Bölüm 18

1282 Words
Kulübe geldiğimizde açıkçası güzel bir giriş yeri hayal etmiştim ancak bir arka sokağı andırıyordu. Arabayı park eden Toprak ile ona baktım. "Nereye geldik böyle?" Onun da bakışları bana dönerken konuştu. "Giriş kalabalıktır şimdi. Arka kapıdan gireceğiz." 'Tamam' dercesine kafa sallayıp kapıyı açacakken kolumdan tutuldum. Sorarcasına Toprak'a döndüğümde karanlıktan dolayı pek seçemiyordum. "Yol hem karanlık hem de bozuk. Ayağındakilerle yürüyemezsin." "Ne yapmamı önerirsiniz? Çıplak ayakla mı yürüyeyim?" "Ya da daha iyisi..." Diyen Toprak kapısını açıp inmişken beni burada bırakma kararı almış gibiydi. Ta ki kapım açılana kadar... "Ne yapıyorsun?" Diyemeden dizlerimin altından ve sırtımdan saran kollarla sustum. Beni kucağına aldığı gibi kapıyı ittirip kapatan Toprak arabayı kilitleyip ilerlemeye başlamıştı. "Gerçekten mi?" Kucağında ilerlerken sorduğum soruyla bana kısa bir bakış atıp cevapsız bırakmıştı. Bir erkeğin kucağına habersizce alındığım maalesef ki kalbim yüzünden unutulmuştu. Mümkün olduğunca az temas etmeye çalışırken kollarımı kucağıma koydum. Kollarının gevşemesiyle düşeceğimi sanıp ani hareketle kollarımı boynuna sararken ağzımdan kaçan korku dolu sese karşı gelememiştim. Kollarımı boynuna sımsıkı sarıp bir dahaki düşmeye karşı kendimce önlem alırken Toprak'ın güldüğünü duymuştum. "Artık ödeştik bence. Hadi bırak beni." Güzel kokusunu boynundan alırken söylediklerimin aksine boynuna biraz daha sarıldım. "Hâlâ ödeşmedik. Sinan'ı kolayca unutmayacağım. Ayrıca beni boğarak öldürmeyi hedefliyorsan doğru yoldasın." Rahatsız oluyor Beren. Kimseye sarılmazken ona ikinci kez sarılıyorsun. Ama o hoşlanmıyor! İnsanları rahatsız etme! "Pardon. Düşeceğim sandım da." Kollarımı boynundan çekip tekrar kucağıma bıraktım. Kucağına aldığımdan beri hissettiğim hızlı kalp atışlarına daha fazla kayıtsız kalamazken kaşlarım çatıldı. "Kalbin çok hızlı atıyor. Kontrolden geçmelisin. Ayrıca indir artık beni." Kaşları çatılan Toprak ile yanlış bir şey diyip demediğimi düşündüm. Ayaklarımı sallamama sessiz kalmayıp beni yere bırakmıştı. Zaten gelmiş olduğumuz kapıdan içeri geçerken sinirli gibiydi. Önden ilerlerken adımları hızlıydı. Ona yetişmeye çalışırken bir anda durup bana döndü. "Sence sebebi kalp çarpıntısı mı?" Kaşları çatık bir şekilde tıslarcasına sorduğu soruyla konuştum. "Taşikardi veya aritmi durumu denir. Fazla kafein tüketmiş olabilirsin. Yağlanma durumun olsa beni taşıdığın için olduğunu söyleyebilirdim ancak o da değil. Koşmadığına veya heyecanlanmadığına göre geriye tek bir sebep kalıyor. Stresli misin?" Ben ondan cevap beklerken durup beni ve yüzümü izledi bir süre. Siniri yavaşça sönerken bakışları farklıydı. Kafasını hayır anlamında sallayıp 'hadi gidelim.' Diyerekten tekrar ilerlemeye başlamıştı. Ancak yine de restorandaki hali kalmamıştı. Durgun görünüyordu. Mutsuz mu etmiştim? Hiç şaşırmadım! Hayatındaki herkese yaptığın şey mutsuz etmek! Kolundan tutup durdurdum onu. Yine de bana dönmezken önüne geçtim. " Yarın EKG çektirelim." "Hayır gerek yok. Ben nedenin ne olduğunu biliyorum. Gayet de mutluyum." Aklımı mı okumuştu o? Yoksa hastalığından mı mutluydu? Hayır dediyse diretmeyecektim. Ona uyup sessizce ilerlerken belime kolunu sarıp başka bir tarafa yönlendirdi. "Bu taraftan." Müziğin geldiği yönün tersine yönelip dar ışıklı bir yolda ilerledik. Müziğin sesi azalmışken önümüze çıkan merdivenleri de çıkıp karşımızda duran kapılardan sağdakini açıp içeri geçmemi işaret etti. Müziğin sesi artmışken insan sayısını daha fazla beklediğim bir gerçekti. Birlikte ilerleyip erkeklerin bizi beklediği locaya vardığımızda selam verdik. Yüksek sesten dolayı duyulmazken yan yana oturduk. Dans eden insanları izlerken Toprak kulağıma yaklaşmıştı. "Bir şeyler alacağım. Ne istersin?" Dudağımı dişlerimin arasına alıp sertçe ısırdım. Açıkçası ne isteyeceğimi bilmiyordum. Hafif bir şeyler istiyordum. Mümkünse sarhoş olmadan geceyi bitirmek istiyordum! Imm belki viski? Ağır değil mi o? O zaman bira? Bira göbeği diye bir şey vardı! Pekii şarap? Onun bardağı bile şık! Buraya uymaz! Pekala, ah cin tonik diye bir şey duymuştum? Tövbe cinli minli boşver onu kızım! İçimdeki hesaplaşma bittiğinde Toprak'a baktım. Isırdığım dudaklarıma mı bakıyordu o? Gözleri yakından çok güzeldi! Daha iyi görebilmek için ona iyice döndüğümde burunlarımız birbirine sürtmüştü. İçerinin ışıklı havasına rağmen gözlerindeki parıltıyı fark etmiştim. Burnu yanağıma sürterken derin bir nefes aldığını hissetmiştim. Yutkunup dudaklarımı serbest bıraktım. Tehlikeli bölgedeydik ve bir an önce ayrılmamız gerekiyordu! Kulağına eğilip cevapladım onu. "Sen seç." Tekrar gözlerine baktığımda yavaşça uzaklaştı benden. Yutkunduğunu fark etmiştim. Yanımdan kalkıp giderken yanımda oturan Ozan'ın sesini duydum. "Yanımda aptal aşıklar gibi davranmayın! Sevgilimden ayrıldım!" Ona yandan bir bakış atıp arkama yaslandım. "Sen ayrıldın sanıyordum." Yemekte söylediği cümleye atıfta bulunarak yanıtlamıştım onu. Yüzünde kırık bir tebessüm oluşurken "Evet ben ayrıldım!" Demişti. Bakışları bardakta iken düşündüğü belliydi. "Neden ayrıldın, diye sormayacak mısın?" Omuz silkip cevapladım. "Anlatmak istersen dinlerim, anlat diye zorlamam." Hayretle bana dönünce sorarcasına baktım. "Merak etmiyor musun?" 'Bu muydu?' Diyerekten göz devirip konuştum. "Hayır. Merak etmem ben." "Ama nasıl? Kızlar doğası gereği meraklıdır!" "Ben de böyleyim işte." "Anlatmıyorum o zaman!" Omuz silkip dans eden insanlara baktım. Bayağı içkili görünüyorlardı. "Anlatma!" Yanıma oturan Kaya alınmış gibi görünüyordu. "Beni Ozan'a mı değiştin Beren?" "Ne alakası var? Oturuyoruz öyle!" "Oha bu kez de erkek atasözü kullandın!" Ozan'ın irileşen gözleri birazdan 'sen erkeksin' diyecek gibiydi. "Beren'de böyle işte. İyiki de böyle!" Kaya'nın kıskanç tavrından sonra kolunu omzuma dolamıştı. Bu kadar kısa sürede bu kadar yakın davranmayı nasıl başarıyordu? Ama çok tatlı! Tam yanaklarını sıkmalık! Kolunun altındayken Toprak'ı fark ettim. Bar koltuğuna oturmuş bir kızla konuşuyordu. Arkadaşlarının yanında bile mi? Oyun oynuyor olmamız benim yanımda beni aldatabileceği anlamına gelmiyordu! Oturduğum yerden kalkıp onlara doğru ilerlerken içimi saran öfkeyi hissediyordum. "Sevgilim Ozan seni merak etti. Nerede kaldın?" Duyurmaya çalışma bahanesiyle bağırırken rahatladığımı hissettim. Bağırmak güzel şeydi! "Ah pardon, bölmedim değil mi? Ben Beren,Toprak'ın sevgilisi." Esmer kıza uzattığım elimi sevecenlikle tutmasıyla rahatlamaya çalıştım. Bar taburesinde oturan Toprak elini belime sarıp beni kendine çekti. "Asya,Toprak'ın setten arkadaşıyım. Karşılaşınca selam vermek istedim. Tanıştığıma memnun oldum Beren." Güzelce gülümseyip elimi sıkarken sempatik tavırlar sergiliyordu. "Ben gideyim artık. Arkadaşlar bekliyor. Görüşürüz." Kız yanımızdan ayrılınca bar taburesine geçip Toprak'tan kurtuldum. Kolları dövmeli barmen gülümseyince bende ona gülümsedim. Barmene sert bir bakış atan Toprak önündeki bardağı barmene itmişti. "Aynısından bana da lütfen!" Toprak umarım sert bir şey içmiyorsundur! "O sana ağır gelir. Kokteyl alalım sana." Pardon çocuk muyuz biz? Kokteyl falan! İstersen meyve suyu al! İç sesim neyin gazına gelmişti bilmiyorum ama beni de ikna etmişti. "Bir şey olmaz." Alayla bakan Toprak sarhoş olacağımdan emin gibiydi. Önüme uzatılan bardaktaki az miktardaki sarı sıvı ile Toprak'ın bardağına kaydı bakışlarım. Sakince yudumladıktan sonra bana bakmaya başlayan Toprak'la önüme dönüp bardağı dudaklarıma yaklaştırdım. Berbat kokusu anında içime dolarken yüzümü buruşturmamak için öyle uğraştım ki! Tek seferde bitir şu lanet şeyi! Zaten bir yudumdan sonra kusma isteğimi bastırmaya çalışacağımdan tek seferde içmek mantıklıydı. Kafama dikip fondip yaparken acı tadı ve iğrenç kokusuyla yüzüm buruşmuştu. "Ne yapıyorsun!" Toprak'ın bardağıma uzanmasıyla ona verip iğrenç tadı hazmetmeye çalıştım. "Güzelmiş." Kesin inandılar! Alayla bana bakarken gülmemeye çalışıyordu. Diğerlerinin de bize katılmasıyla içkiler yenilenirken önüme az öncekinin konulmasıyla kafamı çevirdim. Kusma isteğimi bastırmaya çalışırken barmen de fark etmiş ve "Dikkatli ol. Gece uzun." Demişti. Toprak cebinden çıkardığı telefonda bir şeyler yapmaya başlarken barmene cevap vermeden dans edenlere döndüm. "Yazlığa ne zaman geçeriz?" Özgür'ün Toprak'a sorduğu soruya Toprak omuz silkmişti. "Siz geçin belli olmaz benim gidişim." Alayla bakan Özgür, Ozan ve Cihan'a imalı bir bakış atıp yanıtlamıştı onu. "Onu biliyoruz zaten. Beren sen ne zaman gelebilirsin?" Midemi bastırmaya çalışırken yanıtladım onu. "Nereye?" "Her yıl hepimiz işlerimizi ayarlayıp yazlığa geçeriz. Gelenek haline geldi. Hiç eksiğimiz olmazdı." Toprak'a imalı bir bakış atıp bana dönmüştü tekrar. "Bu sene de olmasın diye uğraşıyoruz. Sende gelsene?" 5 erkekle bir yazlıkta vakit geçirmek mi? Ah almayayım lütfen. "Benim işlerimi ayarlamam pek mümkün değil. Teklifin için teşekkür ederim." Midemin ağzıma gelmesiyle konuştum. "Benim lavaboya gitmem gerek!" Aceleyle kalkıp lavaboya doğru ilerlerken arkamdan gelen sesleri müzik nedeniyle duymamıştım. Dar bir koridora girip lüks mekandaki lavaboyu ararken etraftaki aynadan fark ettiğim detay ile gözlerim kameraya çevrilmişti. Lavaboyu geçip biraz ilerisine gidecekken arkamdaki sarsak adımlı adamın elinin bana uzandığını fark etmiştim. Hızlı bir şekilde arkamı dönüp elbisemin izin verdiğince tekmemi arkamdaki sapık adamın göğsüne geçirdim. Ne olduğuna anlam veremezken kalçama uzanacak olan eli ani hareketimle havada kalmıştı. Kasıklarına geçirdiğim dizimle iki büklüm olurken konuştum. "O elini..." Tuttuğum elinin kemiklerine uyguladığım kuvvetle muhtemel çatlatmışken yere ittim onu. "KIRARIM!" Merhaba arkadaşlar Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bölümü nasıl buldunuz? Beren'in son davranışıyla alakalı ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi belirtirseniz çok sevinirim? Diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD