığı vardı. Aylin, bunu içinde tutmak yerine, dile dökmeyi tercih etti. "Yusuf çok yakışıklı ve aynı zamanda soğuk birisi Sinem, belki onun için yalnızdır." Sinem, tüm oyunculuğunu ortaya sererek, Aylin'in gözlerine üzücü bir ifadeyle baktı. "Senden bir şey istiyorum tatlım, sana söyleyeceğim kişilere gidip Yusuf'un numarasını verebilir misin? Belki onu bu yalnızlığından kurtarabiliriz ha, ne dersin?" Aylin, Sinem'e gözlerini pörtleterek baktığında, gerçekten böyle bir şeye ortak olacağına inanamıyordu. Yusuf Kahraman'ın yanına kimse yaklaşmazken, şimdi başına bir sürü insan toplanacaktı. Heyecanlı bir deneydi bu. Sinem, Aylin'e Yusuf'un numarasını vermesini istediği kızları söyleyerek, bunun aralarında bir sır olduğunu vurguladı. Numaraların verildiği kızlara "Aslında Yusuf senden hoşlanıyor ama, biraz içine kapanık." Notunu düşmeyi unutmadılar. Aylin bu işlevi yaparken, Yusuf'un kuzeni olarak yanında olduğu için şüphe edilmiyordu. Sinem ayrı ayrı mekanlarda her bir kızı yüreklendirip, gerçekçiliğine inandırırken çok eğleniyordu. Bir saat sonra Yusuf'un telefonuna olur olmaz kızlardan mesaj gitmeye başlayınca, önemsemeyerek telefonunu sessize alıp sınıfına girdi. Sinem, Yusuf'un durumunu kontrol etmek adına, "Bahçedeyim, karam istiyorum." Şeklinde mesaj yazarak yolladı. Aslında bahçede değil, son derse girmek için sınıfındaydı. Sınıflarının camından gözüken bahçeye bakarken, nadiren taktığı gözlüğünü takarak, suratına hakim olan muzip ifadeyi saklamadı. Sinem, pür dikkat bahçeyi dikizlerken arkasında oluşan hareketlenmeyle, başını çevirip baktığında Hamza yanına gelip sırasına oturdu. Sinem ellerini yumruk yaparak sabah ki öfkesine bürünerek, dişlerinin arasından tıslarcasına konuşuyordu. "Seni boğmam için ayağıma gelmen ne kadar hoş, Hamza!" Hamza ablasını umursamadan çantasına uzandığında, Sinem'in gazabına uğraması an meselesiydi. Hamza'nın ellerinin arasından çantasını çekerek çemkirdi. "Uzak dur eşyalarımdan!" "Sinem azıcık anla halimden, Tuğba'yla konuşabilmek için ucumu yedim. Ama onunda ucu yokmuş." Sinem Hamza'nın dibine girip işaret parmağını omuzuna bastırarak yanıtladı. "Tuğba'yı bahane etmene gerek yok Tosun paşa, sen izin versem beni de yersin. Hem emeline kavuşup konuşmuşsun, senin gibi Tosun Prensesle!" Sınıfa öğrenciler girmeye başlayınca, Hamza Sinem'e bir kaç laf geveleyip arkasını dönüp uzaklaştı. Ablası da hiç Aşktan anlamıyordu! Ders vaktine beş dakika kala, Yusuf konuşurken kendini anlatabildiği tek kişiyi aramak için telefonunu cebinden çıkarttı. Ekranı kaydırıp bildirimleri gördüğünde, gelen mesaj sayılarına şaşkınlıkla baktı. 15 ayrı numaradan 539 mesaj, 57 cevapsız çağrı... Kızılından sarışınına, esmerinden kumralına. Ne ararsan var hesabı olmuştu bildirim çubuğu, bunların tek müsebbibi elbette Sinem'den başkası değildi. Kendi sınıfına giderken, vazgeçerek adımlarını Sinem'in sınıfına çevirdi. Kapıda Hamza'yı görünce, Sinem'in içeride olduğuna emin oldu. Kapıdan içeriye girdiğinde Sinem'in nerde oturduğunu bilmediği için, gözleriyle sıraları tararken gök gürültüsü gibi bir sesle bağırdı. "Sinem!" Sinem, yanındaki Aylin'e göz ucuyla bakarken, korkuyla göz bebeklerinin büyümüş olduğunu fark etti. Kendine özgün rahat tavrından ödün vermeden, oturduğu sırasından kalkarak "Efendim Yusuf" diyerek, kapının girişinde gözleri alev saçan Yusuf'a yaklaştı. "Karam istemiştim nerede?" Yusuf, tek eliyle Sinem'in kolunu kavrayıp kendine yaklaştırırken, elindeki titremesi saniye durmayan telefonu yüzüne yaklaştırıp kısık bir sesle sorarak, öfkesini dizginlemeye çalıştı. "Bu ne Sinem?!" Sinem, Yusuf'un kolundaki elinin üzerine elini koyarak, aralarında ki mesafeyi açıp hayret içeren bir ifadeyle gözlerine baktı. "Senin hayranlarının listesini mi tutmamı istiyorsun, bay yürüyen Ego?" Yusuf, gözlerini kısarak başını Sinem'e doğru eğdiğinde, sınıfta ki şaşkın bakışlar fısıltılar ayyuka çıkmak üzereydi. Yusuf Sinem'e bir şeyler söyleyeceği esnada, sınıfa giren öğretmeni fark etmesiyle, tehditkar bakışlarını Sinem'e atarak çıktı. Son ders Sinem için fazla sıkıcı geçse de, okul çıkışı olacakları düşündükçe keyfi yerine geliyordu. Hem sevmediği tonla ödevi Yusuf'a kakalayarak hafta sonu arkadaşlarıyla gezecekti. Dersler sona erdikten sonra Aylin'e bu işle alakalı bir şey söylememesi için sıkıca tembihleyerek, merdivenlerde karşılaştığı Ezgi'yle birlikte bahçeye inerken gözleri bir andan Yusuf'u arıyordu. "Üçüzüm?" "Söyle üçüzlerin en ponçiği?" Ezgi Sinem'e yan bir bakış atarken, elindeki pet şişenin kapağını açarak bir kaç yudum su içti. "Annem bugün bizi alması için, Mert abiyi yollayacakmış." Sinem, kaşlarını çatarak oldukları yerde Ezgi'ye döndü. "Bana sakın doğum günümüzde burada olmayacağını söyleme Ezgi." Bahçenin ortasında onlara katılan Hamza, konuşmaya ortak olurken oda bu durumdan rahatsız olduğunu ifade etti. "Sanırım konu Annem." Sinem, ellerini saçlarının arasına geçirip geri iterken, iki gün sonrası için hayal ettiği şeyler canını sıkmaya başlamıştı. "Annem bu sefer nereye gidecek peki, onu biliyor musunuz?" Sinem'in sorusuna olumsuz cevap verirlerken, onlarında canı bu konudan dolayı sıkkındı. Yaren hanım, işi dolayısıyla tek gecelik yurt dışı seyahatleri yapar, olmadık zamanda ortalardan kaybolurdu. Kendisi zamanın hatrı sayılır MİT ajanlarındandı, ve teşkilatta ona ihtiyaç duyuyorlardı. Bu sefer üçüzlerin doğum gününe rast gelmesine onunda canı sıkkındı. Okula yolladığı şoförle onları eve gönderirken, kendisi başka bir ülkeye uçuyordu. Sinem, Yusuf'u görmeden okuldan ayrıldığı için, her an gelecek olan bir telefona karşı hazırlıklıydı. Ezgi'yle odalarına girdikten sonra pek bir iletişim kurmamışlardı, kıyafetlerini değiştirdikten sonra elinde telefonuyla mutfağa indi. Tahmin ettiği gibi Tosun Paşa kıyafetlerini değiştirmeden oturmuş, büyük bir hızla yemek yiyordu. Dolaptan soğuk bir bardak süt aldıktan sonra, çikolatalarla dolu olan dolabı açarak bir kaç paket bisküvi ve olmazsa olmaz Karamını aldı. Salona geçip koltuklardan birisine çöktüğünde, kapıdan gelen seslerle yardımcıları Aysel teyzenin sesini duydu. Bir kaç dakika sonra öğrendiği haberle suratı asılırken, aynı zamanda sevinç nidaları atıyordu. Annesi babasıyla birlikte yurt dışına gitmişti, ve bir haftalık zaman zarfında Eylül halası Ege eniştesiyle birlikte onlarla kalacaktı. Bu Yusuf'un da, onlarla kalacağı anlamına geliyordu ki, mükemmel bir şeydi. Akşam yemeğine kadar müsaadelerini isteyerek, odalarına çıktı. Sinem, tek başına uyuyamadığı için Ezgi'yle aynıydı odaları. Ve aynı zamanda çift kişilik tek bir yatakta kalıyorlardı, çünkü Sinem uyuyana kadar Ezgi'nin saçıyla oynuyordu. Ve Ezgi uysal bir kız olduğu için, saçımın bir tutamını ablasına verip, arkasını dönerek uyuyordu geceleri. Uyku problemi çeken bir kız olmadığı için, Sinem onu etkilemiyordu. Odalarına girip camın önündeki puflardan mor olanına kendisini yerleştirerek, telefonunu eline aldı. Liste yaptığı kızların numarasını Aylin'den almıştı. Hepsini teker teker kaydedip, w******p gurubu açarak profil resmine Yusuf'un sivilceli bir fotoğrafını koydu. Yaptığı her şeye kahkaha atarken, guruba eklenen kızlara tek bir not yazdı. "Birazdan Yusuf'u guruba ekleyeceğim, onu etkileyen bir kaç kelime kullanmanızı öneririm. Kendisi lakap takılmasından çok hoşlanır." Telefonu elinde guruba gelen mesajlara bakarken, kızların kendi arasında Yusuf için atışmalarına bile şahit oluyordu. Bir kaç dakika sonra Yusuf'u guruba ekleyerek, eğlenceyi izlemeye koyuldu. Yusuf'un kendisine özgün bir tavrı vardı, kızlardan hoşlanmıyor sevgili olaylarına mantıklı bakmıyordu. Ona göre boş yere baş ağartmaktansa, babası gibi sevdiği bir kadınla ömrünü birleştirmesi en doğru olanıydı. Hem böylece baş ağrıları çekmeyecek, trip yemeyecek, ve zamanı geldiğinde huzurlu bir yuvaya sahip olacaktı. Oldukları camianın içinde, eski sevgililerinden dolayı kavga eden çiftlere şahit olmuştu. Bu hiç hoş bir durum değildi. Annesinin aramasıyla okuldan sonra onu anlayan tek insanın yanına uğrayıp, kafa dağıttıktan sonra akşam yemeği için Dayısının evine gelmişti. Telefonuna gelen bildirimler iyice canını sıkmaya başladığında, eline alarak kapatmak istedi. Kendi adına açılan gurubu görünce, merakına yenik düşerek üzerine tıkladı. Bir sürü yabancı numaranın olduğu guruba baktığında, başlarında lakap sonunda ise kendi adı olan bir sürü cümleyle karşı karşıya kaldı. Yakışıklı Yusuf Güzel gülüşlü Yusuf Yeşil gözlü Yusuf O hırsla evin kapısını çalıp açılmasını beklerken, Sinem'i aradı. İlk çalışta açılan telefonun karşıdan bir ses gelmesini beklemeden, sesini alçak tutmaya çalışarak kızmaya başladı. "Sinem, ceza falan dinlemem, seni bir güzel pataklarım. Nasıl bulaştırdıysan o saçmalıkları aynen öyle üzerimden çekiyorsun." Salonun kapısının önünde durup başını merdivenlere çevirdiğinde, Sinem telefonu kapatarak yanından geçti. Yemek odasına gireceği esnada, arkasından ona seslenen Yusuf'a dönerek tehdit etti. "Sen onlara cevap vermezsen, ben az sonra Halamla sıkı bir muhabbet edeceğim." Yusuf sinirle ellerini yumruk yaparken, avucundaki telefondan gelen bildirim sesleri resmen onunla dalga geçer tondaydı. Telefonu eline alıp guruba girerek, kısa ve net bir cevap verdi. "Sizden hoşlanmıyorum, tipim değilsiniz." Yusuf guruptan çıkarak telefonu siyah kot pantolonun cebine koyarak, önünden geçti. Sinem oltaya gelen Yusuf'a kahkahalarla gülerken, Yusuf'un çıktığı guruba girerek kızların hayret nidalarına tek cümleyle cevap vererek guruptan ayrıldı. "Çünkü o bir gey!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD