Kural

1780 Words
Vampir olmak ve vampire dönüştürmenin kuralları vardı, birbirinden bu denli bıkmış, kötülüklerle dolmuş hatta taşmış bu dünyada kimse aciz bir canlı olarak kalmak istemeyecektir. Benim teklifim onlara hiç bir zaman görmeyecekleri saygıyı görmelerini sağlayacaktı. Evet vampir olmanın ilk kuralı istemek, gerçekten buna razıysan bir vampire dönüşebilirsin. Kaybedecek hiç bir şeyin ya da kimsen olmayacak. Böylelikle zayıflıkların yüzünden kimse senin üzerinde baskı kuramaz. Bir vampirin seni dönüştürmek için kanını sana geçirmesi gerekir, bir damla olması bunun için yeterli olacaktır. Vampirler seçici varlıklardır, asil bir varlık olduklarını düşünürler bu yüzdende dönüşümü gerçekleştireceği kişilerde bu özelliği ararlar. Vampir olmak öyle basit bir şey değildir, bir çok efsane vardır ancak onlar isterse sizi bulurlar. Gerçek bir vampir sadece sizi dönüştürebilir. Dönüşümün gerçekleşmesi birkaç gün sürebilir ve gerçekleştiğinde artık o sürünün üyesisinizdir tıpkı aile terimi gibidir sürü de. Yani sürünün üyeleri sürüye ihanet edemez, istediği zaman sürüden ayrılamaz. Bunun cezası vardır yok edilme gibi. Vampirlerin kanı yoktur diye biliniyor birçok yabancı kaynakta, aksine vampir kanı şeffaf ve kokusuzdur sen ne renk görünmesini istersen o renkte görünebilir. İstemezsen görünmez ama bu olmadığı anlamına gelmez. Birde bir vampiri nasıl yok edebilirsin bunun kuralları vardır. Efsanelerden duymalar gibi yok sarımsaktı, soğandı böyle şeyler vampirleri etkilemez. Bir insanın bir vampiri öldürmesi elbette ne yapacağını tahmin edeceği için imkansızdır, bir vampir tarafından öldürmen için seni tanıması gerekir vücudundaki izin nerede olduğunu bilmesi gerekir. Ancak izinden yara alırsan sadece zayıf düşersin, eğer o yara bir camla oluşmuş ise yavaş yavaş bedenin çürümeye başlar ve bunun sonucu yok olmamdır. Öyle normal bir cam değil kristal bir cam benim anlatmak istediğim. Bu cam sadece AG37 gezegeninde bulunan yabancı bir maddeden üretilir. Ve dünyaya getirilmesi yasak. Diğer türlü eğer bir vampiri öldürmek istiyorsanız, o vampirin kafasını koparmanız gerekir ya da kalbini sökmeniz gerekir tabi bu en zor olanı. Vampirler floresan ışıktan rahatsız olurlar. Bunun sebebi ışığın beyaz olması, beyaz ışık derilerinin alt tabakasında bulunan bölümü yakmaya başlar bu da onları zayıf düşürdüğünden böyle bir ortamda bulunmazlar. Daha çok sarı ve loş ışıkta ya da karanlıkta durmayı tercih ederler. Bu ışığa maruz kalacaklarını düşündüklerinde en kalın deriye sahip, soğuk kanlı bir canlı olan timsah derisini tercih ederler. Kanının yüceliğinden kimseye bahsetmemen gerekir eğer bahsedersen ve o kişi bir insansa o kişinin ve senin sonun ölüm olacaktır. Her vampirin ortak özellikleri olduğu gibi kendine has özellikleri de vardır ama her vampirin özel yetenekleri yoktur. Geleceği görme yakın gelecek ve uzak gelecek ikisini de aynı anda görmesi mümkün değildir bundan birine sahiptir ve gelecek yapmış olduğunuz hareketlere göre değişir. Özelliklerinin çoğunluğu duygusal ve fiziksel anlamdadır. Karşısındaki kişiye acı hissi verebilir, duygularını sözcüğe döktürebilir. 'Amor çok iyi bir insan olduğu için her ayın belirli günleri olmasa da iki üç ayda bir kan vermeye giderdi. Kan verdiğinden dolayı yorgun düşen vücudu kendini uyku ile rahatlatmak için yalvarıyor gibi sızlıyordu. Kapanmak için direnen gözlerini kırparak etrafına bakındı. İnsanlar kendi aralarında koyu bir sohbete girmişlerdi. Görevli olarak gelenler de kendilerinin meşguliyetler bulmuştu. Kimisi arkadaş olmuş gibi görünüyordu. Ama uyuyan kimse yoktu. Kendine gelebilmek için başını iki yana salladı. Ah, ne zaman kan verse böyle oluyordu. Bastıran uykuyla kanlı bir savaşın ortasında erken aniden yükselen bir gürültü ile gözlerini hızlı açtı. Tanıdık Çan sesi art arda tekrarlanırken rüya gördüğünü düşündü. Araya giren zil sesiyle elini beline attı nokta kanamıyordu, derin bir nefes alıp etrafına bakındı. Kimse yoktu. Herkes nereye gitmişti? Kemerini çözdü ve ayağa kalkıp aracın açık kapısından dışarı çıktı. Selin Rüzgar saçlarını savururken Çan ve zil sesi susmuştu artık. Lakin yerini Bir Çığlık almıştı. Gözlerini ormanda gezdirdi. Sesin nereden geldiğini kestirmem işte. Hey! Diye seslendi ormana doğru. Birkaç saniye sonra aynı ses yardım çığlığı tekrar atınca tam olarak olmasa da gönlü tespit ederek oraya doğru yürümeye başladı. Neredesin? diye seslendi bir kez daha. Yardım et! Adımları daha hızlandı. Geliyorum! Diye bağırırken yardım isteyen adama Umut vermek istemişti. Lütfen! Bu sefer ses daha yakından gelmişti. Gözleriyle adamı görmek için etrafta tur atarken bir kaç metre ilerisinde kayalıkları gördü. Uçuruma benziyordu. İçinden terbiyesiz birkaç küfür savurdu ktan sonra uçuruma doğru koşup kıyısında diz çöktü ve aşağı baktı. Hey diye seslendi tüm bedeni dehşet içinde titriyordu. Uçurumun sonu yok gibiydi. Yani, sonunu göremiyordu. Ve yaklaşık 200 metre aşağıdaki bir çıkıntı da duran bir adam vardı. Adam onun sesi ile başkaldırdı ve ona baktı. yardım et lütfen dedi acı içinde nokta merak etme sana yardım edeceğim. Dayan biraz ve sakın kıpırdama. Hemen döneceğim! İçeri geri gidip ayağı kalktı ve adamın itiraz etmelerine kulak asmadan koşmaya başladı. Zırhlı araçların yanına dönünce hala kimsenin olmadığını fark etmişti. Nereye gitmişlerdi! Kimse yok mu? Diye bağırdı bağıra bildiği kadar. Ama hiçbir cevap alamamıştı derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Eğer bir halat bulabilirse onu kurtarabilirdi. Zırhlı araçlardan birinin içine girdi ve askerlerin duvara asılı çantalarından birinin açıp içine baktı. Aradığını bulabilmiş olmanın heyecanı ile kalktı ve uçuruma doğru koşmaya başladı. Geldim! Dedi uçurumun ucuna gelip diz çökerken. Başını uzatıp baktı ama adamın olmadığı çıkıntı ile üçgen yalnızca nokta tüm bedeninin gerildiğini hissetti. Neredesin diye seslendi aşağı kaparken nokta biri onu kurtarmış olabilir miydi buradayım. Kulağının dibinde fısıltı bir vızıltı ya dönüşürken hızla döndü ve kanlar içinde adama baktı. Biri mavi diğeri siyah gözlerinde gülümsemenin ışıkları vardı. Henüz nefes almaya bile fırsat bulamadan adam elini kaldırdı ve kızı göğsünden iterek sırtüstü boşluğa düşürmesine sebep oldu. Korkuyla derin bir nefesi çekip az önce adamın durduğu çıkıntıya hızla yaklaşırken sıkıca gözlerini yumup çelen acıyı bekledi. Bedeni taşa çarptığı o anda gözlerini hızlıca açıp yerinden sıçradı. Rüzgar yoktu ya da acı. Nefes nefese kalmış halde etrafına bakındı. Deli gibi atan kalbine kulaklarında hissederken tanıdık bir çift göze karşılaştı. Yine katılmışlardı. Ne görmeye çalıştığını bilmiyordum ama ona istediğini vermemeye karar vererek önüneçevirdi gözlerini nokta aptalca Bir Rüya görmüştü. Su ister misin? Duyduğu sevse yanında oturan kadına baktı. Elin Nike matara ya onu uzatmıştı. Hiç içmedim. Dedi gülümserken nokta O da öğretmenli ilk çağrılan kadın. Neydi adı soru işareti teşekkür ederim Zahide nokta dedi Ve gülümseyip kendine uzatılan matarayı alıp içinden büyük iki yudum su içti. Kesinlikle buna ihtiyacı vardı. Kabuslar ha soru işareti dedi kadın anlayışlı gözlerle onu izlerken. Yaşlı büyük görünüyordu 50'li yaşlarında olduğuna sarkmaya yüz tutmuş kutusundan tahmin etmişti. Hoş olmayan rüyalar. Diye karşılık verdi. Matarayı geri verirken nokta ben de ilk bölge değişiminde böyle olmuştum. Bunlar gayet normal yani. Ama endişelenme, bir haftaya kadar uykuların düzelecek. Kısa bir anne profili izlenimi vermişti kadın. Bir anne böyle olurdu sanki nokta ailenden ayrılmak zor olmuştur. Daha çok soru sorar gibi konuşmuştu sanırım dertleşmek istiyor diye düşündü kız. Ah, Bir ailem yok. Ayrıldığım için üzüldüğüm kimse olmadı yani. Dedi. gülümsemesini engel olmuyordu. Bu kadın onu garip bir şekilde rahatlatmıştı sanki nokta bunu duyduğuma üzüldüm noktada değil yaşlılığın rüzgarına kapılma yüz tutmuş gözleri hüzünle dolarken nokta neden bir aylar olmadığını sorsam kabalık etmiş olur muyum? Diye sordu hemen ardından nokta elbette hayır. Ama sorunun cevabını ben de bilmiyorum. Araç ani bir frenle durup kapıları gürültüyle açılınca sohbetleri kesilmişti. İkisinin gözleri de kapıya döndü. Ama oradan buraya iniyorsun. Saniye gibi yerdeki adam yine elind başka bir deftere seslenmişti. Anlaşılan yine evime geldim nokta dedi kadın gülümseyerek kemerini çıkardı. Bir daha görüşmek dileğiyle Eudora. Hemen ardından cevap vermesini fırsat vermeden gitmişti nokta adını nereden biliyordu ki? Kadının ardından bakarken bunu düşünüyordu. Onun adını söylememişti. Bir yerden duyduğunu düşünüp saçma sapan entrikaları aklından temizledi. Her şey güzel olacak diye kendi kendine ikna etmek ister ve birkaç defa düşündüm. Birkaç Durak daha durup herkes evlerine bırakıyorlardı 6 defa Durduklarında bu zafer elindeki kağıt suda Duran asker onu adını seslendi. Heyecanlandığını hissederken kemerini 30 kalktı ve çantasını alıp araçtan indi. Ona seslenen askerin yanında başka bir adam duruyordu. Gri takım elbiseli bir adam merhaba bayan nokta Dede elini uzatarak bir an tereddüte düşse de adamın elini sıkmıştı sonunda nokta ve merhaba diye karşılık verdi. Bu sırada asker araca geri bindi ve aracın Demir kapısını kapattı. Buna biraz şaşırmıştı. Ne yani, hiçbir şey söylemeden öylece gidecekler miydi? Ben bölge danışmanınız. Yardımcı olmak ve buraya alışana kadar yardımcı olmak için buradayım isterseniz evinize geçelim nokta adam cevap bekleme Ben yürümeye başlayınca onu takip etmişti mecburen nokta bölge danışmanında soru işareti diye sordu adımlarına yetişince nokta evet hanımefendi yaşadığınız maddi manevi fark etmez her sorunda beni arayıp yardım isteyebilirsiniz. Adam konuşurken küçük bir evin bahçe kapısından içeri girmişlerdi. Küçük, bakımlı bir ön bahçesi ve beyaz bir verandası vardı evim. Kahverengi kapının önüne vardıklarında adam cebinden şıngırtı sesleri eşliğinde anahtar çıkarmıştır. Avucunu açtı ve kırmızı anahtarlığın ucunu tutup kaldırdı ardından kendisine merakla bakan kıza bu uzattı. Buyurun bu sizin nokta, ayrıca deyip kahverengi evrak çantasını çıkardı ve kırmızı bir dosya çıkardı içinden nokta bu dosyada aradığınız çoğu bilgi var tabii eksik varsa... Ön cebinden de kahverengi birkaç çıkarıp uzattı ardından devam etti. Beni bu numaradan arayabilirsiniz. Uymanız gereken kurallar net bir şekilde elinizdeki dosyaların içinde var. Kart ve zarf tak kızın eline tutuşturdu ktan sonra gülümsedi. Hoş geldiniz dedi tekrardan nokta ardından arkasını dönüp yürümeye başladı. Kız teşekkür etmişti ama duyduğundan pek emin değildi. Fazlasıyla acelesi var gibiydi. Anahtarı kapıya sokup kapıyı açarken kendi kendine güldü. Garip şehrin garip insanları diye düşündü burada çok işi olacağa benziyordu. İğnenin ucundan bir damla damladı. Ksik ışıktan ötürü siyah görünüyordu ama asıl rengi koyu bir yeşildi. Kötü olan her şey içinde toplamış gibi güzeldi, iyi olan her şey yok edecek kadar da korkunç. Genç kız, gözleri şırıngaya odalı bir şekilde kırkı yordu. Verdiği acıyı düşündükçe de çırpınışları artık çığlıkları eşlik etmeye başlamıştı nokta kollarını sıkı sıkıya üstünde uzandığı sert sevgiye bağlayan Demir halkaların bileklerine baktığını hissediyor ve acı çekiyordu ama hiçbir şey yeşil melek'in verdiği Acun'un yanından bile geçmeyeceğim den bir umut çırpınmaya devam ediyordu. Ağzını ikiye ayıracak kadar sıkı bağlanmış lastik dans çaldıklarını boğuyordu. Boğazının da acımasına aldırmadan bağırmaya devam etti. Şırıngayı tutan kadın Mora çalan gözlerinin kızdı ve bıkkın bir nefeslerde burnundan nokta çırpınmaya bırak artık kızım nokta işe yaramıyor, kendine zarar verdiğin ne kalıyorsun. Dedi ve yanındaki adama çevirdi bir saniyeliğine bakışlarını. Adam yaşlı kadının dediğini anlayarak çırpınıp bağıran kadını omuzlarından tutup bebeğe onu sedyeye iyice sabitledi. Yaşlı kadın artık ağlayan kızın beyaz boyuna birkaç kez parmak uçları ile vurup damarın belirginleşmesi mi sağladı. Kızaran boynundaki damar şişince iğneyi indirdi. Harem boynunda hisset diye soğuk iğne ucuyla herkesi ve tüm bedenini yataktan hızda kaldırıp dehşet içinde etrafa bakındı. Ay ışığı ile içeriye aydınlatan pencereyi gördüğüm C. Hemen yanındaki yasağı kalktı. Az önce yaşadıklarımı bir rüya olduğunu fark ettiğinde tuttu nefesini dışarıya alıp gerilmiş kemiklerini serbest bıraktı nokta boynuna kırıldığının henüz farkına vardı titreyen ellerini indirdi yavaş yavaş. Tüm bedeni kan ter içinde kalmıştı nokta bir süre olduğu yerde farklı ve geçmişinin geleceğe yorulmuş rüyasını üstünde yarattığı rahatsız duygulardan kurtulmayı bekledim. Bir nebze olsun rahatladığını hissettiğinde titremesine engel olmadığı kollarını kendi beline sararak odasının kapısı olan banyoya geçip elini yüzünü yıkadı. Alışkanlık gereği lambaları açmıştı ama dolunayın beyaz ışığı banyonun kapısından bile geçip aydınlatıyor dedi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD