Bölüm Altı | Öfke (Part 2)

866 Words
Bölüm Altı - Öfke (Part 2) Küçük çantamın içine sığdırdığım onca şeylerden biri de mataramdı ve bu karmaşıklığın içinde onu bulmam neredeyse imkansızdı. Yine de sabır ve azim ile sonunda başarabildim. Kendisi de küçük olan bu matara, bu kadar eşyanın içinde görünmez bile olabiliyordu. Bir dahakine kendime daha büyük bir çanta alacağım, diye söz verdim. Etrafımı kolaçan ederek okulun verdiği bayat, alkolsüz kokteyli masanın altına doğru yaklaştırdım ve mataranın içindeki votkanın neredeyse yarısını içine boşalttım. Zaman kaybetmeden mataramı çantama atarken bu sefer üste gelecek bir şekilde koydum. Gülümseyerek içeceğimden büyük bir yudum aldım ve anın zevkini daha iyi yaşamak için oturduğum sandalyede biraz daha geriye yaslandım. Kendimi tamamen bıraktım. Alkole aşıktım. Alkole değil de beynimin yavaş yavaş uyuşmasına, bedenimdeki his kaybına ve özelikle verdiği cesarete aşıktım. Sarhoşken yaptığım şeylerden asla pişman olmuyordum. O an da ne istersem yapabileceğim cesaretimin olması bana zevk veriyordu. Büyük bir yudum daha alarak masaya bıraktım bardağı. Geç kalacağımı düşünüyordum aslında ama neredeyse ilk gelenlerdendim. Ben çıkarken Chris daha yeni hazırlanmaya başlamıştı. Geç başlamasının en büyük sebebi, ben hazırlanana kadar beni izlemesi olmuştu. Aslında dikizlenmesi de denebilir. Üstümü banyoda giyinmiştim ancak onun dışındaki bütün faaliyetlerimi merakla izlemişti. Makyaj, saç, bakım... Onu beklese miydim diye düşünürken nihayetinde Olivia, Sophia ile birlikte teşvik edebilmişti. "Ben ömrü hayatım boyunca bu kadar güzel bir şey görmedim." Onlara hayranlıkla bakarken, zar zor konuşabildim. İkisi de birbirine bakıp kıkırdadılar. Ellerini bana uzatarak kalkmamı sağladılar. "O zaman aynaya bakmamışsın demektir." diyerek Olivia, ellerini belime doladı. Bir anlık bu sıcaklığı garipsedim. Hiç bu kadar samimi arkadaşlarım olmamıştı. Bütün arkadaşlıklarım sahteydi. Bunu onlarda biliyordu ancak kimsenin umunda olmuyordu. Herkes birbirinin işine yarıyordu ve bu da arkadaş olmak için yeterli bir sebepti bizim için. Bende kollarımı yavaşça kaldırıp ona uzattım. Aslında aldatılma haberinden sonra buna uzun uzun ihtiyacım varmış gibi duruyordu. Ne yazık ki şu an sadece erteleyebilirdim. Şimdilik bunu bilmelerine gerek yoktu. Günü mahveden kişinin Flora Leitner olmasına hiç gerek yoktu. Kollarımı istemeden de olsa yavaş yavaş çektim. Kafasını hafif yatırarak ellerini iki yana açmış bir şekilde beni bekleyen Sophia'ya da sıkıca sarıldım ve hep birlikte masaya oturduk. Aslında oturarak bu güzel elbiseyi mahvetmek istemiyordum ancak her zaman rahatlık önce gelir benim için. Yine de olabildiğince az zarar görmesi için elimle düzelttim. Kızlara döndüm ve ellerindeki içeceği aldım. Onlara da kalan votkayı koyarak mataramı çantama sıkıştırdım. Gözlerini fal taşı gibi açan Sophia'ya aynı şekilde baktım. "Sen ne kadar da düşünceli birisin ya. Ama umarım öğretmenlerden biri kokuyu almaz." Boş ver, der gibi elimi salladım. O da çok umurunda olmadığını belli ederek bir yudum aldı ve telefonu ile ilgilenmeye başladı. Olivia alkol koyduğumu fark etmemişti bile. Anlayınca nasıl tepki vereceğini merak ettiğim için bir yudum almasını dört gözle beklemeye başladım. Umarım beni çok fazla bekletmezdi. Nihayetinde içtiğinde yüzü bir anlık buruştu ancak anında onun yerine koca bir gülümseme yer aldı ve bardağın kalan kısmını tekte bitirdi. "İnanmıyorum! Kokteyl alkollüymüş. Ben, bitmeden yenisini almaya gidiyorum." Diyerek hızlı adımlarla yanımızdan ayrıldı. Sophia ile birlikte büyük bir kahkaha patlattık. Umarım gerçekleri öğrendiğinde bana çok kızmaz. *** Bilmediğim için bu koca şehri, kendimi onların bilgisine bıraktım. Güzel bir yer seçeceklerini de umuyordum. Chris'in arabasında beş kişiydik. Üçümüzün olmasını büyük umutlarım ile beklemiştim oysaki. Emma tek olsa yine iyiydi ancak Chris'i sürekli görmek cidden artık beni boğmaya başlamıştı. Yine de elimden bir şey gelmiyordu. Emma, Olivia'nın arkadaşı olduğu için geliyordu. Chris ise onun sevgili kontenjanındandı sanırım. Yine de işe yarayarak, araç sağlamıştı. On dakikanın sonunda teras gibi bir yerdeydik. Bütün şehir ayaklarımızın altındaydı ve hayranlıkla etrafa bakmaktan kendimi alı koyamadım. Bu küçük uçurumun her detayını ayrı ayrı izlemek istedim. Etrafıma büyük bir heyecanla bakmaya da başlamıştım zaten. Büyülendiğimi gizlemek neredeyse imkansızdı. Ayrıca şu an bu güzellik tamamen bize aitti. Bu da ayrı olarak mutlu ediyordu, yine de dikkatimi dağıtan bir şey vardı. O da Chris'in arabadan çıkarttığı alkol şişelerin birbirine çarpma sesiydi. Resmen fon müziği gibi geliyordu. Sabaha kadar bu sesi dinleyip manzarayı izleyebilirdim. Olivia çantasından çıkarttığı bir örtüyü yere serdi ve hepimiz daire oluşturacak şekilde oturduk. Kızların arasına özelikle oturdum. Aslında Chris'in yanına oturup Emma'yı deli etmeye oynayabilirdim ancak şu an modum çok iyiydi ve bunun bozulmasına göz yumamazdım. Chris votkayı bardaklara doldurup dağıttı. Bütün bardağı tek dikişte bitirip bardağı sertçe yere bıraktım. İkinci bardağı istemek için sanırım şu an erkendi. O yüzden en azından birinin daha bitirmesini beklemeliydim. "Eee, bu şekilde oturacak mıyız böyle?" Sophia omuzlarını düşürerek sıkıldığını belli etti. "Ben halimden çok memnunum." derken başımı Olivia'nın omzuna yasladım ve gözlerimi kapattım. Derin bir nefes alarak bu güzel havanın tamamını içime çekmek istedim. "Ben aslında ne yapacağımızı biliyorum. Ancak oyunbozanlar var aramızda." Emma konuşurken bana baktığına emindim. Gözlerimi açtım ve gökyüzüne birkaç saniye baktım. Ardından bakışlarımı Emma'ya çevirdim. Haklıydım. Her zaman. "Haklısın. Sen fikrini söyle ve git." diyerek tekrardan başımı Olivia'ya yasladım. Omzunun hafif hafif sekmesi ile gülmesini tutmaya çalıştığını anlamıştım. Emma derin bir nefes verdi ve konuşmadığımı varsayarak sözüne devam etti. "Doğruluk mu cesaret mi oynayalım." "Saçmalama Emma. Çocuk muyuz?" Oyunbozanın, sevgilisi olması da ayrı komikti. Güldüm ancak ona hak vermedim. "Ben okeyim." Diyerek yönümü onlara çevirdim. Chris'den şişeyi alarak kalan votkayı bardağıma doldurdum ve kapağını kapatarak ortaya koydum. Chris de aynı zamanda duruma kabullenip yönünü bize çevirdi. Karşımda Emma'nın olması küçük bir tebessüm oluşturdu. Benim için bu bir meydan okumaydı. >Bölüm Sonu
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD