Geliyorlar

1127 Words
Her şey yolunda ilerliyordu, gücüme güç katıyordum bu durum Odett ve Vex’i oldukça rahatız etmiş olacaktı ki benim için bir kaç tane elçi ayarlanmıştı, bu elçiler ya beni geri götürecekti sürümle beraber yada öleceklerdi, böyle anlamışlardı. O gün hava yağmurlu ve soğuktu Amor şehir dışında toplantısı olduğu için bir kaç gündür yoktu. Çok özlemiştim onu gelmesine daha beş gün vardı, zaman geçmek bilmiyordu. Ben de bu esnada işlerime bakıyor, Carl ile konuşup neler yapmaları gerektiğini anlatıyordum. Sürümdeki tüm üyelerin güçlerinin farkına varmasını ve bana bildirmelerini istedim bir tanesi tıpkı Vex gibi geleceği görebiliyordu tek farkı Vex yakın geleceği Karen ise ne kadar görmek isterse o kadarını görebiliyordu. Duyduklarım beni çok mutlu etmişti bu kadar hızlı ilerlemem herkesi oldukça şaşırtıyordu. İsmi Karen di, Karen bir Asyalıydı çekik gözleri, minik suratı ve kumral saçları vardı. Ondan bana gördüklerini söylemesini istedim. Gördükleri onu bir az korkutmuş olacaktı ki gözlerinin rengi sürekli değişmeye başladı, sakinliğimi koruyup anlatmasını söyledim. Çünkü korku bize göre değildi, Oddet’in bizleri almak için yaklaşık 7 elçi hazırladığını ve bir önceki gelenden daha kızgın ve öfkeli olduklarını, canlarını kurtarmak için bizleri gözlerinin görmeyeceğini söyledi. Bunlara rağmen ben kalmakta kararlıydım, dünyaya ilk geldiğimde böyle şeylerin olacağına ihtimal verip gezegenimden özel kristalden yapılmış bıçaklardan getirdim bunları sürümün üyelerine dağıttım. Güç olarak onlardan üstündük bizi öldüremezlerdi Jugador bunu kendisi yapacaktı ona karşı gelmeleri imkansızdı. Biz onların kellelerini bedenlerinden ayıracaktık, iki gün sonra burada olacaklardı. Eve geçtim ve Amor’u aradım her şey yolundaydı yeni insanlarla tanışmış beni de onlarla tanıştırmak istediğini söylemişti, tanıştığı kişiler genellikle karşı cinsten insanlar olduğundan bu durum beni biraz rahatsız ediyordu çünkü oldukça yakışıklı ve beyefendi bir adamdı Amor, yapacak bir şeyim yoktu ona güvenmekten başka. Tüm gece oturmuş öylece bekliyordum, ne yapmam gerektiğini düşünüyordum. Elçiler güçlülerdi onları öldürmek için kafalarını koparmamız gerekiyordu. Yanımda getirdiğim bıçaklar sadece onları bir kaç saniyeliğine zayıf düşürecekti o kadar ve bizde saniyeler içinde onları yok etmemiz gerekiyordu. Mesafe dediğimiz şey aslında insanı en çok kendine getiren şeydir. Çünkü ne zaman sevdiklerine yakın olsan işte o zaman daha çok acır canın. Bu yüzden de benim uzak kalışlarım, kaçışlarım, kaçamaklarım. Eğer kendinize bir yere ait hissetmiyorsanız, ya da o yerde mutlu değilsiniz koşarak kaçın oradan. Mutsuzluk sizi gerçekten yok edecek şeylerden bir tanesi dir. Sizi seven insanlarla beraber olun. Sizi üzen, kıran, umursanmadığınız yerde durmayın. Neredeyse 2 ay geçmişti arabam. Bir heyecanla dönmüştüm kaldığım şehre, ilk geldiğim gün anlamıştım istenmediğini. İşte o zaman pişman oldum neden geldin mi ki diye içimden kendi kendime geçirdim durdum. Gitmek istiyordum ama söyledikleri kadar da özgür biri değildim. Günler geçiyor ama bir türlü ben mutlu olmuyordum. Bugün doğum günümdü benim, kim kutladı dersiniz ya da ben istiyor muydun kutlanmasını hayır istemiyordum. Sadece düşünülmesini istiyordum, birilerinin sizi düşünüyor olması size mutluluk veren gerçekten tek şey olabilir. Ben her zaman sevdiğim insanın doğum gününü gece 12.00 olduğunda tam kutlarım. Bu benim için ona verdiği heyecandan daha fazla heyecan verir. Bu yüzden asla bekleyemem ne kadar bir şeyler alma etme dese de ben asla duramam, ona verdiğim değer den kaynaklı bence o bana bu kadar değer vermiyor nasıl biri yani sizi seven biri sizin doğum günüz unutabilir ki? Neredeyse 2 sene üst üste unuttu asla hatırlamadı, bu sene de uyuya kaldı sabah olunca bir şeyler yazmış önemsiz ki bence önemsiz anam sen neden yazılmış şeylerdi. Benim kırıldığım nokta da tam buydu işte, bunu anlamasını beklemiyordum 2 sene bu ince anlamamıştı zaten şimdi anlamlısı imkansızlık çok büyük bir şey yaptığını düşünüyordu oysa ki 3 sene önce bana sadece 5 dakika geciktim diye mesaj atmak da trip atan bir insan... Diyeceğim o ki döndüğüm için mutsuzum hiçbir şey beklediğim gibi değil. Keşke demekten nefret ediyorum ama bundan bir türlü kurtulamıyorum. Genç kız heyecanlandığını ve kalbinin hızlandığını hissetti. Gözlerini kaçırıp etrafta çevirirken ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Belki hiçbir şey olmuyordu gerçi. Sadece hava sıcak olabilirdi ve adam onu yanlış anlamıştı. Yürüyün! Adam arkasını dönüp yürüyünce derin bir nefes almaya çalıştı ama sıcak yarıda kesmişti nefesini. Gürültü çıkararak açılar mı kapıya çevirdi gözlerini. Sıcaktan ter içinde kalmıştı ve kapıdan içeri girer girmez onu karşılayan şeyin hatta neredeyse soğuk, hava ile temas eden bedeni irkildi. Bugün hasta olmazsa bir daha asla hasta olamayacağını düşündü. Lakin yeşillerle gözleri buluşunca endişe uçup gitmişti bir anda nokta gözleri ormanda gezinirken en sevdiği renk artık yeşildi. O kadar güzeldi ki! Uçsuz bucaksız duruyordu. Sağında ve solundaki iki birayı sayma satamam en doğalı el değmemişti. Her bir de duvar vardı. Hemen önlerinde, ormanın derinliklerinde uzanan geniş, çamurdan bir yol duruyordu. Kesinlikle o yolda yürümek istiyordum. Kapanan demir kapının gürültüsü kesilince kuş sesleri de duyulmaya başlamıştı. Öğretmenler sağda, Doktorlar sola! O kişinin sesini bir kez daha duyunca çevirdiğini hissetti.Tüyleri diken diken olmuştu ama bunu belli etmemeye çalışarak ve asla o kişiye bakmayarak sağdaki bir aya doğru yürüyen askere ve öğretmenlere katıldığı nokta biranın Demir kapısından içeri girince tamamen gri bir koridora çıkmışlardı bu denli yağmurlu iklim olan bir yerde neden bu kadar çok Demir kullanmışlardı anlayamamıştı. Paslanmaz mıydı? Ya da bu Demir neden paslanmıştı? Ah, kimbilir? Belki paslanmayan demirlerden öğretiyorlardı. İsmini okuduğum yanıma gelsin. Koridordaki sayısız kapılardan birinden beyaz gömlekli bir adam çıktı ve konuşan askerin eline bir defter verdi. Ardından geldiği kapıdan. Genç kız etrafına bakınca diğerlerinin de meraklı gözlerle onları izlediğini gördü. buyurun dedi adam nokta elindeki defterden okumuştu. İsmini duyan kadın çekingen adımlarla gruptan ayrılıp askerin yanına gitti. Kimseden çıt çıkmıyor ve herkes ne olacağını merakla izliyordu. Askerin elindeki defteri ilk sayfasını koparıp kadına uzattı. Al bunu ve bir numaralı odaya git dedi tiksinir gibi. Arada diğerlerine de bakıp iğrenir gibi yüzünü buruşturuyor yordu. Kadın alır acele ile kağıdı aldı ve meslektaşlarına bir kez göz ucuyla baktı Tan sonra üstünde numaraları yazılı olan kapılardan birine geride nokta genç kız isim okuyan askerden dikkatini kopmasına izin vermeyerek açılan kapıdan içeri bakmaya çalıştı ama gördüğü tek şey beyaz fayans sonuçta nokta kendini ismini duyunca bekleyen gruptan ayrıldı genç kız ve onun hoşnutsuz gözlerle izleyen adamın yanına gitti. Siyah ve gri formasının içinde korkunç görünen adam çok daha sayfayı koparıp ona uzatmıştı bile. 8 numaralı oda dedi asker tamam diye karşılık verdikten sonra koridorda yürümeye başladı. Aynı zamanda da gözleri ile kapı numaralarını kontrol ediyordu. Çok memesine gerek kalmadan kapıyı bulunca oraya yöneldi ve kapının kulpuna indirip içeri girdi. Yüzüne ilk takılan şey odanın ortasındaki dişçi koltuğu uydu. Yani dişçi koltuğuna benzeyen koltuk nokta beyaz önlüklü bir kadın başına eğilmiş oturduğu masadaki birkaç sayfaya kontrol ediyordu. Kapı kapanırken çıkardığı gıcırtı yı duyunca başını kaldırdı ve meraklı gözlerle etrafı izleyen kadına baktı. Ah hoşgeldin. Dedi gülümseyerek kedinin den kalkarken. Meraklı Kevser onu bulunca karşılaştığı gülümsemeleri hakkımızda bir anda nokta merhaba diye karşılık verdi. Çekinme, içeri gel. Genç kız beyaz önlüklü kadının direktifi ile dişçi koltuğuna oturdu. Belgeni alabilir miyim? Bir an neden bahsettiğini anlamasa da ona verilen sayfadan bahsettiğini anlamıştı. Kadının bekleyen elini beyaz sayfayı tutuşturulur. Elbette kendisi O belgede ne olduğunu incelemiştir.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD