"Peki bu hastalığın bir tedavisi yok mu? Önüne geçebilecek bir ilaç?" diye sordu, günümü zehir eden ses. Okuldan çıktıktan sonra her zaman yaptığım gibi kafeye gelmiş ve tontişi ortalarda göremeyince odasına doğru ilerlemiştim. Kapısını çalmak üzere odasına doğru ilerlediğimde, odanın kapısının zaten aralık olduğunu fark etmiştim. Ahmet amca ve bir adamın karşılıklı oturduğunu görmüştüm. Bir şey konuşuyorlardı ve Ahmet amca üzgün görünüyordu. Onu böyle gördüğümde içimde bir acı hissetmiştim. Az önce karşısındaki adam neden böyle bir şey söylemişti? "Allah'ın verdiği hastalığa isyan etmek olmaz, bu da benim imtihanım. Tedavisi yok ama olmamasına da üzülmüyorum. Benim asıl üzüldüğüm Kutay ve Su. Ben yokken onlara kim göz kulak olur..." dedi Ahmet amca sıkıntıyla başını iki yana doğru sal

