Konser Telaşı

783 Words
Efsane bir MFÖ konseri bizi bekliyor akşama, Gülay'la birlikte geçeceğiz konser alanına, orda zaten kaynaşıyoruz başka gruplarla, genelde aşina yüzler zaten hep beraber eğlenip tarihe güzel bir anı bırakıyoruz. Hep güzel geçmiştir bu konserler hiç istisnasına rastlamadım. Biriken stresler bağırarak kolkola atılır topluca geri kaldığımız yerlere döneriz. O gün gerçekten kalbim buruk zaman geçiriyorum, ilerde anlayacağım tabi ne kadar basit şeylere ne kadar kolay kırıyormuşuz bu kalplerimizi. Daha 2 gün uzaktan yazıştığım bir kişi , geçmişte ne kayıplar vermişiz engellerim. Akşam için erkenden hazırlanmaya başladım mavi düşük bel kot pantolon üzeri gözlerimin renginde mavi tişört seçtim, saçlarımı dümdüz yaptım omuzlarıma döktüm, hafif makyaj ve bence abartısız doğalım, kendi yaşımda gösteriyorum kimseye de beğenilmek zorunda değilim kendimi böyle güzel buluyorum. Gülay'la buluşma saatine az kalmıştı beklerken pc mi açtım önceliğim not sayfama girdim ve inanmıyorum kötü verdiğim kağıttakı sınav sonucum 90 gelmiş, hocamız herkese not eklemiş ayrıca çan eğrisi yapmış, ben de cc ile geçmişim okulu uzatmayı beklerken. Hemen babamı aradım ve mujdeli haberi verdim. Tek aldığım cevap "Ben biliyordum". Çok huzurlu bir konser olacak bu seferki son konserim üniversitedeki ben yarın hemen dönerim memleketime çok güzel geçsin bu son gecem. O kadar mutluyum ki elim yine içgüdüsel sosyal medyaya gitti ve Emre Şahoğlu'ndan gelmiş mesajı gördüm. "Orda mısın?" Efendim diye cevap verdim, görüntülü konuşabilir miyiz dedi, uygun değilim dedim, o zaman hazırlan ne zaman uygun olursan sadece 5 dk seni görmek istiyorum dedi. Hazırdım aslında saçlarım kıyafetim çıkmak üzere hazırdım. Kaybedecek ne vardı ki en mutlu günüm bugün. Uygunsan kamera açabilirim dedim ve aradı beni. Tarihlerden 1 Nisan'dı "-Desem ki tarihlerden bir Nisan akşamıdır, rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor..." Ordan bir rüzgar geldi saçlarıma esti geçti gözlerimin önünden. Karşımda duran pür dikkat bana keskin keskin bakan keskin nişancıdan mı geldi bu güzel enerji, ülkemi koruyan böyle güzel insanlar mı ben rahat rahat konserlerde eğleneyim diye nöbet tutan, simsiyah gözler mi hep yetenekli ortamda ne olduğunu önceden kestirebilen, ve karşımdaki yakışıklı mıydı sevgimi hep sakladığım dualarımda beklediğim. Aklından ne geçirdi bilemem ama ben merhaba bile diyemedim siyah gözlerini görünce başka tarafa kaçırdım bakışlarımı o da sessizce beni izledi hiç kıpırdamadan, tek farkı o kaçırmadı gözlerini hiç oynatmadı. Yaklaşık 5 dakika öylece incelemiştir beni hiç kıpırdamadan. Kameranın sesini açamadım mikrofonum da kapalıydı ağzının kıpırdamasından konuşmaya başladığını anladım ben de mesaj bölümünden yazdım "yurttayım sesi açamam oda arkadaşım var" O da cevap vermiş nasılsın Merve diye sormuş. Teşekkür ederim dedim ama o simsiyah şahin bakışlar hala beni delip geçiyor. Derken telefonum çaldı Gülay aradı yurdun kapısında bekliyormuş gideceğiz artık güzel akşamımız başlayacak. Ama nasıl güzel bu akşam, her şey çok güzel aynı anda herkes çok güzel. Hala kamera açık olduğundan telefonda konuşmamın bitmesini izledi Emre, çıkmam lazım dedim. Sorgu başladı o anda, kimin konseri saat kaçta yer neresi hızlıca cevap verdim ve ayrıntıyı öğrenmeden beni bırakmaya niyeti yoktu. Aşağıda arkadaşım bekliyor müsadenle lütfen dedim gülümseyerek hiç gülmüyordu, sahi neden hiç gülmüyordu hep ciddi ve gözlerini kısarak izlemişti. Sesini hiç duymadım sadece yazdım. toplamda 15 dakika açık kalmıştır kameralar. Elimi salladım kapatırken o şahin gözlere baktım gülümsedim yok bir kere bile gülmüyor ağzı; ama gözlerini kısmamıştı bu sefer. Elini kaldırmadı benim gibi baş selamı verdi sevecendi gözleri. Acayip derecede büyük mutlulukla indim merdivenlerden hem dersimi geçmişim hem de değişik bir kalp kıpırdamasıyla dolmuştum. Bu akşam en güzel şarkılar benim olsun herkes güzel bu akşam her şey daha parlak, dolunay fıstık gibi. Ve nihayet konser alanındayız kimlik kontrolleri yapılıyor üst aramasından geçiyoruz, bir kaç konser öncesinde değişik bayraklar açılıp olaylar çıktığı için etkinliklerde daha sıkı önlemler alınmış olmalı. Gülay'la birlikte ilerlerken üç kişilik bir grup arkadaşımızla daha karşılaştık hep beraber sahneye yakın bir yer bulduk önce çimlere oturduk MFÖ nün geliş anonsunu duyunca ayağa kalktık o müthiş şarkıyla başladı sahne " Bu sabah yağmur var Istanbul'da, gözlerim dolu dolu oluyor bilinmezliğe" Ben bağır çağır kendimi kaptırmışım ellerim havada ritmle aynı hareketleri yapıyorum derken arkamızda bir hareketlilik oldu beyler bu tarafa dedi bir polis arkamızdaki erkek grubunu uzaklaştırdı bizden, sonra beş kız resmen polis çemberine alınmışız oynaya zıplaya bitirdik konseri. "O da neydi öyle? Seçilmiş miyiz biz? " dedi bir arkadaş hepimiz kahkaha patlattık, ay sağdaki nasıl yakışıklııı dedi Nurdan ve bahsettiği polis bunu duydu gülümsemesinden anladım, elimiz ağzımızda cıvıl cıvıl çıktık alandan hepimiz dağıldık, Gülay'la dönüş yolunda peşimizde hala üç polis vardı, ben yurduma girerken uzaktan izlediler sonra Gülay kendi bloğuna geçerken 2 si onun peşinden gitti , birisi benim kapının önünde bekledi. Bu da neydi gerçekten? Sonradan öğrendim ki benim yakışıklım ulaşmış birilerine, o yüzden o kadar çok soru sormuş bana, ulaşmış bir şekilde orda görev alacak meslektaşlarına, girişte kimlik kontrolü esnasında beni tespit etmişler, kendi içlerinde hiç bir erkeği yaklaştırmamışlar, aslında erkek arkadaşım yokmuş onu da öğrenince rahat etmiş kalbi bana aylar sonra bu şekilde anlatti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD