Eylül ayı geldi 1 Eylül bugün. En sevdiğim en mis kokulu dönemi Adana'nın. Emre ile sorunlar bir köşede duruyor hiç bir şekilde ilerleyemedik. Ben annemle paylaştım henüz babamla paylaşamadım utandım belirsizim; ama sanırım biliyor bazen telefonum çaldığında benden önce koşuyor ama eline almıyor ima ile bana bakıyor:). Bekliyor anlatmamı da ben ne anlatabileceğim ki, Emre ile ne zaman gelecek hayaline dalıp gitsem ağzım iki metre açık ikimiz de iki dakika geçmeden duygulanıyoruz, ikimiz de sessizleşiyoruz boğazımızda tıkanıyor. Bu arada iş güç olmuyor kamu mulakatları için Ankara'ya gidip gidip geliyorum, özellerle görüşüyorum yok kapatmış hepsi kapısını. Rızkın belli Merve'ciğim dedi annem sabret, hayrın neresi olduğunu Allah bilir!
Sosyal medyada şu dörtlüğü paylaştım;
Seni bulmaktan önce aramak isterim
Seni sevmekten önce anlamak isterim
Seni bir ömür boyu bitirmek değil de
Sana yeniden başlamak isterim...
Tam altıncı ayımız bugün Emre dünden bana mesaj attı dedi ki yarın yiğenim kayıt için sizin ordaki liseye gelecek, kız çocuğu tek başına yardımcı olabilir misin? Anlaştık sizi buluşturayım dedi evimize yakın bir otobüs durağında inecek onun cep telefonu yok küçük sabah 9 da tam orda olur musun? Olmam mı ilk defa benden bir şey istiyorsun.
ilk defa da ailesinden biriyle tanışacağım sevindim aslında çünkü Emre artık bir şeyleri aşmamız için yavaş yavaş harekete geçecek gibi hissediyorum. Altıma dar paça bir jean 4 cm lik spor ayakkabısı(164 oldum), üstüme beyaz tişört ve anneciğimin hediye ettiği pahalı parfümüm,hafif bir makyaj düz saçlarım omuzlarımda.
Sabah söylediği saatte ordayım durağın içerisinde bekliyorum gelen giden yok. Başımı sola çevirdim önüme döndüm o da nesi! Geri çevirdim Emre iki metre uzaklığımda güneş gözlüklerini de takmış bana gülümsüyor. Aklıma gelen tek şey koşup ona sarılmak oldu( yine sadece duygular bizi yönetiyor) koştum boynuna sarıldım ama o heyecanla tansiyonum düştü sanırım bilincim açık ama kollarımda takatım kalmadı ben yere doğru tam düşüyordum Emre tuttu beni durağa oturttu. Şımarığım iyi misin diyor ama gülüyor ben ağlamak istiyorum konuşmak istiyorum hiç birisi yok.
Emre çok sonradan o anı özetlerken şu cümleyi kurmuştu "Çakır rengi gözlerin, o gözleri hiç unutamadım, ilk gördüğüm andaki seni. Nerde renkli gözlü bir bebek görsem hep o an gelir aklıma."