Bölüm 22

2018 Words
Herkese merhaba arkadaşlarr ? Nasılsınız, umarım iyisinizdir? Neyse sizi çok tutmayayım bölüm sonunda açıklama yaptım zaten.? Keyifli okumalar ? "Ahaa kal geldi adama! Abi tepki versene!" Duyduğum sözlerle telefonu kapatıp masaya fırlattım. Ellerim buz tutmuştu ve yüzüm kızarmıştı. Sanki teklifi niye kabul ettiysem! Dün geceden sonra bir süre Toprak'ı görmek istemiyordum fakat aldığım karar tam tersiydi. Gergince yerimden kalkıp odada bir tur attım. Acaba arayıp vazgeçtiğimi mi söyleseydim? İşin gerçeği vazgeçmek de istemiyordum. Bir anlık gaza gelip kabul etmiştim ancak bunun Toprak haricinde bir sebebi vardı. Bu durumu daha fazla düşünmemeye çalışıp cantamı da alıp odamdan çıktım. Otoparktaki arabama ilerlerken etraftaki bakışları hissetmiştim ancak gözüme taktığım güneş gözlüğüne sığınarak dik bir şekilde arabama vardım. Tekrar çalan telefonumla bakışlarım ekranına gitti. Az önceki numarayı Özgür olarak kaydetmiştim ancak bu numara yabancıydı. "Efendim?" "Beren benim Kaya. Yola bugün çıkacağız hazırlanmanı söylemek istedim. Numaramı kaydedebilirsin." Ona onaylamadan önce aklıma takılan ayrıntıyla konuştum. "Bana adresi atmadın?" Soru sorar gibi çıkan sesime itiraz gecikmemişti. "Birlikte gideceğiz Beren! Sen hazırlan birkaç saat sonra alacağız seni." Omuzlarım düşerken karşı koyamadığım için kendimden nefret etmiştim. İçimdeki kıpırtılara anlam veremezken onu onayladım. Arabaya bağladığım telefonumdan Mine'yi aradım. Birkaç çalıştan sonra açılan telefonla sakin olmaya çalışarak konuştum. "Bana neden hala sonuçlar gelmedi?" Mine bizim çiftlikte annemlerin hem yardımcısı hem de arkadaşı olan Selma teyzenin kızıydı. Selma teyzenin eşi bahçeyle ve hayvanlarla ilgilenirken oğulları Seyit bizim şoförlüğümüzü yapıyordu. Mine ise hem annesine yardım edip hem de iki yıllık okuduğu sağlık bölümü nedeniyle annemlerin ilaçlarını düzenli kullanmalarına yardımcı olup bana bildiriyordu. Aramızdaki bu anlaşmayı kimse bilmezken her ay girdikleri check-up sonuçlarını bana göndermemişti. Sesi sıkıntılıydı. "Babanızın canı sıkkındı. Ben hatırlattım ancak gitmek istemediklerini söylediler. O yüzden gönderemedim." Derin bir soluk çektim. Sanırım annem benim durumumdan bahsetmişti. Tavizsiz bir şekilde konuştum. "O sonuçlar en geç yarın bana ulaşmış olacak Mine." Telefonu suratına kapatıp sakin kalmaya çalıştım. Neden kimse işini doğru dürüst yapmıyordu ki?! Arabaya çalıştırıp yola çıktığımda ne yapacağımı düşünmeye başlamıştım. Başka birinin aracıyla başka birinin yazlığına gidecektim. Bu başka biri ne kadar sevgilim olsa bile birinin himayesi altına girmek gibiydi. Kaşlarım çatılırken sakin kalmaya çalıştım. Eve vardığımda mama yiyen iki hayvan da yanıma gelmemişti. Artık beni kapıda karşılamayan Patron sanki benden kurtulduğu için mutlu gibiydi. Gülümsedim. En azından onun beni koşulsuz şartsız sevdiğini sanıyordum. Anlaşılan o da beni sevmiyor yalnızca bana katlanıyordu. Kafasını mama kabından kaldırınca beni gören Patron ile onları rahatsız etmeden üst kata çıktım. Küçük bir valizin içine gerekli olabilecek şeyleri koyarken belirsizliğe gittiğimin farkındaydım. Ben ne yapıyordum böyle? Elimdeki pantolonu bırakıp yatağa oturdum. Geceden beri uykusuzdum ve ne kadar alışık olsam da sanırım aldığım kararı etkilemişti. Yine Toprak'a teslim mi oluyordum? Dün geceki aptallığı bir daha tekrarlamayacaktım! Valizime koyduğum kişisel bakım eşyalarımla birlikte artık hazırdım. Üzerimi değiştirip aşağı indim. Koltuğa oturup beklemeye başladım. İçimdeki hislere anlam veremiyordum. Bir yandan da kendime acıyordum. Birileri ilk defa beni yanında istemişti. Gelmem için ısrar etmişlerdi. Beni sevmeselerde beni görmeleri bile mutlu ediyordu. Yanıma doğru gelen Patron sanki ne düşündüğümü anlamış gibiydi. Bacaklarıma sürtünmesiyle elimi başında gezdirdim. "Merak etme oğlum. Annen alışık değer görmemeye. Hayatında hiçbir şey değişmeyecek." Bir süre koltukta bekledim. Gelen olmayınca aramak aklıma geldi ancak kimseyi sık boğaz etmek istemiyordum. Tam elimdeki telefondan Kaya'yı arayıp son dakika işimin çıktığını söyleyip vazgeçecekken kapı zili çalmıştı. Sakin adımlarla yerimden kalkıp kapıya ulaştığımda derin bir nefes alıp kapıyı açtım. Karşımda güler yüzüyle iki yakışıklı erkek beklerken içten içe suratım asılmıştı. Toprak neden gelmemişti? Suratımın asıldığını gören Kaya dayanamayıp konuşmuştu. "Beni gördüğüne sevinmedin galiba?" Hızlıca suratımı toparlayıp içten içe kendime gıcık olurken konuşacaktım ki Özgür konuştu. "Seni gördüğüne sevinmemiş olabilir ama beni gördüğüne kesinlikle sevindin değil mi yenge?" Gülerek cevaplarken nasıl bu kadar pozitif olduklarını sorguluyordum. "İkinizi de gördüğüme sevindim beyler." Yanağımdan makas alan Kaya ile şaşkınca ona bakakaldım. Yanağımdan makas mı almıştı? Şaşkınca baktığımı görünce omuz silkip konuştu. "Ne yapayım çok tatlı görünüyordun." Sözleriyle birlikte gözlerimi kaçırdım. Ben tatlı mıydım? Yazık Kaya'ya ya, gözler baya bozuk! Sıkıntıyla nefes alıp içeriden gelen köpeklere baktım. Patron'un havlaması yankılanırken Müdür Kaya'ya sırnaşmıştı. "Hadi artık gidelim. Yeterince geç kaldık zaten." Özgür'ün konuşmasıyla Kaya da Müdür'ü rahat bırakırken valizimi sormuştu. İçeriden aldığı bavulum ile evden çıkarken köpeklerin tasmasını takıp evi kilitleyerek Özgür'ün olduğunu düşündüğüm arabaya yerleştik. Üzerime giydiğim elbise sayesinde açıkta kalan bacaklarım klimanın etkisiyle üşürken kucağımda kafasını karnıma yaslayıp uyuklamaya başlamış Patron ile karnım sıcacıktı. Onun sevgisi de öyleydi. Benim soğukluğumun aksine Patron hep sıcaktı. Müdür de koltuğa uzanıp Patron'dan fırsat bulduğu kadarıyla kafasını bacağıma koyup uyurken yolculuğumuz başlamıştı. Bir süre sessizlik içinde geçerken ellerim köpeklerin başını okşuyordu. Sessizliği bozan Kaya olmuştu. "İnşallah abim alışveriş yapmıştır." Özgür de ona karşılık verirken sessizliğimi korudum. "Tutturdu hazırlık yapacağım diye almıştır herhalde bir şeyler. Cihan da ekti bizi zaten. Ozan'ın da aşk acısını dinleyeceğiz kaç gün. İyiki geldin Beren. Valla kurtardın bizi." Ona bir gülümseme sunarken her yolculukta olduğu gibi uyku bastırmıştı. Hem uykusuzluğum hemde üzerimdeki sıcaklıklarla birlikte uykuya dalarken Kaya ile Özgür kendi aralarında bir şeyler konuşuyordu. Bana oldukça kısa gelen bir süreden sonra durduğumuzu fark etmiştim. Gözlerim birazcık açılırken petrolde olduğumuzu görerek geri kapatmıştım. Doğru dürüst tanımadığın insanların arabasında uyuyorsun farkında mısın! Kız karlı dağdan serin çıktı be! Evde köpek beslediklerine ve hayvanın sağlığının gayet yerinde olmasına bakılırsa Patron'a zarar vermezlerdi. Durumlarının iyi oluşuna bakarsak hırsızlık da yapmazlardı. İçimden kendi kendime omuz silktim. En fazla öldürürlerdi. O da işime gelirdi. Kendi içimde yaptığım kısa çaplı sohbet ile Kaya'nın fısıltısını duyar gibi oldum. "Ulan abi beni düşürdüğün durumlara bak! Sanki elinde hiç yok uyurken fotoğrafı! " Ona karşılık gelen Özgür'ün sesi ile neyden bahsettiklerini anlamamıştım. "Şşt kızı uyandıracaksın şimdi. Alt tarafı bir fotoğraf çekeceksin be amma nazlandın!" Ona yanıt gecikmezken sesi isyan doluydu. "Kolaysa sen çek lan. Bu kaçıncı fotoğraf haberin var mı senin! Yok yüzü net değilmiş yok boynu tutulur öyle yatmasın-" Bir anda kesilen ses ile birlikte artık gözlerimi açmam gerekirken uyku mahmuru bir halde uyandım. "Geldik mi?" "Daha var. Petroldeyiz. Uyu istersen." Kafamı iki yana sallayarak Özgür'ü cevaplarken boynumun ağrımasıyla sızlandım. "Ah boynum tutulmuş ya,uyumayacağım." Kucağımda kıpırdanan Patron ile hızlıca kapıyı açıp iki köpekle aşağı inerken görevli adamın şaşkın bakışlarına aldırmadan ilerledim. Tuvalet eğitimi olsa bile herkesin olduğu gibi Patron'un da bir dayanma sınırı vardı. Neyseki o sınırı aşmadan iki köpekte tuvaletini yapmıştı. Tekrar arabaya yerleştiğimizde gelen uykuma direnmeye çalışmadan boynumun biraz daha ağrıyacağını bile bile uykuya daldım. .... Birkaç fısıldaşma, bacaklarıma değen soğuk hava, üzerimden alınan ağırlıklar,Patron'a ait olduğunu bildiğim havlamalar, birkaç küfürden sonra uçuyormuş gibi hissetmem ve ardından hem düşme korkusuyla hemde üşüme hissiyle tutunduğum sıcak bir şey... Tekrar karanlığa gömülürken bana çok kısa gelen bir sürenin ardından yavaşça gözlerimi açmıştım. Üstelik bir yatakta... Kime ait olduğunu bilmediğim bir yatakta... Patron? Patron neredeydi? Gözlerim yatağın üzerini tararken gördüğüm yatağın köşesinde uyuyan Patron ile derin bir nefes bıraktım. O iyiyse sorun yoktu. Odaya anlamaya çalışırken gördüğüm şeyle yerimden sıçradım. "Korkuttum mu?" Sinirli bakışlarımı duvara yaslanmış sessizce beni izleyen Toprak'a çevirdim. "Yok ya, her gün farklı bir odada farklı bir yatakta ayrıca farklı bir yastıkta birileri beni sessizce izlerken uyanıyorum. Sorun yok yani." Alayla kurduğum cümle çok mu iddialı olmuştu? Adama resmen işin gücün yok uyurken beni izliyorsun dedin. Bu nasıl bir egodur böyle! "Seni izlemiyordum. Uyandırmaya gelmiştim sadece. Kendi kendine uyanınca da seslenirsem korkarsın diye beni fark etmeni bekledim." Farklı anlamlar barındırdığına emin olduğum ancak anlamını çözemediğim bir sesle konuşan Toprak ile yataktan kalktım. Rezil olmuştum işte! Tablo falan mıyım sanki beni izlesin adam! Tablo izlemek ne ya çok sıkıcı! "Uyandığına göre aşağıda bekliyoruz seni, sipariş verecektik." Onu kafa sallayarak onaylarken aklıma düşen görüntüyle bakışlarımı ellerime çevirdim. Öpüşmemize az kalmıştı. Aklıma gelen şeyle midem bulanırken hızlıca lavabo olduğunu düşündüğüm yere girdim. Daha önce film sahnelerinde denk geldiğim öpüşmeler gözümün önüne gelirken kusmaya başladım. Böyleydim işte. Ne gördüğüm kanlar ne de kopan kol bacak midemi bulandırmazken hassas midem bazı şeylerde çok çabuk bulanıyordu. Elimi yüzümü yıkayıp kırışmış elbisemi eşofman takımıyla değiştirip sesime uyanmış olan oğlumla aşağı inmek için odadan çıktık. Beni odaya da Toprak taşımış olmalıydı çünkü çıktığım oda da tahminimce ona aitti. Sürekli bir şekilde onun kucağında olmam beni sinir ederken merdivenlerden inip sesleri takip ederek salona girdim. "Selam." "Sana da selam uykucu güzeli." Kaya'ya ufak bir gülümseme sunup boş bir koltuğa yerleşirken Patron evi yadırgadığı için kucağıma çıkmak istemişti. Patron'u kucağıma yerleştirip konuştum. "Kusura bakmayın. Dün gece hastanede işlerim olunca gece uyuyamadım." "Bakma sen Kaya'ya. Boş boş konuşur işte. Uykun varsa uyumaya devam etseydin garip kız." Ozan'ın elindeki kupa bardağı ile odaya girmesiyle odada sadece Özgür eksik kalmıştı. "Düzgün konuşsana sende Beren'le." Kaya'nın Ozan'a çıkışmasıyla elindeki telefondan bakışlarını bir an olsun ayırmayan Toprak ikisine de ters bir bakış atmıştı. "Ne yiyeceğiz şimdi?" Kaya'nın sorduğu soruyla bakışlar Toprak'a kayınca oturduğu yerden kalkıp telefonunu cebine koydu. "Evde hiçbir şey yok. Markete gitmek lazım." Sipariş vermekten vazgeçtiğini alenen belli eden Toprak ile içeri giren Özgür konuştu. "Mankeniniz de geldi. Ne yiyoruz?" İçeri saçma bir giriş yapmasıyla göz deviren Toprak yanıma doğru geliyordu. "Biz alışveriş yapıp gelelim. Yeriz bir şeyler." Koltuğa rahatça yerleşmiştim ve aç hissetmiyordum. Gitmesem olmaz mıydı? Sen şuna arabada aynı vaziyette Toprak'la yalnız kalmak istemiyorum deme de Koltuğa rahatça yerleştim de! Neyseki benim dememe kalmadan Ozan konuşmuştu. "Kardeşim tek gitsene kızı niye sürüklüyorsun peşinden?" Kaşlarını çatan Toprak tersçe konuşmuştu. "Sevgilim değil mi? Belki yalnız vakit geçirmek istiyoruz!" Tersçe Toprak'a bakan Ozan ile ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. "Sevgilimden ayrıldım ya sok gözüme gözüme." Alıngan bir şekilde sözlerini bitiren Ozan ile Toprak derin bir nefes aldı. "Barışacağınızı hepimiz biliyoruz." Omuz silkmekle yetinen Ozan sessiz kalmıştı. Sanırım bu bir çeşit kabullenmeydi. "Hadi Beren." "Ozan haklı. Gelmesem daha iyi. Baksana ne kadar üzüldü çocuk." Ozan'ın mağrur bakışları bana çevrilip gizlice göz kırpmasıyla gülmemeye çalıştım. Yanımda ayakta duran Toprak üzerime biraz eğilip sesini alçalttı. "Bunun anlamı burada kaldığımız sürece kendim alırım demeden senin aldıklarına sesimi çıkarmayacağım mı? Bu kadar çabuk pes etmeni beklemiyordum ama hoşuma gitti." Kaşlarım çatılırken Patron'u bıraktığım gibi ayaklandım. "Ozan bu durumla başa çıkabilecek yaşta. Sevgilimle vakit geçirmem gerek dimi ama? Bunu kaldırabilirsin Ozan." Hızlıca söylediğim sözlerle odamda bıraktığım çantama koşarken bağırdım. "Hemen geliyoruum" Arkamdan gelen gülme sesleriyle içim bir tuhaf olurken aldırış etmeden merdivenlere yöneldim. ... Birlikte arabaya binip yola çıkalı bir süre olmuştu ki Toprak konuştu. "Beren seninle konuşmamız gerekiyor. Dün gece ile ilgili. Ben asl-" Çalan telefonumla susarken derin bir nefes aldığını duymuştum. "Efendim Onur?" ...... Onur'la uzun uzadıya konuşup yolu bitirirken markete girmiştik. Daha fazla uzatmanın anlamı olmayacağından telefonu kapatmıştım ancak Toprak'ın bakışları ile gözlerimi kaçırdım. Resmen adam gözleriyle 'biraz daha konuşsaydın' dedi ya! Rafların arasında gezerken gördüğüm makarna ile iki paket makarnayı Toprak'ın sürdüğü market arabasına atarken Toprak'ın çoktan bir şeyler koymuş olduğunu gördüm. "Tavuk mu alalım et mi ?" Toprak'ın bana yönelttiği soruyla cevaplamama kalmadan ustaya döndü. "En iyisi ikisinden de almak." Sessizliğimi koruyarak gördüğüm garnitür kavanozundan iki tane alıp arabaya koydum. İleride görünen danoneler bana göz kırparken bakışlarımı çekmeye çalıştım. Kaçamak bakışlarla danoneleri süzerken canım acayip çekmişti. Yine de kimseden durduk yere sakız gibi uzayacak 'çocuk musun'lafları işitmek istemiyordum. Ancak Toprak neye baktığımı anlamış gibi kolumdan tutup beni sürüklerken konuşmuştu. "Gel hadi şunlardan da alalım. Canım istedi." Dört- beş tane aldığı altılı paketler ile durdurdum onu. "Bu kadarı yeter bence." Bir süre yüzümü incelemiş sonra sonrada ilerlemeye devam etmiştik. Kasada çıkan ufak çaplı tartışmadan galip çıkarken Toprak'a ters bir bakış atmıştım. Ödenecek tutarın yalnızca beşte birini ödeyecektim. Adil olanı daha az ödemem olduğunu söyleyen Toprak çoğunlukla aldığı poşetlerle çıkmıştı marketten. Bagaja yerleştirdikten sonra arabaya yerleşmiştik. Yola çıktığımızda bir süre sessizlik olmuştu ancak Toprak'ın arabayı sağa çekmesiyle durmuştuk. "Neden durduk?" Kapıları da kilitleyen Toprak telefonunu çıkarmış ve bir şeyler yaptıktan sonra telefonumu istemişti. "Ne oluyor Toprak? Söyleyecek misin artık?" "Konuşacağız ve bu kez birisi bölmesin istiyorum. Şimdi telefonunu sessize alır mısın?" Kafamı iki yana sallarken gerilmemeye çalıştım. "Ben bir doktorum. Her saniye ulaşılabilir olmam gerekiyor." "Şuan izinlisin ve buna değmez mi?" Bahsettiği 'bu' da neydi? Tabiki anladın Beren. Aranızdaki ilişkiyi kastediyor. Sessizliğimi koruyup bir şey demedim. "Pekala sorun değil. Sana dün geceyi açıklamak istiyorum." Gözlerimi gözlerine dikip konuştum. "Açıklayacağın bir şey yok. Anladım yeterince." "Na-Nasıl yani? S-Sen biliyor musun?' Arkama yaslanıp göz temasımızı bozdum. "Her şeyi biliyorum." Herkese selam olsun? Bölümü nasıl buldunuz? Toprak'ın bahsedeceği ve Beren'in bildiği sizce nedir? Toprak hakkında düşünceleriniz nedir? Bi süre bölüm gelmeyecek. Lütfen anlayışla karşılayın beni. Ancak bir sürprizim olabilir bu aralar yine de söz vermeyeyim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD