Güçlü Takım

1789 Words
Bu gün diğer tüm günlerden daha farklıydı, bunu iliklerime kadar hissediyordum. Sürümün ilk üyesi Carl çoktan işe koyulmuş üç yeni üye daha hazırlıyordu benim için, bir bakıma hazırlıktı birazda amacım. Jugador yakında bana büyük bir savaş açacaktı bunun farkındayım. Bu yüzden güçlenmek için elimden gelenin en iyisini yapmaya hazırdım. Çok geçmeden Odett'in benim için gönderdiği Elçi ile karşı karşıya geldim onu dünyada kalmaya ikna etmem çok da uzun sürmedi, dediğim gibi Vex Jugador'a anlatmadığı çok önemli bir detay vardı benim hakkımda, ben insan kanıyla beslenmiyordum, artık onları öldürmüyor, hayvan kanı ile beslenip insanları dönüştürüyordum. Elçiyi kendi tarafıma çektikten sonra işler daha da kolaylaşmışdı benim için. Artık daha hızlı büyüyor, ordum her geçen gün daha da genişliyordu. Carl benim verdiğim işleri yaparken yani emirlerimi yerine getirirken ben de gündelik hayatıma bir insanmışım gibi devam ediyordum. Sabahları okula gidiyor birkaç saat dersten sonra öğle arasında Amorla beraber yemeğe çıkıyorduk yemekten sonra tekrar okula gidiyor ve Amor'un derslerini dinliyordum bana öyle güzel aşk dolu sözler söylüyordu ki sınıftakiler bile bu sözlerin benim için olduğunu anlıyorlardı. Zaten dersi sadece bana anlatıyormuş gibi bir havası vardı. Ay tenli, kırmızı dudaklı hatun, benim için biraz kroydu bu söz sanki ama yapacak bir şey yok. Söylediği her söz benim için çok başkaydı onu kırmak asla istemiyordum sürekli gülümsüyor, isteklerini yerine getirmeye çalışıyordum. O da aynısını benim için yapıyorudu. Aşk karşılıksız olandır, insan sevdiği zaman değil sevildiği zaman güzelleşir diyordu şair. Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevgidir. Diyordu St.Augustine. Gerçekten sevdiğinde birini nasıl seveceğini şaşırsın, öpmenin sarılmanın ölçüsü yoktur artık senin için. Ve en sevdiğim felsefeci Tolstoy, Aşk, bir kişi kendini yalnız hissettiğinde başlar ve yalnız kalmak istediğinde sona erer, der. Yalnız kalmak isteyen biri için kendinizi tüketmeyin, siz ne kadar çabalarsanız o kadar tükeneceksiniz. Amor'un ağzından dökülen bu sözler beni büyülüyordu. Bazen bir vampir olduğumu unutuyordum, onu dinlerken zaman duruyordu benim için. Carl her gün geceleri dışarı çıkıyor hayatından memnun olmayan ve kaybedecek bir şeyleri olmayan insanlara yeni sonsuz güç ve hayat teklifinde bulunuyor onlarda kabul ediyorlardı. Güzel seçimler yapıyordu Carl bu işte oldukça iyiydi. Her geçen gün güçleniyorduk farklı acılara sahip insanlar bir vampire dönüştülerinde daha önce hiç karşılaşmadığımız güçlerle sahiplerdi. Odett'in tahmin edemeyeceği şeylerdi bunlar, yaklaşık on kişilik bir sürüm olmuştu. Sürümün her üyesini kurallara uygun şekilde dönüştürmüş, ve uygun şekilde besleniyorduk. Elsa on ayıp ettiğini düşündüğünden onu yemeğe davet etmeye karar verdi..ertesi gün olmuştu Sabah uyanır uyanmaz bana bu kadarı görebilmek için evin bahçesine çıktı bahçede oyun oynuyormuş gibi yapıyordu bu hesabı da tabii çok bekliyordu JugadorYine aynı saatte evin önünden geçiyordu elinde yine bir demet papatya vardı papatyalar belli ki Elsa içindi..elsa'ya doğru yaklaştı papatyaları tatlıları uzattı ve selam verdi. Elsa çiçekleri görünce çok mutlu olmuştu galiba aradığım aşkı buldum diye düşündü daha önce onu Bu kadar ısrarla Yazacağım bu kadar önemseyen fikirlerini misin lan bir erkekle karşılaşalım işte ya da onun böyle bir erkek olduğunu düşünüyordu. Elsa setleri aldıktan sonra bir akşam yemeğine davet etti dışarıda bir akşam yemeği olacaktı bu çünkü annesi rahatsızdı onu eve davet edemezdi. Elsa cümlesine başlar başlamaz söylediklerine anlayın hemen söylediklerini kabul etmişti bu teklif onun işine gelecek de çünkü. elsaya daha da fazla yaklaşacaktı. ikisi de çok heyecanlıydı,.en sevdiği kıyafetlerini giydiler ve akşam için hazırlanıyorlardı ne kadar bir erkeğe hayatında istemediğini söylese de bu kez onun içinde farklıydı ilk defa böyle düşünüyor ve hissediyordu. Yemeğe vardığında Jugador ondan önce gitmişti. Bu bir centilmenlik Tea yaklaşık yarım saattir orada Ersoy bekliyordu atar atmaz dönüp ona baktı Çünkü kokusunu alabiliyordu çok heyecanlanmış dikiste kalplerine sesi yanlarındaki insanlar tarafından bile durula biliyordu adeta böyle başlamışlardı birbirlerini tanımayan ama yoktur elsa'dan bir vampir olduğunu Saklayacak tı böyle bir kuralı çiğnemeyi niyeti yoktu korkuyordu kendisi bir saat kaldı Evet doğru suda 1 saat kaldı.ama böyle bir cesareti kullanabilecek gücü yoktu. buluşmadan sonra artık ciddi düşünüyorlardı Annem evlenmek istiyordu babamla.babam alacak adam yani yukarı doğru böyle düşünmüyordu tabii ki de.onu sevmiş de çok sevmişti ama bir insanla evlenemez de bu kuralları aykırıydı. Akıllara gelen ilk kavramlar deli ya da aşırı zekilik kavramı bizim özelliklerimiz Evet sekse bayılıyorduk ama sadece bununla bitmiyor . Ah Bir Gül hoş geldin. Dedi gülümseyerek yerinden kalkarken nokta meraklı gözler onu bulunca karşılaştığı gülümsemeyle rahatlamıştı bir anda. Merhaba nokta diye karşılık verdi. Çekinme, içeri gel nokta genç kız beyaz önlüklü kadının direktifi ile dişçi koltuğuna oturdu. Bergen alabilir miyim? Bir an neden bahsettiğini anlamasa da ona verilen sayfadan bahsettiğini anlamıştım kadının bekleyen eline beyaz sayfayı tutuşturdu. Elbette kendisi o bölgede ne olduğunu incelemiş de. Bu bir tür GBT gibiydi. Ailevi bilgiler falan filan... Kendisi ilgili her şeyi yazıyordu. Doktor gülümseyerek belgeyi aldıktan sonra kısa bir göz attı. Neden buradayım? Beyaz önlüklü kadın başını belgeden kaldırıp kızın ucube gözlerine baktı. Sevecen ve önyargısız tatlı bir tavrı vardı. Dışarıdaki hanzolar yine bilgi vermediler değil mi? Dedi ayıplar gibi başını sallayarak. Genç kız bu kadının hanzo yu bitiriyor olmasına şaşırarak gülümsede nokta Türk mitolojisi demek dedi hayretle nokta kadında bir an şaşırıp gülümsedi. Ah, Sende mi? T&d de hayretle nokta kadınla bir an şaşırıp gülümsede. Ah sen de mi dedi buraya kan kontrolü ve hastalık durumunu kontrol etmek için geldin. Konuşurken bir yandan da yanına gelip koltuğun hemen yanındaki komidinin çekmecesine açmıştı. İçinden cam şişeler ve bir de iğne çıkardı. Sırtını yazdı ve rahatla. Otsimo ya hoşgeldin. Doktor kanını almıştı aynı zamanda burun ve tükürük örneği de. Parmak izi ve yüz tarama işlemi de yapılmıştı. Tüm bunlar biraz fazla gelmiştir. Yani, bu denli ciddi ve güvenlikli ortamlara Hiç alışık değildi. Geldiği yerde nadiren polis görürdünüz. Buradakiler ise ağır silahlar ve zırhlı araçlarla geziyorlardı. Blues onun kolunu indirdikten sonra ceketini çantasına koydu ve çantasını omzuna taktı. Valiz falan getirmelerine izin verilmemişti nokta yalnızca bir sırt çantasına kendileri için değerli olan eşyaları koyabilecekleri ne söylemişlerdi. Kıyafet falan onlar halledecek ler de sanırım fazla dekolte verdiğini fark edince bluzun yakasını biraz yukarı çekip kapatmaya çalıştı. O adamların arasına memesi açık şekilde çıkmayı hiç istemezdi. Tamamdır. Gidebilirsin. Dedi doktor gülümseyerek. Kan kontrolü hiç istemezdi kan kontrolü demiştin. Herhangi bir şey mi var? Diye sordu olmaması için dua ederken nokta kan kontrolünden kasıklarının ne olduğunu bilmiyordu. Henüz belli olmadı ama olur olmaz Sana bilgi vereceğiz nokta kısa ve samimi bir teşekkürün ardından bluzunu bir kez daha kontrol edip odadan çıktı. Bu kan kontrolü olayı asla aklına gelmemişti. Eğer herhangi bir şey çıkarsa gitmesine izin verilir miydi acaba? Bosch gri koridora bitirip Demir kapıyı açtık ve soğuk havaya çıktık. Endişelenmiş de nokta gözler çamur yolun başındaki 5 zırhlı aracın yanında sohbet eden asker grubuna buldu. Birkaç maskelilerin çıkarmıştır. Ardından araçların içindeki meslektaşlarını görünce oraya gitmek için hareketlendi. Hemen arkasından gelen erkek sesi onu durdurmuştu. Bekle. demişti tanıdık ses. Ve tüyleri tekrar diken diken olmuştu nokta kendisine seslendiğini biliyordu çünkü orada ikisinden başka kimse yoktu. Hızlanan kalbinin kontrol etmeye çalışarak arkasına döndü ve kendisine doğru gelen adama baktı maskeyi yüzünden sadece gözlerini görebiliyordu ve bu oldukça rahatsız ediciydi. Evet soru işareti dedi sesinin düzgün çıktığına daha sonra bol bol teşekkür edecekti. Adam cevap vermeden yürümeye devam etti sıra burnuna dolan güzel bir kokuyla havayı kokladı. Hiçbir kefeye koyamadığı ama bir şeye benzetmek zorunda olsa kahve çekirdeği eve çimen derdi. Adam yaklaştıkça kokunun arttığını fark edince derin solumayı bıraktı hemen resmen adamı koklamış da nokta yüzü utançla kızarırken adamın bunu fark etmemiş olmasını diliyordu. Ne oldu? diye sordu bir kez daha adam Tam önünde durunca nokta bir adım daha atsa ayakları birbirine diyecekti. Soğuk havanın bir anda ışığına fark etti genç kız utanmasa titreyecek ti. Ne oluyordu böyle? Adam hoş ve işaret parmakları olmayan eldivenli elini uzatınca geri çekecek gibi oldu ve bunun üzerine adamın da eli havada kaldı. Kızın tereddütlü duruşunu fark edince kendisi de tereddüte düşmüştü. Ama sonra ellerinin hareketini bu sefer daha yavaş devam edip kızın yukarı saçlarından Bir parmaklarının arasına aldı. Genç kız ise heyecandan ve şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez hale de dikilip kalmış dı. Saçın neden beyaz senin? Soru karşısında bir an duraksadı. Dudakları kurulmuştu ve onları yalamak istiyordu ama bir adama bu denli yakınken öyle bir şey yapamaz da. Saçın neden siyah senin? diye sordu. Ah Birgül sesi yine düzgün çıkmıştı. Adam genç kızın cevap sorusunu karşısında memnun olmuş ama tatmin olmamış bir tavırla etrafta gözlerini gezdirip tekrar kızın kilere çevirdi. Gözlerin neden böyle diye soracağım ama aynı şeyi yapacaksın galiba. dedi ciddi bir tavırla. Parmakları arasındaki saçı yavaş yavaş okşamadan edemiyordu. İyi bildin nokta dedi genç kız. Bu yakınlık devam ettikçe nefeslerini kontrol etmekte zorlanıyor durumu düşüyordu. 2 kadın adamın aniden üstüne eğilmesi ile geri çekilmek istedi ama saçı engel olmuştu nokta yüzlerindeki yakınlıktan rahatsız olmamıştı ama rahatsız olmamasından tedirgin olmuştu. Adam bir kez daha gözlerini kıstı ve başını yana yatırdı. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Dedi. Ama sorusunu cevaplamak yerine boştaki elini kaldırıp maskesini tuttu ve çıkardı. Yukarı kalkıp düzgün burnunu elindeki beyaz ipi ile yaklaştırıp derin bir nefes aldı. Aynı anda genç kızda saçına sokulan adamdan gelen kokuyu derin bir nefesle solmuştu nokta gözleri yine bir birini buldu sebepsiz bir çekim vardı aralarında nokta öyle ki bacaklarının içten içe titrediğini yemin edebilirdi. Aniden duyduğu ince bir çığlıkla yerinden sıçramıştır resmen ama adam da hiçbir tepki olmamıştı. Bu sıçrayışta kendine gelen genç kız elini kaldırıp kaba olmamaya Özen göstererek adamın eline saçından çekmek için tuttu. Teni onunkine temas ettiği anda adam elini Ateş varmış gibi çekmiş ve ondan uzaklaşmıştı. Gözlerinde öfkeye dair birkaç parıltı görünsede arkasını dönüp giderek onları izlemişti. Araca binerken aklı hala adam daydı. Yüzünü düşünmeden edemiyordu. Hele kokusu! İç geçirdi koltuğa oturup kemerini bağlarken. Neler oluyordu hiçbir Fikri yoktu. Ama bu olan şeyler hoşuna gitmişti sanki. Kan verdiğinden dolayı yorgun düşen vücudu kendini uyku ile rahatlatmak için yalvarır gibi sızlıyordu. Kapanmak için direnen gözlerini kırpıştırıyor ak etrafına bakındı. Askerler kendi aralarında koyu bir sohbete girmişlerdi. Görevli olarak gelenlerde kendilerine meşguliyetler bulmuştu. Kimisi arkadaş olmuş gibi görünüyordu. Ama uyuyan kimse yoktu. Kendine gelebilmek için başını iki yana salladı. Ah bir gül ne zaman kan verse böyle oluyordu. Bastıran uykuyla kanlı bir savaşın ortasında erken aniden yükselen bir gürültüyle gözlerini hızlı açtı. Tanıdık olan çan sesi art arda tekrarlanırken rüya gördüğünü düşündüğü. Derin bir nefes alıp etrafına bakındı. Kimse yoktu. Herkes nereye gitmişti? Kemerini çözdü ve ayağa kalkıp aracın açık kapısından dışarı çıktı. Serinrüzgar saçlarını savururken Çan ve zil sesi susmuştu artık. Laçin yerini Bir Çığlık almıştı gözlerine ormanda gezdirdi. Sesin nereden geldiğini kestiremiyorum işte. Hey ünlem diye seslendi ormana doğru. Birkaç saniye sonra aynı ses yardım çığlığını tekrar atınca tam olarak olmasa da yönünü tespit ederek oraya doğru yürümeye başladı. Neredesin! Diye seslendi bir kez daha. Yardım et! Adımları daha hızlandı. Geliyorum! Diye bağırırken yardım isteyen adama Umut vermek istemişti. Lütfen! U sefer ses daha yakından gelmişti gözleriyle adamı görmek için etrafta tur atarken birkaç metre ilerideki kayalıkları gördü uçuruma benziyordu içimden terbiyesiz birkaç küfür savurdu ktan sonra uçuruma doğru koşup kıyısında diz çöktü ve aşağıya baktın. Hey! Diye seslendi. Tüm bedeni dehşet içinde titriyordu. Uçurumun sonu yok gibiydi. Yani, sonunu göremiyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD