Çıkıyorum artık bu şehirden, bıcır bıcır dört yılımı geçirdiğim üniversitemden mühendis olarak ayrılıyorum bidahaya da diplomamı almaya gelirim. Anılar bir valize sığmış elimde kocaman bir gelecek beni bekler açılın yollar, yapacak çok şey var!
Akşama doğru Adana'ya varınca rahatladım sıcak memleketim seviyorum seni. Dört yıl önce nasıl ağlamıştık annemle bu kapıdan ben çıkarken. Sonradan duamı hep şu şekilde değiştirdim " Allah'ım güzel ayrılıklar versin".
Bir güzel duşumu aldım üstüme pijamalarımı giydim saçlarımı tarakla açtım ıslak bıraktım. Korkuyorum pc mi açmaya kaçıyorum resmen ama ilk fırsatımda açtım direk sosyal medyaya girdim Emre online'dı. ben de durumumu online yaptım otuz saniye geçmedi belki direk kamera ile aradı beni. Kalbim ne kadar yüzsüzsün dur artık niye hiç tutarın kuralların yolun yok senin?
Hiç bakmadım yüzüne, bakarsam dayanamam biliyorum. Merve diye yazmaya başladı. Durmadan sıraladı "Hep aklımdasın deli dana gibiyim. Resimlerine açıp açıp bakıyorum." Gözlerim doldu ama belli etmek istemedim bakamadım hala, ne olacak ki sonunda ne yapacağız ailesi istemiyor beni neden ben bu muameleyi gördüm. Soluklandı devam etti "Biliyor musun Mustafa Yıldızdoğan saçların şarkısını? Hep o çaldı iki gündür. Hep çevrimdışı girdim sosyal medyaya bir şey paylaşıp paylaşmadığına bakıyordum; hatta sana mesaj atacaktım resimlerini sakın kaldırma diye atamadım." Hep vazgeçmiş, ben de kaç kere girdim baktım tabi söylemiyorum bunları. Kaldırdım dolmuş gözlerimle yüzüne baktım ışık var gibi yüzünde. Hissettimlerimi onunla tabiki de paylaşacak gücüm takatım hiç yok. Yazmayı bıraktı. Ne kadar da çok özlemişim, ah bırakıversem duygularımı şuracıkta üç günlük ömürde niye çok gördüler bize. Hep acabalarımla mı kalacağım hep beni bir gün bırakıp gidecek korkusuyla mı? ( Evet hep o korkuyla kaldım dört yıl süren beraberliğimizde). Bana soğudun mu benden dedi. Bilmiyorum şeklinde yanıtladım tabiki de benim hislerim çok belirgindi soğumadım ama o bilinmezlik duygusu içimdeki cıvıltıyı heyecanı da almış hevesimi götürmüş. "Merve aynı ne hissediyorsan o duygu bende de var ya silip attım ya da kanser gibi tüm vücudumu sararak ilerliyor" dedi. Ben soğumadım ama kalbimde yaşatacağım seni...
O an karşılıklı konuşan 22 ve 23 yaşındaki iki gencin yüzünde imalı, kinli, kibirli, peşimden koşturayım, laf sokayım, yalvartayım, egomu tatmin edeyim şeklinde hiç bir ifade yoktu, ilk sevginin aşkın kıvranması başlamış ilk zorlukta boyun bükülmüş lakin duygularını tutamayan saflık vardı. Çaresizlik vardı ama ayrılamayan iki kalp vardı.
Ertesi gün gece yine konuşmak için sözleşip vedalaştık.
Ertesi gün akşama doğru bir mesaj geldi bana işyerinden bırakmamışlar arayamayacağım demiş. Alıştı bu vücut ama harbi sen varsın her yerde. Biz de ailece Mersin'e denize gitmeye karar verdik, ikinci gün gece aradı uykumdan uyandım konuşmaya başladık. Operasyona gitmişler herkes çok iyiymiş sen tatil yap vatan bize emanet dedi, duygulandım. "Şımarığım dolunay var görüyor musun? dedi, Merve de dolunaya bakıyor Emre de dolunaya bakıyor, bizim olsun bundan sonra dolunaylar." "Benim seni sevmeme çok sevmeme izin verir misin? "
Tam 5 ay oldu bitanemle tanışalı 1 Nisan da şaka gibi atışmalarla başladı, kendiliğinden aşkım oluvermiş. Birazdan nete gelecek ilk kez ona aşkım diyeceğim, bu kelimemi bile hep ona sakladım. Tanıdıkça onun huylarını öğrenmeye başladım, ne kadar farklı ortamlarda yetişmiş büyümüş olsak da benim en yakın arkadaşım, sırdaşım, sevgilim, dostum oluverdi. Aslında ilk bakışta çok sert duruyor; ama tanıdıkça en az benim kadar duygusal ve hassas olduğunu öğrendim. Dün çok güzel bir gündü, bana "kadınım, karıcığım olur musun?" dedi. Sonu yok dedik ayrılacağız dedik bizi hala ayırmayan Allah'ım teşekkür ederim.
Bu arada ben hypertroid hastasıyım 12 yaşımdan beri, bugün ilk kez kanım düzgün çıktı, şükürler olsun, atlatıvereyim de bitsin şu hastalığım.
İki gün önce bana Emre kargo ile hediyeler gönderdi Mardin'den. Kolyesini hiç çıkarmıyorum boynumdan, öpüyorum onu Emre'mi öper gibi. Kadir gecesi bugün Allah kabul ederse oruç tuttum sonra iftar esnasında annem ağladı(ailevi sorunlar) ben de yiyemedim takıldı boğazıma. Bir evde anne gülerse herkes güler anne mutsuzsa ev mutsuz olur. annemin mutsuzluğunun sebebi tabiki birikmeler başkaları ama zannımca insan biraz sağlam durmalı bu hayatta özellikle de anne olmaya karar vermişssen. Ah acıyan boğazım troidim annem, ne zaman üzülsem boğazım boğuyor beni.
Mezun olalı da yaklaşık beş aydır iş başvurularımdan red cevabı alıyorum, kimse benim okulu bitirmemi beklemiyormuş. Taze mühendis pek işimize yaramıyor diyorlar önce tecrübelen de gel bize para kazandır. Tamam da o iş vermez bu vermez ben tecrübemi nerden kazanayım?