Bölüm Bir | Alevler

1097 Words
BÖLÜM BİR - ALEVLER Kayıtlarımı yaptırmıştım. Üç valiz ve iki çantayı beşinci kata taşıyacak olmamın verdiği huzursuzlukla müdürün odasından çıktım. İçimden küfürler ederken yurda girdim ve önümdeki dev asansörü görmem ile derin bir nefes verdim. Tanrım... sen beni görüyorsun. Asansörün düğmesine yaklaşıp, basmamla birlikte 'kullanım dışı' yazısını görmem bir oldu. Umutla, diğer asansörün düğmesine bastım ve aynı yazıyla tekrardan karşılaştım Dediklerimi geri alıyorum. Etrafıma baktım. Belki yardım edecek bir centilmen vardır diye. Ne yazık ki yanımdan gülüşerek geçen bir grup öğrenciden başka kimse yoktu. Onlar da sanki yardım isteyeceğimi biliyorlarmış gibi bana bakmamak için çaba gösteriyordu. Gözlerimi devirdim. Tekrar tekrar inip çıkmaya üşeneceğimden dolayı hepsini bir anda götürmeye karar verdim. Merdivenlerin önüne geçip uzunca bir baktım. Beş katlı yurdun, beşinci katında odam olması, hayatımın şanssızlıklarla dolu olacağının başlangıç işareti gibiydi. Üç katın ardından asansörlerin arka tarafında başka bir asansör olduğunu görünce resmen bayılmamak için valizlerimin üstüne oturdum. Gözlerimin dolacağını düşündüğüm sırada aklımdaki düşüncelerin ağzımdan teker teker dökülmesi bir oldu. "Sikeyim böyle işi!" Arkamdan bir gülme sesi gelince, elimi sertçe yüzüme sürttüm. Rezil olmuştum ve bu kişiyi görmemek beni bir süreliğine sakinleştirebilirdi. Bir valizi elimle çekerek asansörün önünde durdum ve düğmesine bastım. Asansörün çalışma sesi kulaklarımı doldurunca, derin bir nefes ile diğer valizlerimi de buraya doğru sürdüm. "Fena mı oldu? Üç yüz kalori vermişsindir sen bunlarla." Kurduğu cümlenin komik olduğunu düşünmesi, trajikomikti. İnatla yüzüne bakmamaya devam ettim ve sağ ayağımın önünü yere vurarak asansörün gelmesini bekledim. Nihayetinde gelince yere bakmaya gayret ederek valizlerimi koydum, üzerinde '5' yazan düğmeye bastım. 'Yalnız o asansör yedi kişilik' dediğini zar zor işitebilmiştim. Sinirden gözlerimi yumarak kafamı sağa sola salladım. Lise, lise, lise, lise... Odamın kapısının önüne gelince, yurt müdürünün verdiği anahtar ile kapıyı açacaktım ki içeriden bir kızın sesini duyunca, yandaki küçük zil düğmesine basmaya karar verdim. "Bende tek başıma kalacağımı umuyordum. Aptalım işte." Kızın yüzüme bile bakmadan, bir fısıltı gibi cümlesini duymamayı tercih ederdim ama nafile. "Bende yurtta değil, evde kalmayı tercih ederdim." Kız gözlerini olabildiğince açarak bana döndü. Bir anlık dediğime sinirlenmiş olduğunu sanmıştım fakat bana otuz iki dişini gösterircesine sırıtınca, neden böyle baktığını bir nevi anlamıştım. "Yaa, aksanın çok güzel. Bende hep İngiliz aksanı ile konuşmak isterdim." Evet, doğru tahmin etmişim. O zaman konuş demeyi çok isterdim ancak sadece gülümsemek ile yetindim. Odaya girince iki kişilik olmasına rağmen devasa oluşu, bedenimdeki bütün yorgunluğu atmama sebep oldu. Eşyalarımı boş olan yatağın yanına koyacaktım ki ikisinin de dolu olması duraksamama sebep oldu. "Hangisini kullanmayı tercih ederdin?" diye sertçe soru sormam bile onu sinirlendirmemişti. Hala aklında konuşma şeklim yer alıyordu. "Sağ taraftakini kullanıyorum. Tek kalacağımı düşündüğüm için ona da birkaç eşyamı koymuştum." Yünündeki hayal kırıklığı bir an olsun beni üzmemişti. Kusura bakma güzelim, ben seçmedim odayı. Eşyalarımı diğer yatağın yanına koydum ve üzerindeki kıyafetlerini kendi yatağına atmasını izledim. İşini bitirince ayakkabılarımı bile çıkarmadan uzandım. Buna cidden çok ihtiyacım vardı. Gözlerimi kapatır kapatmaz sevgilim ile rüyalar görmeye başlamıştım bile. -Bir saat sonra. "ALOO, SANA SESLENİYORUM. NE DERİN UYKUN VARMIŞ. KALKSANA!" Yanımdaki kızın cırtlak sesi ve buram buram gelen yanık kokusu ile gözlerimi açtım bu güzel güne. Harika değil mi? Ayağa kalkmadan etrafa bakındım ve perdenin alev aldığını görünce, bütün uykum kaçtı. O anın panikliği ile odadan dışarıya attım kendimi ancak eşyalarım aklıma gelince tekrardan odaya girdim koşarak. Üç valizi dışarıya çıkarmam, belki on beş saniyemi bile almamıştı. "Nasıl yaktın bu siktiğimin perdesini?" Sinirden ne dediğimi bile bilmiyordum oysa ki. Kız söylediğim şey ile ağlamaya başlayınca saçlarımı sertçe geriye attım. Öğretmenler olayı hemen fark etmiş olacaklar ki anında yanımızda belirdiler. Ellerinde yangın söndürme tüpü ile odaya girdiler. Neyse ki ateş çok fazla yayılmadan müdahale ettiler ve tekrardan yanımızda dikildiler. "Siz ikiniz, hemen odama geliyorsunuz." Yurt müdürü olduğunu bildiğim hocanın lafı ile ellerim titremeye başladı öfkeden. Lanet olsun, ben bir şey yapmadım! Arkamı dönerek onun arkasından yürüyecektim ki diğer öğrencilerin korkuyla bana baktıklarını görünce olduğum yere çivilendim. Daha okul başlamadan ikinci rezil oluşuma merhaba. Kendimi toparlayarak, öğretmeni takip etmeye devam ettim. Diğer öğrencilerin fısıltılarını duyabiliyor ancak hiçbir şey anlamıyordum. Umursamamaya çalıştım ancak pek işe yaradığını söyleyemem. Sevgili oda arkadaşım da beş adım gerimden geliyordu. Kafasını kaldırmaya bile cesareti yoktu. Anlaşılan bu yaptığı ilk değildi. "Flora, sen oturabilirsin." Odada bizim dışımızda, masada oturan bir çocuk vardı ve aptal aptal bize bakıyordu. Yüzündeki gülümseme, ciddi anlamda rahatsız ediciydi. Öğretmenin dediğini yaparak, masanın önündeki deri koltuklardan birine oturdum ve alnımı ellerime yaslayarak kendimi sakinleştirmeye çalıştım. "Bayan Olivia, bu yaptığınız kaçıncı saçmalık oluyor" Adının Olivia olduğunu öğrendiğim oda arkadaşım, bir an olsun düşünür gibiydi. Ancak hızlıca kendini toparladı ve başını yerden kaldırmadan cevap verdi. "Özür dilerim efendim. Bilerek yapmadım." Öğretmen daha da sinirlenerek masaya vurdu ve ayağa kalktı. O an ona vuracağını düşündüm. "Özür dileme Olivia. Anlat, nasıl yaptın?" Gerildiği anlaşılır bir halde, yerinde kıpırdanmaya başlayınca, ben de merak etmiştim. Cidden, bir insan nasıl perdeyi yakabilirdi ki? "Düşünmen gereken bir soru olduğunu sanmıyorum." Müdür dişlerinin arasından konuşmaya devam ederse, bende olsam cevap veremem. "Şey.." Tek dediği kelime bu oldu ve derince nefes aldı. Biraz daha bekledikten sonra başını dikleştirerek konuşmaya karar verdi. "Ben pencerenin önünde tütsü yakmak istemiştim." Tütsüden bahsettiği aslında sigaraydı ve bunu sadece masada oturan aptal çocukla ikimiz anlamıştık. O kadar da aptal değilmiş demek ki. Bunu yüz ifadesinden anlamıştım ki ona baktığımı fark edince gülümsemesi daha çok büyüdü. Gözlerimi devirdim ve tekrardan Olivia'ya döndüm. Odaya öğretmen olduğunu düşündüğüm bir kadın girince, müdürdeki öfke bir anda bitti. Amerikalı insanlar, duygularını saklamak konusunda çok başarısızlar. "Bay Malik, bence bu onun son hatasıdır. Bir daha yapmayacağına canı gönülden inanıyorum." Kadının söyledikleri ile Olivia'da bir umut ışığı gelirdi. "Evet, söz veriyorum. Bir daha yapmayacağım. Lütfen beni affedin efendim." Tekrardan yüzünü yere eğdi. Öğretmenin affedeceğinden emindim ama söyleyecekleri yine de beni meraklandırmıştı. "Pekala, çıkabilirsin." Müdür bizim bir an önce dışarıya çıkmamızı beklerken kadın öğretmen kafasını sağa, sola sallayarak kalmamızı işaret etti. "Size yeni bir oda bulmamız gerekiyor sanırım." Olivia heyecanlı bir şekilde konuşmaya başladı. "Arkadaşlarımın odasında kalabilirim efendim. Beni yanlarına memnuniyet ile alacaklarından eminim." Seni yanlarına alarak, ancak hayatlarını riske atarlar. "Pekala, öğrenci belgeni bırakarak yerleşmeye gidebilirsin." Olivia ceplerini kontrol ettikten sonra, yanında olmadığını fark edince eli ile 'bir saniye' işareti yaparak, koşar adımlarla odadan çıktı. Zaten bir insan neden öğrenci belgesini yanında taşır ki? "Senin için de sistemden yer bakacağım. Biraz bekleyeceksin." O tuhaf kızdan kurtulmuş olmama sevinmeli miydim? Yoksa gelecek olan kişinin nasıl biri olduğunu düşünmeli mi? Bir süre daha oturup beklerken, artık kalçamın koltuğa yapıştığını hissetmeye başladım. Beş dakika sonra yüzündeki huzursuz ifade ile bana döndü. "Şu an elimde hiç boş yer yok. Ne yapacağız?" Evet. Dert üstüne, dert. Derin bir nefes alıp, bunu ben mi düşüneceğim, demeye hazırlanırken, uzun süredir sesini duymadığım çocuk konuşmaya başladı. "Aslında benim odam boş, kalabilir. Yani... odaları tekrardan düzenlenene kadar." >Bölüm Sonu<
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD