Bölüm Yedi

447 Words
verdiği bayat, alkolsüz kokteyli masanın altına doğru yaklaştırdım ve mataranın içindeki votkanın neredeyse yarısını içine boşalttım. Zaman kaybetmeden mataramı çantama atarken bu sefer üste gelecek bir şekilde koydum. Gülümseyerek içeceğimden büyük bir yudum aldım ve anın zevkini daha iyi yaşamak için oturduğum sandalyede biraz daha geriye yaslandım. Kendimi tamamen bıraktım. Alkole aşıktım. Alkole değil de beynimin yavaş yavaş uyuşmasına, bedenimdeki his kaybına ve özelikle verdiği cesarete aşıktım. Sarhoşken yaptığım şeylerden asla pişman olmuyordum. O an da ne istersem yapabileceğim cesaretimin olması bana zevk veriyordu. Büyük bir yudum daha alarak masaya bıraktım bardağı. Geç kalacağımı düşünüyordum aslında ama neredeyse ilk gelenlerdendim. Ben çıkarken Chris daha yeni hazırlanmaya başlamıştı. Geç başlamasının en büyük sebebi, ben hazırlanana kadar beni izlemesi olmuştu. Aslında dikizlenmesi de denebilir. Üstümü banyoda giyinmiştim ancak onun dışındaki bütün faaliyetlerimi merakla izlemişti. Makyaj, saç, bakım... Onu beklese miydim diye düşünürken nihayetinde Olivia, Sophia ile birlikte teşvik edebilmişlerdi. "Ben ömrü hayatım boyunca bu kadar güzel bir şey görmedim." Onlara hayranlıkla bakarken, zar zor konuşabildim. İkisi de birbirine bakıp kıkırdadılar. Ellerini bana uzatarak kalkmamı sağladılar. "O zaman aynaya bakmamışsın demektir." diyerek Olivia, ellerini belime doladı. Bir anlık bu sıcaklığı garipsedim. Hiç bu kadar samimi arkadaşlarım olmamıştı. Bütün arkadaşlıklarım sahteydi. Bunu onlarda biliyordu ancak kimsenin umunda olmuyordu. Herkes birbirinin işine yarıyordu ve bu da arkadaş olmak için yeterli bir sebepti bizim için. Bende kollarımı yavaşça kaldırıp ona uzattım. Aslında aldatılma haberinden sonra buna uzun uzun ihtiyacım varmış gibi duruyordu. Ne yazık ki şu an sadece erteleyebilirdim. Şimdilik bunu bilmelerine gerek yoktu. Günü mahveden kişinin Flora Leitner olmasına hiç gerek yoktu. Kollarımı istemeden de olsa yavaş yavaş çektim. Kafasını hafif yatırarak ellerini iki yana açmış bir şekilde beni bekleyen Sophia'ya da sıkıca sarıldım ve hep birlikte masaya oturduk. Aslında oturarak bu güzel elbiseyi mahvetmek istemiyordum ancak her zaman rahatlık önce gelir benim için. yine de olabildiğince az zarar görmesi için elimle düzelttim. Kızlara döndüm ve ellerindeki içeceği aldım. Onlara da kalan votkayı koyarak mataramı çantama sıkıştırdım. Gözlerini fal taşı gibi açan Sophia'ya aynı şekilde baktım. "Sen ne kadar da düşünceli birisin ya. Ama umarım öğretmenlerden biri kokuyu almaz." Boş ver, der gibi elimi salladım. O da çok umurunda olmadığını belli ederek bir yudum aldı ve telefonu ile ilgilenmeye başladı. Olivia alkol koyduğumu fark etmemişti bile. Anlayınca nasıl tepki vereceğini merak ettiğim için bir yudum almasını dört gözle beklemeye başladım. Umarım beni çok fazla bekletmezdi. Nihayetinde içtiğinde yüzü bir anlık buruştu ancak anında onun yerine koca bir gülümseme yer aldı ve bardağın kalan kısmını dekte bitirdi. "İnanmıyorum! Kokteyl alkollüymüş. Ben, bitmeden yenisini almaya gidiyorum." Diyerek hızlı adımlarla yanımızdan ayrıldı. Sophia ile birlikte büyük bir kahkaha patlattık. Umarım gerçekleri öğrendiğinde bana çok kızmaz. *** Bilmediğim için bu koca şehri, kendimi onların bilgisine bıraktım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD