Büyük gün gelmişti elçiler soğuk ve yağmurlu günde bize karşı geliyorlardı. Bu elçiler bir gruptu ve onların isimleri Gölgeydi. Onların yaymış olduğu bu gerginliği hissediyordum, ne kadar cesur olsak da bu bizi ürkütmüştü. Bir kaç tane kayıp vereceğimiz kesindi ama en iyi şekilde kazanacağımızı düşünüyordum.
Elçiler sonunda gelmişlerdi biz onlardan daha kalabalık ve güçlüydük. Onlara bizimle kalmalarını teklif ettim, hayatları söz konusu olduğu için teklifimi reddettiler, beni ve sürümü götürmek için geldiklerini söylediler. O naglet gezegene asla gitmeyecektim, burada Amor vardı onu bırakmayacaktım. Gelmesine bir kaç gün kalmıştı. Yasa dışı bir şey yapmıyordum buna rağmen Jugador’un beni öldürmek istemesi çok saçmaydı. Anlamıştım Vex’in yalan söylediğini ama gidemezdim, beni dinlemeden öldüreceğini biliyordum. Elçiler az sayıda olmalarına rağmen daha güçlü silahlara sahiplerdi. Onlardan önce davranmamız gerekiyordu, işaretimle savaş başladı en uzun ve aralarında en güçlü olan elçi direk beni hedef almıştı. Elçileri tek tek öldürüyorduk, simsiyah gözlerini üzerime dikmiş, bana doğru koşuyordu. Vücudundaki izin yerini görebiliyordum, tam boynundaydı. Bu benim işimi oldukça kolaylaştıracaktı lakin bu bana yakışmazdı. Biraz hırpalanmadan sonra kellesini vücudundan ayırmıştım, biz kazanmıştık. Yaklaşık 3 kayıp vermiştim, bu benim için fazla bir sayıydı. Bu kaybı toparlamak benim için biraz zor olsa da imkansız değildi. Carl tek başına biraz zorlanıyordu çok iyi olmasına rağmen bu yüzden Karen'i ona yardım etmesi için görevlendirdim. bu saldırının üstüne bir daha saldırıya uğrayacagımızı biliyordum bu yüzden daha hızlı büyümek için bunu yapmak zorundaydım.
Bir kişi en çok neyden korkar soru işareti yalnızlıktan mı hayır bence bir insan ya da bir kişi en çok sevgisizlikten korkar nokta sevginin olmadığı bir yerde hiçbir şey vaat edilemez. Kanepeye oturmuş ayaklarını çapraz bir vaziyette birbiri üstüne atıp kanepenin başına yükseltmiş Tim. Bir elin başımda, diğer elimle ise telefonu tutuyordum. Gözlerimle ise halının desenlerini inceliyordum. Nemi düşünüyordum? Neden bu halde olduğumu düşünüyordum. Söz diyeceksiniz diye halinde ne var acaba, aklısınız çok kötü durumda olan kişiler var benim derdim sıkıntım asla ders sıkıntı olacak şeyler değil nokta birbirlerini öldüren insanlar, çocuklarını öldüren insanlar Birgül sevdiğini aldatan insanlar bir gör aldatılan insanlar. Ya da binbir türlü hastalık da uğraşan insanlar sevdiklerini kaybetme korkusu içinde olan insanlar. Benim yaşadığım ise bunların içinde ait hissetme bu duygusuydu, kendimi hiçbir yere ait hissetmiyordum artık nokta sürekli böyle bir ağlama duygusu içimi bastırıyor. Ne zaman birazcık gülecek olsan sonrasında ağlayacağım aklıma geliyordu. Bir şeyler yazmak isterken bile sesini titriyor da ellerim titriyor oldu artık hiçbir şey yapmaya mecalim yoktu. Yapılacak o kadar çok işim vardı ki oysa. Evet üniversite öğrencisiyim memleketime geldim. Geldiğim için mutlu muyum mutsuz muyum bilmiyorum. Ama dönmek için gerçekten dönmeyin istiyor muyum bunda da pek bir net fikrim yok. Sadece uzak kalmak istiyorum İnsan bir kere mesafeye alışınca bir daha yakınında kalmak istemiyor kim olursa olsun yanındaki. Mesafe gerçekten de ilişkileri kuvvetlendiren şey. Çünkünün ne kadar yakın olursan çevrendekilere o kadar boku çıkıyor. Sol omzumun yanında bir kafesler, bir kuş kafesi içerisinde ise beyaz renkli arada maviye çalan renkli papağan duruyor. Beni dinlerken gözlerini kapatıyor sesin bana huzur mı veriyor sanırım buna bile ağlayabilirim. Gerçekten de değer görmek kıymeti bilinmez ya da bildirmek Ben şimdi o bildirilecek bir şey değil karşısındaki duran kişinin anlayabileceği bir şey ama bence saygı görünmediği niz yerle duymayayım. Geçenlerde yani geldiği miniki günü sabah kahvaltı yapıyoruz. Benim babam biraz eski kafalı bir insan tırnak kesmekten tut aklınıza gelebilecek her şey çok karışır. O gün de benim tırnaklarıma kafayı takmıştı. Görseniz bu uzun değil dersiniz ama ona göre uzundu. Bana dinden bahsedip tırnak kesmenin yasak olduğunu falan anlattı sen yasak demeyelim de doğru olmadığını söyle de sağlık açısından olsun diğer nedenlerden ötürü olsun doğru olmadığını anlattı mekruh dedi. Ve bana bunu anlatırken elinde Bir sigara vardı. Ben durur muyum ben öyle bir insan değil hemen cevabı yapıştırdım sigara içmenin de mekruh olduğunu neden kendisinin O zaman sigara içtiğini sordum ona nokta O ise bunu karıştırma deyip beni geçiştir ederek tekrar benim konuma döndü. En sonunda öğlen vakti geçtikten sonra ben tırnaklarım kısa atmıştım daha fazla kısarsam çünkü canımı yakıyordu bu yüzden olabildiğince kısa yaptım fakat yine de beyazlıklar görünüyordu. Yanıma geldi tekrar konusunu açtı ilk neredeyse aradan 2,3 saat geçmişti ama unutmamıştı. O sırada kahvaltını bitirmek üzereyim. Ona tırnaklarımı gösterdim. Ve bana verdiği tepki hani hala duruyorlar oldu. Bense artık dayanamayıp lütfen kararlarıma saygı duy baba dedim. Ama bunu yanlış anladığı için ve daha önce bahsettiğim gibi biraz eski kafalı bir insan olduğu için bir baba nasıl olur da evladına saygı duyar deyip bana orada güzel bir azar çekti. Ben de sen konuşulabilecek bir insan değilsin olsaydım konuşurdum deyip sözümü orada kestim Ve mutfağa terkettim. Ben içeriye gittikten sonra arkamdan o kadar çok şey söyledi ki ve hepsi kötü şeylerdi ki Ben 2 aydır görmüyorum evet onları bu şekilde konuşması beni çok üzmüştü. Ben şu an bunları anlatırken sol tarafında durankuş beni öyle bir dinliyor ki görseniz gülesin iskele Ben susunca gözlerini açıp bana bakıyor konuşunca geri kapatıyor uyumaya başlıyor galiba onu rahatlatıyor um susmamı istemiyor.