3. Biten Okul Yeni Hayat

736 Words
Yurduma geçtim elime telefonu alıp direk Gülay'ı aradım. -"Anlam verebildin mi bu korumalara" diye bir kahkaha attım. -"Ay Merveee gururum okşandı ne kadar önemli hissettim kendimi" Başka bir açıklaması da gelmedi aklıma kız öğrencileri korumak için yapılmış bir düzen sanırım dedim ve üstünü kapattık. Nasıl güzel bir akşamdı, MFÖ en güzel şarkılarıyla kalbime dokunurken kalbimin bir köşesinde Emre'nin keskin gözleri. Yarın memleketim Adana'ya gideceğim, nasıl bitirdin okulu deseler babamın inancıyla derdim. Ben de ilerde çocuklarıma sınavın nasıl geçti dedikten sonra oh eline sağlık diyeceğim. Yapacağını biliyordum, kapasiteni biliyorum diyeceğim. Ağzım kulaklarımda bir yandan laptop umu açıp bir yandan dolabımı boşaltacağım, bilet almayı unuttum tabi son dönemi üniversitenin bulamayabilirdim baktım laptopumdan en erken bir hafta sonraya var. Geç olsun da güç olmasın, yine de başlayayım valiz yapmaya. Sosyal medyayı açtım Emre'den mesaj gelmiş 1 saat kadar önce. Ah kalbim. Yine pırlıyor. En acilinden mesaj yazdım evet dedim lakin cevap yok. Oda arkadaşlarım yarın gidecekler sadece Gülay kalmış uzatan bütünlemeye girecek. Dolabımı yavaş yavaş toparlamaya başladım , bugünlük yeter deyip elli kişinin kullandığı ortak banyoda duş almaya geçtim. Üzerime kırmızı kolsuz kayık yaka bir body giydim altıma eşofman saçlarıma havlu sarıp laptopumu alarak üst kattaki ranzama geçtim. Sosyal medyaya girdim mesajım vardı tekrardan orda olup olmadığımı sormuş. Burdayım yakışıklım burdayım nerde olacağım. Evet diye karşılık verdim bir kaç dakika çevrimiçi oldu. Konserin nasıl geçti, çok mu eğlendin, en sevdiğin MFÖ şarkısı hangisi? diye sıraladı soruları, sonra birden kamera araması geldi o panikle kabul ettim üstümü kafamdaki havluyu unutuverdim. Ses kapalıydı tabi bir baktım Emre de karşımda siyah atletle oturuyor, geniş omuzlar ortada ben şaşkın o şaşkın kimse gülümsemiyor. Bir şeyler söyledi ağız kıpırdamasından anladım "ses kapalı" yazdım. "Yanlışlıkla aradım elim değdi kameraya" dedi. Buharlaşamıyordum o anda değil mi? Ben de yanlışlıkla kabul etmiştim. Sinirle baktı bana yine ağzı kıpırdadı, anlamadığımı görünce "üşüteceksin" yazdı. Ben donup kaldım bir şey diyemedim el salladım anında kapattım, bilgisayarı da kapattım yatağa girdim gülümseyerek, mahcup olarak, utanarak yattım uyudum. Bu şehre birdahaya diplomam hazır olunca geleceğim, üniversite gerçekten de büyütüyor olgunlaştırıyormuş. Şehirin güzelliğinden daha da önemlisi arkadaşlarımdı bana üniversiteyi güzel yapan. Ha birde dört yıl boyunca kapıma uğramayıp da son anda gelen kalp kıpırtım. (Şu anda 36 yaşımdan bildiriyorum, bu duyguları yaşamak mezardaki bir çok insana nasip olmadı, o kadar güzel hislerdi ki tek söyleyebileceğim şey "Minnettarım!!!"). Yurttaki odamda uyandım dedim ya son günlerim geceden rahatsız etmişim uyuyan diğer oda arkadaşlarımı, çok patırdamışım. Son günümüz ikisiyle halbuki ben olsam dile getirmezdim ama yine de son anda pek hoşnut ayrılmadım aşağı ranzamda uyuyan Arzu ile. Benim tek eğlencem laptopum olmuş bugünlerde, öyle açıp açıp herkesle konuşmuyorum bir kişi var beklediğim. O gün öğlen mesaj attım aynı soruyu ben sordum "Orda mısın" akşama kadar bekledim hiç cevap yok ses yok. Sadece zaman geçirmek için boş boş takıldım, hiç gelmedi. Ta ki ertesi gün akşama kadar. Burdayım yazmış direk, üzerimde eşofmanlarım aynı son gördüğü kıyafetler vardı. Yine bir kaza olur diye beyaz bir ceket kapıverdim. Sohpet ettik dünden beri bir operasyondaymış, Kızıltepe'de bir arkadaşlarını şehit etmişler, terörist avına çıkmışlar, 24 saatten uzun süredir hiç uyumamış. Önce başsağlığı diledim sonrasında uyu o zaman sonra devam edelim dedim "Ben yorgunken uyuyamam" cevabını aldım. O gün sohpet ettik uzun uzun, kamera açabilir miyim dedi evet dedim yazıştık tabiki de mikrofonum kapalıydı. O gün öğrendim 13 kardeşlermiş Adana'nın bir köyünde yaşıyorlarmış, anneciği çok hastaymış, tek erkekmiş en küçükmüş, bazı ablaları ve enişteleri de polismiş, kendisi özel harekatçıymış, çeşitli testlerden geçmiş keskin nişancıymış, Ankara Gölbaşı'nda eğitimler almış, mesleğini çok seviyormuş. Benim anne ve babam eğitimci iki kardeşiz kalabalık aile kültürü bilmem aslında baştan belli oluyor bazı sorunların çıkacağı ama nedense bu kalp hep oldurmaya çalışıyor ilk başta her şekilde olumlu tarafını alıyor avuçların içine. Biz sohpet ederken odasına 2 yaşlarında üç tane bebek girdi. Birisi elinde sütyen getirmiş ben bunu biliyorum memelere takılıyor dedi, Emre tam başını arkasına dönderdi hiç bir şeye dokunmadan bağlantısı kesildi. Yaklaşık beş dakika sonra geri online oldu. Ablalarından birisi de Mardin'de görev yapıyormuş, bugünlük onların evine misafir gitmiş, üçüz yiğenleri varmış, çok yaramazlar aynı anda biri monitörün diğeri kasanın düğmesine basarken üçüncü de fişi çekmiş. Ben kahkaha attım ses yok ama görüntümden belliydi ilk defa ama ilk defa bu kadar içtenlikle o da güldü. Nasıl yakışıklısın sen analar neler doğururmuş. Çok uzatmadan vedalaştık el salladım o da salladı. Ne dedi o öyle 13 kardeşler. Hepsi de görümce, hepsi de benden büyük. Vay arkadaş. Dedim ya oldururuz her şeyi oldururuz ilk kıpırtıda... Daha neler gelecek başıma acaba?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD