Üzerime bir hırka geçirip saçlarımı hırkanın içinden çıkardım. Arslan abinin benimle ne konuşacağı hakkında merak içerisindeydim.
Dış kapıyı yavaşça açıp kendimi dışarı attıktan sonra yavaşça kapadım, öyle ki eğer aile fertlerimden biri uyanır ve Arslan abi ve beni yakalarsa pek iyi olmazdı.
Dışarı çıktığımda Arslan abinin arabasını hemen ilerde park edilmiş şekilde görünce oraya ilerledim. Arabaya vardığımda kapıyı açıp ön koltuğa kurulduktan sonra geri kapıyı kapattım.
Kafamı sola çevirip Arslan abiye baktığımda giydiğim penye şortun açık bıraktığı bacaklarıma odaklandığını görüp iki kere öksürdüm. Bu öksürük bir uyarı öksürüğüydü...
Öksürmemle kendine gelip yüzüme baktığında ben de ona bakıyor konuşmasını bekliyordum.
"Benimle ne konuşacaksın Arslan abi? Biri uyanırsa sıkıntı olabilir hemen gitmem gerek." dediğimde kaşları çatık şekilde beni dinledi. "Bana abi demeyi kes."
Omzumu siktim ve gözlerimi ondan alıp ön cama çevirdim. "Sana abi dememem için bir sebep yok." dediğimde dalga geçercesine ufak bir gülüş çıktı ağzından. "Hmm, geçmişte yaşadığımız şeyler de bir sebep değil yani?" dediğinde aklıma gelen ya da aslında aklımdan hiç çıkmayan anılar yeniden gözümde canlandı.
Flashback
Sene 2014
Yaz tatili olduktan bir hafta sonra kızlarla plaja gitmiştik. Bizimle birlikte abim, kardeşim Anıl, Pamir ve Arslan abi de gelmişti. Plaja vardığımızda hepimiz birer şezlong kiralayıp yerleştik.
Plaj az da olsa biraz kalabalıktı. Plaj çantamı şezlongumun yanına kumların üstüne bıraktıktan sonra kızların da yaptığı gibi bikinimin üstüne giydiğim ince yazlık elbiseyi üzerimden çıkardım.
Elbisemi çıkardıktan sonra Arslan abiyi beni süzerken gördüğümde biraz utanmış olsam da burda herkesin benim gibi bikini giymiş olduğunu hatırlartıp rahatlamaya çalıştım. Arslan abi de üzerindeki tişortü çıkardığında yapılı vücuduna baktım. Yakalanmamak için o görmeden gözlerimi çektiğimde önümüzdeki birkaç kızın Arslan abiyi süzdüğünü görüp kaşlarımı çattım.
"Nefes şu kremi sırtıma sürsene." diyen Ecem'e bakıp başımı olumlu yönde sallayıp yanına gittim. Şezlongun kenarına oturup elinden kremi aldım. Kremden bir miktar sırtına sürüp elimle yedirirken abimin yanına sarışın, abimin yaşlarında bir kız geldi. Arslan abiden bir yaş büyük olan abim 22 yaşındaydı.
"Merhaba." diyen kıza bakan abim kafasını sallayıp "Merhaba?" dediğinde Yağmur'un çatık kaşlarla abime ve kıza baktığını gördüm. Aslında söylemek gerekirse Yağmur'un abime olan ilgisinin uzun zamandır farkındaydım.
"Benimle denize girmek ister misin diye soracaktım." diyen kızla birlikte Yağmur'un bir anda sesli şekilde öksürmeye başlamasıyla sırıttım. Yağmur'u azıcık tanıdıysam o kız ile abimin birlikte takılmalarını onlara zehir ederdi.
"Tabii neden olmasın." diyen abimle birlikte kız gülümsedi ve birlikte kalkıp denize doğru ilerlediler. Ecem'e krem sürme işlemim bitince Ecem bana dönüp fısıldadı. "Yağmur Barış abiyi mi kıskandı bana mı öyle geldi?"
"Bilemiyorum sanırım abime ilgisi var ama emin değilim." dediğimde kafasını salladı ve şezlongtan kalkıp, "Ee kızlar hadi biz de girelim." diyen Ecem ile Yağmur anında kalkıp "Evet girelim, bence de!" sinirle söylenerek şezlongtan kalkan Yağmur'a bakıp kıkırdadım. Kör görse koklayarak anlardı Yağmur'un abimi kıskandığını şu an.
"Ben şu an girmeyeceğim." diyerek şezlonguma oturduğumda Esma da "Ben de." diyerek bana katıldı.
Ecem ve Yağmur denize ilerlerken Pamir ve Anıl'ın da kalkıp denize ilerlediğini gördüm.
Bir tek Arslan abi, ben ve Esma kaldığımızda Arslan abinin Esma'ya ters ters baktığını gördüm.
Esma gözleri kapalı şekilde güneşlenirken Arslan abinin kol kaslarına güneş kremi yedirdiğini gördüğümde yutkunarak önüme döndüm. Bu bir görsel şölen olsa da bakarken yakalanırsam çok utanırdım.
"Yardım ister misin?" Yabancı bir kız sesi ile sesin geldiği yöne baktığımda esmer taş gibi bir kızın Arslan'a krem sürmek için beklediğini gördüm ve kaşlarımı çatıp konuştum. "Sen hiç zahmet etme canım ben yardım ederim ona." diyerek Arslan abinin yanına vardığımda Arslan abinin şaşkınlıkla bana baktığını gördüğümde içimden bi küfür savurdum. Salaksın kızım sen iki dakika çeneni tutamıyorsun!
Kremi alıp Arslan abinin sırtına sürmeye başladığımda kız çoktan gözden kaybolmuştu. Elimle kremi Arslan abinin geniş sırtına yayarken kaslarının elimin altında gerildiğini hissediyordum. "Bir an kalkıp kızı döveceksin sandım." diyen Arslan abi ile kızarıp kremi yaymaya devam ettim. "Ne alakası var ben öyle şeyler yapmam." dedim.
"Öyle olsun bakalım." dediğinde kremi sürmeyi bitirdiğimde kalkacakken kolumdan tutup yeniden şezlonga oturmamı sağladı. "Yardımını karşılıksız bırakmak olmaz." diyerek kremi eline aldığında gergince nefes verip konuştum. "Peki."
Ona sırtımı döndüğümde hemen sonra ellerini sırtımda hissettim. Kremi çıldırtıcı bir yavaşlıkla tenime yedirirken nefesini omzumda hissediyordum. "Nefes, sıcacık ve körpecik tenin, beni günaha davet ediyorsun." keskin ve hırıltılı sesi kulağıma ulaşırken zar zor aldığım nefesimi verdim. Başımı denize çevirdiğimde abimlerin denizde bizden baya bir uzakta olduklarını görüp bir nebze rahatlarken sırtımdaki ellerin sırtımda işi bitmiş olmalı ki ellerini benden çekmişti. Rahat bir nefes alıp kalktığımda Arslan abinin de kalktığını gördüm. Denize doğru ilerlerken o da arkamdan geliyordu. Denize ilk ayaklarım değdiğinde soğukluğuyla irkildim fakat yine de ilerlemeye devam ettim. Yüzmeyi oldum olası beceremediğim için suyun boyumu geçmeyecek yerlerinde takılırdım.
Yavaş yavaş deniz karnımı da geçerken suya alışmaya başladım. En sonunda su benim göğüslerime kadar gelirken su Arslan abinin hala belindeydi. Arslan abinin beni belimden tutup ilerletmesiyle korkuyla ona baktım. "Arslan ben yüzme bilmiyorum buralarda kalsam iyi olur." dediğimde belimi daha sıkı sardı ve ilerletti. "Seni tutacağım sakinleş." dediğinde içimden 'elin belimdeyken nasıl sakinleşebilirim?' diyerek kaderime razı geldim.
Suda ilerlerken artık ayaklarım suya değmiyordu. Ellerimle Arslan abinin kaslı omuzlarına tutunduğumda o da benim belimi sararak kendine yapıştırdı. "Şu an ne kadar ağız sulandırıcı olduğunu bilemezsin." demesiyle alt dudağımı dişleyip gözlerimi ondan kaçırdım. Gözlerim denizde abimleri ararken onları göremeyince onlardan çok daha uzakta olduğumuzu farkettim. Eğer bizi bu kadar yakın görselerdi sorun olabilirdi.
Arslan abinin bir eli belimdeyken diğer eli su ile omzuma yapışmış olan karamel rengi saçlarımı ittirdi ve eli daha sonra boynuma çıktı. Boynumu eliyle kavrayınca ne yapacağımı bilemeyerek ona bakıyordum. Yüzünü yüzüme yaklaştırarak nefesini dudaklarıma bıraktı. "Seni burada nefessiz bırakana kadar öpmek isterdim." demesiyle zorla yutkundum. Boynumdaki eli biraz daha sıkılaştığında dudaklarımı aralayıp ona süt dökmüş kedi gibi bakıp elini çekmesini bekledim fakat o dudaklarını aralık olan dudaklarıma doğru yaklaştırırken gergince nefes aldım. "Arslan dur biri görecek lütfen." dediğimde sırıtarak belimdeki elini kalçama doğru ilerletip bir yandan da dudaklarını dudaklarıma yaklaştırıp konuştu. "Onlardan çok uzaktayız." dediğinde nefesimi gergince verdiğimde nefesim onun dudaklarına çarptı. "Beni çıldırtıyorsun." diyerek dudaklarıma yapıştığında şaşkınlıkla inlediğimde eliyle kalçamı sıktı. Diğer eli boğazımı sıkarken nefes almam imkansızlaşmıştı. Nefesimi keserek beni sertçe öperken kendine biraz daha bastırdı. Kadınlığımda bir sertlik hissettiğimde yeniden inledim. Dili ağzımın içinde keşfe çıktığında baştan çıkmış halde inliyordum. Kadınlığımdaki sertliği daha çok hissetmek isteme hissi ile bacaklarımı ona sarıp kendimi sertliğe bastırdım. Arslan ağzımın içine inlediğinde kendimi sertliğe sürtmeye başladım.
İlk defa yaşadığım bu şey çok iyi hissettiriyordu. Kendimi ona sürtüp inlerken nefessiz kaldığım için duraksamak zorunda kaldım. Arslan da farketmiş olacak ki elini boynumdan çekip kalçama koyduğunda dudakları dudaklarımdan ayrılıp çeneme indi. Nefes nefese kaldığımda o ıslak öpücüklerini çenemden boynuma ilerletiyor, emiyor ve ısırıklar bırakıyordu. Beni kalçamdan kendi sertliğine bastırdığında inledim ve kendimi ona sürtmeye devam ettim.
"Siktir! Nefes, biraz daha buna devam edersen dayanamayacağım."
Neye dayanamayacağını anlamazken kendimi ona bu sefer daha sert şekilde sürtüp erkekliğini kadınlığımda öyle bir hissettim ki, bu çok sesli şekilde inlememize sebep oldu.
Kalçamdaki eli kalçamın alt kısmından yavaşça kadınlığımda durduğunda oramı okşamaya başladığında nefes nefese inledim. Parmağını orama bastırıp okşamaya devam ederken inleyerek kendimi ona bastırdım. "Ahh dur."
"Durmak yok Nefes." dediğinde inleyerek dudaklarımı ısırdım.
"Ah nasıl da kasılıyor kadınlığın, hissediyor musun Nefes?" demesiyle bir daha inledim ve zevkten gözlerim kararmaya başladı.
"Ahh Arslan." adını inlediğimde parmakları daha da hızlanırken seslice inledim. "Kucağımda zevkten kıvranıyorsun, ah, bunu ne kadar düşlediğimi bilseydin korkup kaçardın." dediğinde söyledikleri ve parmakları beni daha da zevke getirirken artık okşadığı yerin zevkle karışık acımaya başlamasıyla tırnaklarımı omzuna batırdım. "Ah acıyor Arslan."
"Artık boşalmalısın Nefes." dediğinde inleyip kalçamı ondan kurtarmaya çalışıyordum ama nafileydi. "Gel bana Nefes, hadi." kulağıma söylediği şey ile birlikte kasılan bedenim boşalmam ile rahatladı ve Arslan parmağını kadınlığımdan çekti.
Bundan sonra ne olacaktı bilmiyorum, abi dediğim adam ile bunu yaşamıştım. Neler olacağını zaman gösterecekti.
Flashback son.
"Arslan abi bunu konuşmak için mi çağırdın beni?" dediğimde çenesinin kasıldığını gördüğümde sinirlendiğini anladım fakat doğru olan buydu. Geçmişte her ne kadar bir şeyler yaşamış olsak da.
"Benim asistanlığımı yapmanı istiyorum." dediğinde ona dönüp umursamazca bir bakış attım.
"Benim bir işim var zaten." dediğimde ifadesizce karşısına bakmaya devam etti. "Benim asistanlığımı yaparken o işini bir hobi olarak da yapabilirsin. Ayrıca benimle çalışırsan bu hobinin önü daha da açılabilir. Benim şirketimde çalışan olan bir stilisti bir çok tanınan tekstil firmaları kendi bünyesine katmak ister." dediğinde kaşlarımı çattım. Onunla çalışmak istemiyordum işte! Ama çok mantıklı konuşuyor olması da kafamı karıştırmıyor değildi.
"Neden beni istiyorsun ki asistan olarak? Büro yönetimini benden daha yüksek puanla bitirmiş yüzlerce insan varken?" diye sorduğumda derin bir nefes alıp verdi. "Keyfim istiyor."
Söylediği şeyle kaşlarımı çatıp elimi arabanın kapı açma yerine koyup konuştum. "Anlıyorum, ama benim keyfim de seninle çalışmayı hiç istemiyor." dedim ve kapıyı açıp arabadan indim. Kapıyı kapatmadan önce "İyi geceler Arslan abi." diyerek kapısını kapatıp eve doğru adımladım.
Tam evimin kapısına ulaşacakken bedenim duvara çarptı ve kendimi duvar ile Arslan'ın arasında buldum. "Bırak beni!"
Bırakmak yerine ellerimi duvara dayarken yüzünü yüzüme hizalayıp korkutuc sesiyle fısıldadı. "Beni şu anda kışkırtmak istemezsin, Nefes."
Burun buruna sinirle soluyorken bir kapı sesi ve ardından kardeşim Anıl'ın sesini duymamızla gözlerimiz o yöne doğru yöneldi.
"Arslan abi, abla? Ne yapıyorsunuz bu saatte dışarıda? Hem de bu şekilde?"